ÖZGE YENGEM DEVAM HİKAYESİ BÖLÜM: 7

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

ÖZGE YENGEM DEVAM HİKAYESİ BÖLÜM: 7

Halama sıkıca sarıldım öperek, saçlarını okşayarak onu sakinleştirmeye çalışıyordum. Zeki telefonla polisi aradı;

– Alo memur bey, falanca yer diş hekimine bir polis ekibi 2 ambulans. Hayır abi pide siparişi vermiyorum. Adamın teki silahla muayenehaneyi bastı, bize saldırdı. Şuan 2 yaralı var. Saldırgan etkisiz hale getirildi evet birisi o. Tamam bekliyoruz!!
– Adamlara bak hacı gülle pide siparişi veriyorum sandı. Pideciyi aradım sanki. Hala nasılsın?

Oda yanıma gelmiş, çömelmiş dolu gözlerle halama bakıyordu. Gitti bir bardak su getirdi ve halama verdi.

– İç hala geçti ya tamam ne korktun sende ha.

Halam eli titreyerek suyu içti. Elinden bardağı aldım.

– Kim bu şerefsiz hala? Neden dövdü seni?
Halam gözlerime bakıp ağlamaya başladı. Boynuma sarıldı. Hıçkırarak ağlıyordu.

– Babamı arıyorum.
– Dur arama!

Telefonu almıştı elimden.

– Arama Kuzey abim bilmesin şimdi.
– Kim bu kim?
– Uzun hikaye anlatırım daha sonra. Burnum acıyor!

Burnu kanıyordu. Masada duran peçeteyi aldım. Burnuna tampon yapıyordum. Kapı çalmıştı. Muayene için gelen hastalardı. Zeki evde yokuz diyerek onları gönderdi. Bir daha çaldı kapı. Onlara da kapalıyız dedi gönderdi. Daha sonra Siren sesleri duyulmaya başladı. Zeki hemen balkona koştu. Gelenler polis ve ambulanstı. Adam hala baygın yatıyordu.

– Geldiler hacı gülle. Silah nerde?
– Ne bileyim oğlum aldın fırlattın elimden.
– Hay amk.

Deli dana gibi etrafta silahı arıyordu. Masanın altına gitmişti. Aldı ve adamın eline verdi silahı. Kapı çaldı. Gidip kapıyı açtı. Ambulans ekipleri hemen yerde yatan adama bakıyordu.

– Onu bırakın halam daha kötü burada.
Diğer ekipte gelmiş halam ile ilgileniyordu. Polisler Zeki ile birlikte beni sorguya çekti. Olayları anlattık. Bizi karakola halam ile adamı hastaneye kaldırdılar. Bir ekip odada kalmış inceleme yapıyordu. Zeki’nin kanayan elini de pansuman yapmışlardı. Karakolda mecbur babama haber vermem gerekiyordu. Ailem toplanıp gelmiş, Zeki babaannesine haber vermemişti. Uzun saatler sonunda meraktan ölüyordum. Zeki’yi uzun süre sorgudan çıkartmadılar. Daha sonra elleri kelepçeli bir şekilde çıktı.

– Lan! Ne oldu?
– Misafirleri olcam kanka sıkıntı yok.

Polislerin yanına gittim.

– İyi de suçlu o değil ki, suçlu o hastanede ki adam.
– Beyin kanaması geçirmiş, kendine gelip ifadesini alana kadar burada tutmak zorundayız.

Zeki göz kırpıyor, sıkıntı yok amaan dercesine elini sallıyordu. Bizimkilerle birlikte karakoldan çıktık, hastaneye halamın yanına gittik. Halam uzanmış yatıyordu. İçeriye aldılar bizi. Annem babam halamla konuşuyor karşı koltukta oturmuş onları dinliyordum. Annem çıkarken benimde kolumdan tuttu.

– Ben gelmeyeceğim!
– Gel babanla konuşacaklar.

Çıkmıştım odadan annemle birlikte. Yarım saat kadar babamla halam içeride konuştu. Daha sonra babam sinirle odadan çıktı.

– Hadi gidiyoruz. Sizi eve bırakayım.
– Sen kal ben annemleri bırakır gelirim baba.
– Peki paşam.

Arabanın anahtarını aldım babamdan. Annemleri eve götürdüm. Hızlıca hastaneye geri döndüm. Kafeteryadan çay aldım ve babamın yanına gittiğimde halamın odasının önünde telefonla birisine mesaj atıyordu.

– Baba gel sigara içelim hem bana da anlat neymiş olay.
– Gel çıkalım…

Hastaneden dışarıya çıkmış bir banka oturmuştuk, sigaralarımızı yaktık…

Babam;

– Halan boşandığında bu adamla görüşmeye başlamış, yaklaşık bir yıl kadar, fakat adam evli çıkınca halan ayrılmış kendisinden,
– Eee bunun için mi dövmüş hala mı?
– Adam mafya babası. Kaçak göçek çok işler yapmış, halan diş hekimi olduğu için de onu kullanmaya başlamış, halan itiraz ettikçe gelip dövmüş. Zeynel ile tehdit ettikleri için polise gidememiş. Bugün bu durum olunca ikna ettim. Polislere anlatacak durumu.
– Kendisi zararlı çıkmaz değil mi?
– Hayır kendisinin suçu yok, sadece protez dişçinin başı yanacak. Onunla iş birliği yapmış adam, fakat halan ondan tedarik ettiği için, gelen ürünlere yerleştirmişler işte.
– Anladım durum bok desene.
– Biraz öyle.
Polis ekipleri hasteneye giriyordu. Arkasından bizde girdik. Babam onlara eşlik ediyor, odaya götürüyordu. Telefonum çalıyor Selin arıyordu.

– Alo Kuzey çok geçmiş olsun olanları duydum annenden hemen aradım iyi misin? Halan nasıl?
– Daha iyi hastanede şuan. Bende iyiyim merak etme.
– Akşam eve gelecek misin?
– Geleceğim.

Babam seslendi.

– Kuzey uç okuldan aradılar Zeynel okuldan çıkmış al bize götür.
– Tamam baba.

Koşarak çıktım okula gittim. Zeynel öğretmeninin yanında kapı önünde bekliyordu. Beni görünce şaşırdı. Anlattım durumları üstü kapalı. Zeynel’i alıp eve götürdüm. Selin çıktı hemen kapıya.

– Hoş geldin!
– Hiç hoş bulmadık.

Üzgün suratla bana bakıyordu. Anahtarla kapıyı açtım. Zeynel ile içeriye girdik. Annem yemek yapıyordu. Zeynel’i öptüm

– Gel abim üstünü değiştirelim.
– Abi kıyafetlerim evde?
– Hayde. Gel o zaman birşeyler alalım anahar yok bende.
– Bende var abi.
– Öyle mi gel gidelim size.

Çıktık Zeynel ile halamın evine gittik. Zeynel üstünü değiştiriyor. Sırt çantasını aldım odasından. Birkaç iç çamaşırı kıyafetler koydum. Çıktık tekrar eve döndük. Yemek hazırdı Zeynel yemeğini yiyor ben evde duramıyordum. Hasteneye gideceğimi söyledim, çıktım evden. Selin yine kapıda karşıladı.

– Amk alarm mı koydun kapıya kapı açıldıkça dışarı çıkıyorsun?

Elimden tutup soktu eve. Uzunca dudaklarımı öpüyordu. Hamza içerde dolanıyordu. Selin ile öpüşürken telefonum çaldı. Babam arıyordu.

– Paşam adam uyandı. Zeki’den şikayetçi olmadı git al arkadaşını.
– Oh be oh hemen gidiyorum.

Selin’e hiçbir şey demeden çıkıp gitmiştim evden. Karakola gittiğimde Zeki polis masasının önünde oturmuş, süt dökmüş kedi gibi bakıyordu.

– Ne oldu lan?
– Oğlum içerisi çok havasız lan. Bu insanlar valla salak ölürümde suç işlemem oraya girmek için. Fare gibi hissediyorum kendimi.

Zeki ye sarıldım. Birkaç imza attı ve çıktık dışarıya.

– Oohhh bee mis gibi hava. Özgürlük gibisi yok. Halan ne durumda hacı gülle?
– İyi kanka gel gidelim yanına.
– Kanka.
– Efendim kardo?
– Yanlış anlama ama ben geberiyorum açlıktan.
– Haklısın gel bir şeyler yiyelim.

Yolda bir yerde durduk karnımızı doyurduk. Hastaneye geçtik. Halamı taburcu etmeye hazırlanıyorlardı bile. Babama sordum;

– Ne oldu?
– Şikayetçi oldu adamdan. Polisler adam taburcu olunca içeriye alacak direk. Diğer adamlarını buldular aldılar çoğunu içeri.
– Bu kadar hızlı mı ya?
– Adaletten kaçınılmaz evlat. Er geç bulur yerini.

Halam gayet iyi görünüyordu. Onu da aldık ve bizim eve geçecektik. Zeki bağırdı.

– Duuuurrr hacı gülle tükür beni burda.
– Noldu la?
– Babaannem öldü meraktan indir beni ben gidem ağam.
– Peki kanka.

Bıraktım onu yol üstünde, dolmuşa atladı gitti. Bizde eve geçtik. Zeynel koşarak halama sarıldı. Oturduk salona laflıyorduk. Halam gözlerime bakıp bakıp duruyordu. Annem yine yemek hazırlamış, sofraya davet etti. Geçtik oturduk. Tok olduğum için eşlik ediyordum sadece. Simay kardeşim ile birlikte sofrayı topladık. Kardeşim kahve yapıyordu. Oturduk konuşmaya devam ediyorduk.

Halam;

– Abi teşekkür ederim ilginiz için biz kalkalım artık.
– Kızım burda kalın işte.
– Yok abi kalkalım evde yapmam gereken işler var.

Araya girmiştim;

– Ben gider halam da kalırım baba.
– Tamam paşam öyle yap.

Halam muayenehaneyi düşünüyordu;

– Of çok dağıldı mı muayenehane?
– Sen dert etme onu sabah Zeki ile birlikte gider hallederiz. Hadi gidelim de uyu dinlen evde.

Kapıdan çıktığımız da Selin çıktı kapıya. Halam’a çok geçmiş olsun diyor nasıl oldu falan konuşuyorlardı. Halam resmen görmek bile istemiyordu Selin’i. Geçiştirdi ve aşağıya indik. Zeynel’i arabaya bindirdim. Eşyalarını arka koltuğa, yanına koydum. Halam ön koltuğa geçmişti. Arabaya bindik ve evine gittik. İçeriye girdiğimizde, Zeynel’in çok uykusu gelmişti. Girdi odasına uyudu. Halam salona geçti, bir bardak viski koydu. Aldı eline oturdu köşeye.

– Hala ben duşa giriyorum.
– Tamam canım…

Viskisini yudumladı. İçeriden kendime getirdiğim kıyafetlerden aldım. Uzun zamandır adam akıllı duş yapmıyor, su dökünüp çıkıyordum. Rahatlamam lazımdı. Banyoya girdim ve kapıyı kapattım. Sıcak suyun altında güzelce yıkanıyordum. Geçen zamanın farkında bile değilim. Banyo kapısının açıldığını duydum. Ruzgar başka kapıyı çarptı heralde dedim ve köpükledim tekrar saçlarımı. Tekrar durulandığımda bir gölge vardı kapıda. Önce tedirgin oldum bugün kü olaylardan sonra. Lan evi mi bastılar diye düşünürken elime aldım duş başlığını açtım duşa kabini. Elimde ki duş başlığı, duşakabinin yanındaki tuvalette çişini yapmakta olan halama fışkırıyordu. Yüzünü kapatıyor suyun gelmesini önlüyordu. Çok içmiş leş gibi alkol kokuyordu konuştukça.

Üstü başı ıslanmıştı, şortunu kaldırmadan ayağa kalktı sendeliyordu, kafası güzel olmuş bile. Düşmesin diye belinden tutup kendime çekmek zorunda kaldım. Çıplak sikim, kıllı amına değiyordu. O kılların sikime batışını hissediyordum. Halam üstüme vermişti tüm yükünü ayakta duramıyordu bile. O amına temas ettikçe sikim şahlanıyordu. Kollarından tutup duvara yasladım yüzünü. Arkası bana dönüktü. Eğildim ve şortunu yukarıya kaldırmak için şortunu tuttum. Halam geriye doğru vermiş kendini, yüzüm kalçalarına değiyordu. Şortunu tutup kaldırmaya başladım. Elimle duş başlığından suyu ıslatmış, amına sürdüm iki kez. Kıllı amını okşarcasına yıkamıştım. Şortunu giydirdim. Halam o sarhoş kafayla eli sikime değiyor, elim diye sikimi tutmaya çalışıyordu. Arkasını duvara verdi ve sikimi tuttu. Kapıda duran havluyu aldım belime sardım. Halamın elini sikimden çektim ve omzuma attım. Banyo kapısını açtım, zorlukla odasına doğru götürdüm. Yatağa zor atmıştım. Üstüne yığılıp kaldım. Aramızda sadece havlu vardı, giydiği şortun altında külotu bile yoktu. Amının kılları belli oluyordu. Üstünden kalktım, kucakladım ve güzelce yatağına yatırdım. Birden istifra etmeye başladı, yatağı leş içerisinde olmuş, üstü başı batmıştı.

‘’yarrağı yedik uğraştığımız şeye bak amk,’’ diye söyleniyordum içimden. Çekmecelerini açtım, kusmaya devam ediyordu. Bir külot, şort ve askılı aldım. Tuttum kaldırdım hala kendinde değildi. Soktum banyoya, oturttum klozetin üstüne. Üstünde ki kısakollusunu, sütyenini çıkarttım. Soğuk suyu açtım dayadım kafasından aşağıya. Fok balıkları gibi ses çıkarıyor, üşüyordu. Birkaç dakika soğuk su ile şok etkisi yarattıktan sonra ılıttım suyu ve yıkamaya başladım üstünü başını.

Gözlerini açamıyordu, altında ki şortu da çıkarttım. Kıllı amı karşımdaydı. Lifi köpürttüm, duş jelini vücuduna sıktım. Köpürterek yıkamaya başladım. Omuzlarını, boynunu keseliyor, göğüslerini mıncırarak yıkıyordum. Bacaklarını aralamıştı, köpüklü lif ile güzelce kasıklarını yıkıyordum. Lifi kenarıya attım. Sikim iyice kazık gibi olmuştu amcığına dokundukça. Elimle amını ovalamaya başladım. O taze, dar amını okşuyor, köpüğün etkisiyle parmaklarım arasında kayıp gidiyordu. Parmağımı hafifçe amına sokuyordum. İstemesem de o kayganlıkta girmek için can atıyordu resmen. Kafasından aşağıya suyu tutuyor, elimle hafifçe amını parmaklayarak yıkıyordum. Nefes alışverişinin değiştiğini hissediyordum. Sayıklamaya, Kuzey demeye başlayınca elimi oradan çektim. Korkmuştum, duruladım. Suyu kapattım ve banyoda ki dolaptan bornozu aldım. Saçlarını havluyla kuruladım. Bornozunu giydirdim ve çıkartıyodum banyodan. Nerdeyim? Ne oldu öyle, başım diye sayıklıyordu. Kendine gelmişti artık. Kendi odama götürdüm halamı. Yatağa yatırdım ve üstünü örtecektim. Sırtını bana döndü ve sol tarafına doğru yattı. Bornozu açılmış, kalçaları meydandaydı. O büyük kalçalarına dokunarak örttüm bornozunu, üstüne ince yorganı örtüp ışığı ve kapıyı kapatıp çıktım. üstüm başım ıslanmıştı. Değiştirdim ve odasını temizledim. Batan çarşafları, yorganları, yastıkları banyoya attım. Makinayı açtım ve çalıştırdım. Salona gittim. Bir şişe viskiyi devirmiş, yerlere dökmüş, her yer sigara külüydü. Onları toparladım. Saat gece 3 olmuştu bile. Salonda uyuya kalmıştım. Gözlerimi açtığımda Zeynel bana sesleniyordu.

– Abi okula gitmem lazım!
– Tamam canım gidelim…

Telefonumdan saate baktım. 6,45 idi. Yüzümü yıkadım, arabanın anahtarını aldım ve çıktım. zeynel’e fırından poğaça, börek aldım çantasına koydum ve okula bıraktım. Kendimiz içinde almıştım. Yolda geri dönerken; ‘’bune amk bakıcı olduk iyice sikecem böyle işi’’ diyordum. Arkamdan bir araba takip ettiğini hissettim. Dikiz aynasından baktığımda, siyah bir jeep arkamdan selektör yaparak geliyordu.

– Bunlar kim amına koyayım?

Hızlıca yaklaştılar, tam arkadan çarpacaklardı, sola doğru kırdım direksiyonu. Geniş bir yola girdim. Son gazla gidiyordum. Arkamdan yetiştiler. Telefon ile Zeki’yi aramaya çalışıyordum. Zor da olsa başarmıştım

– Zeki zekii
– Efendim hacı gülle.
– Kanka iyi dinle beni. Arkamdan bir araba takip ediyor beni, babamların eve git, arasam uyuyorlardır daha, hemen halama gidin.
– Ne oldu lan ne aradabası ne bu telaş hacı gülle?
– Sen dediğimi yap!

Arkamdan çarpmıştı arabaya. Telefon elimden düşmüş, direksiyon hakimiyetimi kaybedip, yol kenarında duran ağaca çarpmıştım. Airbag’ler açılmıştı arabanın. Kafamı sertçe çarpmıştım, arabanın önünden çıkan dumanlardan, jeep’in önüme kırıp durduğunu fark ettim. Arabadan inmeye .çalışıyordum. kapısı açılmıyordu. Pencere kırılmıştı, adamın teki yanıma geldi, belinden silahı çıkartıp hızlıca sıktı ve kaçtı. Sağ göğsümde acı, yanma hissi karışık şeyler hissediyordum. Gözlerim kayıyordu. Bulanık şekilde arabanın uzaklaştığını gördüm.

Bayılmıştım….

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *