karımı ve baldızımı siktim

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

karımı ve baldızımı siktim
Karımı ve baldızımı siktim
Big Grin Selam Ben hollandada yaşayan kariyer sahibi bir erkekğim.Kariyer dedimde aslında sexste kariyerli olmayı başardım.
Karım türk bende türküm ama yıllarımız hep yurtdışında geçti
Karım:28 yaşında ben 35 yaşındayım..
Eşimle evliliğmizde ilk zamanlarda sorun yoktu şimdilerde hiç yok.
Sevişmelerde mükemmeliz bende mükemmelim erken boşalmıyorum Eşimi boşalttıktan sonra kendim rahatlıyorum
Ne olursa olsun zamanla monotonlaşan bir evlilik halini alıyor istemesekte .
Artık değişiklik arıyoruz.İşte bu süreçte yatakta fantaziler türetmeye başladık karımla.
Erkek olarak hayalini düşlediğim fantazileri sevişirken gündeme getiriyorum.Arada bir kadın daha olsa 3 lü sevişmeler yaşasak ne güzel olur.Bir seni siksem birde diğer bayanı of of aman of şehvete gelmemek mümkün değilya.2 tane göt ve am var domalmış birine sok çık diğerine sok
sulu sulu am sularının tadına bak
Memelerini sık saçlarıı çek 2 bayanın sahibi benim
Bunları konuşurken karımda baktım daha bir heyecanlı
daha bir hareketlendi.Başladı bana eşlik eye o kadın benim amımı yalasa göt deliğimi yalasa demeye sevişirken bunları konuşuyoruz fakat sex bittiğinde normal yaşantımız devam ediyordu.
Eşimin kardeşi vardı yani benim baldızım.Kocası ile tartışmış bize geleceğini söyledi.Yeni evli olmasına rağmen eşiyle geçinemezdi baldızım kimbilir neyi paylaşamıyorlardı.Baldız anlatmıyorduki bilelim çözüm arayalım
Baldız geldi bize 2 gözü 2 çeşme ağlıyor
20 yaşında baldız çocuk doğurmadığı içinde süper bir fiziğe sahip
memeleri nerdeyse gömleğinden fırlayacak.Giydiği dapdar bir streç tayt bütün hatlarını çıkartmış ortaya gayet te ilgi duyulacak sütun bacaklı sarışın bir baldızım var benim.
O gece alkol aldık baldızda içerdi iyi içici idi.Maksadımız çakır keyfi olsunda derdini anlatsın amaç
Öylede oldu Benim karı annesini aradı böyle böyle dedi
Şimdi sizlerde olayı merakmı ettiniz.
Meğer baldızın kocası benim baldızı sikemiyormuş baldızda kocasını aldatıyormuş.Eşide bunu öğrenince alın bu kaltağı orospuyu deyip dışarı atmış.
Eğlence ve sikişmenin tadını almış olan baldız artık rahatta durmuyormuş
Enişte boşayacakmış bizim baldızı benim hatunda bizde kalsın bir süre dedi dışarımı atacaz dedim olur kalsın dedim.
Baldız bizde kaldığı sürece gidiyor geziyor gece yarıları gelmeye başladı eve.
Ben eşimle yatıyorum baldız gelecek ses duymasın diyorum rahatımız kaçtı ama belli etmiyoruz.
Gecenin bir vakti baldız sarhoş geldiDış kapıyı açamıyor bende eşimi baldız yokken rahatça sikiverecektim başlamıştım eşim bağıra bağıra sevişiyorduk.Fantaziler dünyasına dalmıştım yine ben 2 kadnla sevişirken o esnada kapının kurcalanması tabiki canımı sıktı.Baldız girdi ve yattı ben sikim elimde dolaşıyom.Karı kardeşim duyacak diyor vermiyor.Bende olmaz diyom kudurdum
Sessizce seks yapmaya başladık tekrar fantazime kadığım yerden devam ediyordum Bayan senin amını götünü yalıyor öpüşüyorsunuz bir seni birde diğer bayanı sikiyorum ahlayıp pufluyoruz.Am sularınız bacaklarınıza kadar aktı
Tam bu esnada karım sende fantazi varda bende yokmu dedi.Bende 2 erkekle sikişmek istiyorum deyiverdi.Sen beni sikerken amdan oda götten siksin hatta 3 erkekte olabilir ağzımıda sikin benim dedi.
İlk dakikaların şokunu yaşayan ben aramızdaki o ateşli hazzı görünce devam ettik.
İlk boşalma böylece bitti.Eşim çok şehvetli sevişti.Ama ilk onun istediğini yaamazdım.
Eşimle ertesi gün ayık kafa ile konuştuk.İlk etapta olmaz desede sonra yumuşama gösterdi.
İlk bir bayan bulup onunla deneyelim dedik.
Bu görevi tabiki karım üstlendi fakat yapamadı.
Günler geçti durumumuzda bir değişiklik yok baldız aynı baldız karı aynı
İlk defa baldıza o gece alıcı gözü ile baktım.Ama eşime nasıl diyecektim.
Tongue Kendimden utanır oldum ama bizim baldızda az orospu değil hani benim o günden sonra baktığımı fark edince elinden geleni yapmaya başladı
Bu nasıl görünüyor bu kıyafet yakışmışmı enişte gibi zamanla erken gelmeye başladı eve
Bende eşimde değişikliğin farkında olsakta demedik birbirimize.
Bir cumartesi günü tatil hava sıcak evin içersinde şortla dolaşan baldızım ve göğüsleri belli şekilde olan karım ortalıkta dolaşıyor.
Banyoya girecek olan baldızıma eşimde yardım ediyor ve aralarında fısıldaşıyorlar gülüyorlar.Alkol almayada başladık bu arada tatil olduğunda genelde içeriz.
Baldıza artık alıcı gözle bakıyorum niyeti bozdum ama karımın kardeşi bu sebeple açılamıyo hani dışardan birisi olsa karımla konuşurum ama bu baldızım olmaz diyorum sadece bakıp hayallerimi süslemesine fantazilerde yaşamak zorundayım.
Baldız duşa girdi.Elind permatik gördüm ah ah dedim şimdi amını kesecek dedim kıllarını alacak o permatiğin yerinde olmayı istedim.
Şakır şakır su sesi geliyor içimin yağları eriyor benimde iç içebildiğin kadar deyip duruyorum hatun evde olmasa anahtar deliğinden röntgenlik yapacam ama karı evde olmaz.Bir bağırma ile kendime geldim baldız ablasına seslendi sular kesildi diye duymadı balkoda olan ablası komşu ile sohbete dalmıştı.
Bornoz ve köpüklü şekilde banyodan çıkan baldız bornoz arasından gözüken meme uçları ereksiyon oldum resmen bu kız beni bitirdi bu hali ile
Yanıma geldi sular köpüklü köpüklü akıyor ben eriyorum.Enişte ablam nerde yahu sular kesildi suyum yok dedi bana.Tebessüm ile
Bende ben bakayım dedim.Banyoya girdim sular kesilmişti ve baldız yanımda duruyordu.Kovayı doldurmamıştı keşke su doldursaydım dedi ama nafile tabi
Ablası geldi bizi banyoda gördü baldızda bornoz vardı frikik verdiğinide gördü tabiki hiçbir falso vermeden neler oluyor dedi.Sular kesildi abla eniştede bakıyor dedi sana seslendim ama duymadın dedi.
30 dakika kadar sonra sular geldi ama ben baldıza hayallerde siktim siktim durdum.
Traşlı bal ve kaymak gibi amcığını yaladım durdum.
Ogün yapamadım birşey ama işyerinde bile kafamda hep baldız var kendimi konsantre edemiyorum banyodaki hali hep görüntüde var benim.
Karıma konuyı açmak istedim birgün cesaret lazımdı bana o gün çok içki kullandım artık söyleyecektim.
Baldız yan odada yatıyordu bende eşimle sevişmeye başladım karımın canını yakıyorum biraz bilinçli olarak çok bağırsınki baldız duysun diye
Eşim çok haz almıştı daha öncede sevişmelerimizden çok farklı bu sikişme daha vur daha derine sok götüme sok çıldırdım demeye başladı.
Ben bu esnada fantazime girdim.
Sesleri duyup duymadığını bilmiyorum ama kapı aralandı karşımda baldız vardı.Şeffaf bir gecelik içinde ve içinde hiç birşey yok memeler göt ve am ortada.
Masturbasyon yapmaya başlamıştı sanırım masturbasyon kesmedi ablasının çığlıkları karşısında baldız bir baktım enişte beni öp sev demeye başladı.Ablası öp onu dedi ben kendimi eşim ve baldızımla aynı yatakta buldum.
Baldızı öyle bir siktimki ne am kaldı ne göt çünkü arzu doluydum ben baldıza karşı
Artık 3 müz aynı evde ve aynı yataktayız kıskançlık yok bol sikişmeli zamanlar var bizim baldızda az değilmiş hani
Bir am var taş gibi artık etek traşınıda ben yapıyom 3 ümüz yaşıyoz
Sıradaki fantazide karımın çoklu erkek fantazisi olacak çünkü o bana kardeşnnii sundu sıra bende ona özel bir süpriz yapacam belk**e baldızımda içinde olacak ben çok mutlu oldum.Baldız baldan tatlıdır ya evet öle
Karım ben ve baldız.Hergece 2 sinide sikiyorum ve bir kolumda baldız bir kolumda hatun yatıyoz……

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Kendim kaşındım

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Kendim kaşındım
Bir gün evde oturuyorum yaşım 16 evde kimse yok.Canım sıkıldı ablamın odasına gittim sağa sola bakınıyordum.Ablamın odasıda yan tarafta inşaata bakıyordu şöyle bir
perdenin arkasından baktım inşaatte kıllı kıllı kaslı adamlar atletleriyle kan ter içinde çalışıyordu.Biraz evin içerisinde dolaştıktan sonra can sıkıntısıya hemen aklıma çok dehşet bir fikir geldi.Ablamın elbiselerini giyip inşaattaki adamlara kendimi izlettirecektim.İşin güzel yanı kmse benden şüphelenmiyecekti.Nede olsa oda ablamın odası
elbise ablamın elbisesi.Adamlar evin genç erkek çocuğudur demiyeceğine göre risk**e yok hemen işe koyuldum ablamın dolabini açarak renkli tangalarından birini giyindim üzerinede pantol üzerinden giydiği kalça hizasında mini tunniğini giydim.Parlak bem beyaz kalçam arasındaki kırmızı tangasıyla baya bir sexi görünüme kavuştum.Sonra ablamın
kullandığı peruklardan bir tanesinide takarak son rütüşlerimide geçtim artık sinsi planımı gerçekleştirmeye hazırdım.önce perdeyi açtım aynanın karşısında saçlarımı düzeltir gibi yaptım saçlarımla oynarken göz ucuyla onlara bakıyordum en sonunda farkettiler hepsi birden bana bakmaya başladı bense onların baktıgını farketmemiş gibi saçlarımı elbisemi düzeltiyordum.işlerini bırakmış pür dikkat bana bakıyorlardı.çok heyecanlandım cama dogru dönüp aynada elbiseyi kısaltır gibi yapıp popomun bacaklarımın
nasıl göründügüne bakıyordum.tabi asıl amacım onlara seksi beyaz popomu göstermekti.biyandan caktırmadan onlara bakıyordum.bitanesi kendinden geçmiş yarragını okşuyordu o anda beni bir ateş bastı kucagına oturup götümü yarragında gezdirmek istedim ovvv çok iç gıdıklayıcıydı elimi götüme dogru uzatıp okşamaya başladım bu arada tangamda
süper görünüyordu popomu okşarken biran götümde yarrak hisseder gibi oldum ve çok canım istedi.Kadın elbiseleri giydim ve kadın gibi hissettim.ne yapacağımı bilmez durumda çok feci şekilde deliğimin iç duvarları kaşınıyordu.Artık inşaattaki amellere nispet yaparken bir yandanda kaşıntımı gidermem gerekiyordu.Mutfağa giderek bir salatalık aldım ve odaya geri döndüm kendimi porno yıldızı gibi hissediyordum.Elime aldığım salatalığı yastığın üzerine kayarak üzerine oturdum salatalık sağuk soğuk götümün arasında
uzunlamasına duruyordu bende götümün ve deliğinin kaşıntısını almak için bastıra bastıra sürtünüyordum.Aynadan gördüğüm kadarıyla ameller inşaatta farklı pencelere geçmişler hepsinin elinde sopa gibi yarraklar bana bakarak 31 çekiyorlardı.Ben dahada ateşlendimher katta her pencerede bir inşşat işçisi beni izliyordu.Bir yandanda kaba uzun kıllı
yarraklarını bana bakarak zevke getiriyorlardı.Ben artık onlara sow yaparken salatalığı içime almaya karar verdim yastığı pencereye parelel uzatarak salatalığıda üzerine dikine tuttum ve göt deliğime dayadım yavaş yavaş üzerine bastırıyordum.Baktım salatalık ufak ufak götümün deliğinde ilerlemeye başladı.Bir kaç dakika sonra salatalığın yarısı
dışarda kaldı kalan yarısı götümün en derin yerine değmişti kendimden geçmiş şekilde yastığın üzerinde zıplıyordum.Salatalık yağ gibi girip çıkıyordu.ben hızımı alamadıgımdan olsa gerek dakikalarca yastığa saırlarak götümün deliğindeki kaşıntı gitsin diye zıplıyordum zamanla zevke dönmeside cabası.Hava kararmaya başladığı için artık toparlanmam gerekti.
Perdeyi kapatarak herşeyi yerli yerine koydum ve akşam ev halkı gelince hiç bir şey olmamış gibi yattık yattık ama uyuyamadım.Sabaha kadar o anı düşündüm.

Sabah erken okula gitmeden önce markete ekmek almaya gidecektim evden indim inşaatın önünden geçerken işçilerin geldiğini inşaatın önünde beklediklerini gördüm.Sabah sabahda azgın olamazlar ya diye kıvırta kıvırta yanlarından geçip markete gittim.Dünden azmışlarki geri döndüşümde 2 3 tanesi hala inşaatın önünde bekliyordu bir yandan da elleri siklerinden sıvazlıyorlardı.Tam yanlarından geçeceğim sıra aralarında konuşuyor gibi bana duyurarak ah olun bi göt olsada sabah sabah siksek diye duyacağım şekilde konuşuyorlardı.Yüzüm kızardı morardı terler içinde kaldım apartmana girerek götümü duvara yaslayarak sabah sabah ateşimi duvara verdim.Herhalde anladılar ablamın yerine geçtiğimi gerçi kim bilir kendimden geçmiş bir vaziyette kim bilir nerede açık verdim.Gün geçtikçe götümdeki delik hem yanmaya hem kaşınmaya başlamıştı artık tadına baktırmalıydım
ama kime derken inşaatta hazır işçiler vardı ama nasıl kendimi siktirebilirdim.

En kısa sürede yeniden ablamın kıyafetlerini giydim ve camın karşısında yine cilveleşirken göz ucuyla izlediklerini gördüm ve planım benimde onları görmemdi cama dönerek aaaa falan yaptım ve karşılıklı birbirimiz gördük ameleler işaret ediyordu gel falan diye bende tamam diyerek üzerime normal elbiselerimi giydim içimde ablamın elbiseleri ile binadan indim ve inşaata arkadan girdim alt katta üzerimdekileri çıkararak içeri girdim inşaat işçileri beni karşıladı ve yukarı çıkalım diyerek önden ben kırıtarak merdivenlerden çıkarken onlardan arkadan minielbiseden görünen bembeyaz popomu avuçlayarak yukarı çıktık tahta kapılı bir odaya girdik ve oradaki yataklardan birini gösterdi.Ben yatağa uzanarak domaldım bir tanesi geldi ve başını götümün arasına gömerek deliğimi diliyle sikmeye başladı nasıl yalıyor deli gibi deliğimi dilliyordu.Birtaneside baş ucuma gelerek yarrağını ağzıma uzattı bende sikini dibinden kavrayarak dondurma gibi yalıyordum adam çok zevk almış olacakki başımı iki eliyle tutarak ağzımı sikmeye başladı her sokuşunda yarrağının başı boğazıma kadar giriyordu.Arkamdaki toparlanarak yarrağına krem sürdü ve başını götümün deliğine dayadı bastırıyordu ama girmiyordu okadar büyük siki götüme alamazdım.o bastırdıkça ben kendimi öne kaçırıyordum kaça kaça beni yüz üstü yatırdı daha kaçacak yerim kamamıştı üstüme yatarak elleri ile ağzımı kapattı ve yarrağını bir hamlede götüme soktu.Bağırıyordum çığlık atıyordum ama çokda duyulmuyordu adam 2 dakka yarrağını hareket ettirmeden götümde beklettikten sonra acım dindi sesim kesilince adam alleriyle götümü tutarak başladı sokup çıkarmaya ben zevkten inlemeye başladım busefer offf erkeğim sok bana sik beni götümün ateşeni söndür diye diye adam götümü yara yara sikiyordu.diğeride yeniden o kalın yarrağını ağzıma sokarak ağzımı sikiyordu götümdeki adam içime fışkırtmaya başladığını hissettim hayvan gibi götüme boşalıyordu.diğeride çok geçmeden ağzımın içine menilerini fışkırtmaya başladı o ne tazyikti öyle ikisi de boşaldıktan sonra oturup birer sigara içtiler ben bitmiş vaziyette her tarafım döl içinde yatakta yığıldım kaldım…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Evli kadın (saplakcı)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Evli kadın (saplakcı)
Bu aralar tvdekı sms hatlarına takılıyorum bırcok anım oldu burada paylasmak ıstıyorum

o aksam yıne tv ye mesaj attım saat gec oldugu ıcın sadece 1 kısı aradı actım konusmaya basladık
ısmı ceylandı sınoplu corluda yasıyordu havadan sudan konustuktan sonra resmımı ıstedı
karsılıklı gonderdık bırbırımızı begenmıstık ceylan mınyon tıplı
26 yasında kar kadar beyaz tenlı etlı dudaklara ve dolgun goguslerı vardı
bense 32 yasımda ırı kıyım kumral ve kıllıydım
kadınları anlamak guc sırf kıllı oldugum ıcın delı oldu bana

neyse konu evlılıge geldı
kocasından sıkayetcıydı
onu aılesıne karsı cok ezıyormus o da boyle ıntıkam almak ıstemıs
daha oncede defalarca denemıs ama yakalanırım korkusuyla vazgecmıs ama artık bıcak kemıge dayanınca pıyango bana vurdu

sozlestık ertesı gece 2 gıbı evıne gıttım kocası gece vardıyasındaydı
kucuk kızıda uyumustu
heyecandan kalbım delı gıbı atıyordu
ıcerı gırdıgım gıbı yatak odasına gırdım
hemen benı agır agır soymaya basladı onumde egılıp pantalonu cıkarırken sıkıme baktı agzına almasını bekledım ellerı tıtrıyordu
yavas yavas yapmaya basladı sertlestıkten sonra yataga attım bır cırpıda soydum
yalamaya basladım heyecandan tıtremeye basladı gugus ucları fındık gıbı ırıydı dudaklarına geldıgımde ıyıce emdım onları
surrtmeye baslayınca kendı elıyle soktu ve yay gıbı gerılıp tıtredı
15 dk kadar sıkıstık ve ıcıne patladım
dınlenırken ılkkez esını aldattıgını ve cok zevk aldıgını anlattı
ona kocasının resmını getımesını soyledım resmı yatagın ucuna koydu (hep yapmak ıstemıstım)
resıme karsı domaldı once agzına verdım delı gıbı yaladı sonra arkasına gectım ve var gucumle sert bır sekılde sıktım arada o dırı gotune parmagımı sokup sert tokat (saplak 🙂 ) attım
bır sure sonra berber bosaldık sonra kıllı vucuduma sarılıp
benı opucuklere bogdu
saat 5 gıbı oradan ayrıldım
ama tug gıbı rahatlamıstık
sonraları ara ara yıne yaptık
en son carsıda kocasıyla gordum
benı gorunce yuzunde guller actı sonra sessızgecıp gıttı..

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Türbanli Kapali Karim Otobüste önüne gelene verdi

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Türbanli Kapali Karim Otobüste önüne gelene verdi
Ben 48 karımsa 39 yaşında. Mütevazı bir yaşantımız var eşim tesettürlü. Ben öyle olmasını istediğim için. Etine dolgun tipik bir Türk kadını. Bayramın ikinci günü akraba ziyaretine gittik velhasıl akşam oldu eve dönme vakti gelmişti. Tuzladan Topkapı otobüsüne bindik bayram olduğundan otobüs tıklım tıklımdı. İnsanlarda saygı kalmamış yer veren bile yok. Otobüsün orta tarafındayız. Ben yukarıya doğru elimi uzattım tutunuyorum eşimde beni tutuyor düşmemek için artık. Ön taraftan yolcu alamayan şoför orta kapıyı açtı ve ne olduysa o anda oldu zaten bizim bulunduğumuz bölüm bir anda aşırı bir şekilde kalabalıklaştı. Karım bana iyice sokuldu tek vücut olmuştuk. Karımın arkasında 17 yaşlarında bir çocuk vardı. Ama insanın öyle bir durumda diyeceği pek bir şey olmuyor. Otobüs ilerlemeye devam ediyor. Karımın arkasındaki çocukta karıma çalışmaya devam ediyordu. Karıma bakıyorum gözlerinden hiç sıkıntılı bir hali yok. Bir durak sonra orta kapıdan son bir grup bindikten sonra artık hepimiz tek vücut olmuştuk. Otobüsteki herkes birbirinle tek vücut olmuştu. Çocuk kıpkırmızı olmuş aldığı zevkin tadını çıkartmaya devam ediyordu. Ben daha fazla dayanamadım ve eşimi yana doğru çektim ve çocuğa sert bir bakış attıktan sonra çocuk arkasını döndü ve velhasıl fazla bir olay olmadAn geleceğim yere uzatmalıda olsa vardık Eve gittiğimizde bu olay benim aklımdaydı ve sikimin bu olay karşısında kazık gibi olmasına bir anlam veremiyordum. Akşam yatağa girdiğimizde karımla çok güzel bir sikiş yaşadık karımda çok istekliydi. Sikişten sonra banyomuzu yaptık ve yatakta ona otobüste çocuğun ona sürtünmesinden zevk aldın mı? diye sorunca, ne çocuğu ne sürtünmesi tövbe tövbe diyerek başını salladı. Bende genç çocuk sikini kalçalarını sürttürüyordu belki de sürtünerek boşalmıştır. Nasıl hissetmedin hayret dedim. Biraz daha bastırınca hissettim ama sen kavga edip başın belaya girmesin diye bir şey çaktırmamaya çalıştım. Çocukta sana bir şey söylemediğimi görünce epey bir sürtündü kalçalarıma hatta eliyle mantomun üzerinden kalçalarımı bile okşayarak sıktı dedi. Bunları söylerken ben neredeyse boşalacaktım ve onun dudaklarından emmeye başladım. Elimi amına attığımda sırılsıklam olduğunu gördüm demek ki deminki sikişimiz ona yetmemiş ve otobüsteydi olay onu tekrar azdırmıştı. Sevişirken o anı ona yaşatmaya çalışarak zevk aldın mı ,hoşuna gitti mi? sana sokmasını istermiydin diye sormaya başladım. Karımda böyle konuşmayalım günah diyordu. Ben tekrar tekrar sorunca evet çok hoşuma gitti yabancı bir sikin kalçalarıma değmesi çok hoşuma gitti utanmasan ona oracıkta beni sik diyebilirdim deyince ben hadi fantezi yapalım dedim. Nasıl diye soruncagündüzki gibi giyinmesini istedim. Karım uzun şifon etek ve beyaz gömleğini giydi. Aynı şekilde mavi çiçekli türbanını da başına bağladı. Mantosunu giydirmedim. Yüzü makyaj masanına gelecek şekilde arkasına geçtim beni o genç zannet diyerek onu sıkıştırmaya kalçalarına sikimi sürtmeye başladım. sikim kazık gibi olmuştu. şifon eteğinin fermuarını açtım altında beyaz külotu görünüyordu. Aynada kendimizi görebiliyorduk. Mavi türbanını öpüyor kokluyordum. Yumuşacıktı yüzüme değdikçe karımın ipek türbanı içim bir tuhaf oluyor sikim dahada kalkıyordu. Bir süre bu şekilde devam ettik ve sonunda karımın şifon eteğine attırmaya başladım. Ertesi gün bayramın 3 üncü günü. Sabah kahvaltımı yaptık ve karıma bugün varmısın seninle bir delilik yapalım dedim. Karımda hayırdır efendi ne deliliği dedi. Bende dünkü olay seninde benimde hoşumuza gitti. Bugün bayram otobüsler gene kalabalıktır. Havanın kararmasını bekleyip akşam üstü kalabalık bir otobüse binelim ve dünkü gibi bir olay yaşayalım. Karımda her şeyi konuştuk artık senden utanmam, ama beni yapmak isterse birisi deyince, o kadar da değil sadece kendimizi eğlendirelim akşamda bunu düşünüp sikişiriz dedim. Akşam üstü evden dışarı çıktık kalabalık bir otobüs bekledik zaten hepsi kalabalık ama biz orta kapıdan binmek için uğraşıyoruz. Nihayet istediğimiz gibi bir otobüs geldi ve orta kapıyı açınca önden karım arkasından ben bindik aşırı kalabalıktı. Eşimin arkasında benim yaşlarımda bir adam vardı ve daha 20 metre bile gitmeden adam karımın kalçalarına çalışıyordu. Karım aldığı zevki artık belli ediyor kalçasını adama doğru ittiriyordu ben karımın hemen önündeydim. Yani karımla yüz yüzeydik. Karımın kalçalarını kasması doğal olarak önünü de etkiliyor bende onu hissediyordum. Trafik aşırı yoğun otobüsün içi karanlık lambalarında çoğunun bozuk olmasından dolayı kimse birbirini görmüyor.Karımın nefesinin sıklaştığını hissettim ve ona ne var gibilerinden kafa salladım. Oda elimi tutarak eteğinin üstünden elini amına götürdüğünde arkasındaki adamın sikinin amının içinde gidip geldiğini anladım. Karım sanki kendi eliymiş gibi birde adamın sikine değdirmişti elimi. Adam resmen benim önümde hemde kalabalık bir otobüste karımı sikiyordu. Karım hafifçe bana doğru eğildi amacı kalçalarını biraz daha yükselterek adamın daha rahat girmesini sağlamaktı. Bu olay karşısında ben hiçbir şey yapamadım bile ama karım elinle pantolonumun üzerinden benim sikimide okşamaya başladı. Zaten ben o kadar tahrik olmuştum ki karımın sikimi bir kaç sıvazlamasından sonra şiddetle boşaldım. Benden bir kaç dakika sonra karımda adamda boşalmıştı. Karım tekrar elimi amına götürdüğünden bacak arasından adamın döllerinin aktığını hissettim. Artık otobüste durmamız için bir neden kalmamıştı. İlk müsait durakta indik. Bir taksiye bindik ve eve geldik. Hani ona siktirmicektin kendini, oyun oynayacaktık dedim Oda olayı anlatmaya başladı;adam önce kalçalarıma sürttürüyordu sonra elinle kalçalarıma ellemeye başladı benden ses çıkmadığını görünce eteğimde bir delik açtı ve çıkarmış olduğu sikini çıplak tenime sürtmeye başladı benimde kalçalarımı oynattığımı göründe elinle benim ensemden iterek domalmamı istedi bende hafifçe öne doğru domaldım ve bu arada zaten ıslanmış olan amıma rahatça soktu dedi. Ne yapmamı istiyordun kendin istemiştin dedi. O bunları anlatırken elimde sikim o anlattıkça ben otuzbir atıyorum ve bu güne hiç yapmadığımız bir şeyi yaptım tam gelmek üzereyken karıma ağzını açmasını söyledim ve tüm döllerimi ağzına boşalttım senin cezan bu dedim. Karımda gülerek yarın da gezmeye gidelim mi canım kocacım dedi

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Komşunun Oğlu Beni Fena Sikti ALINTI

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Komşunun Oğlu Beni Fena Sikti ALINTI
Meraba ben pınar 28 yaşındayım 3 senelik evliyim. kocamla güzel bir hayatımız var ve hiç bir problemimiz yok. sadece sex dışında. yatakta eşim istediklerimi tam veremiyor. siki uzun zamandır kısa ve yumuşak içime giriğinde bile zevk alamıy…orum. 1 kere boşaldımı dönüp uyurdu. anlatacağım olay geçen kış oldu. bigün evde oturudoum günlerden pazar eşim antalyaya gitmişti bizde denizlide oturuyoruz. bende 26lu yaşlarda masözlük yapardım ve yan komşum derya geldi benle yaşıt dedi benim oğlanın omuzları ağrıyo maçta çok yorulmuş biraz gevşetebilcenmi dedi tabi elsin dedim. oğluda 20 yaşında bu sene profesyonel basketçi oldu. akşam oldu bende üzerime siyah derin dekolteli bluzumu, altımada beyaz, kalçalarımı dışarı çıkaran dar pantolonumu giydim.

ayağımada krem ev topuklularımı giydim. kapı çaldı gelen murattı hoşgeldin hayatım dedim girdi içeri geç otur dedim karşılılı oturduk birer kola içtik. murat bu akşam bi değişikti bana manalı manalı bakıyordu ve vücudumu üzüyordu. boylu poslu yakışıklı bi çocuktur murat. sonra başlayalımmı canım dedim olur pınar teyze dedi koltuğa yatırdım sırt üstü bende üstüne çıktım bacaklarımı belinin iki yanına attım kalçam kasığının oralara biyerlere hafif değiyordu ve omuzlarını ovmak içinde dekoltemden göğüslerim görünüyodu içimdede bişey yoktu. omuzlarını parmaklarımla bastırıyor bi ileri bi geri yapıyordum artık kalçam biraz daha aşağı kaydı ve popom kasıklarının hemen altına gidip geldikçe sürtüyordu. bi süre sonra bacaklarıma bi sıcaklığın değdiğini hissettim ve göz ucuyla bakarak sikinin hareketlendiğini ve yana bakarak bacağıma değiyordu. aldırış etmeden masaja devam ediyordum ama ben ovdukça göğüslerim sallanıyordu ve muratta bunu naklen izliyordu zaten gözleri hep ordaydı artık iyeti bozduğunu farkettim böyle bişey yapmayıp yollamaya karar vermiştim. biraz daha masaj yapıp bitirecektim.

murat uzun kollarını ileri uzatmış topuklularıma kadar geliyordu ve dizlerime kadar baldırlarımı okşadığını farkettim yavaşca. bir yandanda pınar teyze çok güzel bi kadınsın sen gerçekten yaşına göre çok duru bi çekiciliğin var diyordu. anladımki artık beni istiyordu. ve siki iyice genişlemiş artık bacağımı bastıyodu sıcaklığı iyice hissettiriyordu. sikinin büyük olduğunu anlamıştım vücududa gerçekten çok füzgün ve hafif kas yapısına sahipti. eşim aklımdan uçmuştum yaptığım hataydı fakat kadınlığım tersini söylüyordu.

sonrada murata doğru eğildim ve dudağına yapıştım boynunu yaladım ve bunumu istiyosun dedim ve boynumdan tutup üstüne yatırdı beni siki dikleşmiş amıma basmıştı. dudaklarımı emmeye başlamıştı elleriyle göğüslerimi ovuştuyodu. pınar teyze beni delirtiysoun ama seni bugün darmadağın edecem dedi bende et erkeğim benim dedim ve üstünden kalkıp soydum onu. kaldırdım ve elinden tuttum eğilerek çenemden sarıldı ve öpüşmeye başladık ellerini belime atmıştı okşuyordu kaçlarımı bir yandanda götüme pandikler atıyodu ben azmışttım bi hayli elimi sikine atmıştım ve oda neydi inanılmaz bi büyüklüğü vardı ve elimin içinde nabız gibi atıyodu. çıkardım şortunu eğildim ve sikini ağzıma aldım hepsi girmiyodu git gel yapıyodum yaklaşık 10 dk sonra köküne yaklaştım ama nefesim kesimişti boğazıma dayanmıştı artık. çıkardım ağzımdan gözleri dönmüştü ve beni tutup yatağa attı. üstüme çıktı bluzumu çıkardı ve memelerimi yalamaya başladı göğüs uçlarımı eemiyodu yarrğını arasına koyup sıkıştırıp git gel yapıyodu deliye dönmüştüm o siki artık içimde istiyodum sik beni muratım yalvarırım didoum. pantolunumu çıkardı bacaklarımı kırdı açtı arasını amıma diliyle vuruyodu elleriyle bacaklrımı okşuyodu ve seni bu akşam bitirecem sürtüğüm benim diyodu.

o kadar iyi okşuyoduki gerçekten 20 senedir kocam bunları hiç yapmamıştı hayatımın en güzel sikişi olacağını belliydi. amımı artık açmış ama inanılmaz yalamaya devam ediyodu kalçarımı ve bacaklarımı okşarken deliye dönmüştüm sularım akmak üzereydi ve sikini aldım son bir kez dilimi attım ikimizde tam kıvamaa gelmiştik bacaklarımı araladı sikini yavaşca sokmaya başladı ben çığlıklar atıyodum bunu almak çok zordu hiç böle bişey almamıştım. yarısını beni bağırta bağırta sokmuştu artık. köklemeye çalışıyodu ama izin vermiyodum caımda çok yanıyodum bileklerimden tuttu yatağa yapıştırdı bu akşam benimsin senin kocan benim orospu dedi ve aniden tamamen içime girdi haykırdım. gözlerimden yaş gelmişti ama zevkten amım zonkluyodu. artık zevke gelmiştim daha hızlı muratım diye bağrıyodum bu yaşta bu yarak fazlaydı ama alışmıştım. murtta gözleri dönmüş kendini kaybetmiş olabildiğince hızlı şekilde sokuyodu ve senin amına koyucam orospu seni diyodu. şelale gibi geliyodu benim sular ve artık boşalmıştım sikini döl içinde bıraltım oda sarsıla sarsıla boşalırken gerçekten amıma koymuştu ve bi kısmınıda al oropsu seni diyerek göbeğime göğüslerime ve yüzüme atmıştı. ben bitmiş bi şekilde yattım ama daha bitmedi kaşar seni diyerek tuttu beni yatağa domalttı götümü açtı hayr murat olmaz dedim kes sesini sürtük dedi ve yarrağını soktu benim elimden bişey gelmiyodu ama mecbur kalmıştım götüme gidip gelmeye başladı ilk defa götüm açılmıştı ç0k canım yanıyodu bağrıyodum sürekli ama artık yine köklemişti ve götüme tam 2 defa postaladı artık ikimizde bitmiştik. ben kafamı kasığına koydum bir süre yattık hadi banyo yap ve eve git aşkım dedim. oda bunu artık her hafta tekrarlayalım karıcım dedi olur aşkım dedim. sikine bi öpücük kondurdum gitti yıkandı. ben yorgunluktan ölmüş uyumuş kalmıştım sabah kalktım toparlandım 1 saat sonra eşim geldi hiç bişey anlamadı ve muratlada sık sık tekrarlıyoz.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Güzel Bir Haz :)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Güzel Bir Haz 🙂
Selamlar herkese İstanbul Esenlerden 23 yaşında kendini bisex olarak tanımlayan biriyim. Bu olay 3 gün önce metroda başımdan geçti. Bir toplantım gereği sabah metroyu kullanmam gerekiyordu. Otogardan havalimanı metrosuna binenler bilir binmek bir dert orda tutunmak bir derttir. Toplu taşımada eğer keyfim yerindeyse hem dayamayı hem de bana yaslanmalarını seviyorum. O sabah da yine metro aşırı kalabalıktı. Tıklım tıkış gidiyoruz tam terazidere durağına geldik ki arkamda birini hissettim. O an o boynuma gelen nefesi öyle tahrik etti ki beni anlatamam hemen etkilendim. Acaba dedim kendi kendime kendimi yaslasam arkaya doğru bir sorun çıkar mıydı? İnsan herkese de güvenemiyor şimdi. Yav kardeşim git işine diyen biri veya yerinde dur ibne diyen biri elbet çıkabilirdi burası türkiye. Ama o an götümü o adama doğru yaslamayı kafama koymuştum. Arkamda nasıl biri vardı onu da bilmiyordum şahsen ama hafif göbekli olduğu aşikardı. Sırtıma göbeği denk geliyordu. Kendimi tanımlayayım biraz 180 boylarında 78 kg esmer biriyim gayet erkeksiyim ama böyle de duygularım var işte. Fiziğim gayet iyi götüm de biraz çıkıkçadır. O gün de altıma keten pantolonumu giymiştim. Neyse hikayeme döneyim. Metro Davutpaşa durağında durduğunda hafifçe bir kıpırdanmalar olunca ben istemeden de olsa o adamın sikini götümde hissetmeye başladım. Fırsat bu fırsat diyerek o kalabalık geçene kadar kendimi adamın kucağına doğru bıraktım. Of o his muazzam. Adam da rahatsız olduğumu sandı heralde. ”Pardon kardeşim çok sıkışık da” dedi. O an arkamı döndüm adamın yüzünü görebildim 45 yaşlarında bıyıklı yakışıklı olgun bir adam gördüm. Valla en sevdiğimden :))
Bende ” Sorun değil olur böyle şeyler” deyip gülümsedim ve önüme döndüm. Kendimi biraz öne aldım metro devam edince ama o gün şansıma mıdır nedir makinist baya çılgınca kullanıyordu millet bir öne bir arkaya önümde kadın var ona dokundurmak aklımdan bile geçmiyordu ben fırsat buldukça arkamdaki adama götümü değdirmeye çalışıyordum. Adam da heralde benden tam emin olmak istiyordu ki bikaç dakika geri çekinmeye çalıştı arada dokundu. Ama bende artık durmak istemiyordum. Birkaç defa o aletinin üstüne götümü iyice bastırdım zaten kalabalık kimse görmüyordu. İncirli durağıydı yanlış değilsem adamın arkasındaki adam inicekti galiba öne doğru bir geldi bu of o siki kalkmış bana dayandı içim gitti o an. Tamam ben mesajı almıştım. Tekrar devam etti metro bu sefer ilk hamleyi o yaptı onda da kumaş vardı muhtemelen çok iyi hissediyordum o yarrağı. Bastırıyordu götüme doğru. İçimden ılık ılık bişeyler akıyordu. Tanrım diyordum bu yolculuk bitmesin veya güzel bir hamle yapsın istiyordum.Yaklaşık bir durak sonra kalabalıktan faydalandı sanırsam o eli götümde hissettim bir an irkildim. Güzel bir yoklama yaptı sonrasında ben götümü eline doğru bıraktım elinde mont vardı kapatıyordu yandan görünmesini akıllı adamdı 🙂
Şirinevlerde inicektim bir durak kalmıştı dedim inşllah benimle iner. İşaret vermem gerekiyordu adama bir şekilde. Tam metro durmaya yakın herkes ayaklanmışken elimi attım bunun yarrağına o torbayı hafifçe sıktım kapıya doğru yöneldim. Arkama bakmadan indim merdivenleri yukarı doğru çıkıyordum ki. Günaydın diyen bir ses.. Sanki kırk yıllık ahbabız gibi günaydın demişti heralde çevredekiler olayı çakmasın diyedir. Demiştim akıllı adam diye.
”Günaydın” dedim bende karşılık olarak. ”Metrodakine nazaran daha çekingensin” dedi. Daha da utanmıştım.
”Rahatsız olduysan kusura bakma” dedim yem atar gibi. ‘Yok canım ne rahatsızlığı benim de hoşuma gittiğini anlamışsındır bence’ dedi gülerek. ”Evet dedim belli oluyordu”. Bu arada yürümeye devam ediyorduk. Şirinevler meydana çıkmıştık. Birden durdu ve dediki bişey sorucam. Tabi dedim.
-Benim bu olay çok hoşuma gitti ve eğer senin de gittiyse buna devam etmek istiyorum. Var mısın?
-Nasıl?
Dedim. Duraksayarak. yabancı bir adamdı. Ama çok da istiyordum.
– Ataköy konutlarında oturuyorum evim çok yakın benim hanım da memlekette. Ev boş anlayacağın.
Aslında vaktim yoktu. Toplantıya gidicektim. Ama o an onu hiç gözüm görmedi.
-Tamam, dedim. Varım.
O önden ben bir adım arkadan onu takip ediyordum. Konuşmadan gidiyorduk. Ev yakındı yukarı çıktıkça heyecanım gitgide artıyordu. İçeri girdik. Birşey ister misin dedi. Su istedim bir dikişte bitirdim. Heyecanlısın galiba dedi. Bende biraz dedim 🙂 ”Açsan kahvaltıda hazırlayabilirim” dedi.” Bende hayır yedim çok da vaktim yok aslında” dedim. ”Hımm peki öyleyse’ dedi bilmeden işaret verdim galiba. Geldi yanıma oturdu. Bir Elini omzuma attı diğer elini bacağıma attı yavaş yavaş okşamaya başladı.
Artık istediğim olmuştu.Yapıştım dudaklarına kucağına oturttum kendimi. Altımdaki aletini götümde tekrardan hissetmeye başladım. Götümü iyice oynatmaya başladım altımdaki adamım iyice hırçınlaşmaya başladı boynumu dudaklarımı öyle emiyorduki sanki kırk yıldır sevişmiyor gibiydi. Of çok tatlısın seni istiyorum gibi şeyler söylemeye başladı. Bende artık kıvama gelmiştim onu duymuyor idim. İndim üstünden hemen pantolonunu çıkarmaya basladım. O da yardımcı oluyordu altında beyaz bi kilot vardı. Hafif ter ve apış arası kokusu beni çok tahrik etmişti. 2 gündür duş almamış belliydi ama o an beni tahrik etmeye yetmişti. Çıkardm kilodu ve o yarrakla buluşma anım gelmişti. Hemen ağzıma aldım emmeye başladım ağzımda gittikçe büyüyordu. Oh karıcım harikasın diyordu bu beni daha da azdırıyordu boğazıma kadar sokmaya çalışıyordum bende. Bir yandan da kendimi soymaya başladım. Kalktım ayağa artık çırılçıplaktım. Erkeksi olduğum için vücüdum tertemiz tüysüz falan değil, aksine vücudum kıllıdır. Nitekim erkeğimin de vücudu kıllıydı en sevdiğimden. Koltuğa yatırdı beni bütün vucudumu emmeye başladı. Sikim de öyle kalkmıştı ki en az onunki kadar vardı. 17 cm aletim var bu arada. Sikimi taşşaklarımın altını emdikçe acayip etkileniyordu. Ahh uhh dedikçe bu daha da yalamaya devam ediyordu .Sonrasnda ters çevirdi beni yine kıllı olan o götümü avuçlayıp sıkıyordu. Birden o bıyıkları götümün deliğinde hissettim. O hazzı burda yazacak kelime bulamam…
Dilini o deliğimmden içeri soktu ben bittim…. Öyle ustaca kullanıyorduki diliniii. Bir an önce içime girmesini istiyordum. Hadi hadiiiii diye inledim erkeğime resmen. O da kırmadı beni zaten o kafası zonklayan sikini getirdi deliğimin ağzına koydu ama hemen girmeyecekti belliydi. Daha öncesinde bir kere sikilmiştim ona da sikilmek denirse. Uğraşacaktı biraz tükürkledi ve içeriye ittirdi o koca yarrağı. Ah o an dünya başıma yıkıldı resmen.
Dur dedim iki dakika rahat içimde beklettim onu. Acısı geçince o yavaş yavaş içimde gidip gelmeye başladı..
Bende ona ayak uydurdukça acım geçmeye başladı ve zevk almaya basladım. Git gelleri hızlanmaya basladı. Ve o mükemmel şap şaap şaap diye götümden ses geldikçe daha da azıyordum. Ohhh erkeğim çok güzel sikiyorsun ohh dedikççe adamım daha da hızlandı ve iki dk sonra geliyorumm karıcıııım dedi ve götümden içeri doğru bıraktı döllerinii. İkimizde yorulmuştuk ve bıraktık kendimizi koltuğa ….
Devamı beğenilirse gelecek 🙂 Öptüm

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Çarşaflı Hanife! (2. Bölüm) ALINTI

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Çarşaflı Hanife! (2. Bölüm) ALINTI

Beklediğim fırsat iki hafta kadar sonra geldi. Faruk abi bir cenaze nedeniyle İstanbul’a gideceğini söyledi. “Ben dönene kadar sen dükkâna göz kulak olursun, arada hanım da gelecek, bir şey lazım falan olursa sen ilgilenir misin?” deyince, “Ne demek abi, gözün arkada kalmasın!” dedim keyifle. Altın bir fırsattı bu ve mutlaka değerlendirmeliydim. O süre boyunca Hanife’yi sikme hayalleri kurmuş, arada bir resim ve videolara bakarak 31 çekmiştim.

Ertesi gün çalışırken kapı açıldı ve Hanife girdi içeri. Birden karşımda görünce şaşırdım ve heyecanlandım. Yine siyah çarşafını giymişti. Beyaz yüzü görünüyordu sadece. Selam verip dükkânın kepenklerini açıp açamayacağımı sordu. “Ne demek, hemen!” dedim. Anahtarları ucundan tutarak uzattı, elinin elime değmesinden çekiniyordu. Paslanmış kepenkleri kaldırdım. Hanife teşekkür edip içeri geçtikten sonra ben de işime döndüm.

Koltuğa oturdum, ama aklım Hanife’deydi. Hemen yanı başımdaydı. Üstelik tek başınaydı. Fırsat ayağıma gelmişti, ama bu sefer de nasıl adım atmam gerektiğine karar veremiyordum. Ancak kapı açılıp da yeniden onu karşımda görünce işleri oluruna bırakmaya karar verdim. “Bizim dükkânda çay bitmiş, sizde varsa biraz alabilir miyim?” diye sordu. “Abla eğer istersen hiç demleme, ben yeni demlemiştim zaten, getireyim bir bardak!” dediğimde, “Zahmet olmasın size!” diyerek olmaz gibilerden teşekkür etti, ama ben ısrar edince kabul ederek geri döndü.

Hemen bir bardak sıcak çay doldurdum, yanına da birkaç parça bisküvi koyup, küçük bir tepsiyle götürdüm. Hanife, “Allah razı olsun, sağ olun!” derken masasına bıraktım. Bana, “Siz içmiyor musunuz?” deyince, “Ben içerde içerim.” dedim. İlk andan onu ürkütmek istemiyordum. “Siz de bir bardak alın kendinize, beraber içelim!” deyince, içimden (Canıma minnet!) dedim. “Peki öyleyse, getireyim!” diyerek gidip kendime de bir bardak çay aldım.

Yıllardır komşuyduk ve tanıyorduk birbirimizi. O nedenle benden çekinmiyordu. Ancak benim kendisiyle ilgili kurduğum hayalleri, planları bilmiyordu. Bir süre havadan sudan konuştuk. Karımı ve çocuklarımı sordu. Ben de kızlarını sordum. Dakikalar ilerleyip de çaylarımız bittiğinde artık konuya girme vaktinin geldiğini anladım.

“Geçen Faruk abi bilgisayarını getirmişti. Arızalanmış, virüs girmiş içine, tamir etmemi istedi. Ben de hallettim. Ama o ara bir şeyler buldum bilgisayarında, çok acayip şeyler!” dediğimde Hanife’nin yüzü değişti birden. Sanki söyleyeceklerimi anlamış yada tahmin ediyormuş gibi, “Siz gitseniz iyi olur bence!” dedi. “Giderim, sorun yok. Ama gitmem senin için iyi olmaz!” dedim kalkarken. Göz bebekleri fırıl fırıl dönüyor, beyaz yüzü renkten renge giriyordu. Kocasının bilgisayarındaki resim ve videolardan haberi vardı anlaşılan.

“Ne demek bu?” diye sordu titreyen sesiyle. “Cevabı merak ediyorsan benim dükkâna gel!” dediğimde ayağa kalkıp, “Koray Bey!” dedi kıpkırmızı yüzüyle. “Allah aşkına, ne yapmaya çalışıyorsun?” dedi ağlamaklı bir halde. Hanife ben daha bir şey demeden meselenin ne olduğunu anlamıştı. “Faruk abinin bilgisayarındakileri biliyorsun değil mi?” dediğimde ağlayacak gibi oldu. Dudaklarını ısırdı. Ellerini masanın üzerine koymuş, öylece duruyordu.

Onu öyle bırakıp bir şey demeden dükkâna geçtim. Geleceğini biliyordum. Nitekim 10 dakika kadar sonra kapı açıldı, Hanife karşımdaydı. Kapıyı kapatıp, “Ne istiyorsun?” dedi. Ağladığı belliydi, gözleri kızarmıştı. Bütün cesaretimi toplayıp, “Seni istiyorum!” deyince bembeyaz yüzü pancar gibi kızardı, bir eliyle ağzını kapattı. Utanç ve korkudan ne yapacağını bilmez bir haldeydi, sanki bir anda düşüp bayılacaktı.

Hanife hayatının şokunu yaşıyordu karşımda. Kızarmış gözlerinde yeniden yaşlar belirdi. “Korkma, aramızda kalacak. Ne kocanın ne başkasının haberi olmayacak. Kabul etmezsen o resimlerin hepsini internete koyarım, herkes öğrenir!” dediğimde yaşadığı utanç ve şaşkınlık tavan yaptı. “Senin yaptığın insanlığa, Müslümanlığa sığar mı?” dedi korkudan titreyen sesiyle. Sonra da, “Birisi senin karına yapsa…” dedi, ama onun lafını kesip, “Kimse benim karıma yapamaz, çünkü ben onun öyle resimlerini çekmiyorum!” dedim sert bir sesle.

“Koray Bey, ben seni böyle bilmezdim!” dediğindeyse, “Ben de seni öyle bilmiyordum!” dedim yanıt olarak. “Ne olur, kocam yaptı bir hata. Benim başımı yakma, üç çocuğum var benim, onların başı için, Allah rızası için…” diyerek bir yandan ağlayıp bir yandan da beni ikna etmeye çalışıyordu.

“Ben sana teklifimi yaptım. Düşün taşın, sana yarın sabaha kadar süre, ya kabul edersin, yada yarın hepsini koyarım internete. Kocana yada başka birine söylersen de aynısı olur. Afyonlu Hanife’nin marifetlerini herkes görür!” dediğimde gözleri yuvalarından fırlayacakmış gibi oldu. “Ha, eğer bana inanmıyorsan al bak!” dedim ve çıplak resimlerinden telefonuma yüklediğim bir tanesini gösterdim.

Yüzünü diğer tarafa çevirdi hızlıca ve bir şey demeden kapıyı açıp gitti. Birkaç dakika sonra da kendi dükkânlarının kapısının kapandığını duydum. Bakınca Hanife’nin hızlı adımlarla gittiğini gördüm. Meseleyi kocasına yada bir akrabasına açabilirdi, öyle bir durumda hayatım tehlikeye girerdi. Ama Hanife gibi bir kadının böyle bir şey yapmayacağını adım gibi biliyordum. Kendi küçük dünyasında yaşayan bir kadındı. Elimdeki resim ve videoları zorla almaya çalışmak, beni şikâyet etmek, birilerine konuyu anlatmak yapacağı en son işti.

İki saat kadar sonra dükkânlarının kapısının açıldığını duydum. Ancak o sırada bir müşterim vardı, o nedenle bakamadım. Birkaç dakika sonra benim kapıda Hanife’yi gördüm, ama içerde birinin olduğunu görünce girmedi. Müşteri 10 dakika kadar sonra çıktı. Hanife de peşinden girdi. Sanki adamın çıkmasını gözlüyordu. Kapıyı aralık bırakıp yeniden beni ikna edici sözler söylemeye başladı. “Bak, ben sana söyleyeceğimi söyledim. Boşuna çeneni yorma, ya kabul edersin, yada olacakları sen bilirsin. Ben her şeyi göze aldım!” dedim. Bu son cümlem sanki bir kurşun yemiş gibi olmasına neden oldu.

Saate baktım, 16:00’ya geliyordu. “Sana yarın sabah 10:00’a kadar süre. Kabul etmezsen saat on 11:00’de hepsini internete koyarım!” dediğimdeyse düşmemek için sandalyeden tutundu. Korkudan ne yapacağını bilmiyordu, kendini kaybetmişti sanki. Bir süre o halde kaldı. Derken beklediğim sözler döküldü titreyen dudaklarından ve “Aramızda kalacak, sonra hepsini sileceksin…” dedi.

“Tamam, aramızda kalacak, sonra hepsini sileceğim!” dedim. Hanife gözlerini kaçırırken, ona, “Eğer istersen şimdi yapalım, içerisi müsait!” dedim elimle arkayı göstererek. Hanife sanki birden cesaretlenmiş gibi, “Bitirelim artık şu işi! Dükkânın kapısını kapatıp geleyim…” dedi ve çıktı. Her şeyin bu kadar kolay olacağını tahmin etmemiştim ama olmuştu. Biraz sonra yan tarafın kapısı kapandı ve Hanife içeri girdi.

Hanife’ye, “Sen şu arkaya geç!” derken ben de dışarı baktım. Gelen giden yoktu, kapıyı kilitledim ve içeri geçtim. Hanife tezgâhın önünde ayakta duruyordu. Bana hiç bakmıyor yan duvara bakıyordu sadece. “Geç şöyle, eğil!” dedim ve ondan tezgâhtan tutunarak domalmasını istedim. Ellerini tezgâha koydu ve öne doğru eğildi biraz. Orta boyluydu, ama ayağına siyah renkli kalın tabanlı ayakkabı giydiğinden boyu uzamış ve nerdeyse benim boyuma gelmişti.

Arkasına geçtim hemen. Hanife’nin bu kadar kolay ‘Evet’ diyeceğini hiç tahmin etmiyordum. Halen daha inanmakta zorlanıyordum. Pantolonumu ve külotumu indirdim. Hanife sadece önüne bakıyordu. Çarşafının alt kısmını altındaki bordo renkli eteğiyle beraber tutup kaldırdım. Dizlerinin altına gelen ince siyah çoraplar giymişti. Etekle çarşafı iyice kaldırdığımdaysa kırmızı külotu ile kaldı.

Bembeyaz kalçalarının üzerinde kırmızı külotlu dolgun götünü görmek bir anda sikimi sertleştirdi. Külotu lastiklerinden tutup dizlerine indirdiğimde bembeyaz götü çıktı karşıma. Ellerimi göt yanaklarına attım hemen. Taş gibi sert, dolgun göt yanaklarını ayırdım. Resim ve videolarda gördüğümden çok daha güzel bir manzara vardı karşımda. Biçimli ve etli amı tam sikimin hizasındaydı. Kasıklarında çok az kıl vardı. Minik bir çukuru andıran göt deliğiyse amından da cezbediciydi.

Sikimi tuttum ve sıvazladım, ardından sikimin kafasını bastırdım amına. O an irkildi Hanife, yerinde kıpırdadı. Kocasının 12-13 santimlik siki gitmiş, şimdi yerine benim 19 santimlik ufaklık gelmişti. Sikimi bastırdım yavaşça, ama girmiyordu bir türlü. Amı sikimi almamakta inat ediyordu sanki.

“Az bacaklarını aç, arala biraz!” dediğimde, Hanife iki ayağını ayırdı. Dizlerindeki külotunun lastikleri bir yay gibi gergindi. “Biraz daha eğil öne doğru!” deyinceyse ellerini tezgâhın üzerinde iki yana açtı biraz daha ve iyice eğildi. Çarşafıyla eteğini topladım belinde. Sikimin kafasına tükürdüm ve amına bastırdım yeniden.

Bu kez sikim yavaş yavaş girmeye başladı içine. Ve girdikçe amının kışkırtıcı, yakıcı sıcaklığını hissediyordum. Muhteşem bir duyguydu. Bastırdıkça Hanife’nin amı sikimi alıyordu içine. Ancak sikim kocasınınkinden daha büyük olduğundan gene de biraz zorlanıyordum. Kendini kasıyordu ayrıca. “Rahat ol, kasma kendini!” dedim ama bir şey demedi Hanife. Bir ara, “Ihhh!” diye bir inilti çıktı dudaklarından. “Yavaş ol!” dedi fısıltıyla peşi sıra. “Sen kasma kendini!” dedim karşılık olarak.

Sikimi çıkardım ve bolca tükürdüm üzerine, sıvazladım iyice. Ardından yeniden bastırmaya başladım. Bu kez daha rahat giriyordu sikim amına. Ara ara sikimi sokup çıkartarak genişletiyordum amını. Yarısından fazlası girdiğindeyse gidip gelmeye başladım amında. O an, “Ahhh, yavaşşş!” diyen bir inilti koyuverdi Hanife, ama benim yavaşlamaya niyetim yoktu. Ellerimi göt yanaklarına attım, sıkıca tuttum ve o halde sikmeye başladım. Hanife ara ara, “Ahhh, ayyy, yavaşşş, ıhhh!” derken ben zevkten dört köşe olmuştum. Başını geriye atıp, “İçime boşalma sakın!” dedi ve tekrar etti birkaç kez. “Tamam, merak etme!” dedim onu sakinleştirmek için.

Amı, üç çocuk doğurmuş olmasına rağmen dardı, yıllarca kocasının küçük sikine alışmıştı. Şimdi büyük bir yarağı yiyince zorlanıyor, acı çekiyordu. Amında gidip geldikçe sikim daha fazla girip çıkmaya başlamıştı amına. Gittikçe genişliyordu amı, ama henüz ıslanmadığından kaygan değildi, bu da Hanife’nin canını acıtıyordu.

Hanife acı çekiyor, ama ben zevk alıyordum, iki zıt kutuptaydık. “Haa, böyle sikiyo mu kocan seni, haa, söylesene, böyle sikiyo mu?” deyip duruyordum bir taraftan. İki elim iki dolgun göt yanağındaydı. Pompaladıkça göt yanaklarının löpürdeyişlerini izliyordum. Minik göt deliğine bastırdım sağ başparmağımla. Bu ara Hanife biraz daha öne doğru eğildi, elleri yerine dirseklerini dayadı tezgâha. Bu halde biraz daha az canının yanmasını umuyordu, ama sikimin karşısında amı teslim bayrağını çekmişti bir kere.

“Ihh, yavaşş, ayyyy, ahhh, uhhhh…” diye diye acı dolu inlemeleri kesilmeden sürüyordu. Siyah çarşafı rüzgârla birlikte dalgalanıyordu önümde. “Tamam, yeter bu kadar, hadi, çık artık, yeterrr!” demeye başladı bu sefer. “Yetip yetmeyeceğine ben karar veririm, daha yeni başladık!” dedim sertçe. İtiraz edecek gibi olduğunda iyice bastırdım sikimi amına. O anda derin bir hırıltı çıkardı, “Aahhhh, oorrrospu çocuğuuu!” dedi olanca öfkesiyle.

Hoşuma gitti bu tepkisi. “Ha şöyle yola gel!” dedim keyifle. Aynı şiddette bastırmaya devam ettikçe Hanife’nin hanımefendi, uysal hali gidiyor, ruhunun karanlık tarafı ortaya çıkıyordu. Küfürlerine aynı şekilde küfürle karşılık veriyordum. “Kocan resimlerini çektiğinde mutlu oldun değil mi, amcık, söylesene, hoşuna gitti değil mi, seni kameraya çekmesi hoşuna gitti değil mi?” dedikçe, Hanife bana ana avrat küfrediyordu.

Bir ara kendini öne çekmeye, kurtulmaya çalıştığında belinden tuttum sıkıca ve var gücümle yüklendim amına. “Ihhhh!” diye bütün dükkânı çınlatan bir inilti çıkardı. Sikim dibine kadar girmişti amına. İyice köklemiştim. O halde bir süre bekledim. Hanife bacaklarını biraz daha açmaya çalıştı, ama dizlerine inen külotu engel oluyordu buna. Sonunda dayanamayıp, “Az dur!” dedi. Amından çıktım böyle söyleyince. Külotunu tamamen indirip çıkardı, çarşafını ve eteğini topladı belinde. Yeniden domaldı, ama bacaklarını iki yana iyice açmıştı şimdi.

Ayrık duran amına girdim tekrar. Hanife’nin yöntemi işe yaramıştı, şimdi daha rahat girip çıkıyordum amına ve iniltileri de azalmıştı. Gittikçe hızlanırken kasıklarım ve taşaklarım onun kasıklarına çarpıyor ve şiddetli ses patlamaları yaratıyordu içerde. Dışardan görünmemiz mümkün olmadığından var gücümle pompalıyordum. Yeniden sağ başparmağımı göt deliğine bastırdım. Aldığım zevkle inlemeye başlamıştım. Hanife’nin amının da ıslandığını fark ettim. Küfürleri, hakaretleri bir kenara bırakmıştı ve amı sulanıyordu. Bunun verdiği zevkle daha da bastırıyordum amına. Ve boşalmaya da adım adım yaklaşıyordum.

Hanife’den, “İçime boşalma, sakın içime boşalma!” sözleri çıkmaya başladı bu sırada. “Tamam be, kes sesini!” dedim. Kendimden geçer gibi oluyordum artık. Çıkan ‘Şlap, şlap, şlap!’ sesleri içeriyi titretirken son bir güçle pompaladım. Hanife’den yine acı dolu iniltiler gelmeye başlarken birden bütün zincirlerimi kırarcasına boşalmaya başladım. Bütün enerjim çekilmiş, tükenmiş gibiydi. Döllerim Hanife’nin amına akıyordu, ama o içine boşaldığımdan habersizdi sanki. Acı iniltileri giderek azalırken çıktım amından. Amı iyice genişlemişti. Amının dudakları ayrılmıştı birbirinden ve resimlerinde gördüğüm gibi bir boşluk oluşmuştu iki dudağı arasında.

Döllerimden kalanlar amından kasıklarına akıyordu. Hanife, “İçime mi boşaldın?” dedi başını yana çevirip. Anlamadığını sanmıştım, ama yanılmıştım. Sağlam birkaç küfür savurdu, ama o zevkle yanıt vermedim. Bembeyaz yüzü kızarmış ve boncuk boncuk terlemişti. Çıkardığı külotunu giyindi hızlıca. Eteğini ve çarşafını düzeltti. Sonra da, “Hadi sil şunları!” dedi heyecanla. “Dur be tamam, silecem, acelen ne?” dedim, ancak Hanife, “Çabuk sil şunları!” diyerek karşılık verdi.

Sikim tüm haşmetiyle önümde sallanıyordu. Döllerim ve amının sıvıları ile kaplı sikime bakmamaya çalışıyordu Hanife, ama ara ara gözünü dikiyordu. Ona, “Hepsini aldın içine, helal olsun!” dediğimde bir şey demedi, “Sil şunları çabuk!” dedi yeniden. “Tamam be!” dedim ve masaüstü bilgisayarını açtım. Resim ve videoları buraya yüklemiştim, ama harici harddiskin içinde de halen duruyordu.

Yüklediğim resim ve videoları gösterdim tek tek. Hanife, “Sil şunları!” dedi öfkeyle. Her birini tek tek sildim. “Kutudan da boşalt, çöp kutusunu da sil!” dedi hepsi silindikten sonra. “Sen çöp kutusunu nerden biliyorsun?” dedim şaşırarak. “Sil, orayı da sil!” dedi parmağıyla geri dönüşüm kutusunu göstererek. Oradan da hepsini sildiğimde, “Bir daha bana bulaşmaya kalkarsan seni gebertirim!” dedi öfkeli sesiyle ve hızlıca çıkıp gitti.

İstediğimi almıştım. Ayaküstü de olsa güzel bir sikiş olmuştu. Ama bu bir son değil, ilerisi için bir başlangıçtı…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 29 Ozge Yengem

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 29 Ozge Yengem

Gözlerini benden kaçırdı ve kapının önünden yürüyerek gitti. Özge’nin içinden çıkıp yanına yığılmıştım. Özge bir süre derin nefes alıp vererek yataktan kalktı ve yan tarafta duran peçeteyi alıp lavaboya gitti. İçine akıttığım dölleri temizleyecekti. Bende yataktan kalkıp şortumu giyip çıktım odadan. Aşağıya indiğimde Gülizar yemek masasında kahvaltısını yapıyordu. Yüzüme bakmıyor, konuşmuyordu. Bir çay katıp oturdum masaya. Kahvaltımı yapıyordum telefonum çalıyordu. Üst katta unutmuştum. Özge elinde telefonla merdivenlerden indi;

– Tatlım Zeki aradı seni açamadım.
– Tamam canım ararım onu sonra.

Gülizar gözlerini kaldırıp arada yüzüme bakıyordu. Kahvaltımı yaptım;

– Canım ben dışarıya çıkıyorum görüşürüz akşama.
– Tamam aşkım.

Mutfakta çay katan Özge’nin yanaklarından öpmüştüm. Gülizar kahvaltısını yapmaya devam ediyordu. Dışarıya çıktığımda salakça etrafıma bakınıyordum. Uzaklardan Zeki gözüktü yürüyerek geliyordu. Beni görünce el salladı;

– Aloow hacı gülle günaydın!
– Günaydın Zeki!

Bana doğru koşuyordu. Yanıma iyice yaklaştı;

– Kanka hadi gidiyoruz.
– Nereye?
– Yoruldum amına koyayım. İlayda gidiyor. Yolcu edeceğiz senide alıp gelmemi söylediler.
– Nereye gidiyor?
– Yurt dışına. Amerikaya gidiyor okul için. Vedalaşacağız.
– Yapma be gidiyor demek he.
– He hacı gülle gidiyor, gitmeden kayaydın kıza iyi olurdu da.
– Aramadı ki hiç.
– Neyse hadi atla arabaya geç kalacaz.

Arabaya geçtik, İlayda’nın evine doğru sürmeye başladım.

– Herkes orada mı?
– Ferhat, Mete, Melisa orada. Ailesi var birde.
– Bugün mü gidiyor.
– Aynen hacı gülle, akşam 5’te uçağı var.

İlayda’yı her ne kadar Özge’yi unutmak için kullanmış olsam da, güzel kızdı. Seviyordum kendisini. Özge’nin yerini kimse tutamadı tabii ki. Yolda giderken Zeki ile laflıyorduk.

Zeki;

– İnşallah aynı yerde yaparız askerliği.
– Aman tövbe de amına koyayım.
– Niye lan süper olmaz mı?
– Olmaz Zeki.
– Olur bence hacı gülle. Anılarımızı anlatırız yeni yetmelere.
– Sen anlatırsan kimse inanmaz ki oğlum.
– İşte o yüzden yanımda sizde olun. O zaman inanır hacı gülleler.
– Şans artık Zeki gidelim de bir.

İlayda’nın evinin kapısının önüne geldik. Arabayı durdurdum ve indim. Zeki önden gidip kapıyı çaldı. Melisa açmıştı kapıyı.

Melisa;

– Hoş geldiniz beyler.

Zeki melisa’nın yanağından makas aldı;

– Hoş bulduk şekerim.

Bende arkasından gittim.

– Ne haber Melisa?
– İyidir kuzey
– Sen ne yaptın üniversite işini?
– İstanbul’a yaptım tercihimi.
– He kazandın yani hangi bölüm?
– Hukuk.
– Çok sevindim. Tebrik ederim.
– Sizde askere gidiyormuşsunuz? İçeride İlayda’nın babası askerlik anılarını anlatıp duruyor bizimkilere. Ferhat melankoliğe bağladı.
– Sorma ya hindi gibi düşünüyor o.

Melisa ile yürüyerek bahçeye kadar gelmiş, sohbet etmiştik. İlayda’yı karşımda görünce çok şaşırmıştım. O genç kızlık görüntüsü yoktu üzerinde, hani sikildikçe güzelleşir, olgunlaşır ya kadın. İşte İlayda’da o kadınlık evresine girmiş, olgunlaşmıştı.

İlayda;

– Hoş geldin kuzey.

Bana gelip sarılmıştı. Çok güzel kokuyordu. Ellerimi sırtına attım ve karşılık verdim.

– Hoş bulduk canım gidiyorsun demek.
– Evet. Hadi gel.

Elimden tutup çocukların yanına götürdü beni. İlayda’nın babası beni gördü;

– Heyt be 4. Komando da geldi. Kırkağaç demek.
– Evet, baya kötü diyorlar orası için de.
– Kötü değil de, çok sıkı eğitimi var.

İlayda’nın babası askerlik anılarıyla bayacaktı artık bizi. Neyse ki İlayda gelip kurtardı bizi.

İlayda;

– Bu kadar sohbet yetmez mi baba? Bırak arkadaşlarımla son kez sohbet edeyim.
İlayda benim ve Mete’nin elinden tutup çekti, Zeki hala İlayda’nın babası ile sohbet ediyordu. Ferhat da arkamızdan düşünceli bir şekilde geldi.

İlayda;

– Ne içersiniz?

Ferhat;

– Ben getiririm siz oturun.

Ben;

– Kanka bira alayım ben.

Mete;

– Aynen bende.

Ferhat;

– Tamamdır.

Ben;

– Ne kadar kalacaksın orada? Gelecek misin türkiyeye?
– Tabii ki geleceğim. Özellikle sizin acemilik bittiği zaman tekrar görüşürüz.

Mete;

– Orada ortamın daha güzel olacak kızım, unutma bak sonra bizi.
– Aşk olsun Mete ya unutur muyum hiç sizleri.

Mete’ye sarılmak için hareket ettiğinde kucağıma doğru yatmak zorunda kalmış, o elbisesinin arasından güzel memelerini görüyordum. İlayda’nın annesi yanımıza geldi. Neredeyse ilk kez görüyordum annesini. Yani annesi demeye şahit lazım. Kadın ablası gibi duruyor, çok keskin vücut hatlarına sahipti. Siyah beyaz bir elbisesi vardı üzerinde. Kilolu değil, aksine zayıftı. Omuzları geniş, kolları kalındı. Beli ince, kalçaları çıkıntılıydı. Spor öğretmeniymiş. Salonu varmış. Böyle birisi olması gayet normal aslında.

İlayda’nın annesi;

– Hoş geldiniz gençler.

Hoş beş sohbet ettik, bahçede yemeğimizi yedik, sohbetlerimizi ettik. Artık İlayda’yı uğurlama saati geliyordu. Herkes ayaklanmıştı. Araçlarımıza binip havaalanına doğru gittik. Hep birlikte uğurlayacaktık İlayda’yı. İlayda tüm işlemlerini yaptırmış, eline küçük bir çantasını almış bize bakıyordu. Melisa duygulanmış Zeki ile birlikte ağlıyordu.

Hadi ben aralarına gireli bir sene oldu. Ama bu insanlar onunla en az 4 yıl geçirmişti. Melisa, İlayda’nın 8. Sınıftan beri arkadaşı, aile dostlarıydı ailesi. Ferhat, Mete, Zeki lise döneminden 4 yıllık bir arkadaşlıkları var, her anları birlikte geçiyordu. İlayda bakmakla yetinmedi ve bize doğru koştu. Melisa İlayda’ya koşarak sarıldılar. İlayda’da ağlıyordu. İlayda yanımıza geldi. Önce Zeki sonra Mete, Ferhat ile sarılarak son kez vedalaştı. Yanıma geldi ve göz yaşlarını sildi. Kollarını açtı ve sımsıkı sarılarak;

– Seni unutmayacağım kuzey. Her şey için teşekkür ederim. İrtibatı kopartmayalım olur mu? bol bol konuşuruz.
– Tabi canım merak etme. Şansın bol olsun

İlayda’nın bineceği uçak için anons yapılmıştı;

“Lütfen dikkat! Türk Hava Yolları, TK 2040 Sefer sayılı, İzmir, Los Angeles uçağı 312A Numaralı çıkış numaralı kapısından, yolcu alımına başlamıştır. Yolcuların çıkış kapısından, uçağa gelmeleri rica olunur.”

Bu anons üzerine İlayda bana sarılmayı bırakmış, ellerimden ellerini çekerek arkasına bakarak gidiyordu. Göz yaşlarına boğulmuş, eliyle yüzünü kapatarak koşmaya başladı. Son arayı dönmüş gözden kaybolmuştu artık. Melisa Zeki’ye sarılmış ağlıyor. Ferhat bağdaş kurmuş oturuyor. Mete eliyle sırtımı sıvazlıyordu. İstem dışı gözlerimden ince bir yaş süzüldü. Tüm o yaşadığımız iyi, kötü anılar film şeridi gibi gözlerimin önünden geçiyordu. Ferhat ayaklandı;

– Aa hadi ama abi, kız için sevinmemiz gerekirken, burada oturmuş göz yaşı döküyoruz. Telefon, internet denen bir şey var görüşürüz elbet hadi kalkın silkelenin.

Mete;

– Aynen abi hadi çıkalım.

İlayda’nın babası;

– Gençler geldiğiniz için teşekkür ederim kızımı yalnız bırakmadınız. Biz eve geçiyoruz. Var mı bir istediğiniz.

Mete;

– Teşekkürler, bizde bir kafeye gidip oturacağız.
– Peki görüşmek üzere hoşçakalın.

İlayda’nın babası karısının beline sarıldı ve ayrıldılar havaalanından.

Melisa’nın omzuna kolumu atıp sarıldım. Diğer kolumun altına da Zeki girmişti. Onlara sarılarak çıktık bizde havaalanından. Üstümüzden yeni havalanmış bir uçak geçiyordu. Hepimiz ona bakıp el salladık.

Zeki;

– Of hacı gülleler of. Keşke lise döneminde kalsak, hep bir arada olsaydık yine.

Melisa göz yaşlarını sildi;

– Aman allah korusun Zeki seninle bir dört sene daha çekemem.
– Hişt kız zilli, az daha karım oluyordun onu ne yapacan zilli ye bak ya.

Melisa gidiyor, arkasından Zeki onunla konuşarak arabaya doğru gidiyordu. Ferhat yanıma geldi;

– Vay be. İlayda’da gitti. 2 ay sonra bizde yokuz. Ekip dağıldı amına koyayım.

Mete;

– Nereye dağıldı lan! Askerden sonra yine bir aradayız.

Ben;

– Aynen öyle. Karartmayın enseyi hadi gidip bir şeyler içelim. Melisa! Melisa geliyor musun bizimle?
– Yok şekerim siz takılın, ben taksiye atlayıp eve gideceğim. Hazırlamam gereken birkaç evrak işlerim var.
– Tamam canım görüşürüz. Zeki! Gel lan buraya sen nereye?

Zeki gülerek geri geliyordu;

– Hasta oğlum bu kız bana, yanıyor ya!
– Ulan kız arkasına bakmadan gitti.
– İşte bunlar hep naz güzel kardeşim. Hem sen ne anlarsın ulen. Anca kızları sikmekten anlıyorsun hacı gülle.
– Adama bak ya. Yürü len totoş.

Ensesine tokat atmıştım. Araçlara geçip oturduk, telefonum çalıyor Cennet arıyordu;

– Alo kuzey neredesin?
– Arkadaşlarlayım ne bu telaş?
– Çabuk bize gel, ya eski eşim kapıda, bağırıyor, küfürler ediyor.
– Kızım polisi arasana ben nasıl yetişeyim havaalanındayız!
– Polislik mevzu değil Kuzey yalvarırım çabuk gel.
– Tamam, tamam geliyoruz hemen.

Bitmedi bir aksiyonlu hayatım amına koyayım! Arabadan indim. Ferhat ile Mete’nin aracına gittim.

– Beyler Cennet’in evine gidiyoruz kocası mı ne gelmiş, olaylar karışık hadi basın gidin hemen geliyoruz arkadan.

Ferhat arabaya gazlayıp uçtu gitti. Zeki direksiyondaydı;

– Kaç len kenara.
– Niye lan ben sürecem.
– Oğlum kaçıl Cennet’in başı dertte.
– Tamam amına koyayım gel.

Zeki yan tarafa geçmiş, direksiyona geçip çalıştırdım arabayı. Son gazla çıktık yola. Olabildiğince hızlı gidiyordum Zeki koltuğa yapışmış söyleniyordu;

– Yavaş git amına koyduğum ölmek istemiyorum, askere gideceğim ben daha.
– Sus Zeki sus. Kızın başı dertte diyorum amına koyayım.

Yolda Ferhat’lara yetişmiştim. Arkasından sellektör yaptım ve kornaya yüklenerek geçtim gittim yanlarından. Arkamdan onlarda hızlanmıştı. Trafik olmadığı için rahatça gidiyorduk. Yaklaşık yarım saat sonra Cennet’in evine anca varmıştık. Dışarıda her hangi bir araba göremedim. Evin dış kapısı, eve giren kapılar açıktı. Birkaç pencere kırılmıştı. Acı fren sesiyle, Ferhatlar da geldi yanıma. Ben koşarak eve girdim. Etraf çok dağılmış, sanki içeride savaş çıkmıştı, yerde cam kırıklarının olduğu yerde kanlar vardı. Ellerimi başıma atıp paniklemiştim. Üst kata çıktım, tüm odalara bakıyordum ama Cennet yoktu. Cebimden telefonu çıkarttım. Cennet’i arıyordum. Telefonu evin içinde çalıyordu. Yere düşmüş, koltuğun yanından geliyordu ses. Bağırarak telefonu fırlattım duvara.

Ferhat;

– Nerede abi bu kadın?

Mete;

– Polise gidelim abi. Bizi aşar bu durum.

Zeki;

– Hacı gülle, kağıt buldum. Not bırakmış Cennet.

Koşarak Zeki’nin elinden aldım kağıdı. Kağıtta alel, acele yazılmış, zor okunacak yazılar vardı. Zorda okumuştum. Şunlar yazıyordu;

“Kuzey Urla da ki dağ evine gidiyoruz, merak etme iyiyim. Beni orada arayıp bul lütfen.”

Kağıdı ellerimle buruşturup çocukların yüzüne öfkeyle bakıyordum.

Mete;

– Ne yazıyor?

Ben;

– Urla da nerede dağ evi var amına koyayım?

Zeki;

– Kanka bizim yazlığın oralarda olabilir, biliyorum o tarafları.
– Hadi o zaman gidiyoruz oraya çabuk.

Evden koşarak çıktık, araçlara bindik. Zeki’nin arabasına direksiyona yine ben geçmiştim Zeki yolu tarif ediyordu. Ana yola çıktık son hızla kısa süre ilerlediğimde ileride trafik sıkışmış, yerde dubalar, ileride trafik polisi vardı. Yavaşlamış, yavaş gidiyorduk. Önümden araçlar çekilince sağ tarafta kaza olmuş, kamyonun altında kırmızı bir araba kalmıştı. Ona bakıyordum ama bu araç tanıdık geliyordu. Ferhat telefonla arıyordu;

– Kanka şu kaza yapan araba Cennet’in arabası lan!

Hemen sağa çektim durdum. Yanımıza polisler gelmiş, neden durduğumuzu ilerlememiz gerektiğini söylüyor, bırakmıyordu bizi. Yanımıza Ferhatlar geldi;

– Memur bey şu aracı tanıyoruz, hatta kendisi aradı bizi, başının dertte olduğunu söyledi. İçinden çıkan kişi Cennet isminde bir kadın mıydı?

Memur bizi süzüyordu;

– Siz kimsiniz?
– Ya o muydu değil miydi? Eski öğretmenimiz kendisi.
– Evet Cennet’ti ismi, yanında bir bey daha vardı. Beyefendi alkollü olduğu için kontrolü kaybetmiş, karşıdan gelen kamyonla çarpmışmış.

Ben iyice yıkılmış, yere oturmuş ağlıyordum. Mete dirayetliydi. Memura soru sormaya devam ediyor, benim kulağım uğulduyor zor duyuyordum onları;

– Peki durumları nedir? Yaşıyorlar mı?
– Çok ağır yaralılardı, ambulans ile gittiler, durumları hakkında bir bilgimiz yok şuan.
– Peki hangi hastane?

Ben hüngür, hüngür ağlıyordum. Zeki yanıma geldi kolumdan tutup kaldırdı.

– Hacı gülle kalk.
– Yetişemedim Zeki! Yetiş dedi ama yetişemedim!
– Kalk oğlum napacaksın ışınlanacakmısın kalk hadi gidiyoruz.

Kolumdan tutup yanına bindirdi beni. Ferhat ile konuştu Zeki. Hastanenin ismini öğrenmişti. Direksiyona geçti ve uzaklaştı oradan. Hastaneye doğru gidiyorduk. Benim resmen beynim durmuş, yaşaması için ümit ediyordum. Cennet’i kaybedemezdim. Hele ki kurtar beni kuzey dediği halde kurtaramadım yediremezdim bunu kendime. Hastaneye varmıştık, hemen girişte duran danışmaya koştum.

– Cennet nasıl? Durumu nedir? Yaşıyor mu? konuşsana be kadın? Ne durumda!

Bağırıyordum karşımda duran kadına. Kadın şaşkın gözle bana bakıyor Cennet’in kim olduğunu soruyordu. Zeki bana sarılarak uzaklaştırdı kadının yanından;

– Hacı gülle bir sakin ol lan! Bekle şurada!

Zeki kadının yanına gidip sakince konuşmaya başladı. Ferhatlar da gelmişti yanımıza. Zeki arkasını döndüğünde yüzünden düşen bin parçaydı. Ağzını bıçak açmıyordu. Gelip yanıma oturdu. Yere uzattı bacaklarını ve karşıyı izlemeye başladı. Hepimiz Zeki’nin yanına toplandık.

Ben;

– Zeki ne olmuş? Konuşsana lan söylesene ne olmuş! Konuş lan!

Ferhat;

– Zeki ne oldu oğlum?

Mete;

– Konuşsana abi ne durumda?

Zeki boş gözlerle yüzümüze bakıyordu;

– Abi Cennet, Cennet çok kötü durumda, üç kez kalbi durmuş, şuan hayata döndürmüşler ama hayati tehlikesi devam ediyor, yoğun bakımda. Kocası ölmüş kazada.

Ferhat ile Mete yanıma yığılmıştı. Ben bağıra, çağıra hastaneden çıktım. Etrafı yumrukluyor, sakinleşemiyordum. Zeki olduğu yerde çömelmiş boş gözlerle yerleri inceliyordu. Mete fırlayıp yanıma geldi. Kolumdan tutup çekti, belime sarılarak banka oturttu;

– Paşa sakin ol dur daha ölmedi kadın.
– Oğlum kurtaramadım onu lan! Kurtar beni dedin lan!

Hastanenin kapısında oturduk bekliyorduk. Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Kafamı kaldırdığımda Esma sultanı gördüm karşımda. Yanıma gelmiş kafamı tutuyordu.

– Durumu nedir?

Mete anlatıyordu;

– Durumu çok kritik, her an kaybedebiliriz diyorlar, siz nereden duydunuz?
– Televizyonda gördüm şekerim, aracından tanıdım. Kıyamam kuzuma ya korkmayın güçlü kadındır bir şey olmaz Cennet’e kocası?

Ben;

– Öldü o şerefsiz! Neden böyle bir şey yaptı Cennet’e hani boşanmışlardı rahat bırakacaktı?
– Tatlım o adam ruh hastası. Öldüğü iyi olmuş pislik herif.

Esma sultan içeriye gitti tekrar bildi almak için. Zeki içeriden gelmiş, yüzünden düşen bin parçaydı;

– Cennet komada, ne zaman ayılacağı belli değil, komada yatıyor.

Boş gözlerle ona bakıyordum. Saatler böyle geçiyor, esma sultan gidiyordu. Akşam olmuştu. Kimse bir şey yememiş, sigaradan başka bir şey içmemişti. Hava kararmış telefonum çalıyordu. Özge arıyordu;

– Alo aşkım nerelerdesin? Ev satıldı, eşyaları da sattı baban, şuan babanların evindeyiz. Senin odanı hazırladım.
– Tamam canım bugün ben gelmeyeceğim Cennet kaza yaptı, hastanedeyim.
– Ne? Cennet mi? Şu TV de haberlerde gördük o kazamı yoksa?
– Evet o. İçinde cennet vardı.
– Of durumu nasıl?
– Komada yatıyor. Canım kapatıyorum şimdi sonra konuşuruz.
– Tamam aşkım…

Telefonu kapatmış cebime koymuştum. Saatler ilerliyor içeriden hiçbir haber gelmiyordu. Gece 12 olmak üzereydi saat. Çocuklar artık gidecekti, çok ısrar ettiler beklemenin anlamı yok gel birşeyler içelim o zaman diye, ama gelmeyeceğimi hastanede burada bekleyeceğimi söyledim. Ferhat ile Mete gitti. Yanıma Zeki elinde iki bardak çay ile geldi. Sigara uzattı;

– Yak hacı gülle.
– Sen neden gitmedin la?
– Ne yapacağım oğlum evde? Soru sorup durma yak işte amına koyayım!

Uzattığı sigaradan aldım ve yaktım. Gözlerim yanıyor, başım ağrıyordu. Çayımı yudumladım. Zeki ye çevirdim kafamı. Bankta yanıma oturmuş, telefonunda resimlere bakıyordu;

– O resimler ne lan?
– He bunlar mı? Partide çekmiştim hacı gülle, bak!

Yanına yaklaştım çekildiğimiz resimlere bakıyordum;

– Bu tip ne lan? Hangower gibi çoğunu hatırlamıyorum.
– Valla bende hatırlamıyorum. Bak dayının kestaneyi çizdiğim bölüm

Zeki sikini dayının götüne dayamış, gözleri bağlı eliyle işaretler yaparken fotosu vardı;

– Oğlum kim çekti bunları?
– Ben.
– Gözü kapalı selfie mi çektin amına koyayım?
– Özel yetenek kanka. Bak bak buda senin cenneti teknede siktiğin bölüm.

Telefonda Cennet’i görünce yüzüm gülüyordu. Kadın resmen aşkla bakıyormuş yüzüme. Elinden aldım fotoğrafı inceliyor, cennet’in yüzünü okşuyordum.

Zeki;

– Dur dur asıl bomba burada!

Zeki galeriden bir fotoğraf daha çıkarttı. Cennet Özge’ye amını yalatırken ki pozdu bu. 2. Gittiğimiz büyük parti.

– Oğlum her şeyi kayıt etmişsin lan!
– Tabbe lan! Bak bak nasılda zevke gelmiş Özge ahaha

Fotoğraflara bakıyordum Mehmet çarptı gözüme;

– Şu Mehmet mi la?
– Aynen kanka aha bak burda da Cennet Mehmet’i sikiyor dildoyla. Bak burada da dayıyı Özge sikiyor, yanda Cennet’i ben.

Resimlere bakarken ağlamaya başladım. Başımı Zeki’nin omzuna attım;

– Ölmez değil mi lan?
– Hacı gülle, ben bile ölmedim. Cennet hiç ölmez lan korkma. Şuan o rüya görüyordur. Ben çok rüya gördüm. O rüyalar döndürür onu hayata tekrar. Korkma yaşayacak sadece üzüyor bizi şimdilik. Hadi kalk bir çorba içelim.
– Yok be duralım işte.
– Kanka içim kıyıldı. Cennetle bir komada mı yatacan. Kalk hadi güçlü olmamız lazım.

Elimden tutup kaldırdı. Bir çorbacıya gidip çorba içtik, çayımızı söyledik dışaraya çıkıp sigaralarımı yaktık.

Zeki;

– Biliyor musun hacı gülle? Cennet gerçekten aşık sana.
– Ya bir git oğlum o nerden çıktı şimdi.
– Ya valla bak. Duydum oğlum, Esma sultanla konuşuyordu.
– Ne diyordu?
– Kuzey bir başka, kişiliği, duruşu, adamlığı yaşının adamı değil olgun bir kere, hani evlenmez benimle belki ama, hayatımda hep olsun istiyorum. Diyordu.
– Normal oğlum hepimiz seviyoruz Cenneti.
– Sen kadar değil hacı gülle. Neyse hadi yürüyek biraz.

Zeki ile yürümeye başladık. Hava esiyor, üşütmüyordu.

Zeki;

– Cennet’i çok iyi anlıyorum.
– Nasıl?
– Bende zor uyandım oğlum. Birde onunla aynıyız. Bir sevgi, şefkat görünce hemen bağlanıyoruz o insana.
– Ne diyon oğlum?
– Hacı gülle, sen bu kıza ilgi göstermedin mi gösterdin? Şevkat gösterdin.
– E ne var oğlum gösterdiysem sizde gösterdiniz. Yeri geldi siktiniz.
– Ya o ayrı. Demek istediğim bu kızın ailesi olmamış ki, böyle sevgi, şefkat, sahiplenme görmemiş. O yüzden seni ayrı tuttu hep.
– Senle ne alakası var bunun Zeki?
– Sende aynısın benim için kardo, diğer çocuklarla dört yılım geçti, sen ilk günden beri yakın davrandın bana, harbiden iyi bir adamsın sadece manyaklık var. Psikolojin bozuk, ayarın yok amına koyayım!
– Bana diyene bak senin psikolojin çok mu yerinde lan?
– Siktir et hacı gülle, akıllı insanları kim sevdi ki?
– Öyle moruk. Hadi hastaneye bakalım bir.

Sigaralarımızı tekrar yaktık ve hastaneye gittik, hiçbir haber yok, komada yatmaya devam ediyordu.

– Sıkıldım Zeki. Her şeyden sıkıldım. Bıktım lan artık.
– Bende kanka.
– Oğlum annem babamı aldattı lan. Medikalde iş bulmuş, adama kendini elletip duruyordu.
– Ciddi misin lan sen?
– Aynen. Yüzüne söyledim, konuşma benimle dedi tokat attı birde.
– Siktir et oğlum, askerden gelelim de, zaten görmeyeceğiz hiç birinin yüzünü.

Bankta uyuyakalmıştık. Zeki ile kafa kafaya vermiş, uyuyorduk. Sabah güneşinin yüzüme vurmasıyla içim ısınmıştı. Donmuşum resmen. Titreyerek uyandım. Zeki’nin kafası omzuma düşmüş, uyuyordu hala. Dürttüm;

– Zeki! Zeki! Uyan amına koyayım rahatlığa bak puştta ki.
– Ne var amına koyayım ya uyutmadın bir. Kıpır, kıpır.
– Ulan yatağında bu kadar rahat uyumazsın. Kalk len. Hastaneye giriyorum ben.
– Tamam git geliyom.

Banka uzandı, uyumaya devam ediyordu. Hastanenin kapısından girdim. Doktoruyla görüşmek istediğimi söyledim. Odasına girdim.

Bugün içerisinde birkaç doktorun daha göreceğini söyledi. Komadan çıkmadığını, uzun bir süre komada kalacağını, uyanmasını beklediklerini söyledi. Bu sürecin zorlu geçeceğini söylüyordu. Ben tamamen yıkılmıştım artık. Aylarca, belki de yıllarca güzelim kadın, hastanede koma da yatacaktı. Kimsesi de yoktu ki. Ben askere gidecektim. Kim bakacak? Kollayacaktı onu? Zeki de yoktu, doğru ya Merve ve Nur vardı? Hemen telefonuma sarıldım ve Nur’u aradım. Olayları anlattım. Hastaneye geldiler, benim olmadığım zamanlarda gözüm arkada kalmayacaktı. İkisi de Cennet’i çok seviyorlar. İçim bir nebze rahat etmişti.

Günler böyle, böyle geçiyordu. Artık babamla aynı evde Özge ile birlikte yaşıyorduk. Daha evlilikten vazgeçtiğimizden haberleri bile yok, sürekli pişmanlık duyuyordu düğünü ertelediği için. Biz hala anlatmadık düğünün olmayacağını. Askerlik günüm gelene kadar, her gün aralıksız hastaneye gittim. Saatlerce bekledim kapısında. Cennet uyanmıyordu. Tüm bu olaylar karşısında Gülizar ile yakınlaşmıyor, aklıma bile getirmiyordum onu. Özge ile olan seks hayatımız duraklamıştı. Tek tük, geceleri ufak kaçamaklar yapıyorduk o kadar. Annemle aram aynı evde yaşadığımız halde, normal konuşmalar dışına çıkmıyordu. Hala soğuk davranıyordum ona ve babamı aldattığından babamın daha haberi yoktu.

Artık büyük gün geliyor, askere gitmeme son bir haftam kalmıştı. Bizim eve Aysel yengemler, Cevat dede, Güllü nene sürekli gelip gidiyordu. Şu geçen zamanda sadece ve sadece Özge ile ufak kaçamaklar dışında gözüm hiçbir şey görmüyordu. Göremezdi. Aklım sürekli Cennette idi. Hala uyanmamış, komada yatıyordu. Bahçede oturmuş sohbet ediyorduk. Kapımızın önünde acı fren sesi duyuldu. Kaza olduğunu sanmıştık, kapımızın zili art arda çalıyor, alacaklı gibi kapıya vuruluyordu. Koşarak kapıya gittim. Mete karşımdaydı. Soluk soluğa kalmış, ağlıyordu. Yanında kimse yoktu;

– Kanka ne oldu? Bu halin ne?

Mete hüngür hüngür ağlıyordu. Kapının önüne yığıldı kaldı. Bahçede oturan babam, Aysel yengemler, cevat dede herkes kapıya gelmiş bakıyordu Mete’ye. Kolundan tutup içeriye çektim. Ayağa kalkmaya hali yok, konuşamıyordu.

– Kanka ne oldu lan söyle dur ağlama iki dakika söyle ne oldu?

Mete ağlayarak yüzüme baktı;

– Kanka Ferhat öldü!

Donmuş kalmış, elimde, ayağımda can gitmişti. Evdeki herkes büyük bir şok içindeydi. Boş gözlerle Mete’nin ağlamasını izliyordum. Mete kafasını omzuma dayadı, küçük bir çocuk gibi ağlıyordu. Nefes alamıyordum. Canımdan bir parça kopup gitmişti sanki. Ferhaat! Diye bağırarak kapının önüne attım kendimi. Nefes alamıyordum. Gömleğimi yırtıp attım kenara. Babam koştu yanıma geldi. Yere çömelmiş;

– Ferhat kardeşim yok ölemez askere gidecektik ferhat ölmedim de kardeşim ferhaat!

Ortalığı yırtıyordum. Güllü nenem ağlıyor, Özge ağzı açık kalmış gözlerinden yaş süzülüyordu. Mete’nin yanına koştum. Kolundan tutup sarsmaya başladım;

– Nasıl öldü lan! Askere gideceğiz oğlum nasıl öldü! Daha Cennet iyileşmedi o nasıl ölür oğlum ölmedi de lan!
– Öldü lan işte öldü! Motorla geziye çıkmış, baya hız yapmış, araba ya çarpmış. Uçmuş adam motordan, motor paramparça.

Mete zor konuşuyor, ağlamaktan kendini alamıyordu. Elimle ağzımı kapatıp hüngür hüngür ağlamaya devam ettim. İnanasım gelmiyordu Ferhat’ın motor kazasında öldüğüne.

– Mete kardeşimi göreceğim götür beni! Mete kalk kes ağlamayı kardeşime götür Mete!

Mete ağlayarak ayağa kalktı. Babam omzundan tutup sarıldı Mete’ye. Hastanenin adını sordu. Veysel abi ile babam götürecekti bizi. Bu halde araç kullanmamızı istemiyordu. Evdekiler gelmedi. Veysel abi ile babam Mete’nin arabasına atladık. Yola düştük. Yol boyunca ağlıyor, düşündükçe kahır oluyordum.

Başımızdan şu 2 ayda bela eksik olmadı resmen. Komada yatan Cennet. Askere gitmeye 1 hafta kala Vefat eden, canım gibi sevdiğim bir arkadaşım Ferhat. Kime üzüleceğimi artık şaşırmış, duygu patlaması yaşıyordum. Ağlamayı bıraktım ve derin bir nefes aldım.

– Zeki nerede?
– Hastanede, göstermiyorlar Ferhat’ı morga aldılar. Yırtıyordu kendini görmek için.

Hastaneye gittiğimizde ailesi ve o motorcu gruptan birkaç arkadaşı oradaydı. Ailesi perişan olmuş Morg kapısının önünde cenazeyi almak için bekliyorlardı. Morgun kapısına gittim ve ferhat’ı göreceğimi söyledim. İzin vermiyorlar, göstermiyorlardı. Zeki morg kapısına çömelmiş, hüngür hüngür ağlıyordu. Morg görevlisinin yakasından tutup içeriye soktum Mete ile Zeki arkamdan geldi. İçeride 2 adet görevli vardı. Morgun kapısını kapattı Mete. Adamın yakasından tuttum. Diğer adam bize doğru hareket etti. Zeki durması için eliyle işaret etti;

– Nere ulan kardeşim! Hangi morgda! Göster lan! Son kez göreceğim kardeşimi aç lan dolabı!

Babam ve Veysel abi morgun kapısına vuruyor, kuzey bir delilik yapma diye bağırıyordu. Morg görevlisi o sinirimden korkmuş olmalı. Yakasından tutup ittirdim ve şaşkın gözlerle dolabı açtı. Sedye gibi demiri çekti önüne. Uzunca bir çanta gibi birşeyin fermuarını açtı. Ferhat çok kötü durumdaydı. Gözlerim büyümüş, ferhat’ı izliyordum Morg görevlisi fermuarı tekrar kapatıp dolaba yerleştirmek için hareket etti. Elini tuttum ve izin vermedim;

– Çıkart onu buradan!

Morg görevlisi yüzüme baktı;

– Yapma kardeş.

Morgun kapısından babam ve Ferhatın aileside gelmiş, içerideydi. Annesinin ağlama seslerini duyuyordum.

Morg görevlisi tekrar fermuarı kapatıp, dolaba koymak için hareket etti ve ben yine kolundan tutup izin vermedim;

– Çıkart onu buradan dedim sana.

Babam;

– Kuzey…

Morg görevlisi;

– Ama yapma böyle.
– Hayır çıkart çıkart. Çıkart onu buradan.

Zeki kolumdan tutup çekiyordu;

– Kuzey…
– Dokunma.
– Kuzey gel gidelim.
– Lan nereye gidelim. Nereye gidelim lan! Nereye gidelim lan!… bir dakika ya bir dakika… nereye gidelim? Onu burada bırakıp nereye gidelim? Çıkart onu buradan. Çıkartın onu buradan. Ferhat’ı burada bırakıp nereye gidelim lan! Oğlum burası soğuk lan! Lan burası soğuk! Çıkartın lan! Oğlum ne yapıyorsun lan orada! Bir dakika ya baba!

Babam;

– Hadi oğlum hadi…
– Çıkartın onu yalvarırım. Ferhat! Ferhaat! Kardeşim gitti…

Babam kolumdan tutup Veysel abi ile birlikte dışarıya çıkarttı beni. Cenazeyi almak için ailesi bekliyordu. Babası işlemleri yaptırmış, babam bir şeye ihtiyacınız var mı? Diye soruyor, gerekli kalan işlemlere Veysel abi ile yardımcı oluyorlar, Ferhat’ın babası sadece imza atmak için hastaneye gidiyordu.

O gün Ferhat’ı ellerimizle toprağa koyduk. Mezarının başında akşama kadar Zeki ve Mete ile bekledik. Artık ağlamıyordum. Göz yaşlarım akmıyor, kurumuştu. Mezarda Merve ve Nur Ferhat’ı tanıyan herkes vardı ama gitmişlerdi. Ailesi bile gitmişti. Mete ayağa kalktı ve kolumdan tutup kaldırdı beni. Zeki’yi de oturduğu yerden kaldırdı. Başımız önümüze eğmiş gidiyorduk. Sahile gidip oturduk. Eski anılarımızı, Ferhat ile olan anlarımızı anlatıyorduk. Zeki elinde bir dolu içkiyle oturdu yanımıza. Sahile ayaklarımızı uzatmış oturuyorduk. Hepimize bir bira açtı, eline bir bira daha aldı ve yanına koydu;

– Ferhat hacı gülle, al buda senin için.

Kendine bir bira açtı ve yanımıza oturdu. Orada boş duran biraya bakıyorduk sadece. Saat gece 11 suları olmuştu ve telefonum çaldı. Alan kodlu numaraydı merak edip açtım;

– Efendim?
– Merhaba iyi geceler Kuzey bey ile mi görüşüyorum?
– Evet benim.
– ***** hastanesinden arıyorum Cennet hanım…

LÜTFEN DEĞERLİ YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİNİZ!..

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Canim baldizim

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Canim baldizim
Size gecen sene Türkiyede,izinde yasadigim macerayi yazmak
istiyorum.Izine gittigimizde,akrabalarimizi dolasip,her yerde
itiraz üzerine bir kac gün misafir kaliyorduk.Gelmemize bir kac
gün kala,baldizim bizi davet etti ve godecegimiz gün,kocasi
bizi Havalimanina götürecekti.Yani anliyacaginiz,geriye kalan 3
günümüzü baldizimda gecirecektik.Kocasi calistigi icin,ben
sabahtan aksama kadar karim ve baldizimla yanliz
kaliyordum.Son günümüzde,karim biraz alis veris yapmak icin
disari cikti ve ben baldizimla yanliz kaldik.Hava cok sicak
oldugu icin,ben bir dus almak icin banyoya girdim ve kapiyida
kilitlemedim.Zaten baldizimla bir gizlimiz,saklimiz yok cünkü
bildiginiz gibi onunlada sikistim ama bu yaz tatilinde firsat
bulamamistim.Hicte onu sikmek aklimda yoktu zaten.
Neyse ben banyoya girdim ve dus almaya basladim.Bir kac
dakika sonra baldizim,sanki kari kocaymisiz gibi, kucaginda
camasirlarla iceri girdi ve Camasirmakinasina camasirlari
doldurmaya baslad! i.Ben biraz cekindim ama is isten
gecmisti,zaten birbirimizi ciplak olarak görmüstük ve ben
dusuma devam ettim.Camasirlari makinaya attiktan
sonra,dusun hemen yaninda olan klozetin kapaginin üstüne
oturdu ve benimle dertleşmeye başladı. Ben hem yikaniyor
hemde onunla sohbet ediyordum.( )Beni dus alirken seyretmesi
cok hosuma gitti,ve birden benim ufaklik büyümeye
basladi.Bunu gören baldizim, “Ooo eniste,seninki uyaniyor
galiba” “Ne yapsin zavalli,kac gündür ablan bana
vermiyor,ufak bir rüzgarda ayaklaniyor namussuz”dedigimde
bana güldü ve elini sikime dogru uzatti. “istersen caresine
bakayim,ne dersin?Hem seni bu vaziyette birakmak günahtir”
deyip,benim sikimi eline alip oksamaya basladi.Ben bundan
cok zevk aliyordum ve ona dogrz dönüp,sikimi onun hizasina
getirdimki,daha rahat 31 ceksin diye.Sikim baldizimin elinde
kazik gibi olmustu ve neredeyse patliyacaktim. “Dur,yavas
yap,yoksa eline bosalicam”dedim “Sikine sahip ol,elime
bosalma,senin tadini unuttum ve bugün tekrar almak
istiyorum”dedi ve sikimi elinle agzina dogru götürüp icine
aldi.Yavas yavas yaliyordu ve gelmemem icin kisa ara veriyor
ve sonra tekrar emiyordu.Orospu,bir sene icinde kocasindan
bayagi birseyler ögrenmisti.Birden agzindan cikardi,ayagi
kalkti.Üzerinde yaz oldugu icin ince basma bir etegi
vardi.Arkasini bana dönerek etegini kaldirdi ve o güzel götünü
bana dogru cevirdi.Ben hala küvetin icinde,o ise küvetin
önünde bana götünü sergiliyordu. “Hadi eniste,senin sikin
bosalmadan bir kac sefer bana gecir,cok istiyorum sikini,hangi
delikten giris yapmak istiyorsan yap,yeterki icime gir”dedi.Ben
bunu duyunca hemen elleirimle kicini bana dogru cektim ve
sikimi amina yerlestirdim.Ben ciril ciplak,baldiz giyinik ve
saadece etegi yukari cekilmis halde sikisiyorduk.Zaten ben
bosalmak üzereydim,bir kac amina vurduktan sonra, “Hadi
sikimi simdi agzina al ve tadina bak bakalim”diyerek,sikimi
amindan cikardim.Baldiz bana dogru döndü,öne dogru eyilerek
sikimi agzinin derinliklerine aldi ve emmeye basladi. Hem
emiyor ve ehmde o güzel siyah zeytin gözlerinle bana
bakiyordu.Ben saclarindan tutup baldizimi agzindan sikmeye
basladim.Cok gecmeden,sikim tam girtlagina dayanmis sekilde
agzina bosaldim ve hic gözünü benim gözümden
ayirmadan,yutmaya basladi.Bir kac zamandir sikismedigim
icin,bayagi sperma toplanmisti tasaklarimda,sanki bosaldikca
bosaliyordum baldizimda hic itiraz etmeden ve agzinin
kenarindan bir damla cikarmadan,zevkle yutuyordu.Zaten beni
mahveden bakislariydi.Erkekler bilr nasil bir zevk
oldugunu.Hem yutuyor hemde hic gözünü kirpmadan
gözlerimin icine bakiyordu.Bosalmam bittikten sonra,yavas
yavas agzindan cikardi ve sikimi güzelcene yalayip temizledi.
“Eniste,seni cok özlemisim ve bir dahaki sikisimizi dört gözle
bekliyecegim”diyerek,spermli agzina agzima dayadi ve uzun bir
öpücük kondurdu.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

londradan misafirler – 8

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

londradan misafirler – 8
“Nasıl ama yakaldık sizi öyle sopa gibi önünüzde dimdik gezerseniz böyle köpek balıkları saldırır işte” deyip ellerinde tuttukları yarrakları bırakmadan “hadi gelin bakalım şimdi, elimizdesiniz”

deyip havuzun derin olmayan yerine doğru çekiştirdiler adamları. Havuzun yan kenarına yerleştirilmiş olan merdivene geldiklerinde Nil önde Altan beyi, Nur da arkalarında Allan’ı çekiştiriyordu. Karım arkasına bile bakmadan sol eli patronumun önündeki yarrağı sıkıca kavramış bir şekilde basamakları çıkmaya başladı. Altan Bey hem gülüyor hem de basamakları hızla çıkan Nil’in sikini çekiştirmesi yüzünden komik bir şekilde hareket ederek onu takip etmeye çalışıyordu. Karım kahkahalar atıyor, ıslıklar çalıyor, zafer işaretleri yapıyordu. Görüntü gerçekten çok eğlenceli idi. Sanki havuzda iki büyük balık yakalamışlar onları karaya çekiyorlardı. Allan’la ben de bu manzarayı gülerek seyrediyorduk. Dördüde havuzun kenarına çıkınca kızlar işi iyice şamataya vurup ellerinde sıkıca tuttuklkarı aletleri bırakmadan koşmaya başladılar.

’’Hadi bakalım sert çocuklar, görelim ne kadar sertsiniz, hahahahah”

diye bastı kahkahayı Nil, kendi önde ve Altan bey arkasında havuzun etrafında koşmaya başladılar. Tabiki Nur’da kendisini takip ederek Allan’ı çekiştiriyordu. Zavallı adamlar canları yandığından yalpalaya yalpalaya kızların arkasından sürükleniyorlardı. Nil önde Nur arkada neşeli bir şekilde koşar adımlarla havuzun çevresini turlayıp yanımıza kadar geldiler. Hepimiz çok eğleniyorduk. Karımın şeytanca oyunu ortalığı kahkahadan kırıp geçirmişti.

’’Sizi gidi üçkağıtçılar siziiii…şike yapıp bizi yıldırmaya çalıştınız değil mi ? Hııııımmm, görelim bakalım ne kadar sertsiniz. Kalkın bakayım sizde ayağa, dizilin şöyle yan yana …’’

diyerek ard arda komutlar veriyordu Nil. Sonunda ikisi önümüzde yanyana diz çökerek oturdular ve bizler de çevrelerinde yarım bir daire oluşturup yan yana dizildik. Anlaşılan kızlar, saatler geçmesine rağmen hala dimdik olan yarraklarımıza ciddi bir şekilde dayanıklılık testi uygulayacaklardı. John ve Altan Bey karımın önüne isabet eden bir yerde duruyorlardı, Allan ve bense Nur’un önündeydik.

“Hadi bakalım kim önce boşalacak görelim, heheheh” diye gevrek gevrek güldü Nur.”Evet önce boşalana ödül vereceğiz ona göre” diye tamamladı Nil

Vakit kaybetmeden birer elleriyle kavradıkları yarraklarımızı sırayla ağızlarına sokup çıkarmaya başladılar. Birimizin siki ağızlarında iken diğerinide avuçlarıyla pompalamaya devam ederiyorlar adeta bir mastürbatör görevi yapıyorlardı. Biz de keyfili bir şaşkınlık içerisinde biribirimize bakıp

“Nooldu bunlara yaaaawww, demin yorgunluktan bittik, yeter artık diyorlardı”

gibi yorumlarla biribirimize sorup duruyorduk. Artık yaptığımız şikenin saklanır bir tarafı kalmamıştı. Olay apaçık meydandaydı. Neredeyse 3 saattir devamlı aletlerimiz dimdik tuttuğumuzu beceriyorduk. Şu şansa bak dedim kendi kendime, eşleşme anında baldızımın önüne düşmüştüm, karımın bana fena halde kızacğını sanırken bu tamamen sürpriz olmuştu bana. Ama yine aynı heyecanı duymaya başlamıştım, karnımda kelebekler uçuşuyor, kalbim yerinden çıkacak gibi çarpıyordu. Nur’un etli dudakları kaya gibi sertleşmiş olan sikimi sardığı zaman, hafifçe ”ohhhh!!!” diye inlememe sebep olmuştu. Gözlerim yarı kapalı, kendimden geçer gibiydim. Hırsla ağzına sokup çıkartırken dibinden sıkıca kavramış, başını iyice şişirmişti yarrağımın. Sanki somuruyordu yarrağımı, tüm hıncını ondan çıkartmak ister gibiydi. Homurtulu bir şekilde haşince hareket ettiriyordu başını ileri geri. Bir ara gözlerimi açıp başını öne eğdim ve bana içinde şimşekler çakarak bakan o badem gözleri yakaladım. Kızgınlıkla şehvet karışımı müstehzi bir ifade vardı yüzünde, bende ona küçük bir gülümseme ile karşılık verdim. Allan hayretle bizi seyrediyordu, ama Nur’un diğer eli aynı anda onun yarrağını öyle sıkı bir şekilde pompalıyordu ki zavallının gözleri Garfield gibi yarı baygın bakıyordu. Yan tarafımızda da durum farklı değildi. Karımda Altan beyden hırsını almaya çalışıyor, onun siki ağzında iken kafasını yukarı kaldırmış gözlerini ona dikmişti. Bir ara göz göze geldiklerini hissettim ki tam o anda Nil adamın yarrağına dişlerini geçiriverdi.

“Ahhh….. heeeyyy ne yapıyorsun, koparacaksın yahu, daha lazım o bana, lütfen kibar davran yarrağıma”

diyerek güldü Altan bey. Bizlerde katılmıştık bu gülümseme dalgasına. Karım diğer eliylede John’un sünnetsiz sikini hızla pompalıyordu. İşte sünnet derisinin tek işe yaradığı yerde bu olmalıydı. Masturbasyon esnasında baş kısmınıda içine alacak şekilde uzadığı için daha etkili bir sürtünme oluşturuyor, baş kısmının altında toplanan tüm sinir uçlarını yumuşak bir dokunuşla uyarıyordu. Bu uyarılma işlemi tüm hızıyla yer değiştirerek dakikalarca devam etti. Nur ve Nil Bazen aynı anda iki aleti birden ağızlarına almaya çalışıyorlardı, ortaya çıkan komik manzaraya da hep berber gülüyorduk. Kızların ağızlarında tükürük kalmamış çeneleri artık ağrımaya başlamıştı oral seks yapmaktan. Yarım saate yakın bir zaman geçmişti ki karım ve baldızım, önümüzdeki yarrakları dizleri üzerinde durarak uyarmaya çalışıyorlardı. Sancıyan dizkapaklarını birer bier değiştirip çökme pozisyonunda dinlendiriyorlardı. Bizlerde hala boşalma sinyali veren yoktu. Sikim, üzerinde uygulanan basınç ve sürtünmeden artık mosmor olmuştu, iyice şişmiş, sancımaya başlamıştı. Baş kısmını kaplayan deri zar kadar ince olduğundan tahriş olmaya başlamış canımı yakıyordu. Kendimi geriye çekmeye, baldızımın elinden kurtulmaya çabalıyordum. Aslında durum hepimiz için aynıydı. Acı ifadesi kaplamıştı yüzlerimizi, “ahhhh..lar ufff..” lar arasında kıvranmaya başlamıştık. Kızlar bu halimizi görünce

“yaaaa…hadi bakalım VIAGRACILAR, noooldu, sizeee. İyi oluyor diimi böyle, hehehe…”

diye bizimle dalga geçmeye devam ettiler. Nur’da karım gibi, avuçlarının içindeki yarrakları iyice sıkıyor adeta intikam alıyordu. Yüzlerimiz kıpkırmızı olmuştu, zorlanmaktan ense köküme kramp girmek üzereydi nerdeyse. Hala hiçbirimiz yiğitliğe leke sürdürmemiş, kaçmaya yeltenmeyip, bir ümit orgazm olalım diye içimizden dua ediyorduk. Ama çöllerin yağmur duası ne kadar kabul olursa bizimkilerde aynı durumdaydı. Altan Bey sonuda

“Kızlar biz ettik siz etmeyin, noolur acıyın bize”

deyince karım ve Nur biribirlerine bakarak aynı anda ”HAVUUUZ!!!” diye bağırdılar. Biz daha ne olduğunu anlayamadan, ikiside ayağa kalkıp ellerini yarraklarımızdan ayırmadan, hatta daha da sıkıca kavrayarak, bizi kenarında bulunduğumuz havuza doğru çekiştirmeye başladılar. Sonrada bizi savunmasız bir şekilde yakalanmış olduğumuzdan kolayca havuzun serin sularına savurdular. Bu onların intikamıydı. Çok keyif almışlar, iki büklüm olmuş katıla katıla gülüyorlar halimizle alay ediyorlardı. Bu kahkaha fırtınasına suyun üzerine çıktığımızda bizde katılıdık. Aslında masturbasyondan birer kor demir haline gelmiş yarraklarımız için bu suya atılma olayı iyide gelmişti yani. Vücut hararetlerimizde oldukça yüksek olduğundan nerdeyse dumanlar çıkıyordu üzerimizden. Biraz dalıp çıkarak iyice serinlemiş ve rahatlatmıştık kendimizi. Kızlar gecenin ilerleyen saatinde hava serinlediği için havuzdan çıkarken üşümeyelim diye bize havlular getirmişlerdi.

Teker teker bu havlulalara dolanıp kurulandık. Havuzlu avluya bakan salonun ortasında alçak bir platformda yer alan şömineli bölüme geçip birer içki almak fikri hepimizce benimsenmişti. Geniş krem rengi koltuklardan oluşan oturma grubu çevreliyordu üç bir yanını şöminenin. Üzerlerinde son derece yumuşak kocaman yastıklar da vardı. Yan gelip dinlenmek için ideal bir mekândı burası ve gecenin bu saatinde çok iyi gelmişti bize. Hepimiz kendimize uygun bir yer seçtik uzanmak için, karım ve Altan bey de buz dolabindan içki almak üzere birlikte mutfak bölümüne geçtiler. Serin su kan dolaşımımızı normale döndürmüştü.

Şöminede hafif çıtırtılarla yanan odunların sesi ve çıkardığı mis gibi koku da mestetmişti bizi. İçimiz geçiyordu koltukların üzerinde kaykıldıkça, kabuğuna çekilen kaplumbağalara benziyorduk.John ve Allan Nur’u aralarına almışlar ikisininde kafaları kızın birer omuzunda gözleri yarı kapalı sanki uyumak için annesinden ninni bekleyen çocuklar gibiydiler. Bende hemen karşılarındaki koltukta uzanmış onları seyrediyordum. Nur ellerini iki yanında yatan misafirlerin göğsüne uzatmış kıllarıyla oynuyordu. O hala çırılçıplaktı, pardon üzerinde aşk elbisesi vardı sadece ve bu da ona çok yakışıyordu.

Karım ve Altan Bey ellerinde birer tepsi ile geri döndüler birazdan. Tepsilerde iyice soğutulmuş koca bir şişe Dom Perignon şampanya, bardaklar ve egzotik meyvelerden oluşan dev bir tabak vardı. Sevinç nidaları ve alkışlarla karşıladık onları. Birden iştahımız kabarmıştı meyveleri görünce. Muzlar, Ananas, Kivi, Mango gibi tropikal meyveler ağzımızın suyunu akıtmıştı. Dom Perignona

“İşte damarlarımızda akan kanın ihtiyacı asil güç geldi” diye patlattım espriyi.

“Evet, dostlar, iyiki varsınız, en kötü günümüz böyle olsun”

diyerek kaldırdı kadehini Altan bey ve hepimiz ona karşılık vererek kadehleri kafamıza diktik. Farkında olmadan acayip susamıştık ve şampanyanın o mis kokulu köpüklü tadı ağzımızda yeni bir ferahlık estirmişti. Nil hemen dev tabağın içindeki meyveleri birer birer dağıtmaya başladı hepimize. O da hala çırılçıplaktı ve sanki giyinikmiş kadar da rahattı üstelik. Sehpaya eğildiğinde memeleri minik birer kavun gibi sallanıyor, kalçaları ise odun ateşinin vurmasıyla pembe pembe görünüyordu. Saçları ensesinde toplanmıştı bir tokayla. Hepimize ikram ettiği meyvelerle şakalar yapmaktanda geri kalmıyordu. Örneğin Nur’a uzattığı muzu ağzına oral seks yapıyormuş gibi sokmak, kivileri göğüslerinin üzerine yerleştirip oradan kaydırıp sunmak gibi.

Şampanya ise gecenin en mükemmel sürprizi gibi gözüküyordu şu anda. Kalitesinden dolayı kolayca yudumlanıyor, hızla tüketiliyordu. Meyveler kan şekerimizi yükseltmiş, yorgun bedenlerimize yeniden enerji katmıştı. Şöminenin karşısında Roma imparatorluğu zamanında resmedilen sefahat âlemlerini andıran bir topluluk olmuştuk. Adeta balık istifi, vücutlarımız temas halinde uzanmış bir elinde meyve diğer elinde de şampanya kadehi olan, çıplak insanlar kümesi oluşturmuştuk. Artık iyice rahatlamış salonun dayanılmaz erotik ambiyansı içerisinde kendimizden geçmiştik. Koca şampanya şişesi elden ele dolaşıyordu, sonunda şişeden içmeye başlamıştık. Ağır olduğu için bir diğer kişi şişenin altından kaldırararak yardımcı oluyordu içmeye.

Şakalar peşi şıra geliyor kahkalar tekrar yükselmeye başlıyordu. John derin bir solukta kafasında diktiği şampanya şişesinden irice bir yudum içtikten sonra, dizleri üzerinde kalkıp şişeyi sallamaya başladı. Ne yapacağını hepimiz anlamıştık. Formula 1 podyum seremonisindeki şampanya savaşını buraya taşımaktı niyeti sanırım. Şişeyi kime doğru çevirse çığlığı basıyor, kolları ile yüzünü saklamaya çalışıyordu. Bir kaç sahte denemeden sonra Nur’da karar kılmıştı. “ayyyyy,,,hayııııırr..yapma..” diye çığlığı atıp kollarını şişeye doğru uzatmış engellemeye çalışıyordu.John ise iyice köpürttüğü şampanya şişesini yangın söndürme tüpü gibi Nur’un vücuduna boşalttı. Fışkıran şampanya, Nur’un iri memelerinin üzerine, göbeğine ve bacak arasına büyük bir tazyikle çarpıyordu. Baldız sırılsıklam olmuştu. Allan da attı kendini fışkıran bu şampanya selinin altına, kafasını sokuyor, ağzını denk getirerek içmeye çalışıyordu kana kana.

Daha sonra karım Nil’e döndü şişenin ucu. Nil’de çığlıklar arasında kendini korumaya çalıştı ama şişeyi sağa sola sallıyarak püskürttüğü için John her seferinde istediği noktayı hedef alabiliyordu. Aynı baldız gibi karımda şampanya ile sırılsıklam olmuştu. Altan Bey bir anda Nil’in ayak bileklerinden yakalayıp bacaklarını geriye doğru havalandırırken aynı zamanda iki yana doğru iyice ayırdı. Karım iki büklüm geriye devrilmiş bacakları iyice ayrıldığı için amcığı tabak gibi ortaya çıkmıştı. John hedefi hemen algılayıp şişeyi iyice çalkaladı ve karımın amcığına oldukça yakın bir yerden şampanya ile doldurdu. Nil’in amından içeri köpürerek doluyor ve seller halinde dışarı taşıyordu şampanya. Kalçaların arasından süzülüp gidiyor, erotik bir süs çeşmesini andırıyordu karım. Allan ve ben de çekiştirirerek Nur’u karımın yanına taşıyıp onuda çığlıklar arasında bu şampanya banyosuna dâhil ettik. Kızlar şimdi saçlarının telinden tırnak uçlarına kadar şampanya ile yıkanmışlardı, vücutları şömine ateşinde parıl parıl parlıyordu.

Benim aklıma bir fikir gelmişti. Daha önce Nil’le uygulamak istediğim erotik bir resim çalışmasından aklıma gelmişti. Kızları ayak tabanları birbirine yapışık şekilde sırtüstü yere yatıracaktık. Bunun için önce yere minderlerden yüksekçe bir yatak yaptık. Sonra kızları üzerine yerleştirdik. İnce ince dilimlediğimiz meyvaları karım ve baldızımın vücutları üzerine ihtimamla yerleştirmeye başladık. Bir sanat eseri meydana getiremeyecektik ama ellerimiz heyacanla titreyerek yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışıyorduk. Meyveleri vücutlarının üzerine yerleştirirken çok gıdıklanıyorlar, kıkır kıkır gülüyorlardı. Aslında hepimiz iyice sarhoş olmuştuk ve de çok eğleniyorduk. Yuvarlak ananas dilimlerinin ortasını uçları dışarı cıkacak şekilde yerleştirdik memelerinin üzerlerine. Kivileride geniş dilimlerle kesip mangolarla birlikte çeşitli yerlere dağıttık. Venüs tepesine, göbek çukuruna, karın boşluklarına. Muzları ise yarım boy yapıp amcık dudaklarının arasına sıkıştırıyorduk. Bacakları da ihmal etmedik tabii. Altan Bey mutfaktan iki şişe sos getirmişti. Biri çikolata diğeride krema. Bunlarla da meyve aralarına şekilli süsler yapıp eserimize son şeklini verdik. Karşımızda ağzımızın suları akarak yemeğe hazırlandığımız canlı birer meyve tabağı vardı.

Aç kurtlar gibi atıldık kızların üzerlerine. Altan Bey yine karımın yanına geçmiş, John’da diğer yanındaydı, ben ve Allan ise baldızın iki tarafına yerleşmiştik. Bir anda hücum ettik bu harika meyve sepetine. Kimimiz ayaklardan başlayıp parmaklarını tek tek emiyor, kimimizde boyun kısmıdaki sosları dilimizin ucuyla yalıyorduk. Bense baldızın memelerinden gözümü ayıramadığım için önce oraya saldırdım. Ananas dilimlerini büyük bir iştahla yiyip, meme uçlarını deliler gibi emmeye başladım. Altan Bey Nil’in amcığından yükselen muzu bir hamlede yutmuş, altındaki çikolata sosunu da seri dil darbeleriyle temizlemeye çalışıyordu. Allan Nur’un, John’da karımın göbek çukurlarının içine yerleştirilmiş olan meyveleri ve çevrelerindeki çikolata krema karışımı sosları büyük bir dikkatle temizliyorlardı.

Kızlar üzerlerinde gezinen eller, dudaklar ve öldürücü dil darbeleriyle kendilerinden geçiyor zevkten titriyorlardı. Yarım saat içinde dev meyve tabağımızın üzerindeki her şeyi silip süpürmüştük. Sos çıplak tenlerine yer yer yapışmış, kurumuş ve lekeler bırakmıştı. Şişede kalan şampanyayı dikkatli bir şekilde yeniden kızların vücutlarına boca edip ellerimizle bir güzel temizledik. Arada bir kafaya da dikiyor özellikle kızların kendilerini daha iyi hissetmeleri için elimizden geleni yapıyorduk. Bu erotik meyve sunumu sırasında inanılmaz dercede tahrik olmuştuk. Hepimizin önündeki şişlik yeniden belirmiş, karım ve baldızım da arzulu öpücüklerle bize cevap vermeye başlamışlardı.

Saat gece yarısını geçeli epey olmuştu ama kimsenin enerjisinden en ufak bir eksilme yoktu henüz. Altan beyin aklına şeytanca bir oyun gelmişti. Yatak odasından iki adet eşarp geldi.

“Bunlarla kızların gözlerini bağlayacak ve bir oral teste tabii tutacağız. Dördümüz sırayla her birininin önüde dizilip yarraklarımızı ağzlarına sokacağız. Kızların doğru tahminleri diğeri ile bildikleri ise kendileri ile aynı anda ilişkiye girecek. Doğru tahminlerde eşitlik olursa erkekler kendi aralarında çöp çekerek beğendikleri kızı seçecekler. Sevişmeye biraz daha heyecan katabilmek için kızların gözlerinin bağlı kalamasını öneriyorum. Kabul edenler”

diye bir solukta anlattı herşeyi, tüm erkekler anında kabul ettiler tabiki, Nil’de Nur’a bakarak,

“Ehhh napalım, ne çıkarsa bahtımıza, değil mi kız. Doğru vallahi, bu eve gelin geldik artık, babasıda, oğluda sıradan…”

diye cevap verdi. Hiç bakit kaybetmeden karım ve baldızımın gözlerini sıkıca bağlayıp karşılıklı iki koltuğa oturttuk. Sonrada sıraya geçip birer birer onar saniyelik test sürelerimizi kullanmak üzere kızların önündeki yerimizi almaya başladık. İlk sırayı John aldı ve Nil’in önüne yerleşti. Önündeki yarrağı iyice sertleşmiş bir halde Nil’in dudaklarına temas edecek kadar yakın bir yerde durup bekledi. Kızların ellerini kullanmaları yasak olduğu için 10 saniye boyunca erkeklik organlarımıza sadece dudakları ile dokunabilir ve ağızlarına alarak tanımaya çalışabilirlerdi.

(hikaye tamamen kurgusal, gerçekle bir alakası yoktur)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32