Nasıl yarrak yenir öğrettiler !! 4 bl.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Nasıl yarrak yenir öğrettiler !! 4 bl.
Öğleden sonraya kadar kasabadaydık. Durmuş ağa beni el üstünde tutuyor, bu da benim çok hoşuma gidiyordu. Fırsat buldukça kulağıma, “Sen beni memnu et dediklerimi yap, ben seni hep böyle mutlu edeceğim!” gibi sözler fısıldıyordu. Tabi bulmuş cahil körpe kızı, siki bayram ediyor. Ben o zamanlar yaptığım hatanın, kararan geleceğimin farkında değildim. Nereden bilecektim ki o yaşlarda sex bağımlısı bir sikişme manyağı olacağımı?

Öğleden sonra kahya ve diğer adamlarla buluştuk. Yine bir lokantada birşeyler yeyip köye döndük. Köye varınca Durmuş ağa, “Ben seni eve bırakayım. Pazartesi sabah kahya alır seni çiftliğe getirir, işe başlarsın. Akşamları da eve bırakırız!” diye, hem beni, hem kahyayı tembihledi. Sonra adamları çiftlik yolunda indirip, ikimiz yola devam ettik. Biraz uzaklaşınca Durmuş ağa sikini çıkartıp elime tutuşturuverdi. Bir yandan yavaş yavaş arabayı kullanıyor, bir yandanda bana sikini okşatıyordu.

Köye girmeden tenha bir köşeye arabayı çekip, “Hadi bakalım minik yosmam, ağanı bir boşaltıver!” dedi. Artık alışmıştım, hemen eğilip sikini emip yalamaya başladım. O an aklımda onu memnun etmekten başka bir şey yoktu. Beni kullandığının körpeliğimden küçük bedenimden faydalandığının farkında bile değildim. Deli gibi sikini emiyor ucunu dilliyor ellerimle gövdesini okşayıp duruyordum. Kısa bir süre sonra Durmuş ağa, “Ohhhh iç ağanın döllerini, hepsini yut!” dedikten sonra saçlarımdan kavrayıp sikine bastırması ile ağzıma boşalmaya başladı. Gırtlağımdan aşağı döllerinin akışını hissederken yutkunmaya çalışıyordum.

Boşalması bitince ağzımdan çıkarttı. Bu sırada ben halen sikinin gövdesini iki elimle kavramış okşuyordum, ben sıkıp okşadıkça sikin ucundan biraz döl süzülmüştü. Durmuş ağa iyice arkasına yaslanıp, “Hadi bakalım yalayıp temizle erkeğinin sikini!” diye talimatı verince, ben küçücük ağımla yalaya yalaya temizledim sikini. Onun mutlu olduğunu görmek çok hoşuma gidiyordu. (Halen de erkeğimin sikini emip yalamaktan, döllerini yutup sikini yalaya yalaya temizlemekten zevk alırım, alışkanlıklarım çok eskilere dayanıyor nede olsa.)

“Aferin sana küçük kaltak, çok iyi yapıyorsun bu işi!” dedikten sonra toparlanıp yola çıktık. Tam köy girişinde babamı görünce Durmuş ağa durdu, “Senin kızı eve götürüyorum, gel seni de atayım!” diyerek babamı da arabaya aldı. Yol boyunca, “Senin kız çok iyi, bir dediğimi iki etmiyor, çok akıllı uslu, çiftlikte beni çok memnun ederse, ben de onu çok memnu ederim!” gibi iltifatlar ediyor, babam da mutlu bir ifadeyle onu dinliyordu. Ne bilsin küçük kızının Durmuş ağanın seks oyuncağı haline geldiğini.

Eve gelince anneme yeni aldıklarımı gösterdim, “Durmuş ağa çiftlikte temiz ve yeni elbiseler giymemi istiyor!” dedim. Babam da anneme, Durmuş amcanın beni nasıl met ettiğini anlatıp duruyordu. Hem annem hem babam, iki gün boyunca, “Kızım Durmuş beyi mutlu et, dediklerinden dışarı çıkma!” diye sürekli söyleyip durdular.

Pazartesi günü kahya sabah erkenden beni alıp çiftliğe götürdü. Durmuş ağanın çifliğine daha önce birkaç kez bayram için gitmiştik, ama bu sefer faklıydı. Sabah iş bölümü yapılırken, Durmuş ağa, “Nilüfer, kızım sen benimle gel, ben sana yapacağın işleri anlatacağım!” diye, beni alıp çiftliği gezdirdi. Fırsat buldukça tenha yerlerde kalçalarımı yoğurup, göğüslerimi sıkıştırıyordu. Ben de sikine elimi atıyordum, artık bu bende alışkanlık olmuştu. Durmuş ağa ise, “Şimdi olmaz!” diye elimi uzaklaştırıyordu. Çiflikte yapacağım fazla bir iş yoktu, kasaların etiketlerini yazıyor, toplanacak mahsülün listesini yapıyordum. Herkesin yapacağı işlerdi aslında.

Öğle yemeğinde Durmuş ağa beni eve götürdü. Karısına durumu anlattıktan sonra, bana, “Boş zamanlarında yengene de yardım et!” dedi. Durmuş ağanın karısı yıllardır hastaydı. Tek çocukları da benle yaşıt olan kızları Hülya idi. Onu da okumaya devam etmesi için şehire mektebe göndereceklerdi.

Öğleden sonra bahçeye gideceğim sırada, Durmuş ağanın ileriden ‘Gel!’ işareti yaptığını gördüm, sonra evin bitişiğindeki kulübeye girdi. Ben de peşinden kulübeye gittim. İçeride geniş bir sedir ve birkaç eski koltuk vardı. (Burası benim durmuş ağaya karılık yapacağım yerdi!). Hemen kapıyı kapatıp, “Burası esk**en işçilerin gece kaldıkları yerdi. Bundan sonra öğle yemeğinden sonra buraya geleceksin, anahtar dışarıda asılı olur!” dedikten sonra aşağı eğilip dudaklarıma yapıştı. Kısacık boyumla ona yetişebilmek için parmak uçlarımda duruyordum.

Beni bir çırpıda soyup sedirin kenarına oturttu. Kendisi de soyunduktan sonra yanımda ayakta duruyordu. “Daha sana neler öğretecem küçük yosma, bundan sonra elimin altındasın, fırsat buldukça geçirecem o minik amına!” deyip sikini dudaklarıma yüzüme sürtmeye başladı. Ne yapmam gerektiğini artık çok iyi biliyordum, erkeğimin sikini yemeli, onu mutlu etmeliydim. Hemen sikinin gövdesini kavrayıp, ağzıma aldım. Bir süre bu şekilde sikini yalattıktan sonra Durmuş ağa sedire sırt üstü uzandı. “Şimdi üzerime gel bakalım, sana 69 olmayı öğretecem!” dedi ve beni üzerine ters olarak çekti. Şimdi onun üzerinde yatıyordum, amım tam ağzının üstünde idi.

“Hadi bakalım yosma, devam et!” dedi. Ancak ben üzerinde ufacık kalmıştım, sikini kavrayıp kendime çektiğimde ucu ağzıma zor yetişiyordu. Bu sırada durmuş ağa amımı yalamaya başlamıştı. Kalçalarımı okşuyor, bazen dilini minik amıma kokup çıkarıyordu. Vücudumu ateş basmaya başladı, öylesine zevk alıyordum ki, sikinin ucunu dilimle deli gibi yalıyordum. Durmuş ağa, “Gel bakalım, amına geçirme zamanı!” deyip, beni kendine çevirdi. Kucağında o kadar ufacık kalıyordum ki, benimle oyuncak gibi oynuyordu. Bir süre öpüştükten sonra, “Şimdi yarağımın üzerine otur!” deyip sikini gövdesinden tuttu.

Ellerimi göğsüne koyup kalçamı kaldırarak amımın deliğini yarağın ucuna getirdim. Sikin kocaman kafasından amım gözükmüyordu. Yavaş yavaş üzerine oturmaya başladım, bu sırada bacak arama bakıyordum, amımın yanaklarının şişip ikiye ayrıldığını, amımın minik dudaklarının iki küçük yaprak gibi kıvrılıp esnediğini görebiliyordum. Biraz canım yanınca durdum. Durmuş ağa, “Devam et, alışırsın birazdan!” diyerek beni cesaretlendiriyordu. Kalçalarımı biraz daha indirince siki yarısına kadar yalanmaktan ıslanmış amıma kayıverdi. Bu sırada Durmuş ağa sürekli bedenimi okşuyor, küçük öpücükler konduruyordu.

“Şimdi yavaş yavaş otur kalk!” dedi, dediklerini yapmaktan kendimi alamıyordum. Bir süre sonra amım yarağa iyice alışmış, rahat oturup kalkmaya başlamıştım. Daha sonra Durmuş ağa kalçalarımdan aşağıya bastırmaya başladı, bir süre sonra yarağın tamamı artık içimde idi. Beni geriye doğru itip, dimdik üzerinde oturmamı sağladı. O anda sikinin içimde bir yerlere değdiğini hissedebiliyordum. “Harikasın meleğim, bayılıyorum sana, amın daracık, tüm sikimi mengene gibi sıkıp kavuruyor. Ohhh! Hadi şimdi kalçalarımı çalkala, hem beni mutlu et, hem de keyfini çıkar yediğin yarağın!” dedikten sonra minik göğüslerimi okşamaya başladı.

Ben hem kalçalarımı çalkalamaya, hem de minik hareketlerle oturup kalkmaya başladım. 5-6 dakika sonra durmuş ağa beni kendine doğru çekip, üzerinde zıplatmaya başladı. Zaten kucağınca küçücük kaldığımdan, her seferinde sikinin ucuna kadar geliyor, sonra tekrar dibine kadar otuyordum. Durmuş ağa ise sürekli kalçalarımı yoğuruyor, göğüslerimi öpüp, göğüslerimin Leblebi gibi olmuş başlarını kemiriyordu.

Minik bedenim daha fazla dayanamadı, amımın kasıldığını hissedebiliyordum. Bir anda boşalıp, durmuş ağanın üzerine yığıldım. Durmuş ağa halen seri hareketlere beni sikmeye devam ediyordu. Sonra bir çırpıda beni altına aldı, bacaklarımı omuzuna alıp üzerime yüklendi. Kalçam havada, iki büklüm olmuştum. Durmuş ağa ise delirmiş gibi dudaklarımı öpüp, boynumu yalıyor ve tüm gücü ile sikini dibine kadar amıma soka soka sikmeye devam ediyordu. Her sokuşunda kasıklarımda ve midemde müthiş bir baskı hissediyordum.

5 dakikaya yakın bu şekilde sikmeye devam etti, artık belim uyuşmaya başlamıştı. Durmuş ağa, “Daracıksın minik yosma, ohhhh orospuuuu, bu amcığa nasıl dayanılır!” diye inleyerek sikini dibine kadar amıma gömdü, yarağı kasılıp gevşemeye, sikin başı kalp gibi atmaya başladı. O anda yarağın tüm kıvrıklarını, kocaman başının her milimini amımın duvarlarının siki kavrayıp sarıldığını hissedebiliyordum. (O anı hiç unutmadım, inanın böyle bir şeyi hayatım boyunca 3-5 defa ancak yaşamışımdır!). Durmuş ağa sıcak döllerini içime akıtıyordu. Ben de bir kez daha tüm vücudum sarsılarak boşalmaya başladım.

Durmuş ağa yavaşça içimden çıkıp, sikini ağzıma getirdi ve “Yala orospu, daha senle işim bitmedi!” deyip yanıma uzandı. Minik bedenim iki kez boşalmanın etkisi ile uyuşmuş ve yorgun düşmüştü. Hafif inmiş siki, benim sularım ve döl artıkları ile kaplıydı. Başımı yana çevirip, sikinin gövdesini usulca kavradım, okşamaya ve yalamaya başladım. Bu sırada amımdan Durmuş ağanın döllerinin dışarı aktığını hissedebiliyordum. Kafamı kaldırıp amıma bakmaya çalıştım. Kasıklarım ve amımın yanakları kıpkırmızı olmuştu.

Durmuş ağanın siki, okşanmanın ve yalanmanın etkisiyle tekrar eski heybetli haline ulaştığında, beni sedirin ucunda dört ayak pozisyonuna getirip, ayakta arkama geçti. Yarağını amımın şişmiş dudaklarına ve minik kalçalarıma sürtmeye başladı. Bu sırada bir eli ile de küçük göğüslerimi okşayıp, uçlarını hafif hafif sıkıyordu. Vücudum bu hareketlere dayanamıyor, zevk duygusu bedenimi ele geçiriyordu. “Küçük yosmam benim harikasın, şimdi erkeğin yara yara sikecek o minik amını, sen de beni keyife getirmek için sana öğrettiğim gibi konuş, hiç susma, tamam mı?” dedi, ben de başımı çevirip evet anlamında salladım.

Durmuş Ağa yarağını başının amımın deliğime dayayıp, bir eli ile belimi sıkıca kavradı. Diğer eli halen göğüslerimde idi. Sırtıma öpücükler kondururken, “Sikeyim mi seni haaaa? Yarayım mı amını?” dedi. Ben de bana ne öğrettiyse söylüyor, onu mutlu etmeye çalışıyordum, “Yar erkeğim, geçir sikini küçük amıma!” diye cevap verdim. Durmuş Ağa sikini başını yavaşça amıma sokup çıkarıyor, ama tamamını sokmuyordu. “Hadi erkeğim sok hepsini, geçir bana yarağını!” diye söylenirken, bir anda dibine kadar girdi. Kasıkları kalçalarıma dayanmıştı, biraz canım yanmış ve “Durrr!” diye inlemiştim.

Durmuş Ağa, “Ohhhhh yardım amını yosmamm!” dedikten sonra yavaş yavaş girip çıkmaya başladı. “Nasıl iyi sikiyormuyum minik kaltak? Yarak yemek nasıl haaa?” dedi. “Harikasın, sik beni, seninim ağam, bulutlara çıkart beni!” dediğimde hızlanmaya başladı. O hızlandıkça bedenim kendinden geçiyor, zevkim arttıkça artıyordu. Kasıkları kalçalarıma çarparken sallanan taşakları amımın üstünü dövüyor, bu sırada çıkan ‘Şak, şak!’ sesleri kulübede yankılanıyordu. Birkaç dakika sonra deli gibi boşalmaya başladığımda, “Döşe ağam, döşeee sikicim, amım senin, ohhhhhh!” diye inlerken, Durmuş Ağa kalçalarıma tokatlar atıp, “Küçük orospu, tam orospu olacaksın sen, sike sike dağıtacam bu dar amını, sikimin kölesi olacaksın!” diye söyleniyordu.

Vücudum bu duruma daha fazla dayanamıyordu, dizlerim artık bedenimi taşıyamaz oldu. Kendimi yüz üstü sedire bırakınca ayaklarım hafif sedirden sarkık kaldı, ama Durmuş ağa halen amıma geçirmeye son sürat devam ediyordu. O an hatırladığım tek şey uyuşmuş olduğumdu. “Ne oldu, sikilmekten bayıldın mı? Çok mu hoşuna gidiyor?” dedi. “Evet, hep sik beni, heppp!” diye mırıldandım. Durmuş ağa bir kahkaha atıp, “Ben sana sikin tadını aldın mı vaz geçemezsin demedim mi minik yosma, söyle dölleyim mi amını haaa?” dedi. “Dölle, döllerini ver bana, boşal içime sikicim!” diye mırıldandım. Birkaç dakika geçmeden Durmuş ağa derin bir, “Ohhhhh!” çekip boşalmaya başladığında, bir kez daha sıcak döllerinin içime aktığını hissedebiliyordum.

Sonra öylece üzerime uzanıp kaldı. Altında kaybolmuştum, ağırlığından nefes alamıyordum. Sonra içimden çıkıp yanıma devriliverdi, soluk soluğa kalmıştı. Bir süre bedenimi okşamaya devam etti. Bense kendimde değildim. 5-10 dakika sonra ayağa kalktı, siki küçülmüş, önünde sallanıyordu. Beni yavaşça ayağa kaldırıp, boynumu memelerimi birkaç kez öpüp okşadı. Ancak küçük bedenim öyle uyuşmuştu ki, ayaklarım beni zor taşıyordu. “Harikasın!” dedikten sonra kenarda duran bir poşetten 3 tane gofretli büyük çikolata çıkarıp bana uzattı. Hemen alıp sedire oturacakken, “Yok, orada ayakta ye!” dedi ve sedire oturup bir sigara yaktı. Ayakta durmuş çikolatanın birini açmış yiyordum, o an duyduğum mutluluğun tarifi yoktu.

Durmuş ağa karşımda, suratında tebessümle, sedire yayılmış, beni izliyordu. “Bacaklarını biraz aç!” dediğinde, ayaklarımı hafif açıp, aşağıya doğru baktım. Amımdan ayak bileklerime doğru döller süzülmüş, amımsa mosmor olmuştu. Ben halen çikolatamı yemeye devam ediyordum. O an başıma gelenlerin, gelecekte bana nelere mal olacağının farkında bile değildim. Sonuçta genç kızlığı bile yaşamadan kadın olmuştum. Durmuş ağanın karşısında çırılçıplak durmuş, amımdan dölleri süzülürken, minik bedenimi ona sergiliyordum. Bana göre çok iyi bir iş yapmış, bir erkeği mutlu etmiştim, kendimi inanılmaz değerli hissediyordum. Durmuş ağanın, zevkleri için beni kullandığının, beni seks bağımlısına çevirip, geleceğimi çaldığının farkında bile değildim.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

17 Yaşındaki Orospum (Yorum Bekliyorum)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

17 Yaşındaki Orospum (Yorum Bekliyorum)

Hikayem 2001 senesinde başlıyor. Daha önceden yazlıktan tanışmış olduğum bir kız vardı, o sene yani 2001 kışında caddede bizim arkadaş grubuyla takılmaya başlamıştı. kız gerçekten çok güzeldi ve bizim tüm tayfa kıza hayrandı. Ben de hayrandım ama planımı ağırdan alma üzerine kurmuştum, kafaya koymuştum bu kızı bozacaktım. Sabırla yazın gelmesini bekliyordum çünkü yazın bizim yazlığa gelecekti annesiyle. O zamana kadar ağırdan ama ilgiyi alakayı kesmeyerek arkadaş olarak takıldım. Neyse yaz geldi, ben başka

bir kızla çıkıyodum o sıralar fakat biyandan da onu arıyordum hergün telefonla. Büyük gün geldi ve sonunda yazlığa geldiler. Ben hemen ilk iş o anki kız arkadaşımdan ayrıldım ve planı başlattım. Hergün beraberdik,denizde,discoda,plajda. Benden hoşlanmasını sağlamam zor olmadı, allaha şükür

yakışıklı we çekici bir erkeğim. İlk öpüşmemiz onu araba kullanmasını öğretmek için götürdüğüm bağ yolunda oldu. Fazla uzatmadan merak ettiğiniz bölümlere geçelim, çıkmaya başladık. kızın mükemmel göğüsleri vardı. Zaten beni en .

çok tahrik eden bir kızda iri ve dik göğüsler ile uzun köşeli tırnaklar.İlk beraber oluşumuz, yani kızlığını alışım çıkmaya başladıktan yaklaşık 1 ay sonra oldu.Yazlıktan dönmüştük, haftasonuydu istanbulda bizim evdeydik. (Bu arada 2001 senesinde ben 21 o ise 17 yaşında idi.) Salonda dvd seyrediyorduk, bu filmden sıkılmış olacakki bir anda elini .

aletime attı, up uzun tırnaklarıyla aletimi tırnaklamaya başladı, oral sexi çok severdi. Ağzına alırken bir yandanda tırnaklarını göğüslerimde gezdiriyordu. O kadar delirmiştimki onu bir anda kaldırıp kucağıma oturttum, altında etek vardı. Kucağıma oturur oturmaz aletimi alıp göt deliğine yawaşça soktu.

bakireliğini alana dek arkadan yapıyorduk. Kucağımda zıplatıyordum onu, o ise .

uzun tırnaklarını sırtıma saplıyordu. Zewkten delirmişti, bir anda benim alet yuwasından çıkıwerdi zıplamaktan. O esnada ben aleti tuttuğum gibi amına yerleştirdim, hiç itiraz etmedi aksine bir anda hepsini içine alıwerdi we gerisi malum tüm koltuk kan 🙂 O günden sonra, hayatımda 17 yaşında her dediğimi yapan çok gusel bir orospum vardı. İlk iş olarak, kilo vermesini sağladım. 4 ay içersinde 7-8 kilo verdi. Sonra saçlarını

uzattırdım ve dişlerine tel taktırdım. Kalın olan kaşlarını baya bi incelttirip yukarı kalkık bi şekil almasını sağladım. Ve en önemliside manikür yapmasını öğrettim. Beni en çok delirten şey, uzun küt .

kesilmiş french manikürlü tırnakların wücudumda gezmesi. İster inanın ister inanmayın, boşaldıktan

hemen sonra bile o tırnaklar aletimde gezinirse bir anda tekrar ereksiyon oluyorum.O da bu özelliğimi keşfettikten sonra tırnaklarını hep uzun bıraktı zaten. Ama benim gözüm doymuyordu. Daha uzun olsun istiyordum. Ayrılmadan önceki son yazımızda bi ara beraber ölçmüştük uzunluklarını. Her

biri tamı tamına 13 mm idi. Tamamen küt kesilmiş ve muntazam manikürlü. O yaz sexi doyasıya yaşadık, gündüz wakti plajda, denizin ortasında botta, arabada, disconun tuwaletinde, çay bahçesinin tuwaletinde. Akrep burcu ve izmirliydi. Gerisini siz hayal

edin. Çay bahçesinde arkadaşlarla okey oynarken, masanın altında bir anda o uzun tırnakları aletimin üstünde hissediyodum, göz göze gelmemizle tuwalette

deliler gibi sikişiyo olmamızın arasında yarım dakika ya oluyodu ya da olmuyordu. Doyumsuzdu, o dereceki, sahilde annesi güneşlenirken biz denize giriyorduk, biraz açıldıktan sonra suyun altına dalıp kısa sürelide olsa bana sakso çekiyordu. Dalmadığı zamanlarda ise o uzun tırnaklar suyun altında hep aletimi mıncıklıyordu. Ayrılalı 2 sene oldu, daha hayatıma onun kadar sex manyağı bir kız girmedi. Belk**e girmiştir ama beni delirtmesini bilmiyordu. Çünkü ondan sonra,uzun tırnaklı kızlar haricinde hiç

bir kız beni doğru düzgün zewke getiremedi, onun kadar da .

zewke getiremediler çünkü hiçbirinin tırnakları o orospununkiler kadar uzun değildi.

Zaten ondan sonrada çok seçici davranmaya başladım, eee sexi o derece uç sınırda 3 sene yaşadıktan sonra attan inipde eşşeğe binmek olmaz tabi.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

ÇOK ZEVKLİYDİ

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

ÇOK ZEVKLİYDİ
Merhabalar, benim için sekste bazı şeylerin değiştiği ve unutamadığım bir anımı anlatmak istiyorum. 180 boyunda kumral kendimce yakışıklı fit biriyim. İş gereği sık sık belirli şehirlere seyahat ederim. Anlatacağım olay yine bir iş gezisinde konakladığım otelde yaşandı. O gün iş çıkışı otele gittiğimde masaj için spa ya gittim ve daha ilk görüşte Arzu isminde bana göre baya seksi kumral 170 boylarında tahminen 30 32 yaşlarında 50 55 kilo civarı mavi gözlü hatunu gözüme kestirip odaya geçtim. Duş faslından sonra belimde havlu ile yüzüstü masaya uzanıp beklerken kapı açıldı ve üzerinde askılı body altında muhteşem kalçalarını saran beyaz bir tayt ile arzu geldi, selamlaşma faslını yaparken yavaşça tütsüleri yakıyor ortamı hazırlıyordu. Masaj yapmaya başladığında yumuşacık ellerini boynumda sırtımda gezdiriyor bu da beni gevşetmeye başlıyordu. Arzu işini yaparken aklımdan geçenleri tahmin edebiliyor muydu bilmem ama elleri vücudumda gezdikçe iyiden iyiye aletim hareketlenmeye başlamıştı ve buda yüzüstü yatarken beni rahatsız edecek kadar olmuştu. arzunun elleri belimi ovalarken ara ara kalçalarıma kadar kayıyor havluyu her defasında biraz daha açıyordu ki Arzu havluyu bir hamlede çekip üzerimden aldı. Şimdi tamamen çırılçıplak yatıyordum masada. Bacaklarımı ovalamaya başladığında baldırlarıma kadar okşuyor tekrar geri çekiliyordu, bu arada eğildiğinde bacağıma değen memelerini hissediyor dahada azıyordum. arzu her defasında ellerini biraz daha yukarıya kaydırmaya başladığında kasıklarımı okşadığında elinin aletime ve taşşaklarıma dokunması artmış beni de iyiden iyiye heyecanlandırmıştı. baldırlarımı okşuyor kalçalarıma çıkıyordu, yavaş yavaş kalçalarımı okşamaya başladığında huylanmış ama tepki vermemiştim. yağlı elleri yağlı kalçalarımı okşarken taşşaklarımın kenarından yukarıya çıkıp elleriyle yavaş yavaş götümü ayırmaya deliğimin kenarlarına dokunmaya başladı. deliğimin kenarında gezen parmaklarını hissettikçe tüylerim diken diken olmuştu. sikim kemik gibi olmaya çalışıyor üzerine yattığım için tam olarak rahat edemiyordum. hafifçe kalçalarımı kaldırıp sikimi düzelttiğimde
arzu
– hoşuna gidiyormu diye sordu
tam olarak neyi kastettiğini anlamasam da
-evet çok iyisin dedim
bundan sonra arzu kalçalarıma yoğunlaşıp daha çok okşamaya, sıkmaya, ayırmaya başladı ve bu hoşuma gidiyordu nedense, sikim rahatlamış kemik gibi olmuştu ama arzu başka yerlerle ilgileniyordu. parmaklarını deliğimin çevresinde gezdirmeye başladığında deliğim istemsizce kasıldı, arzunun parmağı artık deliğimin üzerinde ve diğer eli taşşağımı okşuyordu. inanılmaz zevk almaya başladım, belimi hafif kırıp kalçalarımı biraz diktim deliğimin üzerinde gezen parmağın deliğimi hafif hafif zorlaması çok ince bir sızı ama anlamsız bir zevkle arzunun elini yakaladım ve parmağını sokması için elini bastırdım götüme. elimi nazikçe çekip
– bana bırak dedi
kendimi bıraktım işini biliyordu, hemde bana götümden zevk verecek kadar. parmağını hafif hafif içime sokmaya başladığında diğer eliyle sikimi tutmaya çalışıyordu, kalçalarımı biraz daha dikip sikimi rahatça tutmasını sağladım. şimdi bir eliyle sikimi sıvazlarken diğer elinin orta parmağı deliğimi parmaklıyordu. çok zevk aldığımı hatırlıyorum hiç bitmesin istiyordum, işaret parmağınıda sokmaya çalıştığında canım biraz yanar gibi oldu ama zevk harikaydı. deliğimin içinden parmağını çıkarıp götümü iki eliyle ayırdığında taşşaklarımdan deliğime kadar sıcak bir nefes ve ıslak dil darbeleri delirtmişti beni. kendimden utanarak götümden aldığım zevkten dolayı inliyordum adeta. dilini hissettmek deliğimin yalanması çıldırtmıştı beni. masada sırtüstü yatmamı istedi ve bacak arama girip patlamak üzere olan yarrağımı dibinden başına kadar yalayıp başını ağzına aldı. bacaklarım açık bacak aramda arzu, gözlerime bakarak yarrağımı emerken diğer eliyle taşşaklarımı okşayarak deliğime indi ve orta parmağıyla götüme tekrar girerek parmaklamaya başladı, hem göt deliğimi parmaklıyor hem yarrağımı emiyor hem o mavi gözleriyle bana bakarak aldığım zevki izliyordu. artık dayanamayacak noktaya geldiğimde başını yarrağıma bastırarak ve titreyerek boşalmaya başladım, öyle boşaldım ki daha önce ve sonrasında bir daha aynısı olmamıştır. arzu nun ağzına her fışkırttığımda deliğimin kasılmasını ve tabi arzunun parmağını hissediyordum, arzu damlasını dökmeden gözlerime bakarak yuttu döllerimi yavaşca üzerime gelip dudağıma küçük bir öpücük kondurup,
-oda numaran kaç
dediğinde bu işin burada bitmeyeceği belli oldu…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Ordu’dan Hakkari’ye bir Sex Hikayesi (2)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Ordu’dan Hakkari’ye bir Sex Hikayesi (2)
Merhaba arkadaşlar ben Oğuz, başımdan geçen olayların asıl ilginçleştiği kısmını anlatacağım.

O günden sonra fındık toplamaya gelenler arasında Hazal’ı hiç göremedim. Telefonda ara sıra konuşunca Hazal’ı lafa tutup çalıştığı textil mağazanı, yaşadığı mahalleyi ve binayı öğrenmiştim.
Aileme ve eşime askerlik arkadaşımın çocuğu olduğunu yalanını söyleyip yollara düştüm. Bizim Karadeniz’in yolları iyi sayılmasa da fena değildi fakat memleketin doğu kısmı çok daha kötüydü. Van’a vardıktan sonra Hakkari’ye aktarmalı olarak bin bir güçlükle vardım. Hazal’ın yaşadığı yer merkezin en dışındaydı, hava kararıyor ve diz boyu kar vardı. Apartmanın ziline bastım fakat hiç bir şekilde karşılık alamadım, nede olsa akşam gelir diye etrafı dolaştım, aksilik otel gibi kalacak yerde yoktu, resmen şapa oturmuştum.

Karda geze geze her yerim çamur olmuştu ve ıslanmıştım. Ertesi gün yine kapının önüne geldim artık soğuktan kendimden geçiyordum. Gözlerimi zorla aralarken birisi önümde belirdi. Hazal’dı bu “Oğuz senin burada ne işin var” deyince titremekten cevap veremedim. Acele bir şekilde yukarı çıkardı. Sobayı yaktıktan sonra yatağa yatırıp çorabıma kadar üzerimde ıslak olan ne varsa çıkardı. Uzadığım yatak demirden yapılma eski bir yataktı ve sürekli insanı rahatsız eden sesler geliyordu. Hazal yanıma gelip “hangi akla uyup peşimden geldin” diye kızıştı.

Hazal, kendi memleketinde çok farklı giyinmişti ilk başta tanıyamadım. Dizlerine kadar gelen kahve rengi paltosunu çıkartıp yatağın köşesine bıraktıktan sonra üstünde uzun kalçasını sıkan siyah bir etek, göğüslerini tüm ihtişamı ile ortaya çıkaran kırmızı bir bluz ve yöre kadının başına örttüğü beyaz bir yazma vardı. Boynundan göğsünün aşağı kısmına doğru sarkan yonca şeklindeki altın kolye ve geniş altın küpeleri ayrı bir seksilik katmıştı. Hazal, 2 yılda hafiften etlenip butlanmıştı, Ordu’dayken 3 ay boyunca hemen hemen her gün çatır çatır sikmem oldukça yaramıştı.

Hazal biraz kızdıktan sonra gevşedi, kendisi için buralara kadar gelmem hoşuna gitmişti. Tekstil mağazasından bahsetti, iş arkadaşlarından felan sohbet ederken hafiften gülümsedi ve eli ile sikimi çıkartıp kalınlığını ölçercesine diğer elinin boşluğuna bir iki defa vurdu, resmen gözünde ışık parlıyordu. Kolay değil, elinde tuttuğu siki 3 ay boyunca, neredeyse her gün köküne kadar yemişti. İkimizde kısa bir süre sessiz kaldık, Hazal elini sikimin en dibinden üstüne kadar yavaş yavaş sıvazlıyor ve mantar şeklindeki şişik olan baş kısmına gelince tüm avuç içi ile sıkıyordu, benim yarım kadar cüssesi olduğu için avucuna zor sığıyordu. Birden bire tüm sessizlik bozuldu ve “ ben bu siki çok özlemişim” dedikten sonra külotunu bir bacağından çıkartması ile sobanın olduğu yere fırladı. Hazal eteğini beline kadar sıyırdı ve gıcır gıcır ses çıkartan demir yatağa çıkarak sikimi amcığına hizaladıktan sonra yavaşça ve bir taraftan gülümseyerek üstüne oturup zıplamaya başladı, ben ise orada bütün her şeyi unutup sikimi eşlik edecek şekilde hafiften ileri geri götürüyordum.

Zevkten kendinden geçen Hazal’ın elbisesinin içinden göğüsleri yüzüme değiyordu. Ağzıma ve gözüme çarpan Altın kolyesini omzumun kenarından boşluğa doğru çevirdim. Hazal’ın koltuk altından kavradıktan sonra kafasını göğsüme bastırarak hızlanmaya başladım. Hazal’ın kar gibi beyaz vücuduna hızlı bir şekilde girip çıkmam odanın içerisinde şap şap seslerinin yankılanmasına neden oluyordu. Yandaki gardırobun camından her şey açıkça gözüküyordu ve göz kapakları tamamen kapalı bir şekilde her saydırışımda ağzı zevkten yarım şekilde açılıp kapanıyordu. Tempoyu biraz daha artırdığımda artık kopma noktasına gelmişti, dişlerini sıkıp “Yeter öldürdün beni oğuz” diye bağırıyordu ama yataktan gelen gıcırdamaları bahane ederek anlamamızlıktan geliyordum.
Kısa bir süre sonra Hazal titremeler eşliğinde boşaldı. Kıyafeti ve yazması dağılan Hazal’ın önünde durdum, sikim yüzüne değdirince gülmeye başladı “ doymadın mı hayvan? Biraz dinlenelim” dedikten sonra çay koymaya gitti.

Yatağa oturdum, Hazal’ın yuvarlak kalçasına baktım, bütün vücut şekli beni mest ediyordu,
paltosundan sigara çıkarttım ve yaktıktan sonra dumanını tavana doğru üfleyerek kendimi geriye
doğru attım. İki senelik evliydim ve az önce yaşadığım zevkin onda birini eşimde tadamamıştım. Belki
yaptığım biraz deliceydi ama herkesi hayatta tarifsiz bir şekilde tatmin eden bir şey vardı, bende de
bu Hazal’dı. Yaklaşık 1 hafta kadar Hakkari’de kaldım onu da boşluk bulursam başka zaman anlatırım

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Kaynanamla Yazlıkta

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Kaynanamla Yazlıkta

12 yıldan beri evliydik, 12 yıldan beri kira veriyorduk. hem eşim hem ben çalışmamıza rağmen bir ev sahibi dahi olamamıştık ama birikimlerimiz sonunda yaşamak istediğimiz semt olan acıbadem’de bir ev satın almaya yetecek miktara yaklaşmıştı, kalanı da artık krediyle, taksitle halledecektik. gülçin ile yol boyunca bunları konuşarak biraz olsun avunuyor ve inşallah seneye artık tek başımıza şöyle yunan adaları filan yaparız diye mal i hülya kuruyorduk. Hayaller, havadan sudan konuşmalar arasında kayınpederimın Ören’deki yazlığına varmıştık. Kayınpederim necati şen bir kahkahayla ve bana hiç de sevimli gelmeyen peşi sıra sorduğu “nerede kaldınız yahuuu, nereden geldiniz, hangi yolu kulandınız, özlemişiz, yoksa siz bizi özlemediniz mi kihkihkih” gibi sorularla bizi karşıladı. Elimdeki bavulları taşırken kısa boylu, kel kafalı, geniş bir tshirt ve aynı şekildeki şortuyla; kılığı da nedense gözüme bana yorgun argın sorduğu sorular kadar tuhaf olan kayınbabam necati’ye güç bela cevaplar veriyordum. Kaynanam ceyda da mutfaktan çıkarak önlüğü ve eldivenleriyle bizleri güzelce karşılayıp, üzerindekileri bulaştırmamak için dikkatlice öpmüştü.

Gülçin ile sırayla duş aldıktan sonra odamıza geçip balkondan etrafı seyrediyordum. Hep karımla bir yerlere tatile gitmeyi isterdim ve ören’de yazlık sitedeki tatiller bana hoş görünmezdi ama yine de istanbul’daki yaşamımdan daha iyiydi. Sigaramı tüttürürken kafamdan bunlar geçiyordu. Sonra evin önünde diktiği çiçekleri kızına coşkuyla anlatıp duran necati dikkatimi çekti. İyi, hoş adamdı ama sürekli bir şeyler konuşuyor ve olur olmaz şeyleri abartarak anlatıyordu. Hele ki konu siyasete gelince kendisini durdurmak mümkün olmuyordu, nutuk attığı insanların, onun anlattıklarına en ufak bir ilgisi olmasa bile, bu durum onu durduramaz dakikalarca anlatıp durmaya devam ederdi. Bu yaz da şüphesiz kayınpederimin siyaset de dahil her konu üzerine engin görüşlerini dinleyecektim. Belki de yaşı 60’ı aşmış bir emekliye daha hoşgörülü yaklaşmak gerekirdi ama saçma sapan klişelerden ve sloganlardan ibaretti anlattıkları, “yeter artık kes amınakoyim” demeyi o kadar çok isterdim ki…

Gözlerim gülçin’e takıldı, ikimiz de aynı yaştaydık, 24’ünde evlenmiştik. Farklı zamanlarda oluşan farklı gerekçelerle şimdiye kadar çocuk yapmamıştık, mutlu sayılırdık ama her şey aslında fazlasıyla sıradandı hayatımızda. Gülçin’e alıcı gözüyle baktığımda: sarışın, 171 cm boyunda, zayıf ve ince bir bedene sahip, ufak göğüsleri ve kalçaları olan bir kadın görüyordum. Aslında ölçüleri açısından modern kadın tipi düşünüldüğünde, ideal kadın tipi gibi bir şeydi. Yüzü de vücudu gibi ince, hokka burnu, ufak yeşil gözleri, ince dudakları olan bir kadındı. Güzel bir kadındı. Peki ya ben diyerek kendimi düşünmeye başladım; esmer, uzun boylu; çoğu yüzme öğretmeni meslektaşım gibi geniş omuzlu ve atletik biriydim. Yakışıklı da sayılırdım hani. Her şey uyum içinde görünüyordu gözüme. Kaynanam ceyda bir tepsiyle limonata getirmişti bizimkilere. Kaynanam 55 yaşında, 160 boylarda, takriben 65 kilo, kızı gülçin gibi sarı saçlı, kızından farklı olaraksa yuvarlak ölçüleri olan, klasik kelime ile “balık etli” bir kadındı. Yüzü çok güzeldi, yüzüne baktığımda bazen onun gençliğinde ne kadar güzel bir kadın olduğunu düşünürdüm. Yemekler hazır olmalıydı çünkü kaynanam üzerini değiştirmiş, beyaz bir şort ve aynı renk bir de tshirt giymişti. Öğle yemeğini bitirdiğimizde saat bir buçuğa geliyordu. Yemeği henüz bitirmiştik ki necati arkadaşı cavit’in açtığı resim sergisine gitmemizi teklif etti, tekliften de öte ısrar ediyordu. Hiç çekemeyeceğim için başımın ağrıdığını söyledim, geçer filan diye ısrarını sürdürdüyse de benim gitmemek üzerine karşı ısrarım sonucu nihayet vazgeçmişti. Gülçin gönülsüzce babasının ısrarına dayanamayıp gitmeyi kabul etti, kaynanamsa hiç çekemem valla diyerek bir kenara çekildi. Bizim baba kız 15 – 20 dakika sonra söz konusu sergiye katılmak üzere yola çıktılar.

Kaynanamla masada oturmuş yaptığı türk kahvesini yudumlayıp, sigaralarımızı tüttürüyorduk. Havadan sudan muhabbetin sonunda ben plaja gitmek üzere ceyda’nın iznini istedim, o da bekle beni beraber gidelim dedi. Ben mayomu ve flip floplarımı giyip aşağıda onu bekliyordum, biraz sonra aşağı indi. Üzerinde mayosunu kapatan kısa, beyaz bir pareo vardı. Yavaş adımlarla plaja doğru indik. Kaynanam gerçekten çok kibar ve zarif bir kadındı. Evindeki titizliği, insanlara olan yaklaşımındaki özen beni kendisine hayran bırakıyordu. Bu yürüyüşümüz esnasında, yıllarını bu güzel kadınla geçiren birinin sırf bundan dolayı bile çok şanslı bir adam sayılabileceği sonucuna varıyordum. Plaja varınca şezlonglardan birine uzandım, kaynanamsa önce çantasından havlu ve güneş kremini çıkarıp kenara bıraktı, daha sonra açık mavi havlusunu şezlonga serip üzerindeki beyaz pareosunu da çantasına koydu. Siyah, üzerinde büyük beyaz noktaların yer aldığı, omuzlarına uzanan askının ise açık pembe renkte olduğu bir mayoydu. Kaynanamın iri, koskoca memelerinin yarıdan fazlası görünüyor ve bu hali bile benim karımın memelerinin çıplak halinden daha büyük ve heyecan vericiydi. Dayanamyıp, göz ucuyla ayakta çantasını karıştıran ceyda’nın memelerini kesmeye devam ediyordum ki benden sırtına güneş kremi sürmemi rica etti. Şezlonga uzanıp arkasını döndü, mayo sırtının büyük bölümünü açık bırakan bir modeldi ama daha önemlisi ceyda’nın kalçalarını sıkıca saran mayosundan gördüğüm kadarıyla geniş kalçaları selülitsiz ve diriydi. Ellerimi hatta ağzımı önümde duran kalçalarına daldırıp yalamak, koklamak, sıkmak, avuçlamak, dokunmak, okşamak gibi hislerle doluydu içim. İlk kez böylesi hisleri yaşadığım için de kendime öfkeleniyordum. Arkasını dönüp bana bakınca, öküzün trene baktığı gibi kaynanama baktığımı fark edip, toparlanarak güneş kremini sırtına sürmeye koyuldum. Parmaklarımın üzerinde gezdiği beyaz teni kusursuz bir güzellikteydi, sırtına her dokunuşumda yumuşacık vücudunun içinde kaybolmak istiyordum. Kendimi toparlamak için uğraşsam da büyülenmeye devam ediyordum. Bitti galiba diyerek arkasını döndü, o kıvrak dönüşüyle anlık şekilde kalçalarını saran mayosu hafifçe kenara doğru sıyrılmıştı. Zorlukla “Evet, bitti” diyebildim. Sonra oturarak kollarını ve bacaklarını kremlemeye başladı. Balık etli vücudu, kremle birlikte daha çok parlıyor ve kendini belli ediyordu. Sikim giydiğim dar mayomdan taşacak gibiydi, uç vermese bile mayoma bakan sikimin durumunu açıkça görebiliyordu. İnmesi lazımdı, kaynanama bakıyor sonra n’oluyor lan diye kendime kızıp ardından normalleşmek için mavi gökyüzüne bakıyordum. Pek faydalı olmuyordu. Bana, “ben de sana sürebilirim levent istersen” dedi, ben de evde krem sürüp çıktığımı söyledim. Kendime bu sefer de niye yalan söylemiyorsun ulan diye kızıyordum artık, kaynanamın narin parmakları şimdi sırtımda olabilirdi. Gerçi o zaman da herhalde plajın ortasında pıtır pıtır boşalacak, rezil olup kalacaktım. Bu hisler arasında geçen 15-20 dakikadan sonra şezlonglarımızdan kalkarak birlikte denize girdik. O göğüslerine yakın bir yere kadar ilerlemişken ben ancak bileklerimi aşan bir deniz seviyesinde durup kalmıştım. Bana bakarak “haydi gel leventciğim, su çok güzel” dedi. Bense “su buz gibi gelemiyorum anne” dedim. Böyle gel gelemem lafları arasında geçen 1-2 dakikadan sonra kaynanam inat edip yanıma gelerek beni elimden tutup derinliğe doğru götürmeye başladı, su diz kapaklarıma yaklaşmıştı ki gerçekten çok fazla üşüyüp durdum. Kaynanam elimi bırakıp 1-2 metre daha ilerleyerek bana döndü: “gelmiyor musun canım” “gelemiyorum anneciğim çok soğuk su” “aaa levent yapma böyle, sen ne biçim yüzme hocasısın?” ….

Kaynanam benimle uğraşmaya başladı, elleri ve kollarıyla bana doğru su atıyor, vücuduma çarpan su beni iyice ürpertiyordu. Ceyda’ya yapma diye sitem etmeme rağmen yapmaya devam ediyordu, ben de artık alışıp suya tamamen dalmıştım. Ceyda “ha şöyle deyiverdi” suya dalınca. Suya dalıp 40 saniye sonra aniden arkasından çıkıp henüz ıslanmamış saçlarına sular atıyordum: “levent aaaa, yapma ama…bak sen şuna ya intikam alıyor” “sen yapınca iyi biz yapınca kötü öyle mi?” Kaynanam ıslanıp, şekli bozulan sarı saçlarını düzeltti, saçları omuzlarını biraz aşıyordu. O da benim yüzüme doğru aynı şeyi yapmaya başladı, aramızda yarım metreden az mesafe vardı ve ilk kez bu kadar yakındık. Su damlacıkları ufacık burnunun üzerinden ince dudaklarına doğru akıyor, bir kısmıysa beyaz boynundan koca memelerine doğru iniyordu.Sikim dimdik olmuştu. Şamatayı bırakıp, biraz yüzdükten sonra bana çok iyi ve hızlı yüzdüğünü, gençliğinde birçok adını duymadığım yarışmada birinci olduğunu anlatıyordu. Hatta en sonunda lafı beni belli bir mesafeden şimdi bile geçebileceğini getirdi. Bense muzip bir şekilde “anneciğim pek saygınız olmasa da ben yüzme öğretmeniyim, beni geçebileceğinizi söylüyorsunuz” “şekerim, alınma ama geçerim sonra üzülürsün” kayınvalidemin bu sözleri üzerine “şu gördüğünüz yata kadar yarışalım o zaman. Siz başlayın ben 20’ye kadar sayıp ondan sonra başlayacağım eğer kaybedersem bu akşam hepinizi balıkçıya götürüyorum” kaynanam müstehzi bir gülümsemeyle “kabul, saymaya başla” dedi. Kaynanamın seksiliği, özgüveni ile birleşince daha da dayanılmaz bir hal almıştı benim için. 20’ye kadar saydığımda kaynanamın gerçekten o tatlı vücuduyla hiç de fena yüzmediğini gördüm, epey ilerlemişti. Serde erkeklilk ve gurur vardı, kollarımın ve bacaklarımın bütün gücüyle ceyda’ya yetişip onu geçtim ve yata vardım. 30 saniye sonra da kaynanam geldi, büyük bir efor sarf ettiğinden fena yorulmuş hızlıca soluk alıp veriyor hatta suyun üstünde durmakta güçlük çekiyordu. Hemen bir kolumu bedenine sararak yardım ettim, o da bir elini boynuma attı. 1 dakika boyunca aynı pozisyonda kalıp soluk alışverişinin düzelmesini bekledim. Memeleri koluma ve göğsüme yapışmış, yarağım dimdik olup karnına temas ediyordu.

“anneciğim çok yorulmuşsunuz…” ceyda’nın nefes alışverişi neredeyse normale dönmüştü, bana uzun ve manalı şekilde bakmaya başladı. Yüzüyle yüzüm arasında yarım metre bile yoktu, bakışları öyle talepkardı ki karşılıklı 10 saniye bakıştık.Her şey saniyeler içinde oluyordu, beklemediğim bu durum karşısında heyecandan neredeyse çeyrek nefes alıp veriyordum, kayınvalidem plaja doğru kısa bir bakış attıktan sonra sol memesinin ucunu tutan parmaklarıma bakıp başını tekrar kaldırarak gözlerimin içine bakmaya başladı. 3-4 saniye geçmeden, ince ıslak dudaklarına doğru yaklaşıp öpmeye başladım, ilk 3-4 saniye sadece ben dudaklarını yalıyorken kaynanam diliyle dilime dokunmaya başlamıştı. 1-2 saniye sonra da dudaklarımı o öpüyor, alt dudağımı ısırıyordu. 5-6 saniyelik karşılık verdiği anlardan sonra kendisini çekip bana tekrar baktı, ben dudaklarına yeni bir taarruz hazırlığındayken yanağımın ortasına sert bir şaplak indirdi ki kulağım onun etkisiyle zonklamaya başladı. Donup kalmıştım, o şaşkınlığın içinde ceyda plaja doğru yüzmeye başladı. Ben arkasından öylece bakıyordum hala, o anlarda yattan yaşlı bir adam eğilerek bana “hi” dedi. İçimden hay ben senin deyip, nezaket icabı yine de “hi” diyerek kaynanamın arkasından plaja doğru yüzdüm. Ceyda şezlonguna uzanmış, güneş gözlüğüyle sırtını bana dönmüş vaziyette öylece duruyordu, bunu bu şekilde sürmeye hiç niyetim yoktu. Eşyalarımı oradan alarak eve gittim.

Olaydan sonraki bir hafta boyunca neredeyse hiç konuşmadık kayınvalidemle, bazen karımı alarak plaja gidiyor bazense yalnız başıma uzun yürüyüşlere çıkıyordum. Böylece hem necati’nin nutuklarından kurtuluyor hem de ceyda ile aramızdaki gerilimden uzaklaşıyordum. Aynı ortamda bulunduğumuz durumlarda, zaruri konuşmalar haricinde birbirimize bakmıyorduk bile. Sabah yyandığımda gülçin yanımda yoktu, aşağı inip kayınpederi aradım o da yoktu. Ceyda’yı çayı masaya götürürken gördüm, kahvaltı çayı masaya koymasıyla tamamlanmış oldu. İkinci çay bardağına da çayı koyması beni masaya davet ettiğini gösteriyordu, sessiz bir davetti ama aramızda başlayan o şey de sessizce başlamıştı zaten. Karşısına oturdum, artık konuşmam gerektiğini düşünüyor ama söze başlayacak kelime bulamıyordum. Ceyda daha cesur davrandı: “bir hataydı” cümlesi dudaklarından dökülüverdi. Ben bilmiyordum, kafam karışıktı zaten, kaynanam çok hoşuma gidiyordu, onu istiyordum, hatta o an bile onu delice istiyordum ama benim sevdiğim, beni de seven, dürüst bir karım ve her şeyden önce bir ahlakım vardı. Ahlak diye düşünüyordum o bir haftalık psikozda, ahlak, ahlak, kurallar, sınırlar, irade…..ama gülçin’e her dokunuşumda aklıma ceyda geliyor, gülçin’in elleri, dudakları, bacakları, göğüsleri pek benzemese de her dokunuşumda ceyda’nın oluveriyordu. Banyoya girip ceyda’yı hayal ederek büyük bir arzuyla 31 çekiyordum ama olmamalıydı, olmamalıydı işte diyordum ama içim istiyordu, içimde bir şey vücudumu ve bütün benliğimi ceyda bana “bir hataydı” dediğinde yırtarak ceyda’ya sarılıp dudaklarını dakikalarca öpmek ve kokusunu içine çekmek istiyordu. Halim karmaşıktı ama cevap verememiştim ceyda’ya. “yaşanmaması gerekirdi levent ama oldu, olmamış sayacağız, yaşanmamış farz edeceğiz. O plaja hiç gitmedik, o şeyi hiç yapmadık.” Cümleleri açık ve kesindi. Bana itiraz edecek bir yan bırakmıyordu, itiraz etme niyetinde miydim zaten onu da bilmiyordum. “Peki” dedim sadece ve başka tek kelime etmedik kahvaltı boyunca.

10 gün daha geçmişti, malum konuşmanın ardından aramızdaki buzlar kısmen erimişti fakat eskisi gibi de değildik. Sadece artık birbirimizden kaçmıyor, yeri geldiğinde selamlaşıyorduk. Ben de bu süre içinde kendimi, hislerimi ve arzularımı sorgulamayı bırakmış, ceyda’ya olan tutkumla barışmıştım. Onu düşünerek ellerimde sütyenleri, dantell külotları, tangalarıyla kendimi tatmin ettikten sonra pişmanlık duymuyordum artık. Her şey olacağına varır diyordum. Kaynanamın evin içindeki giyiminde gözle görülür bir değişim, bir dalgalanma vardı. Denizde yaşadıklarımızdan kahvaltıdaki konuşmamıza kadar geçen süreçte giyim tarzı vücudunu mümkün mertebe kapatacak şekildeyken, kahvaltıdaki konuşmamızın ardından geçen on günlük süreçte eskisinden çok daha iç gıcıklayıcı kıyafetler giymeye başlamıştı. Öyle göğüs dekolteli tshirtler giyiyordu ki meme uçları neredeyse fırlayıp dışarı çıkacaktı. Evde giydiği şortla mobilyaların tozunu alırken biraz önümde eğiliyor ve muhteşem götünü saran tanganın ucu gözlerimin önüne seriliyordu. O da beni gizlice benim gibi süzüyor, farklı anlarda birbirimizi bu bakışlar esnasında yakalıyorduk.

O gün, mayomu giyip plaja gitmek üzere evden çıkarken güllerin arasından beni süzdüğünü gördüm. memeleri yine elbisesinden taşıyordu. Bakışlarını bu sefer kaçırmadı, gülümsedi. Gülümsedim.
http://i.hizliresim.com/LagW0b.jpg

Plaja inen yolda neler olup bittiğini düşünüyordum. Hava çok sıcaktı, benim içim daha çok sıcaktı. Bu heyecan ve güneşin yakıcılığından dolayı plajda bir saatten biraz fazla kaldıktan sonra yazlığa döndüm. Karım ve kayınpeder irileşen sikimi görmesin diye elimdeki havluyu önüme tutuyordum. Ceyda’nın bana gülümsediği güllerin önünden geçerken oraya dikkatlice baktığımda, içim yine bir hoş olmuştu. Eve girip birkaç defa karıma seslendikten sonra hiç cevap alamadım, evde kimsenin bulunmadığını düşünerek üzerimi değiştirmeden, salona geçip ayaklarımı uzatıp, oturdum. Oturduğum koltuğun hemen yakınında kaynanamın dün gece giydiği derin dekolteli, ince tshirtü vardı. Elime alıp tshirtü okşuyor, içine giren kaynanamın vücudunun kokusuyla dolu olan bu tshirtü burnuma götürüp kokluyordum. Onunla ilgili arzularım hayatımın merkezine yerleşmişti, aşk mıydı yoksa şevhet mi, bilmiyordum. Kapılardan biri açıldı o anda. Elimdekini kenara bıraktım, kaynanam ceyda gelmişti, saçlarını sardığı açık pembe bir havlu, altında göğüs uçlarını neredeyse ortaya çıkaracak bir yerden başlayarak kalçalarının hemen bittiği bir yerde son bulan aynı renk bir başka havlu ile vücudunu sarmıştı. Hipnoz olmuş gibiydim, kapının eşiğinden bana çok düşük ve yarı boğuk bir sesle “hoşgeldin” dedi, cevap veremiyordum. Gözlerimin içine o günkü gibi bakıyordu, hemen ardından bakışlarıyla beni baştan aşağı süzdü. Bakışlarını yavaşça kaldırarak gözlerime son bir defa bakarak adeta “beni hemen ye” diyordu. Arkasını dönüp yürümeye başladı. Ağzım açık öyle bakıyordum ki arkasını dönüp giderken ayağındaki siyah, rugan topuklu ayakkabı dikkatimi çekti. Ağır ağır kalçalarını sallayıp yürüyordu, kalkıp doğruldum. Avını ağır ağır yürüyerek izleyen bir aslan gibi peşinden gidiyordum. Üst kata çıkıyordu merdivenlerden, ben de peşinden…Sol eliyle havlunun arasından tangasını çıkararak arkasına bakmadan merdivenin üstüne atarak yürümeye devam ediyordu. Tangayı alıp baktım, dün gece üzerine iki defa boşaldığım kırmızı tangaydı. Odasına girip kapıyı yarı aralık bıraktı. Kapının eşiğindeydim, aramızda 2 metre yoktu bile. Başını saran pembe havluyu çıkarıp yere fırlattı. Saçlarını başını sallayarak ve eliyle havalandırdı. Saçları ıslak bile değildi. Sonra ağır ağır bedenini saran pembe havluyu çıkardı, ön tarafı açıldı ama iki eliyle havluyu tutarak bırakmıyordu. Öylece duruyor, izliyordum. Odaya dayanamayarak girdim, kayınvalidem öylece duruyor, soluk alışverişlerinin sesi duyuluyordu, ben de farksızdım. Elimle pembe havluyu yumuşakça çektim, büyük ve muhteşem götü, bütünüyle sırtı önümdeydi artık. Ne yapmak gerekirdi, nerden başlamak bilmiyordum. İki elimle götünün yanaklarını okşayıp sıkmaya başladım. İnliyordu, ellerimi kalçalarından etli, iri memelerine dayadım, mayomu çıkarıp kazık gibi olan sikim götünün arasında git gel yapıyor, arada deliğini zorluyordu. Ellerimle memelerini avuçluyor, dudaklarımla da omzunu, boynunu, ensesini kulaklarını, yanaklarını öpüp, emiyordum. Ceyda arkasını dönüp dudaklarıma yapıştı, aşkla, şevhetle yumuşacık öpüşleriyle dudaklarımı ıslatıyordu. Ellerimle sırtını ve kalçalarını okşuyordum ben de. Ceyda’nın öpücükleri ısıraklara dönüşmüştü. Yavaşça aşağılarıma kayarak damarlı kalın sikime ulaştı. Sikimi coşkuyla ve açlıkla emiyor, bir eliyle de taşaklarımı okşuyordu. O anlarda arada dönüp yüzüme bakıyor, bakışları ve dudaklarının aldığı hal beni deli ediyordu. “aşkım, aşkım” diye zevk naraları atıyordum. “daha sert şeyler söyle sikicim” dedi. O yaladıkça ben de ona “orospu kaynanam, amcığını dilleyeceğim şimdi kaltağım, deli ediyorsun beni seksi fahişem” diyordum. Yatağa uzanıp bacaklarını açtı, dudaklarımı bal kutusuna dayadım. Tertemiz ve sıcacık bir amcıktı. Dilimle amcığının zevk sularına ağzımın akan sularını katıyor, dil darbelerimle ağzından kötü sözler hiç duymadığım kaynanamın “sik beni orospuçocuğu, sok artık kahpenin evladı, sok lan piç…domalt…orospuçocuğu…kocacım, sikicim haydi yalvarıyorum” sözlerine ve yalvarmalarına o anlarda şahit oluyordum. Sikimi pozisyonu hiç bozmadan, bacaklarını biraz daha açarak amcığına doğru bastırmaya başladım. Amcığının kenarına sikimi sürtüyor, arada yarağımın başını azıcık sokup çıkarıyordum. “ananın amını bütün mahalle siksin, puşt soksana, orospu çocuğu…sok lan amcık” diye küfrediyor, küfürleriyle daha da azıyorum yine de sokmuyordum. Kaynanam doğrularak peşisıra üç tokat çarptı suratıma. Tokatların etkisiyle amına çat diye kökleyip ceyda’yı bağır bağır bağırttım. Kökledikçe köklüyor, sırılsıklam olan amcığında gidip geliyordum. Hem azgınlık hem öfke içindeydim, yüzüne doğru eğilerek ceyda’yı tokatlamaya başladım. O da bana küfürler savuruyor daha hızlı sikmemi istiyordu. Saçlarını sertçe tutarak dudaklarına yumulup amcığında gidip gelmeye devam ediyordum. Dudaklarını saniyelik çekip çığlık atıyor sonra dudaklarımı sertçe ısırıp koparıyordu. Boynumu tırnakları deliyordu. Karşılıklı hayvani iniltilerle boşalmaya başladık. Amına bütün döllerimi attırdım. Yorgunluktan yanına sırt üstü uzandım, ikimiz de ter içinde soluk soluğaydık. Ceyda “kocacım, aşkım, yakışıklım” diyordu bana. 5-6 dakika sonra sikini elime atarak “levent aşkım, seni istiyorum hadii” deyiverdi. Doğrulup, iri memelerine yumularak bir yandan emiyor bir yandan elimle okşayıp sıkıyordum. Kulağıma eğilerek “seni içimde istiyorum kocacım” dedi. Amcığı alev alev yanıyordu, döllerim ve amının memba suları sayesinde amında sikimle kayıyordum. Pozisyon değiştirip, yarağımın üzerine oturarak üstüme çıktı. Sikimin üzerinde gidip geliyordu. Götünün deliğini parmaklamaya başladım. İnlemeleri daha da arttı, öyle sesli sikişiyorduk ki duyan başka bir şey oluyor sanabilirdi. Amında akıp dururken boşalmaya yakın, boşalmamak için sikimi çekip çıkardım. “Domal ulan kahpe, götünden bekaretini alacağım. Orospum, kahpem, karım yapacağım seni” …”aşkım arkamdan veremem”…”öyle bir verirsin ki vermezsen seni döve döve yine domaltırım”…Boyun eğerek götünü bana döndü, dilimle götünün deliğini ıslatıyordum. Arada da kıçına ısırıklar ve elimle şaplaklar atıyordum. Parmağımı sokup götünü alıştırdım, dayanacak takatim kalmamıştı. Yarağımın başını bağırta bağırta soktum, acıdan ve zevkten inliyordu ceyda. Yarağımın başı götünün deliğindeyken bütün gücümle sonuna kadar yüklenip köküne kadar götüne girdim. Ceyda yine bağırıp, anamı karıştırmaya başlamıştı. Götünde gidip geliyordum, her sokuşumda yarağım daha da ısınıyor ve ben de hızlanıyordum. Ceyda bağrışlar arasında birkaç dakika sonra ancak inleyip zevk almaya başladı. Ceydanın götünden kan akıyordu. Akan kanı görüyor ama hiçbir şey söylemiyordum. Götüne bağrış çağrışlar arasında boşaldım. “o kanlar ne öyle” ….”götünün bekaret nişanesi”….”ulan piç götümü mü kanattın” bana ettiği küfürler o ağza o kadar çok yakışıyordu ki dudaklarına tekrar yapışarak öpmeye başladım. O ise hem karşılık veriyor hem de cilveli şekilde omuzlarıma vuruyordu. Ceyda’yı sikimin üzerinde kucağıma alarak, öpüşerek odanın içindeki banyoya götürdüm. Jakuzinin içinde yüzü bana dönük şekilde kucağıma oturup beni öpüyordu. Bana “her an gelebilirler” dedi. Korkuyla hemen kalktım, kolumdan çekerek “bir daha” dedi. Riskliydi ama dayanamıyordum, gözlerine, sesine, dudaklarına. Banyonun duvarına yaslayarak amcığına sokup dudaklarını öperek amcığına tekrar boşaldım.

Odama doğru giderken, yıllarca hapishanede zulüm altında yaşamış müebbetlik bir mahkumun, başarılı kaçış planının ardından kumsalda uzanıp, güneşe bakarak kendini hissettiği kadar, kendimi özgür ve rahatlamış hissediyordum.

vsezer’in hikayeleri için:

http://xhamster.com/user/vsezer/blog/1.html

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

KOCAM MAPUSTA BEN KAYINBABAMA VERİYORUM (HAVLUCUDA

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

KOCAM MAPUSTA BEN KAYINBABAMA VERİYORUM (HAVLUCUDA

Merhaba değerli sex hikayeleri okurları Kocam mapus damına gireli yedi ay oluyordu. Tek evladının adam öldürmekten yirmi yıla mahkum olmasına dayanamayan kaynanama inme indikten sonra üç ay içinde eriyip muma dönmüş, hasta döşeğinde sesi çıkmaz dizi tutmaz bir durumda neredeyse bütün gün dünyadan bihaber yatıp uyumaktaydı. Ben yirmi yaşında yarı dul kaldığıma mı yanayım, yoksa tıpkı benim gibi yarı dul kalmış olan kayınbabamı mı teselli edeyim bilemiyordum. Kaynata gelin iki göz evde başbaşa kalmış elimizden geldiği kadar bütün işleri paylaşmaya çalışıyorduk. Aslında kayınbabam da henüz genç sayılırdı ki önümüzdeki haziranda kırk iki yaşını dolduracaktı. Evleneli İki yıl olmasına rağmen kocam katil olup mapusa girene kadarki kısa süreli ilişkimizde karnıma döl yüklenememiş, bu sıkıntılı yanlızlığımda bir bebekle avunabilmenin mutluluğundan da mahrum kalmıştı. Ali´nin elini kana bulaması da biraz bu sebepten oldu aslında. Kocamla birbirlerini çocukluklarından beri hiç sevmeyen, aynı sıralarda evlendiğimiz Hacıgillerin Ahmet, köy kahvesinde Ali`yi bu konuda alaya alıp kendisinin karısını ikinci defa şişirdiğini, bunu becerebilmenin bir erkeklik hüneri olduğunu söyleyince Ali; ´´ Bebelerin senden olduğu ne malum lan kavat!.? diyerek sertçe karsiIik vermis. Ahmet daha ileri giderek; ´´Senin bi bok becereceğin yok. Karını gönder de sevabına onu da sisireyim. Gözleri benim gibi maviş bebeyi kucağına aldığın zaman anlarsın kimdenmiş? diye karşılık vererek, iyice tozu dumana katmış. Öfkeden deli danalar gibi gözleri dönen Ali, bi koşu eve gelip kaptığı çifteyle geri dönerek, Ahmeti köy meydanında yere sermişti. Neyseki, ağır yaralanan Ahmet kılpayı ölümden kurtuldu. Ali bu olaydan sonra ağır tahrik altında suç işlediği gözönüne alınıp üç yıl hapse mahkum oldu. Ancak benim deli kocam mapusta da rahat durmadı. Cezaevi koğuşunda çıkan kavga sırasında işlenen bir cinayete karışınca onsekiz sene de o olaydan ceza yedi. Eh! bu durumda bizim kavuşmamız da yirmi yıl sonrasına kalmış oluyordu. Yani, ölme eşeğim ölme!..Akşam vakti ocağa koyduğum yemeği hazır edip sofrayı hazırladım. Çorbasını içirdiğim kaynanam, daha biz sofraya oturmadan hiç kalkamadığı döşeğinde derin uykusuna dalmıştı. Oğlundan bile gençmiş gibi duran kayınbabam tarladan henüz dönmüş, ibrikten döktüğüm suyla elini yüzünü yıkıyordu. Sıvamış olduğu gömleğinin kollarından taşan şişkin pazuları sahip olduğu erkek gücünü gözler önüne seriyor, vücudundan gelen erkek kokusu bana kocamı hatırlatırken, evde bir erkeğin varlığının verdiği güven kendimi iyi hissetmemi sağlıyordu. Yıkanması bitip kurulanması için havluyu uzattığımda, kayınbabam yorgun yüzünde oluşan muzip bir ifadeyle; ´´ Kınalı gelinim her yanım tutulmuş, bu akşam da şöyle bir ovarsın de mi?? deyince ben; ´´Tabi baba ovarım nolcak.? diye cevap verdim. Son günlerde ikimizden başka canlı kalmamış gibi duran bu evde kaynatamIa daha bir yakınlaşmıştık. Doğrusu kocamla ayrı düştüğümüzden beri bir erkeğin yakınlığına olan ihtiyacım hele son zamanlarda oldukça artmıştı. Elbette kocamın babasıyla o anlamda bir yakınlık sözkonusu değildi ama yine de ona dokunmak ya da onun temasını hissetmek oldukça hoşuma gidiyordu. Yemeğimizi yiyip ben döşekleri açtıktan sonra kayınbabam uzun donu ve fanilasıyla ağrıyan sırtını ve bacaklarını ovmam için döşeğe uzandı. Geceliğimi sofada giydikten sonra derin derin uyuyan kaynanamın üstünü örtüp, yüzükoyun uzanmış olan kayıbabamın sırtına çöktüm. Ensesini parmaklarımla gevşetip geniş omuzlarını kuvvetle sıktığım adamın bir dirhem yağ bulunmayan erkek güzeli vücudunu bütün gücümle ovalarken, harcadığım yoğun çabadan dolayı boynumdan memelerime doğru sicak terlerin aktığını hissediyordum. Sırtından bacaklarına geçtiğimde kayınbabam; ´´ Oyy kurban olduğum kınalım ellerin dert görmesin nasıl iyi geliyor ? dedikçe ben daha bir coşuyor, adamın ayaklarından baldırlarına doğru bütün gücümle sıvazlayarak ovup, ellerimin altında oldukça gevşemiş görünen erkeğin memnuniyetini artırmaya çalışıyordum. Bir müddet sonra ellerim iyice yorulmuş, hareketlerim yavaşlayıp artık ovmak değilde neredeyse okşamak gibi bir hal almıştı. Yorgun adamcağız da hiç sesini çıkarmıyor, neredeyse uyumak üzereymiş gibi görünüyordu. Son bir defa daha bacaklarını ovalayıp bitirme niyetiyIe uyuklayan adamın baldırlarını kavradım. Aralık duran bacaklarının arasına soktuğum parmaklarım aniden sert bir yumruya dokununca bilinçsiz bir hareketle elime değen nesneyi avucumda sıktım. Yarı karanlık odada şöyle bir bakıp kasikIarindan bacaginin dizine yakın böIümüne doğru uzanan, elimin içindeki kalın borumsu seyin ne olduğunu anladığımda biraz geç olmuştu. Telaşla elimi kaçırıp emin olmak için tekrar dikkatle baktım. Adamın uzun don paçasından fırIamış, kalın bir hortuma benzeyen erkeklik organının kocamdan çok iyi bildiğim biçimini hemen tanırken, bir anda yüzümde hissettiğim ateş basmasıyla birlikte kayınbabama baktım. Yüzükoyun yattığı yumuşak döşeğe serilmiş olan erkek uykudaymış gibi muntazam nefes alıp veriyordu. Belki de, adamcagizin uyku halindeyken biIinci dışında başına gelmiş olan bu durumun tek farkında olanı bendim. Kocamla en son birlikte olmamızdan bu yana aylar geçmişti. Tamamen uykuya yattığını sandığım kadınlık duygularım kayınbabamın dikiImiş erkekliğini görünce aniden canlanmış, gözlerimi alamadığım diri erkeklik organının tahrik edici görüntüsü kasıklarımı yangın yerine döndürmeye başlamıştı. Kendime engel olamadığım bir içgüdüyle bacaklarının arasında çok çekici görünen sert kamışa arada bir hırsızlama dokunup, hafifçe okşayarak bir müddet daha heyecan içinde baldırlarını ovmaya devam ettim. Öyle bir an geldi ki rahatlamama neden olacak bir sonuç almamın imkansız olduğu bu durum hem cinseI açIık içinde kıvranan bedenime, hem de ruhuma ızdırap vermeye başladı ve ovmayı bıraktım. Işıkları söndürüp, kasıklarımdaki yakıcı sıcaklıkla birlikte döşeğime gidip uzanırken, kendimi toparlayabilmek için derin derin nefesler alıp veriyordum. Öylesine sıcak bir temmuz gecesiydi ki bedenimin yangını bir yandan, gecenin boğucu sıcağı bir yandan, hayli bunalmışım. Biraz rahatlarım umuduyla üstümden geceliğimi çıkarıp atarken kayınbabamın; ´´ Az daha ovsaydın ya kurban olduğum ? diyen sesiyle irkildim. İtaatkar bir şekilde ve aceleyle; ´´Peki baba ? derken bir yandan da sütyen külot halimle lambayı açıp geceliğimi buIup giymemin imkansız olduğu gerçeğiyle kıvranıyordum. Kayınbabam; ´´ Dur hele ben o döşeğe geleyim? dedikten sonra bir anda yanımda bitip döşeğime uzandı. Ne yapacağımı bilmez durumda, karanlığın gizlediği yarı çıplak halimle adamla aynı döşek üzerinde kalakaldım. İşime devam etmemi bekleyen kayınbabamın üstüne çıplak bacaklarımla oturmaya cesaret etmekten çekinip bir an durakIadıktan sonra, kendi uzun donundan benim çıplaklığımı hissedemeyeceğini umut ederek usuIca oturdum. Ancak erkeğin muntazam biçimli sert ve yuvarlak kalçaları tam kadınlığımın ince bir külot parçasıyla örtüldüğü zevke duyarlı yerlerine baskı yapıyor, bu uyarıcı temas beni ister istemez oturduğum yere sürtünmeye zorluyordu. Artık adamı ovuyormuydum yoksa aldığım günah dolu hazzı artırmaya mı uğraşıyordum doğrusu hiç bilincinde değildim. Biraz sonra kayınbabam; ´´ Döneyimde biraz da öyle ov? deyince, kendimi dönmesine fırsat verecek kadar, hafifçe yukarı kaldırdım. Sırtüstü döndüğünde karanlığa rağmen çıplaklığımı farkedebileceği endişesinin yarattığı gerginlik içinde, tekrar bacaklarına oturup göğüs kaslarını ovmaya devam ettim. Ancak bu defa biraz önce beni şehvet krizine sokan dipdiri erkeklik organının varlığını farkedemeyişim, az önce yaşananların erkeğin uyku sırasında istem dışı olarak başına gelmiş bir durum olduğu hakkındaki kanımı güçlendirmeye başlamıştı. Omuzlarına erişebilmek için bacaklarından kalkıp karnına doğru ağırlığımı vermeden oturayım dedim, demez olaydım. Adamın alttan yukarı doğru dikilip göbeğine yapıştığı için o ana kadar karanlıkta farkedemediğim, neredeyse iri bir patlıcanı andıran erkeklik organının sert ve şişkin gövdesi tam hassas kadınlığımın girişine dayanınca elektrik çarpmış gibi bütün vücudum titredi. Altımdaki erkeğin pencereden giren bulutlu havanın zayıflattığı ayışığıyla aydınlanan yüzüne acele bir bakış atarken, gözlerinin kapalı olduğunu gördükten sonra dikkatimi altımdaki ayartıcı uzva çevirdim. Karnına yapışmış halde en az on santim donundan dışarı çıkmış olan kalın erkekliğin iri başı, tam o anda canIanan ayışığının yansımasıyla pırıl pırıl parlıyor, şişkin görüntüsü adeta dokunsam patlayacakmış hissini veriyordu. Yaşadığımız bu sürpriz aykırılığın devam etmesinin dayanılmaz çekiciliğiyle dibinden usuIca kavrayıp harika dokusunu eIIerimde hissettikten sonra istifimi bozmadan kayınbabamın karnına yapışık duran kamışının üstüne oturdum. Eğilip omuzlarını ovaladığım adamın kendini belli belirsiz bir şekilde bana doğru bastırdığını hissedebiliyordum. Aç kadınlığımı altımdaki muhteşem kabarıklığa bastırarak alev alev yanan zevk deliğimden sızıp külodumun ağ kısmını cıvıklaştıran kaygan ıslaklığı erkeğin iyice dışarı fırlayan organının baş kısmına bulaştırdım. Artık altımdaki erkeğin uyumadığına, son yarım saattir yaşadığımız aykırılığın başından beri benimle suç ortaklığı yaptığına emin olarak, kocamın babası yani kayınbabamla yaşadığım sessiz günahın tadını çıkarabilirdim. Kalın kamışının gövdesini cinsel açlık içinde kızışan kadınlık organımla ezdiğim erkek, kendini mütemadiyen hafif hafif yukarı kaldırıyor, ben de onun bastırmalarına kalçalarımı oynatarak cevap veriyordum. Artık dayanacak halim kalmamıştı. Hafifçe üstüne uzanır gibi bir pozisyon alırken külodumu çıkarıp attım. Elimle başından tuttuğum kalın organı kızgınlıkla ıslanıp kayganlaşan deliğime yerleştirip aldığım zevkle inlememek için kendimi zor tutarken, kalın aşk mızrağını iri koçlarının temasını hissedene kadar içime soktum. Kalçalarımı ahenkle çevirip yavaş hareketlerle inip kalkmaya bir müddet devam ettikten sonra boşalacağımı hissederek hareketlerimi hızlandırdım. Az sonra beynimde volkanlar patlamaya, gözlerimin önünde yıldırımlar çakmaya başlamıştı. Sütyenimden fırlayan sağ mememi altımdaki erkeğin yarı açık ağzına bastırırken, kendimden geçmiş durumda tırnaklarımı sıkı sıkı sarıldığım adamın sırtına geçiriyordum. Aylardır cinsel doyuma hasret kalan bedenim dakikalar boyu zevkle kasılmaya devam etti. Saatler sürmüş gibi gelen uzun bir zevk sarhoşluğundan sonra kendime geldiğimde altımdaki zina ettiğim erkeğin hareketsizliğinin farkına varınca hala uyuyor gibi görünmeye çalıştığını anladım. Sanıyorum kayınbabam büyük günahımızla açıkça yüzleşebilmeye henüz hazır değildi. Ben de şimdilik yaşadıklarımızın hiç yaşanmamış gibi kalmasının ikimiz için de daha iyi olduğunu düşünüyordum. Hala, zevkle sızlayan deliğimde duran kalın organının heyecanlı bir yürek gibi attığını hissedebiliyordum. Demir gibi sertliğini kaybetmemiş olmasından dolayı henüz boşalmadığını sanmama rağmen, üstünden kalktığımda içimden sızan bereketli dölleri bacaklarımdan sızdığında bu adamın tam bir aygır olduğunu düşünmeye başlamıştım. Uyuyan, ya da uyur gibi görünen kayınbabamın iri kamışını külodumla sildikten sonra diğer döşeğin üstüne büyük bir rehavetle serilerek doygun bedenimi aylardır özlemini çektiğim tatlı bir uykuya teslim ettim.Ertesi gün birlikte tarlada çalışıyorduk. Bir ara ben yorgunluktan tutulan belimi tutup, şöyle bir geriye doğru gerinince kayınbabam; ´´ Yoruldunmu kınalım? Sen meraklanma bu akşamda ben seni güzelce bir ovarım?dediğinde duyduğum heyecandan bir an nefesim kesildi. Nutkum tutulmuş bir şekilde saf saf; ´´ Zahmet olmasın baba? diyebildim. Doğrusu dün geceki hırsızlama düzüşmeyi saymazsak o güne kadar kocamdan başka hiçbir erkek eli bedenime değmemişti. Bundan sonraki ilişkimizin farklı olacağına dair, dün yaşadıklarımıza hakkında aramızda hiçbir imalı söz geçmemiş ve sanki dün başımızdan geçenler benim tek başıma yaşadığım bir rüyaymışcasına herşey esk**en olduğu gibi devam ediyordu. En azından bugün için?Gece olduğunda, kayınbabamın duyarlı ellerinin okşamayı andıran tahrik edici temaslarına, dokunulmaya hasret kalan bedenimin engel olamadığım zevk titremeleriyle cevap vermesi üzerine herşey değişti. Sıyrılan geceliğimle birlikte ortaya çıkardığı çıplak bacaklarımın kalçalarımla birleştiği yere ata biner gibi oturmuş olan kayınbabam güçlü elleriyle sırtımı ve belimi yumuşak hareketlerle sıkıyor, arada sırada ellerini göğsüme doğru uzatıp dolgun memelerimin yanlarını okşar gibi yaptıktan sonra çekiyordu. Adamın sertleşen iri kamışının kalçalarımda hissettiğim baskısı zevkle mayışmama neden olurken bir an önce içime girmesi arzusuyla kıvranmakta, bilhassa memelerime dokunduğunda aldığım zevkten dolayı ağzımdan hafif iniltilerin çıkmasına engel olmada başarısız kalmaktaydım. Belime toplanan geceliğimin işini zorlaştırdığını söyleyen kayınbabam soyunursam daha rahat edeceğimizi söyleyince bunun ne anlama geldiğinin farkındalığıyla itiraz etmeden, hatta aceleci bir hevesle başımdan sıyırdığım geceliği kenara attım. Sütyenimin kopçalarını da bana sormaksızın kendisi çözen adam, şimdi ellerini alenen göğüslerime doğru uzatıp, avuçlarına aldığı memelerimi yoğurup, uyarılmış meme başlarımı parmaklarının arasında sıkıyorbuna karşıIık ben aldığım zevkle kıvrım kıvrım kıvranıyordum. Bir an ayağa kalkan erkek tekrar üstüme çöktüğünde, önündeki sert organının yakıcı sıcaklığını aniden bacak aramda hissettim. Aydınlık odada hemen yanıbaşımızda yatan kaynanamın yanında kayınbabamla düzüşmek üzere olmak, bana o güne kadar sevişmekten aldığım zevkin çok ötesinde yoğun heyecanlar yaşatmaktaydı. Soluklarının sıklaştığını hissettiğim adam kalçalarımı okşarken ani bir hareketle külodumu bacaklarımdan çekip çıkartarak kalın organını kadınlığımın kayganlaşan girişine dayadı. İçimi zevkle kavuran sertlikte bir zorIamanın ardından sert organı yavaşça içimde yol aldıktan sonra iri koçlarının bacak arama dayandığını hissettim. Belimden tutup beni dizlerimin üstünde domaltan erkeğe kaIçaIarımı havaya dikerek uysaIca itaat ettim. Muhteşem erkekIiğini ihtiyaç içindeki yarığımın girişine dayadığında zevkle kapattığım gözlerimi bir an için açtığımda az ötemizdeki divanda uyuduğunu sandığım kaynanamla göz gözeydik. Konuşma ve hareket etme yetisini kaybetmiş olan kadın meraklı bakışlarla bizi izliyor ama hiçde suçluyormuş gibi görünmüyordu. Duyduğum aşırı şehvet hissiyle karışan utanç duyguları içinde kaynanamla bakışırken arkamdaki adamın sertçe içime giriş çıkışlarına dayanamayarak ağzımdan çıkmasına engel olamadığım bir çığlıkla birlikte boşalmaya başladım. Uzun süren sarsılmalarım tükenip kapattığım gözlerimi tekrar açtığımda kaynanamın yeniden uykuya dalmış olduğunu gördüğümde bu güne kadar ona ait olanın bundan böyle benim olduğunun onun tarafından da onaylandığını duygusuyIa rahatladım. Artık kayınbabam benim erkeğim, ben de onun kadını olmuştum. Herşeye rağmen bu ilişkimiz hasta kaynanam hariç diğer tüm gözlerden uzak yaşanmaya mahkumdu. Gece oldumu, kaynanamın uyumasını bile beklemeden, hatta gördüklerine ve duyduklarına herhangi bir tepki vermekten uzak kadının gözleri önünde büyük bir açlık ve şehvetle birbirimizin kollarına atılıyor, saatlerce doya doya düzüşüyorduk. Birlikte yatmaya başlayalı üç dört ay olmuştu ki hamile kaldığımı farkettim. Aynı günlerde bir sabah kaynanam yatağında son nefesini verdi. Cenazeden sonra tamamen başbaşa kaldığım yeni erkeğimle öylesine tutkulu bir beraberliğimiz vardı ki, bu saatten sonra birbirimizden vazgeçebilmemiz mümkün değildi. O´ da ben de karnımdaki bebeği istiyorduk. Köy yerinde kocası hapisteki avradın gebe kalmasını ahalinin hemen nasıl yorumlayacağını bildiğimizden, benim rahmetli anam babamdan kalma tarlaları ve kayınbabamın, yani yeni erkeğim Hüsnü´nün malını mülkünü kasabadaki bir simsarın aracılığıyla iyi fiyatlarla satıp İstanbula göçerek yeni bir hayata başladık. Kocamdan, o cezaevindeyken boşanmak için mahkemeye başvurdum. Ancak hapiste yine bir kavgaya karışan benim talihsiz eski erkeğimin bu defa kendisi bıçaklanıp aşırı kan kaybından dolayı can verdiğini öğrendiğimizde içimiz yandı. Bir süre bu acı olayın etkisi altında tadımız kaçtı ama ikinci çocuğumuzun doğumundan sonra evimiz yine eskisi gibi şenlendi. resmi nikah yapıp evlendiğim kayınbabam köydeki babasından kalan büyük arazileri de sattıktan sonra öyle büyük bir para elimize geçti ki, taparcasına sevdiğim erkeğimin bir daha hiç bir zaman çalışmasına gerek kalmadı.Çocukları okul servisine bindireli yarım saat kadar olmuştu. Ben sizlere uzun zamandır yazmayı düşündüğüm anılarımla ilgili bu satırları güneşli bir havada, açık pencerenin pervazına yaslanmış durumda kaleme almayı sonlandırırken aynı anda yan dairede oturan güzel komşum Aysel´le camdan cama laflıyor, arkamdaki perdenin arkasında kalçalarımı okşayan ` `eski kayınbabam` şimdiki kocam ise beni düzmek için hazırIanıyordu

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

ROMAN – Bölüm 1 – Hadi Hazırlan

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

ROMAN – Bölüm 1 – Hadi Hazırlan
ROMAN – Bölüm 1 – Hadi Hazırlan

HADİ HAZIRLAN

“Hadi hazırlan sen, duş alıp geliyorum” dedikten sonra odadan çıktı. Ben de üzerimdekileri tamamen çıkarıp sadece siyah boxer ile kaldım. Herşeyimi eski püskü karyola yanındaki askılığa astım. Önlem olarak sadece nüfus cüzdanım ve ödeyeceğim rakam kadar parayı ve vereceğim bahşişi almıştım yanıma zaten. Parayı çoktan vermiştim ancak bahşişi usulüne uygun karyolanın yanındaki komidin üzerine hazırladım.

Sarı saçları, 1.65 boyu, nispeten büyük ağzı vardı. Yaşı 25 civarındaydı. En azından internetteki escort sitesi ilanında öyle yazıyordu. Evine ilk gittiğimde üzerinde siyah bir tayt, beyaz transparan bir bluz ve altındaki sütyeni ile oldukça seksi bir görüntüsü vardı. Resimlerindeki ile bire bir aynıydı. En sevdiğim parfüm NOA’nın kokusunu Cansu’dan almak beni zaten yeterince tatmin etmişti. Tamamen tesadüftü ancak bu iyi zaman geçireceğim ve iyi bir hizmet alacağım hissi uyandırmıştı bende.

Cansu odaya girdiğinde eski karyolanın üzerinde oturmuş bekliyordum. Kapı açılınca üzerine sardığı havlu ile direk bana doğru yürüdü. Önüme geldi ve saçlarımı okşayıp kokusunu bana hissettirdi. Başımı yavaşça boynuna doğru bastırdığında önce dudaklarım ateşli buğday teni ile buluştu. Ellerimi yavaşça havlunun üzerinden beline doladım. Cansu başımı yavaşça aşağıya, göğüslerine doğru ittirirken havlunun sol tarafına kıstırdığı ucunu serbest bıraktığında iri kahverengi uçlu göğüsleri hemen çeneme değiyordu. Başımı yavaşça geriye çektim göğüslerini tam olarak görebilmek için. Ellerim ise çıplak sırtından aşağı doğru okşayarak kaymış ve kalçalarının üzerine inmişti çoktan. Hafifçe kalçalarını sıkarken dilimi sol göğüs ucuna değdirdim usulca. Birkaç dil darbesi ve öpücükten sonra hafifçe somurmak istediğimde başımı geriye çekti “sermayelerimi sündürme” diye seslendi “yalamak serbest, ısırmak ve emmek yasak” diye ekleyerek. Göğüs uçlarına dil darbeleri atmama, göğüslerinin arasını, altını ve etrafını yalamama, küçük öpücükler kondurmama bir müddet daha müsaade etti Cansu ben oturup o ayakta dururken.

Kendini geri çekti bir müddet sonra. Elimden tutup beni ayağa kaldırdı. Ellerini yavaşça göğüslerimde gezdirip boynumdan öperek aşağıya doğru inmeye başladığında küçük ve dolgun parmaklı ellerini aletimin üzerinde hisseder hissetmez “oha… ben bunu alamama” diyerek geriye doğru bir adım attı. Kalkık aletimle dona kalmıştım. Bokserimi hızla aşağıya sıyırdığında aletim bir ok gibi yaylandığında. “Canım, benim çatım gerçekten çok dar, ben bunu alamama” dedi tekrar.

“E dedim ne yapcağız, kalktı şimdi bu, yani bu kadar da hazırlandık” diye yanıtladım canım sıkılmış bir şekilde. “Canım, gerçekten alamam bunu, yani ne elime sığar, ne ağzıma sığar ne amıma sığar bu baksana bileğimden bile kalın” diye söylendi bir eliyle sikimi kavramaya çalışırken. Gerçekten küçük ama dolgun parmaklı eli ile bile kavrandığında kavuşmuyordu.

“canım, yani şimdi boşuna parana yazık olur. El peşrevi bile çeksem şimdi olmaz ben sana zevk almazsın” diyerek geri çekildi bir iki adım daha ve yerdeki havluyu alıp tekrar üzerine dolandı. “Ben senin paranı geri vereyim, bir çay içelim gönlün olsun” diye ekledi.

“Ya tamam da şimdi bu kalktı, bunun inmesi lazım, bari bunu alabilecek bir arkadaşın falan yok mu, ona yönlendir beni” dedim. “Canım hadi sen giyin, ben de çıkıp giyineyim. Çay içelim” diye kestirip attı. Sinirlenmiştim ama yapacak da bir şey yoktu. En azından iyisine denk gelmiştim ve paramı iade edecekti. Söylene söylene üstümü giyindim. Salona geçtim. Salonda 1 erkek ve 1 bayan arkadaşı daha vardı. Erkek olan pek tekin bir tip değildi ancak ben girince gülmeye başladı. “Abi gel otur, ne mal varmış sende hiç belli etmiyon” diye takıldı. “Yaw sorma, hep başıma bela bu” diye güldüm bende. “Gel abi gel otur” diye seslenince öbür bayan oturdum. “Ne içersin, çay kahve?” diye sordu. “Nergis benim adım” dedi. “Valla bir nescafe içeyim o zaman” diyerek oturdum. Bu arada Cansu da üzerini giyinip geldi yanımıza. “Musti, abimin parasını iade edelim” diyerek çocuğa seslendi. “Tamam ablam” diyerek ayağa kalktı, cebinden parayı çıkarıp bana uzattı. Tam parayı alacaktım ki neden bilmiyorum ağzımdan “Bu para senin hakkınmış. Kalsın” dedim. “Yok abi, olur mu öyle şey hizmet veremedik” diye ısrar etti Cansu parayı Musti’den alıp uzatarak. O arada Nergis girdi söze. “Abi yanlış anlama, düzgün bir abiye benziyorsun, ama bizim de bir raconumuz var, yiyemediğimiz yarağın parasını almayız, başka anlama gelir bunu alırsak, bize yakışmaz” diye söylendi kahveyi uzatırken. “Peki o zaman” diye yanıtladım. Musti de “Abi al, ablam doğru söylüyor” diye ekleyince Cansu’nun elinden parayı alıp cebime koydum. “Valla Nergis, abimde bir mal var, bileğimden kalın, kız iki parmağım kavuşmadı” diye gülümseyerek söyledi tekrar. “Abi valla ben ilk defa kızların ağzından bunu duyuyorum. İnan ne adamlar geldi gitti, daha Cansu’nun geri çevirdiği ya 1 dir ya 2 dir boyut yüzünden. “ diye ekledi Musti gülerek. “Valla ben anlamıyorum arkadaş, küçük derler beğenmeler, büyük derler vermezler” deyince hepsi gülmeye başladı. “Senin işin de zor be abi” diye kikirdedi Nergis. “Elini sikecen artık yapacak bir şey yok gibi” diye ekledi gülerek. Biraz daha sohbet ettik. Kahvemin son yudumunu alırken “yaw şimdi vardır büyüğün meraklısı da siz de tanımıyorsanız yapacak bir şey yok. Kedim bulacağım” diyerek ayağa kalktım gitmek için. “Abi sen ne iş yapıyorsun?” diye sordu Cansu. “Şu aşağıda xxx oteli var, oranın genel müdürüyüm” diye yanıtladım. “Biliyoruz orayı, evli olmayanları almıyorsunuz. Arada orda kalanlardan arayan oluyor ama biz geri çeviriyoruz” diye sitemkar bir şekilde söylendi Nergis. “Ya her otelin bir prensibi var, bizimki de böyle” diye yanıtladım. “Neyse, ben müsaadenizi isteyeyim” diyerek tokalaştık ve kapıdan çıktım.

Cumartesi günü, öğlenden sonra saat 4 civarıydı ve ben otele doğru gerisin geri yürümeye başladım içimden küfürler ede ede. Otele geçtim. Ofisim girişteydi. Ofise geçip bir kahve söyledim kendime. Bilgisayarı açıp raporlara bakmaya başlamıştım ki telefonum çaldı. Numara Cansu’nun numarasıydı. “Efendim Cansu Hanım” diye yanıtladım. “Canım, bahşişini unutmuşsun, gelip alır mısın?” dedi. “İşte bak o da bizim işin raconudur. Bahşiş bırakılır, geri alınmaz” diye yanıtlayınca. “Vayy.. Abim racona raconla karşılık verdi, sen iyi bir adamsın belli, görmüş geçirmişsin” diye yanıtladı. “Estafurullah, benden yana helal olsun. Sen de öylesin, belki başkası olsa paramı dahi geri vermezdi, ben de olay çıkartırdım, Musti de beni delerdi” dedim. “Valla bak o da olması muhtemel şeylerden biriydi” diye yanıtladı gülümseyerek. “Ben hep canım diyorum ama ismin ne?” diye sordu. “Cenk” dedim. “Benim de Berrin” diye yanıtladı. “Eyvallah Berrin, tanıştığımıza memnun oldum” dedim. “Cenk evine mi geçtin?” diye sordu. “Yok Berrin, ben otelde yaşıyorum” diye yanıtladım. “Hımmmm… dedi. Hangi odada kalıyorsun?” diye sordu. “Hayırdır, hediye mi yollayacaksın?” diye sordum. “Evet, sen güzel bir insansın, aklıma bir şey geldi, şanslıysan bu gece sana büyük sürprizim var” diye yanıtladı. “Bana güven olur mu!” diye ekledi. “Tamam kız Berrin, sana güveniyorum” diye yanıtladım. Tamam o zaman, 2 saate ararım seni. Aramazsam sürpriz iptal demektir” dedi. “Peki” dedim. Arkadan Nergis ve Musti’nin sesi geldi. “Abi… sürprizin kıralı haberin olsun, allahın sevgili kuluymuşun” diye seslerini duyuyordum. “Bu abiye bu güzellik yapılır kız Berrin” diye sesleniyordu Nergis. “Tamam, hadi ben kapattım” diyerek kapattı telefonu.

İyice merak etmiştim. Ne olabilirdi ki büyük sürpriz, sürprizin kralı! Aklıma gelen ilk şey, birkaç bayan arkadaşını arayıp benim iriliğimde birini alabilecek başka bir escort bulacak olmasıydı! Heyecanlanmıştım. En azından kalkmış aletim, ateşim bu gece sönecekti.

Ofiste biraz daha takıldıktan sonra odama çıktım. Dolaptan bir kola açıp bilgisayar ekranına da güvenlik kameralarını açıp Berrin’in telefon etmesini bekliyordum. 45 dakika falan sonra resepsiyon deskinde gayet iyi giyimli iki bayan vardı. Kameraların özelliği sebebiyle rahatlıkla zoom yapabiliyordum. İki kadın da orta 30-35 ‘li yaşlarda, gayet şık giyimli ve kaliteli idiler. Kapıdaki Range Rover jip onların olmalıydı. Bu arada resepsiyonist arka ofise geçti ve oda telefonum çaldı. “Efendim” diye yanıtladım. “Müdürüm rahatsız ettim kusura bakmayın, bayanlar sizi soruyorlar, Berrin Hanım’ın selamını söylememizi istediler, ne diyeyim” deyince bende jeton düştü. Berrin’in sürprizi bu olmalıydı ama bu kadınlar kimdi. Hiç escort tipi yoktu kadınların. “Ne istiyorlarmış?” diye sordum. “Müdürüm bu gece kalmak istiyorlarmış da sizin adınız geçince bir sorayım dedim fiyat falan odaya bir şey gönderelim mi onu sormak için aradım hem” diye yanıtladı. “Tamam, o zaman sen o bayanlara standart oda fiyatından jakuzili süite upgrade et. Odalarına da güzel bir meyve sepeti ve şarap hazırlattır hemen. Madem Berrin Hanım’ın selamını getirmişler, ilgilenmiş olalım, ben de aşağıya merhaba demeye iniyorum” diye yanıtladım

Devamı Gelecek.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

%100 Gerçek Ensest Anilarim Bolum: 3 Ozge Yengem –

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

%100 Gerçek Ensest Anilarim Bolum: 3 Ozge Yengem –
Dönme dolaptan inmiştik. Saat gece 12 olmak üzereydi. Lunaparkta az çok insan vardı. Bir kafeye gidip oturduk. Yemek söyledik acıkmıştık. Yemeğimizi yerken yengemin o güzel yüzünü izliyordum. Tüm bu anlar bitmesin, sevgilim, karım gibi olsun istiyordum. Onu sürekli yanımda olması bana da güven, ona da kadınlık duygusunu güçlendiren his veriyordu. Sessizliği bozan ben olmuştum.

-Biliyor musun? Bugün o kadar güzel oldun ki. Bence artık kendine bakmalısın.
-Ne yani ben kendime bakmıyor muyum? Pasaklı mıyım?
-Ya ne alaka öyle demediğimi sende biliyorsun. Demek istediğim yeni hayata başlıyoruz hepimiz, büyük bir şehir, çeşit çeşit insanlar. Bak bugün aldığın kıyafetler ne kadar güzeldi. Kuaföre de git hakkın senin. Zaten güzelsin o konuda şüphen olmasın. Sadece çocukları bahane ederek kendini bırakma.
-Haklısın, aslında bende düşündüm biliyor musun? Şimdi büyük şehre gideceğiz. Orada köylü gibi durmayı bende istemem. Gencim kuzey eve kapanıp kalmak istemiyorum.
-Kalmayacaksın. Bir taraftan da korkuyorum biliyor musun? Bugün o satıcının bakışlarını gördükten sonra, dedim: “ulan bu kadın çok güzel herkes gözüne kestirip bakıyor, şimdi daha çok bakan olacak”
-Hadi ya hiç fark etmedim. Öyle mi bakıyordu satıcı.
-Gözleriyle yiyecekti seni. Yengem gülümsüyordu. Yüzüm düştü.
-Hoşuna gitti her halde? Gülerek cevap verdi.
-Hayır ya hoşuma giden senin beni kıskanman. Ayrıca ben hala dayınla evliyim ve çocuklarımın babası. Gülizar babasını sorup duruyor. Tamam, dayın çok yalancı, üçkâğıtçı bir insan, ama severek evlendik onunla. Bu konuşma benim canımı sıkmaya başlamıştı.
-E barışın o zaman, sana yaptığı onca şeyden sonra. Ayrıca annemler affeder mi dayımı bilmiyorum.
-Kuzey, çocuklarım var boşanmak istediğimi söyledim ama iki çocukla ne yaparım? Sizin üstünüz demi kalacağım sürekli.
-Şikâyetçi olan yok.
-Olmaz kuzey dayın gelecekmiş gelsin bir konuşacağım.
-Sizi götüreceğini söyledi. Gideceksin yani. Suratım iyice düşmüş, yemeğimi yemiyordum. Ellerimi tuttu.
-Hayır, tabii ki de ne işim olur yurt dışında, ayrıca baran, Gülizar senden ayrılmaz.
-Baran ve Gülizar mı ayrılmaz? Gözlerini kaçırdı gözümden. Dönme dolapta öpüştüğüm, sarıldığım kadın. Utanmaya başlamıştı. Yanakları al al oluyordu.
-Seninle yaşadıklarımız, yaptığımız şeyler için pişman değilim. Aksine çok mutluyum. Kadınlığımı hissettirdin bana. Ama olmaz kuzey, bu şekilde devam edemeyiz seninle. Sen genç adamsın, karşına daha nice kadınlar çıkacak. Hayatını yanlış kararlar yüzünden karartamam.
-Yenge saçmalama ne yanlış kararı?
-Bak dediğin gibi “yenge” yengenim ben senin kuzey ne yapacağız? Sürekli cinsel ilişki mi yaşayacağız seninle? Yoksa dayımı boşa ben evleneceğim diyerek nikahına mı alacaksın beni?

Yengemin bu tarz konuşmalarına kırılsam da haklıydı kadın. Ne yapacaktık yani? Hayallerim deki gibi sürekli seks mi yapacaktık? Yoksa nikahıma, mı alacaktım? Aslında istediğim de bu değil miydi? Daha demin düşünüyordun ya kuzey: “bu kadın karın olsa, her dakika yanında olsan diye? “Söyle oğlum işte dayımdan hayır gelmez sana, kadınlığını en doruk noktasına kadar yaşatırım seni, aşığım, seviyorum seni söylesene ne bakıyorsun yüzüne bön, bön? Başka kadınlara bakmam benim gözüm senden başkasını görmüyor desene amına kodumun sığırı hadi lan, söyle” İçimde kendi kendime konuşuyordum. Dayanamadım yengemin ellerini tuttum.

-Sen nasıl mutlu olacaksan, kendini nasıl rahatsız hissetmeyeceksen öyle yaparız. Ben seninle mutluyum, evet daha bir çok kadın tanıyacağım, ama senin gibisi çıkmayacak karşıma.
-Kuzey daha iyileri çıkacak.
-Senden iyisi yok ki. Yıllardır hayallerimin kadınısın sen o yaşadıklarımızın hayalleriyle avuttum sürekli kendimi. Ve bu olup bitene inanamıyorum hala.

Yengemin yüzü gülüyordu. Hoşuna gidiyordu ona aşık olmam, bu kadar değer vermem. Ama bir taraftan haklıydı da millet duysa, millet dediğim de kendi ailem, yengemin ailesi, nasıl açıklardık bu durumu?

Lokantadan çıktık. Taksiciyi aramıştım. Geldi bizi aldı lunaparkın dış kapısından. Saat gece 1’e geliyordu. Evin içi karanlıktı. Işıkları açtım. Yengemi içeriye soktum. Poşetlere yüklenip içeriye attım. Yengem tuvalete gitmişti. Üzerimi değiştirmek için çocukların yattığı odaya girdim. Kendime aldığım boxer, eşofman, tişört poşetini de aldım yanıma. Önce üzerimdeki tişörtü çıkarttım. Değerli okurlar. Anne sütü içmediğimi, hazır mama ile büyüdüğümü belirtmiştim sizlere. Bu sebeple kilomdan çok boyum vardı. Henüz 18 yaşındaydım 1,80 boy ile geziyordum. Kardeşlerimin elbise dolabının aynasından vücuduma çarptı gözüm. Omuzlarım iyice genişlemiş. Göğüslerim öne doğru çıkmış. Göbek yok spor yapmalıyım dedim. Kaslı olmam lazımdı. Altımda ki pantolonu da çıkarttım. Yengem;

-Kuzey? Kuzey neredesin?

Bana sesleniyordu.

-İçerideyim yenge giyiniyorum.

Boxer ile kalmıştım. Tam onu çıkartacaktım ki. Kapı açıltı. Yengem yeni aldığı kıyafetlerden birde gecelik almış, beyaz saten bir gecelik. Göğüs dekoltesi çok fazla. Diz kapaklarının çok üzerinde. Kollarını beline dayadı;

-Ay baksana çok şık değil mi?
-Oha sen hangi ara aldın bunu?
-Sen barana hediye almaya gittiğinde kafedeydim sıkıldım bir göz gezdirdim yandaki mağazaya oda iç giyimmiş.

Şuna benzer bir şeyin yengemin üzerinde olduğunu düşünün. O dolgun kalçaları, göğüsleri tamamen meydan da gözlerimin önünde.

Yanıma doğru geldi. Birde parfüm sıkmış ki sormayın. Böyle seksi bir koku yok. Sikim kazık gibi oldu zaten. Altımda boxer olduğu için iyice belirgin oluyordu. Yengemin gözleri sikimi süzdü yanıma yavaş yavaş geliyordu. Parmaklarını, omzumda gezdirdi.

-Ooo baya genişlemiş omuzların. Kaslanıyorsun kuzey bey.

Resmen nutkum tutulmuş, bir şey diyemiyordum. Kafamı çevirerek etrafımda bir tur dönmesini izliyordum. Karşıma çocukların ranzasına oturdu. Bacak, bacak üzerine attı. Of o nasıl manzaraydı öyle. Jartiyer miydi o? Geceliği ile uyumlu. Beyaz? Gözlerimi kırpmadan onu izliyordum. Sikimin karnıma uyguladığı baskıyı hayal bile edemezsiniz. Boxer’ın üzerinden sikimin kafası çıkmaya çalışıyor, boxer’ın lastiği buna izin vermiyordu.

-Şey yenge çok yakışmış, gözlerimi alamıyorum harika olmuşsun.
-Teşekkürler canım.

Gözleriyle beni süzüyordu.

-Hani sen ne aldın? Giymemişsin?
-E giyiniyordum sen geldin.

Yatağa uzandı. Sütun gibi bacaklarını serdi gözlerimin önüne. Elleriyle yüzünü, gözlerini kapattı;

-Tamam giyin hadi bakmıyorum.

Gülüyordum.

-Bakabilirsin görmediğin şey değil?

Kahkaha atıyordu. Uzandığı yerden kalkıp ayağa kalktı. Yanıma doğru yaklaştı. Ellerini vücudumda gezdirerek. Aşağıya doğru çömeldi. Bacaklarını ayırmıştı. Boxer’ın yanlarından tuttu.

-Kocaman olmuş yine.
-Senin gibi kadının karşısında olmazsa şaşırmak lazım.

Gözlerimin içine bakıyor. Kafamı aşağıya eğmiş bende ona bakıyordum.

-Çok mu güzelim gerçekten?
-Hayatımda gördüğüm en güzel kadınsın.

Boxer’ı yavaş yavaş aşağıya sıyırmaya başladı. Sikim dimdik duruyordu. Tüm ihtişamı ile sikim gözlerinin önündeydi. O kadar çok sertleşmiştim ki. Boxer ayaklarımın altına düşmüş, yengem elini sikime götürüp yavaşça sıvazlıyordu. Dizlerimin bağı çözülüyor sandım, ayakta duruyor muyum? Yoksa hava da uçuyor muydum anlamak mümkün değildi.

Gözlerimi kapatmış anın tadını çıkartıyordum. Bir sıcaklık hissettim. Yengem iki eliyle kalçalarımı kavrayıp sikimi ağzına alıyordu. Sulu, sıcak, kaygan. Hayatım da aldığım en güzel zevk buydu. Boğazına kadar götürüp, tekrar çıkartıyor, sikim bir sıcaktan soğuğa çıkıyordu. Zevkten uçuyordum resmen. İki elimle kafasını tuttum. İleri geri yaparken onu tutuyordum. Artık dizlerim de derman kalmamış, bacaklarım titriyordu. Yengemin kafasını sikimden çektim. Çocukların ranzasına oturmuştum. Ağzını silip elimi tuttu. Benimle

birlikte ranzanın üzerine çıktı. Dudaklarımı büyük bir iştahla öpüyor. Göğüslerini vücuduma sürtüyordu. Kalçalarını kavradım. Yanaklarını açıp, kapatıyor, mıncıklıyordum onları. Üzerindeki geceliği sıyırdı. İri memeleri açılmıştı. Suratıma doğru sürtmeye başladı. Ağzımı açıp avuçladığım gibi emmeye başladım memelerini. Uçlarında dilimi gezdiriyor, hafif ısırıklar atıyordum. Zevke geliyor kafasını geriye doğru atıyordu.

Üzerindeki geceliği çıkarıp sıyırdı attı üzerinden. Altında sadece külot, ve diz kapaklarına kadar olan beyaz çorabı kalmıştı. Amını sikime doğru sürtüyordu. Öpüşmeye devam ediyor, omuzlarını, boynunu emiyordum. Kollarıyla boynuma sarıldı:

-İçimde istiyorum seni.

Kısık sesle tahrik edici şekilde söyledi. Belinden sarılıp sırt üstü onu yatırdım ranzaya. Elleriyle saçlarını toplayıp arkaya atmıştı. Bacaklarını büktü, ayaklarını tutup bacak arasına yerleştim, yatağın ucuna doğru kaykılıp ayaklarıyla burun buruna gelmiştim. Bir ayağını elime alıp, öpüp, yalamaya başladım. Ayak tabanını dişlerimle ısırıyor, öpüyordum. Parmaklarını ağzıma sokup emzik gibi emiyordum onları. Yavaş, yavaş, öpücükler kondurarak yukarıya doğru çıkmaya başlamıştım. Bacaklarını öperek üste doğru çıktım. İki bacaklarını ayırıp kasıklarını okşuyor, parmaklarımla amına masaj yapıyordum. Işık açık olduğu için tüm hatlarını görebiliyordum. Pürüzsüz bacakları, kılsız parlak kasıkları vardı. Sulanmıştı. Beyaz külotunun önü ıslaktı. Ben okşadıkça daha çok artıyordu ıslaklık. Dudaklarımı amına doğru yaklaştırdım. Külotun üzerinden o sularını somurarak içime çekmeye çalıştım. Su gelmiyordu ağzıma sadece yapış, yapış olmuştu dudaklarım. Hiç çiş kokusu vs. yoktu. Mis gibi kokuyordu. Sanki parfüm suyu akıyordu amından. Kasıklarını dilimle yalıyor, bir elimle de külotunu sıyırıyordum kenarına. İlk kez bu kadar ışıklı bir ortamda görüyordum amını. Çok güzeldi. Kabarık, etli, dudakları incecik bir çizgi amı kapalıydı. Parmaklarımı amına getirince hafif irkildi, karnı yukarıya kalkıp, iniyordu. Dilimi amına getirdim, hafifçe o çizginin arasında gezdiriyordum. Elleriyle saçlarımı tutuyordu. O zevk suları iyice iştahımı kabartıyor, büyük bir iştahla yalıyordum o taze amı. İnanın bana değerli okurlar hala inanamıyordum bu amdan iki çocuk çıktığında. Hani genç liseli kızların amı nasılsa, yengemin de amı öyle, tazecik, sanki hiç yarak yememiş. Göt deliğini söylemek dahi istemiyorum. Pespembe, ufacık, yalamaya doyamıyor insan. Yengem sabırsızlanıyor. Sikime elini atıyor amına götürüyordu. Artık dayanacak gücümüz kalmamış, benim sikim iyice kalkmıştı. Ellerini sikimden çekti ve bacaklarını ayırıp, amının dudaklarını ikiye ayırdı.

-Hadi gir artık içime.

Dudaklarını öperken sikimi belimle amına hizaladım. Bir elimi amına atıp sokmaya başladım. O kadar güzel kayıyordu ki içinde, resmen sikimi vakumluyordu içinde. Git, gel yapmaya başlamıştım içerisinde. Yengem bacaklarını kaldırıp belime doladı. Hepsini içinde istercesine kendine çekiyordu beni. Gözlerini kapatıyor, dudaklarını büzüyordu. Onun bu hareketleri beni iyice azdırıyor, hızlı hızlı git gel yapmamı sağlıyordu. İlk kez bu kadar sert, ve hızlı yapıyorduk. Yengem çok sulanmıştı. Sanki ilk kez seks yapan genç bir kız gibi, hiç seks yapmamış gibi, vıcık vıcık olmuştu amı. Ben git, gel yaptıkça odada, “şak, şak” sesleri yankılanıyor. Testislerim kasıklarını tokatlıyordu. İnanın ne kadar zaman geçti hiç bilmiyorum. Ne saate bakmak, ne de çevremde saat var mı ona bakmayı düşünmedim. Bir süre böyle yaptıktan sonra. Yengem ağlar gibi inlemeye başladı. “oh, ah, ay, ımm,” sesleri artık yerini ağlarcasına bir ses tonuyla: “aaaahhhhh hımm ahhhhh” almıştı. Birkaç saniye karnını içine çekti. Şiddetli bir kasılma geçirdi. Durmuştum git gel yapmıyor onu izliyordum. Eliyle yüzünü kapatıyor. Yüzüme bakmıyordu. Hafif, hafif titremeye başladı. Ne olduğuna anlam veremiyordum. Orgazm oluyor, zevkten uçuyormuş meğerse. Nerden bilebilirdim ki değerli okurlar. Orgazm olduğunu bilsem durmazdım, daha sert girip, çıkmaya devam ederdim. İlk kez birisi ile bu denli seks yapıyor, bunlara şahit oluyordum. Terlemiştim. Yengem gülmeye başladı. Yorulmuştum boşalmadan sikim sert bir şekilde içinden çıkıp yanına uzandım. Yengem elini anlına götürmüş. Tavana bakıyor gülümsüyordu. Derin, derin nefes alıp veriyordu.

-Niye titredin öyle? Bir şey mi oldu?

Bana doğru döndü, masum bakışlarını atıyor, dudaklarımı öpüyordu.

-Evet oldu. Çok büyük bir zevk yaşattın bana. Ne güzel sikiyorsun sen öyle yengeni hınzır.

Diyerek burnumu ısırdı üstüme attı bacağının tekini. Bir elini sikime atıp sıvazlamaya başladı.

-Hadi boşaltayım seni.

Omuzlarımı, boynumu, karnımı öperek sikimi yalamaya başladı.

-Hemen boşaltma sabaha kadar sikmek istiyorum seni.
-Boşal, yine kaldırırım sikini ben.

Şapur, şupur sesler eşliğinde sikimi yalıyordu. Bir süre yaladıktan sonra kucağıma oturup, sikimi amına soktu. Bacaklarını yatağa basıp çömelir vaziyette duruyor, sikimin üstünde hafif hafif zıplıyordu. Çok güzeldi zevkten gözlerim kayıyordu adeta. Belimden destek alarak, ellerimi kalçalarına attım. Sıkı, sıkı tuttum onları. Alttan, üste doğru, testislerim kasıklarına vura vura gidip, gelmeye başlamıştım içinde. Yengemde bana eşlik ediyor aynı tempoda zıplıyordu kucağımda. Hızımı iyice arttırmıştım. Hızlı bir şekilde sikiyordum amını. “ah çok güzel ımm harikasın” diyerek üzerime yığıldı. Ben pompalamaya devam ediyordum. Hızımı kesmemiştim. O boynumu emiyor. Saçlarımı okşuyor, ben ise göt deliğinde parmağımı gezdiriyor, sokuyormuş gibi baskı yapıyordum. Çok geçmeden tüm döllerimi amına akıtmaya başladım. Aralıklı şekilde sokup çıkarıyordum içine boşalmaya devam ederken. Yengem hareketsiz bir şekilde, tüm döllerimi içine alıyordu. Üzerimde bir süre yattı. Tüm döllerimin içine akmasını bekledi. Derin nefesler alıp veriyordu. Üstümden kalktı. Sikim küçülmüştü, yanıma uzandı, bana sarılıp yanaklarımı öpüyordu.
-Yoruldun mu? Dedim kısık sesle.
-Evet ama çok zevk aldım. Diyerek dudaklarıma öpücük kondurdu. Ellerimi yüzüne birleştirip dudaklarını uzun uzun öpmüştüm. Memeleri kolumun üzerindeydi. Birbirimize sarılmıştık. Zamandan haberimiz bile yoktu. Çırılçıplak bir şekilde uzanıyorduk yatakta. Bir süre konuşmadan birbirimizi okşayıp izledik sadece.

-Ne düşünüyorsun? Diye sordum.
-Hiç, konuşma bir şey düşünmek istemiyorum sana sarılıp bu şekilde uyumak istiyorum.
-Peki. Daha sıkı sarılmıştım boynunu öpüyor, kokluyordum. Bir süre bu şekilde uzandık. Tuvalete gitmek için kalkmıştık. Yengem altına yeni aldığı şort, külotlardan, üzerine bir askılı giydi. Sutyen takmamıştı. Ben de sadece boxer giyip tuvalete gidip gelmiştik. Yengemin odasında ki büyük yatağa geçip uzanıyorduk.

Yüz üstü yatıyordu yengem. Arkadaşından ona sarıldım. Kalçalarını okşadım. Duvardaki saate çarptı gözüm. Saat sabah 6 olmak üzereydi. Gözlerim kapanıyordu uykusuzluk ve yorgunluktan yengem çok rahat gözüküyor, uyuyordu. Ona sarılarak uyumuştum.

Kapı deli gibi çalıyordu. Sanki birinin ırzına geçmişiz, karısını, kızını sikmişiz gibi: “tak tak” tekmeliyorlardı resmen kapıyı. Yengem uyumaya devam ediyor hiç duymuyordu.

-Lan ne oluyor amk? Yataktan fırlayıp gidiyordum kapıya. Yerde bulduğum şortu, tişörtü üzerime geçirdim açtım kapıyı. Karşımda simayı gördüm.

Kardeşim simay;
-Abi neredesin ya?
-Lan beni korkuttun manyak öyle vurulur mu kapıya?
-Ne yapayım uyanmıyorsun? Güllü nenem gönderdi beni. Hadi kahvaltı hazırmış, gelecekmişsiniz.

Doğru ya ben unuttum çocukları.

-Tamam gel yengem uyuyo uyandır gidelim.
-Sen uyandırsana abi ya ayakkabılarımı çıkarttırma zaten zor giydim.
-Of iyi be git hadi o zaman sen geliriz biz hazırlansın yengem.
-Tamam hadi çabuk gelin pişiler soğumasın dedi.
-Kız, bak hele
-Ha abi?
-Bol peynirli yapsın söyle güllü neneye, abim bol peynirli istiyor de.
-Koca boğaz ya tamam söylerim.

İçeriyi gidip yengemin odasına girdim. Yanaklarını öptüm, tepki yoktu. Kalçalarına vuruyordum kalk hadi alo uykucu uyan gari la oho tembel diyordum.

Yengem yüzünü ovdu, uyanıyordu, kollarını açıp esnedi, sonra boynuma sarıldı kendine çekti beni.

-Uyan hadi annen çağırıyor.

Bir anda kollarını boynumdan çekti ittirdi beni yataktan. Yere düşmüştüm.
-Lan, baştan söylesene neredeler? İçerideler mi? Oğlum sen niye girdin odaya yarı çıplağım çık çabuk

Gülüyordum.

-Korkma be Simay geldi söyledi, gitti tekrar.
-He iyi bari of korkuttun beni ya.
-Uyandın ama bak, hadi hazırlan gidelim acıktım.
-Doyuramıyorum ben seni galiba?
-Yok doyamıyorum ben sana diyerek sarıldım öptüm.
-Dudaklarım şişti ya öpme artık, hadi çık hazırlanayım.
-Çık mı?

Yatağa uzanıp, kollarımı arkama attım.

-Hazırlan hadi bakmıyorum. Dedim gülerek.

Yerden aldığı bluzunu bana vurdu, üzerine geçirdi, yeni aldığı kıyafetleri giyiyordu. Poşetten çıkartıp yerleştirmeye fırsatı bile kalmamıştı.

-Canım şu etiketlerini sökermisin?
-Tabii.

Yataktan kalkmıştım. Sırtını bana döndü, bluzun etiketlerini söktüm. Ellerimle belini okşayarak çektim vücudundan.

-Çok güzel oldun.
-Teşekkür ederim.

Yüzüme gülümsedi. Evden çıkıyorduk artık. Yürümeye başladık mahallede, hava mükemmeldi. Hiç soğuk değildi, güllü nenemler’in kapısına varmıştık. Bahçeden baran bana doğru koştu.

Poşetleri yengeme verdim. Baranı kucakladım öptüm. Simay geldi;

-Abi çayı getir içeriden,
-Kızım bismillah yeni geldik.

Baranı yere indirdim. Yengem baranın elinden tutup bahçeye yürümeye başladı. Mutfaktan çayı alıyordum. Veysel abinin karısı, Aysel yenge mutfaktaydı.

-Günaydın yenge.
-Günaydın kuzey nasılsın?
-İyi yenge sen?
-İyi bende cevat ile uğraşıp duruyorum, ağlıyor bak sen çayı al ben bir doyurayım onu.
-Tabii yenge.

Cevat yeni doğan çocuklarıydı sevgili okurlar. Evleri kutu kadardı nenemlerin, içeriye girip kapıyı çekti, ama tahta kapı tam kapanmıyordu. Çayı aldım. Bardakları da diğer elime alıp çıkıyordum mutfaktan. Gözüm istemsizce o kapıya gitti. Aysel yenge bluzunu sıyırıp memesinin tekini açtı, dayadı Cevat’ın ağzına. Karşıya bakıyordu. Donup kalmıştım. Ne yapıyordum lan, ben? Adım atamıyordum. Göğüsleri yengemin ki kadar büyük değil ama çok güzeldi. Onunki de bembeyaz, ama uçları kahverengi değil, pembe, yuvarlak portakal gibi memesi vardı. Aysel yenge kafasını kapıya doğru çevirince göz, göze geldik birkaç saniye, kafamı hemen çevirip yürümeye başladım. Güven abi yardıma gelmişti. Bardakları aldı elimden. Bahçeye doğru yürüyorduk.

-Napıyon la kuzey.
-Napalım be abi aynı
-Baban voleyi vurmuş, çok sevindik duyunca.
-Öyle oldu abi sorma talih götüyle gülüyordu, ağzıyla güldü bu sefer.
-Hahaha öyle oldu vallaha sağolsun baban araba parası verdi galeriye gidecem bugün gelsene benimle?
-Harbi mi abi çok sevindim ne alacan
-Valla biz buradan gidiceğiz köye babam tarla aldı çiftçilik yapacaz, baban sağolsun baya yardım etti.
-Abi edecek tabi. Biz buraya beş parasız geldik. Siz kol kanat gerdiniz bize allah razı olsun sizden.
-Her halde oğlum her zaman aynı avluda yaşadık biz.
-Eyvallah abi. Gelirim tabi ne alacaksın araç?
-Van düşünüyorum pick-up nissanlardan bakacam. Köy yerine gidiyoruz spor araba gitmez oralarda dağa, taşa sürelim.
-Haklısın abi.

Bahçeye girdik. Güllü nenem elinde oklava, yengem yanında ona yardım ediyor, pişiler tepside duruyordu. Çayı bıraktım masaya. Pişilerden bir tane alıp yemeye başladım.

-Kolay gelsin anam hani bol peynirli yaptın mı bana?
-Sağ ol kuzum, aha sıcak ye diye yeni attım bak.

Yengem ellerini hamura bulamış, benim pişilere peynir dolduruyordu, yengemin yanına gittim;

-Kız bol koy ha cimrilik yapma.

Güllü nenem gülüyordu,

-Tamam be koyuyoruz işte miden bulanacak sonra.
-Bir şey olmaz bol koy sen, garip garip sesler çıkartarak elimdeki pişiyi ısırdım, baran kahkahalar atıyordu. Ona doğru gittim garip sesler çıkartarak koşturmaya başladım bahçede.

Güllü nenem, yengemle bir şey konuşuyordu. Baranla biz koştururken, Aysel yenge geldi kucağında Cevat ile, göz göze gelmiştik yine. Ben bozuntuya vermedim, oda hiç bir şey olmamış gibi geçti yanımdan.

Yengeme döndü;

-Hoş geldin kuzu?
-Hoş bulduk canım, diyerek öpüştüler, konuşuyorlardı. Güven abi çay katmış, uzattı bana. Aldım elinden çayı, yudumladım. Arabalar hakkında konuşuyorduk, ikinci el almayacak sıfır alacam vs. diyordu. O ara ben yengemi izliyordum. Güle, güle konuşuyorlardı üçü, sonra güven abi dayımdan bahsetmeye başladı.

-Lan, ne şerefsiz çıktı bu erdem abi ha,
-Kim? Ha dayım mı? Aynen abi.
-Yuvasını yıktı gitti alamnalara, bir tane karı da bulmuş, çocuk da yapar maaş almak için.
-Abi formalite değil mi? Yengemi aramış götürecem sizi demiş kavga ettiler geçen?
-Ha alır, alır yarramı yer önce sonra alır, adi şerefsiz salaktık verecez ablamı ona.
-Yaşa abi vermeyecez tabi. Yengemde istemedi gitmek.
-Gider mi oğlum ailesi burada, siz buradasınız. Sizinle gelecekmiş, baban ev almış, dayamış döşemiş, ister evde çocuklara baksın, isterse kurduğumuz işe gelsin kafası dağılsın demiş. Anam gile.

Vay amk neler konuşulmuş, haberim yok.

-Abi arabayı alda, mangallık alalım pikniğe gidelim. Hem ıslatırız bir arabayı.
-Valla aklım da o vardı benim de. Gidelim.

Oturduk masaya, çocuklara yere yaygı serdik orada oturdular, kahvaltımızı yapıyorduk. Veysel abi geldi elinde bal kutusu ile, Tazeymiş yiyin diyerek koydu önümüze koca kavanozu. Oturduk hep birlikte gülüş, çığrış yedik yemeğimizi. Kahvaltımız bitmiş, çay dolduruldu, güven abi sigara yakmak için kalktı köşeye yürüdü, yanına gittim;

-Abi versene bir dal, paketi almadım yanıma.

Bir dal sigara uzattı, yaktım sigaramı ağacın altında çayımızı, sigaramızı içiyor konuşuyorduk. Yengemle birbirimize bakıyorduk arada. Parmağını salladı bana, Gebertecem seni der gibi sallıyor, kızgın bakıyordu. Sigarayı gösterdim. Başını salladı at onu yaptı. Sigarayı ağzıma götürdüm daha çok duman çektim içime, Bok iç diye kımıldattı dudaklarını. Gülüyordum.

Güven abi;

-Ne oldu la?
-Ha? Yok bir şey abi, hadi içelim de çıkalım geç olmadan alalım arabayı. Gidek bi mangal tüttürek, rakımızı açak,
-Ula ne güzel dedin ha, hadi gidek.

Çayını dikti kafasına bardağı ağacın altına koydu.

-Ana biz gidiyoz, akşama mangala gidecez hazırlanın ona göre.
-Tamam bana bak hele dikkatli gelin ha.
-Tamam ana hadi kaçtık biz.

Yola koyulduk. Dolmuşa binecektik. Aklımda taksici dayıyı aramak vardı ama dün yengemle lunapark, AVM onunla gidince vazgeçtim. Dolmuşa bindik, galericilere gittik. Güven abi arabalara bakıyordu. Bir tane galeriye girdik. Adam çay ikram etti bize. Galerici tanıdıkmış, uygun fiyattan ayarlayacaktı. İkinci el istemiyordu güven abi, sıfır alacaktı. Bir galericiyi aradı bize ona yönlendirdi. Adam arabasıyla gelip aldı bizi. Başka bir yere gittik. İçeride çok lüks harika arabalar vardı. Güven abi bir tane arkası açık, geniş bir pick-up beğendi. Araba full+full dü tekerlekleri hayvan gibi çivili gibi duruyordu. Harika bir arazi aracıydı. 100 bin TL ödedi aldı arabayı. Ulan babam kaç para vermişti Güven abiye 😀 vay amk dedim. Aldı arabayı imzalar atıldı bindik arabaya. Güven abi deli gibi zıplıyordu.

-Of ulan arabaya bak, babanın taşşaklara beton yetmez adam gibi adam ha.
-Hayırlı olsun abi harbiden sağlam arabaymış.

Kasaba gidip, bolca et aldık, bir kasa bira, rakı, votka bolca alkol, çerez bir ton şey aldık attık pick-up un arkasına, güzel bir mangal aldık birde. Alkölleri içeriye koydum kırılmasınlar diye. Eve gidiyorduk. Güven abi eve yaklaşınca deli gibi kornaya bastı. Evdekiler kapıya çıkmış arabaya bakıyordu. Güven abi farları açıp, kapatıyor. Kornaya yükleniyordu. Arabanın camından elini sallıyordu. Onun bu mutlu halini gördükçe gülüyordum.

Güllü nenem;

-Abo bune gı böyle daha büyüğü yokmuydu he güven
-Daha büyüğü kamyon oluyo ana

Yengem atladı araya;

-Salak çocuk bu da kamyon gibi
-Aba dur la dur la köy yerinde ferrarimi sürecem. Hadi hazırlandınız mı?
-Hazırız Aysel çocuğu giydiriyor.

Tamam çocuklar hadi geçin arkaya. Pick-up a attık çocukları. Veysel abi de, bende çocukların yanına oturduk, zapt etmek için. Kadınlar içeriye geçip oturdu. Alkölleri aldık arka koltuktan kasaya koyduk. Başlamıştık gitmeye, hava daha aydınlıktı. Piknik yerine gelmiştik. Veysel abi ile çocukları indirdik kasadan, kadınlar içeriden iniyordu. Yengem geldi baran’ın elinden tuttu yere yaygı seriyorlardı. İçecekleri Veysel abiye verdim, yere indirdi. Bende kasadan inip bira kasasını kucakladım. Termosu buzla doldurmuşlar, içini açıp kola, bira, rakıyı attık içine. Güven abi mangalı aldı eline Veysel abi geçti mangalın başına. Ben etleri yanına götürüyordum. Her şey hazırdı. Sadece mangal ateşini yakıp etleri atmak kalmıştı. Çocuklar top oynuyor, ip atlıyor, Veysel abi ile Güven abi biralarını içiyor, Güllü nenem ile Aysel yenge örgü örüyor, yengem onları izliyordu. Yengem ayaklanıp yanıma geldi.

-Anne kuzi ile bir dolaşalım biz sıkıldım hava alayım.
-Tamam, kuzum siz gelesiye etleri pişirir abin de.

Yengem koluma girdi yürüyorduk. Memeleri koluma temas ediyordu.

-Ne o? Çok mu sıkıldın?
-He, gezelim biraz.
-Olur, gezelim tabii, diyerek sarıldım.
-Dur ne yapıyorsun? Elimi çekti belinden koluma girdi sadece.
-Herkes arkada görecekler.
-Ne ya yengeme sarılamaz mıyım?
-Olsun fazla şey yapma.

Yürüyorduk yol boyunca, hava mis gibiydi, çiçeklerin, dağdan gelen kekiklerin kokusu okşuyordu burunlarımızı. Biraz yürükten sonra yengem çimlere uzandı. Bende yanına uzanmıştım. Güneş alınlarımızı dövüyor, yukarıya bakamıyorduk. Yengeme doğru dönüp yanaklarından öptüm.

-Dur yapma gelen, gören oluverir.
-Uzağız görmezler
-Olsun yapma.

Kendisi yapma diyor, dudaklarımdan öpüyordu

-Of acıyor dudaklarım, şişmiş mi bakar mısın?

Dudaklarına dokunuyordum.

-Hayır, biraz kızarmış sadece.
-Hayvan gibi ısırdın çünkü
-Özür dilerim.

Salak ya diyerek koluma vurdu.

-Ne düşünüyorum biliyor musun?
-Neyi yenge?
-Uzun zamandır bu kadar mutlu, huzurlu hissetmiyordum kendimi, güven verdin, huzur verdin bana. Hiçbir şey düşünmüyorum artık.
-Düşünme zaten gerek yok.
-Öyle ama şaka gibi geliyor hala inanamıyorum bazı şeylere
-Sorma o durum bende de var. Hani rüyadayız da, bozulacak gibi.
-Yok bozulmasın.
-Peki dün lunaparkta, kafe de söylediklerin?
-İşte aklımı kurcalayanlar onlar. Senin hayatına karışmak istemiyorum.
-Ama ben seninle mutluyum.
-Ben de ama dayın gelince ne olacak? Temelli geleceğim diyor tekrar aradı bugün.
-Gelsin eskisi gibi olacak mısınız?
-İçimde ona karşı sevgi yok, aşk yok yani eskisi kadar yok, kızgınım çok. Bir taraftan da çocuklarımı düşünüyorum. Baran baba diye sayıklıyor, Gülizar ağlıyor.
-Anladım yani birlikte bir arada olursunuz bir engel yok.
-Yapma ama asma suratını, mecburum biliyorsun sen olsan yerimde ne yapardın?
-Sende haklısın hayır suratımı seni üzdüğü için, bunları haketmediğin için asıyorum. Biz ne olacağız peki, eskisi gibi olmayacak her şey?
-Eskisi gibi derken? Evet birlikte olmayacağız. Esk**en nasılsak öyle olacağız.
-Ha diyorsun ki hayallerinde yaşa beni, düşle, arzula. Tüm bu yaşananlar rüya olarak kalsın.
-Kuzey bende istiyorum seni ama yanlış bu yaptıklarımız, yaşadıklarımız. Aşık olamayız birbirimize.
-Sen kafanda kurmuşsun zaten.
-Kurmadım bak yanlış düşünüyorsun. Sadece yaptıklarımız güzel ama yanlış diyorum. Çocukların yüzüne bakarken gözlerim kaçıyor benim.
-Tamam hadi kalk acıktım gidelim.
-Dur daha bitirmedim lafımı?
-Dinlemek istemiyorum.

Kalktım yürüyordum.

-Kuzey? Kuzey? Kime sesleniyorum ben? Beklesene beni? Kızma lütfen bekle.
-Kızmıyorum, yürüyorum kızım sadece.
-Kızın mı oldum şimdi de?
-Ya hadi geliyor musun?
-Geldim beklersen eğer.

Güven abilerin yanına gitmiştik. Yan yana yürüyorduk yengemle. Veysel abi mangalı yakmış, mis gibi et kokusu geliyor. Güven abi arabadan müzik açmış çocuklarla oynuyor, güllü nenem, Aysel yenge alkış tutuyordu.

Yengem;
-Güven götü dağıtmış.
-Harbi fazla içmiş sıcakta ahaha diyerek kahkaha attım gittim yanlarına

Ahey ahey diyerek tuttum güven abinin parmağından halay çeker gibi oynuyorduk. Baranı kucakladım onunla oynamaya başladık. Güven abi şarkılar söylüyor, ayakta duramıyordu. Votkanın dibi gözüküyordu. Güllü nenemler beni izleyip gülüyor, alkış tutmaya devam ediyordu. Veysel abi etleri getirdi. Rakımızı açtık. Yengem birayı aldı eline. Baka kalmıştım.

-Ne bakıyon? Bende içecem.

Veysel abi ye baktım içsin gibisinden göz kırptı.

-İyi iç afiyet olsun.

Etlerin başına yumulduk yiyorduk. Aysel yenge arkasını dönmüş Cevat’ı emziriyordu. Ateşin üzerine çay koymuştu güllü nenem.

Güven abi rakıyı içiyor eti yiyordu. Veysel abi elinden bardağı almaya çalışıyor. Abi arabayı sen sürecen ben uçuyom ha diyordu. Veysel abi oğlum çok içme senle uğraşmayalım akşama dedi. Dinlemiyor içiyordu. Bende baya içmiştim başım dönüyordu bünye alışık değil zaten içkiye. Yengem rakı doldurmuş yudumluyor, yüzü buruşuyordu. Yavaş yavaş kalkma zamanımız gelmişti. Veysel abi bir bardak rakı içmişti sadece araba süreceği için fazla yüklenmedi. Herkes geçti arabaya başım dönüyordu. Güven abi amı götü dağıtmış uzanıyordu yerde. Veysel abi bir kova suyu döktü onun üzerine.

-Kalk lan amına kodumun eniği çok içme dedik sana
-Abi napıyon amına koyim ya diyerek sarhoş sarhoş konuşuyordu.

Veysel abi götüne hafif tekme atarak;

-Kalk amını dilini sikerim valla, ayıl oğlum hastaneyle uğraştırma bizi, kalk amına kodugumuna bak yatıyor hala bin lan kasaya dedi. Islak ıslak ayakta durmaya hali yoktu. Koluna girdi kasaya bindirdi. Yengem hafif sarhoş olmuş başını omzuma koydu. Sayıklıyordu.

-Veysel abi yengeme bak.
-Vay amına koyim bizim kızda gitmiş.

Geldi yengeme hafif tokatladı;

-Şşt alo uyan kız geldik
-Geldik mi? Uyucam.
-He amk geldik hadi geç yat

Yengem yere uzanıvermişti. Veysel abi;

-Kalk kız manyağa bak diye gülüyordu koluna girdi bindirdi arabaya.
-Ana eve gidince kahve yapın içirin şunlara uçtu bunlar.
-Kuzey çocuklara sıkı emanet ol gülüm kasada baranı koy içeriye diğerlerini tut sen.
-Tamam abi aynen baranı alın kucağınıza felan o zapt olmaz.

Baranı güllü nenem kucağına aldı. Güven abi kasada iki seksen uzanıyordu. Çocukları sardım koluma tutunuyorduk sıkıca. Yavaş gidiyorduk. Güven abi söylenmeye başladı;

-Lan amını dilini siktimin yavaş sür yıldızlar uçuyo amına koyim kusacam.

Çocuklar gülüyordu. Hafif doğruldu kasadan kafasını çıkartıp kusmaya başladı. Bize bakıp gülüyordu;

-Dünya ne biçim hızlı dönüyor lan böyle başım döndü amına koyayım.
-He abi hızlı dönüyor.
-He valla abi amına koyayım yavaş sür ejdadımı siktin burda. Kafasını gene uzatıp kusmaya başladı.

Eve varmıştık.

LÜTFEN DEĞERLİ YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİNİZ.

7.Bölüm sonu…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Eşimin geçmişini öğrendiğimde… (3)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Eşimin geçmişini öğrendiğimde… (3)

Eşimin gizlice gittiği evde uyutulup soyulmamın ardından onun kabul edilemez gariplikteki davranışlarını çözemezken telefondaki kadının mailime bakmamı emretmesi neredeyse normal gelmişti. Karım ise sevişmemiz esnasında başka bir isimle orgazm çığlığı atmanın utancını banyoya kendini kilitleyerek gidermeye çalışıyordu. Arabam, cüzdanım ve eşime olan güvenimi yitirmiş, ne yapacağımı hesaplamaya çalışırken tek doğru şeyin mailime bakmak olduğunu anlayıverdim.
Adıma gelmiş bir mesaj konu satırı yok ve sadece bir eklenti. Bir .avi dosyası. Çift tıklayınca açılıverdi ama açmadan içinde eşimle ilgili berbat birşeyler göreceğimi biliyordum…
Yanılmışım…
Berbat şeyler benimle ilgiliydi…
Fazlaca detaya girmeden şu kadarını söyleyebilirim ki Kemal’in evinde 4 saat kadar baygın kaldığımda tamamen baygın değilmişim, yani zihnim kapalı ama bedenim neredeyse tamamen faalmiş ve o tanımadığım kadınla fazlaca samimi olmuşum. Üstümde kıvranırkenki çekimleri özellikle fotojenikti ama hiç bir saniyesini bile hatırlamadığım bu sevişmeyi izlerken tekrar uyarılmıştım. Tamam demek mesele buydu yani sonuçta bana şantaj yapacaklardı ama bununla eşimin o alçağı önceden tanıması ve şimdiki acaip davranışlarının ne ilgisi vardı?
Karımın banyodan çıkmasını beklemeden üstümü değişip yanıma biraz para ve yedek kredi kartlarını alıp Ç..n oteline gitmek üzere çıktım. Yöneticisi olduğum şirket orayla yabancı konukları ağırlamak üzere anlaşmalıdır ve yer sıkıntısı çekmeyiz. Üstelik resepsiyonda beni tanırlar ve bavulsuz filan gelmemi yadırgadıklarını belli etmeyecek kadar iyi eğitimlilerdir.
Otelin aşırı lüks lobisinde zaman harcamadan doğru odaya attım kendimi, son 8 saatin olayları gözümün önünden geçerken uyumuşum.

Telefonun sesi mi yoksa odaya giren gün ışığı mı önce uyandırdı bilmiyorum ama gözümü açtığımda otel odasını görmek başımdan geçenlerin rüya olması olasılığını ortadan kaldırmıştı. Telefondakinin eşim olmasını umarak açtım, oydu. “Aşağıdayım” dedi “Geliyorum”.
Dünden kalan pantolon ve gömlekle uyuduğumu farkettim, kendimi o derece düşmüş gösteremezdim düzen timsali ben üstümdekilerle mi sızmış olacaktım? Gelene dek çabucak soyundum bornozu üstüme geçirdim saçlarımı ıslattım ki duştan çıkmışım sansın ve kapıya yöneldim çalınmasıyla birlikte. Üstünde askılı bir penye elbise, bapetler ve çok az makyaj vardı. Uzun bacaklarını yarısına kadar kapatan elbise dik memelerinin sütyensiz olduğunu saklamıyordu. Onu her gördüğümde olduğu gibi yine içimden bir şeyler aktı, uzanıp sarılmak isteğimi güçlükle kontrol ettim. “Hoş geldin” dediğimde dinlemedi bile. “Mail geldi değil mi? Ondan mı gittin evden?” “Evet” diyebildim. “Ne oluyor allaşkına” Birden yatağa oturup ağlamaya başlaması beni çok şaşırtmıştı. Semayla şu kadar yıldır evliyiz çok ağladığını gördüm tabii ama asla bu şekilde tamamiyle sessizce ve içine atarak ağladığını görmemiştim. Bu gerçekten mutsuz ve korkan birinin ağlamasıydı. Yanına oturup sarıldım “Anlat sevgilim ne oluyor?” Ağlaması daha da sessizleşti, sanki ağladığının anlaşılmasından korkuyor gibiydi. Fısıldayarak “Burada” dediği esnada kapının tıklandığını duydum. Kim olacağını biliyordum tabii. “Aç nolur kapıyı” dedi.
Kemal yüzünde iğrenç bir sırıtışla içeri girdiğinde saçma bir şekilde keşke üstümde bornoz olmasaydı diye düşündüm. Pantolon olsaydı mesela, bir takım elbise, bir çeşit zırh… Bilmiyorum…
“Suat seninle açık oynayacağım hayatım” dedi. “Filmi gördün, konuyu fazla uzatmadan istediklerimi yap bu işi kapatalım”. Kahkahayla güldüm. “Sen manyak mısın, böyle bir sapıklık olabilir mi yani akla sığar mı ulan böyle şantaj işte eşim burada zaten biliyor oyun olduğunu ben politikacı mıyım salak? Ne ilgisi var kurgulanmış seks kasetinin benimle” diye zavallı savunmamı sıralarken bile işim içinde bir puştluk olduğunun farkındaydım.
“Salak babandır” dedi gözümün içine bakarak. “Konunun senle ilgisi olmadığını anlamadın mı? Eşinin rezil olmasını istemiyorsan dediklerimi harfiyen yapacaksın, yoksa senin filmin gibi çekilmiş başka erkeklerin üstünde zıplayan o namuslu karının filmlerini almaya başlar arkadaşların birer birer”
Başımdan aşağı kaynar sular döküldü…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Ebru ve Metin ile Maceram-1

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Ebru ve Metin ile Maceram-1

Büyük gün gelmişti. Cumadan işten izin alıp aylardır nette konuştuğum Ebru ve Metin ile en sonunda görüşmeye karar vermiştim. Bunda beni ikna eden en önemli faktör oldukça kültürlü olmaları ve beni hiç zorlamadan sabırlı bir şekilde üzerime gelmeden bana yaklaşımları olmuştu. Hafta sonunu AYça olarak geçireceğim için büyücek bir valiz hazırladım ve içine envayi çeşit kıyafet ve aksesuar doldurdum. Metin ve Ebru’dan kısaca bahsetmem gerekirse; Metin Karadeniz bölgesinde bir enerji firmasının temsilciliğini yapan bir yöneticilik yapıyordu. Eşi Ebru ise Metin’in işi nedeniyle İstanbul’u bırakmış ve kendisine ufak bir dükkan açmış o şekilde kendisine meşgale yaratmıştı. Nette tanıştıktan sonra sohbete başlamış, zamanla önce cam açmış, daha sonra camda yüzlerimizi göstermiş ve defalarca seks yapmıştık. Farklı şehirlerde olmamız iki taraf için de uygundu.

Valizim de hazır olduktan sonra evden çıktım ve havaalanına gittim. Hala kalbim güp güp atıyordu. Uçakta bile hala bunun iyi bir fikir olup olmadığını düşünüyordum ama ok yaydan çıkmıştı bir kere. İndiğimde telefonla Ebru’yu aradım. Cuma öğlendi. Uzaktan kendisini gördüm. camda gördüğümden bile daha güzel ve alımlı bir bayandı. Bugüne özel dükkanını kapatmış ve beni almaya gelmiş. Uzaktan gülüştük, yakınlaşıp tokalaştık. Bana o halimle bile “hoşgeldin Ayçacığım” demesi bile içimi titretmişti. Metin yoktu yanında, Cuma olması itibariyle o hala işteydi, bize akşam katılacağını söyledi. Havaalanında arabaya bindik ve yola çıktık. Nereye gittiğimizi sorduğumda “Metin’in senin için özel birkaç isteği var” dedi. Yanımda oldukça fazla iç çamaşırı getirdiğimi söylememe rağmen “hayır sen bizim misafirimizsin” dedi ve ısrar etti.

Bir alışveriş merkezine park ettik ve alışverişe başladık. Bu arada sohbet de bayağı koyulaşmıştı. Bir iç çamaşırı dükkanından benim bedenime ve Metin ile Ebru’nun zevklerine uygun çamaşırları aldık ve çıktık. Ayrıca siyah saten bir gecelik de aldık. Sonra bana uygun seksi siyah kadife bir elbise aldık. Beraber birer kahve içtikten sonra eve doğru yola koyulduk. Yolda da Ebru arabayı kullanırken muhabbet çok koyuydu.
Eve geldiğimizde valizimi ve aldıklarımızı çıkarttık ve ben duş almak istediğimi söyledim. Ebru istersem yardımcı olabileceğini söyledi ama ben istemedim. Duşta deliğimin içini de temizleyip kremledim, malum geceye hazırlık yapmalıydım. Çıkıp bornozumla Ebru’nun yanına geldim. Tam jartiyerlere elimi atacakken Ebru “onlarla üşürsün bu akşam” dedi. Ben açıkçası şaşırdım. Ebru ekledi: “Bu akşam beraber dışarıda deniz kenarında yemek yiyeceğiz”. Ben ilk olarak biraz şok olsam da sonradan fikir çok hoşuma gitti. Mart ayı olması itibariyle hava biraz soğuktu ve erken kararıyordu. Biz iki kız hazırlanmaya başladık.

Deliğime her ne kadar beni bütün gece rahatsız edeceğini bilsem de buttplugımı yerleştirdim ve stringim ile de sabitledim. Üzerine kalın külotlu parlak çorabımı giydim. Saten destekli sütyenimi giyip içine silikon göğüs desteklerimi yerleştirdim. Kadife uzun kollu mini elbisemi giydim. Ebru makyaj konusunda bana yardımcı oldu ve hayatımda yaptığım en güzel makyajı bana yaptı, takma tırnaklarımı da takıp bordo ojelerimi sürdüm. Omuzlarıma kadar gelen düz kızıl peruğumu ve dizlerime kadar gelen topuklu deri çizmelerimi de giyince ve parfümümü de sıkınca tam bir dişi olmuştum. Hava da karanlık olduğu için açıkçası çok da rahatsız olacağımızı düşünmüyordum. Sonuçta yanımda Ebru ile Metin olacaktı. İkimiz de hazır olduktan sonra üzerimize mantolarımızı da alıp çıktık.

Yolda Metin aradı ve bizi beklediğini söyledi. Ebru arabayı biraz daha hızlı kullanmaya başladı. Gittiğimiz yer deniz kenarında bir yerdi. Nispeten karanlık, açık havada, ısıtmaların olduğu bir yer. Arabadan indik Metin’i uzaktan gördük. 45 yaşında olmasına rağmen oldukça atletik ve heybetli duruyordu uzaktan. Yanına gelince el sıkıştık. Bakışlarından beni çok beğendiği belliydi. Yemeğe oturduk. Aslında Metin’in masa altından ufak tacizleri ve anlattığı birkaç bel altı fıkra dışında herşey normal bir yemek gibi gitti. Bu da onlara daha çok ısınmamı sağlamıştı. İkisi bu kadar senedir evli olmalarına rağmen hala birbirlerine çok bağlı görünüyorlardı.

Hesabı istedik, Metin hesabı ödedikten sonra arabaya yöneldik. Ben Metin arabayı alır diye beklerken Metin arkaya geçti ve Ebru’nun kullanmasını istedi. Ben mesajı almıştım. Hemen arka koltuğa Metin’in yanına geçtim – macera başlıyordu. Yola çıktığımızda Metin dizlerime yattı ve “bugün çok yoruldum başım çok ağrıyor şakaklarıma biraz masaj yapar mısın” dedi ben de “memnuniyetle” diye cevap verdim ve başladım. Yaptığım masaj yavaşça aşağılara kaymaya başladı, zaten pantolonunun üstünden şişkinlik de belli oluyordu. Elimi iyice attığımda artık pantolonu iyiden iyiye zorlar hale gelmişti. Metin doğruldu, hiçbir laf etmesine izin vermeden eğildim ve pantolonun kemerini çözdüm, fermuarını açtım. Hayatımda gördüğüm en büyük yarrak olmasa da oldukça kalın ve heybetli bir yarrak önümde duruyordu.

Açılışı arabanın arka koltuğunda yolda yapmak istiyordum. Metin öpüşmeyi sevmediğimi bildiği için sadece götümü mıncıklıyor bense eğilmiş yarrağının başın küçük dil darbeleri atmaya başlamıştım. Bir anda kafasını ağzıma aldım ve Metin’den bir inleme geldi. Bu arada Ebru da dikiz aynasından bize bakıyordu. Ritmik hareketlerle kafamı aşağı yukarı indiriyor bu arada yarrağını emmeyi ihmal etmiyordum. Aynı zamanda bir elime yarrağının ağzımın dışında kalan kısmını sıvazlıyor diğer elimle de taşşaklarına masaj yapıyordum. Metin de boş durmuyor, bütün gece götümün içinde duran buttplug ile oynayıp beni iyice delirtiyordu. Yarrağının titremlerinden zirveye doğru yaklaştığını anlıyordum. Hareketlerimi hızlandırdım. Yarrağını ağzımdan çıkarttım ve dilimi dışarı çıkarttım. Elimle hızlıca sıvazlamaya başladım. Metin inleyerek boşalmaya bütün döllerini ağzımın içine ve yüzüme fışkırtmaya başladı. Bu arada baktığım Ebru önde hınzırca gülüyordu. Metin’in yarrağını ağzıma alıp üzerinde kalan dölleri de temizledim ve pantolonun içine koyup fermuarını kapattım. Yol devam ediyordu.
Yüzümdeki döllerden bir kısmını parmağımla sıyırıp öne Ebru’nun ağzına uzattım Ebru hemen dliyle yaladı ve yuttu ve ekledi: “Bu gece çok güzel olacak”…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32