Bir Anne ve Oğlu

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Anal

Bir Anne ve Oğlu
Fatma mutfakta hummalı bir çalışma içindeydi. Oysaki yapmaya çalıştığı sey oğlu mehmete ev yapımı lezzettli bir sandviçti. Dikkatlice kestiği ekmeğin içine özenle malzemeleri yerleştirdi. Oldukça Harika görünüyordu. Eminimki sevgili oğlu mehmette beğenecekti.

Fatma oldukça tertipli düzenli kadındı. Ev her daim temiz pırıl pırıldı. Kocası 10 yıl önce evi terk edip gittikten sonra, çalışmaya başlamıştı. Evlere temizliğe gitmiş, insanların kirlilerini yıkamış ve Kimseye muhtaç olmadan oğlu mehmeti büyütmüştü. Oğlunun okumasını, iyi bir eğitim almasını istiyordu. Oğluna düşkün bir anneydi. Elinden geldiğince hiçbirseyini eksik etmemeye çalışmıştı.

Fatma kocasıyla oldukça genç yaşta ailesinin zoruyla evlendirilmiş ve daha 20 yaşında çocuğu kucağına almıştı. Şu anda 42 yaşındaydı. Mütedeyyin bir ailede yetiştiği için tesettürlüydü. Kocasından ayrıldıktan sonra dul bir kadın olarak, erkeğin oldukça baskın olduğu bir toplumda yaşamanın zorluğuyla karşı karşıya kalmıştı. Onun bu kapalı hali erkekleri bir yere kadar uzak tutuyordu. Minyon bir kadındı ve Uzun sarı saçları vardı. Yaşına göre hala güzel sayılırdı. Büyük göğüsleri giydiği elbiselerin altından her zaman belli ediyordu. Yumuşak, pürüzsüz beyaz teni hala genç bir kızınki gibiydi. Kendine hala iyi bakıyordu.

Fatma hala haftanın belli günleri temziliğe gidiyordu. Yakışıklı oğlunun son zamanlardaki davranışlarından oldukça endişeleniyordu. Mehmet liseyi bitirmişti. Üniversite sınavlarından başarısız olmuş ve bir üniversiteye yerleşememişti. Kendini eve kapatmıştı. Fatmanın canını sıkıyordu bu durum. Oğluyla konuşup canını sıkmamasını söylüyor, yeniden sınava girip başarılı olacağını telkin edip duruyordu. Bütün yaz böyle geçmişti.

Biricik Oğlunun böyle üzgün ve mutsuz olmasından dolayı, çaresiz elinden bir şey gelmemesi kendini kötü hissettiriyordu. Mehmet bu depresif hali, yemek yememesinden dolayı kilo kaybetmişti. Fatma elindeki tepside az önce hazırlamış olduğu sandviç ve portakal suyu olduğu halde oğlunun odasına doğru yürüyordu. Fatma odanın kapısını açıp içeri girdiğinde televizyondan gelen yüksek bir sesle irkildi. Dağınık odada söylece bir baktı. Oğlu yatağında yatıyordu. Üzerinde battaniye örtülüydü. ‘oğlum bu gürültüde nasıl yatıyorsun?’ diye srodu. Ardından da sehpa üzeindeki kumandayı alarak televizyonu sesini tamamen kapattı. Mehmet cevap vermemeişti. Gittikçe daha duyarsız okmaya başlamıştı. Fatma kızgınlığını bastırarak, mehmetin yatağının kenarına oturdu. Anlamıyordu, Oğlu neden böyle davranıyordu? Bir sınavı kazanamamış olması dünyanın sonu değildi ya? Oğluna baktı, büyümüş, yakışıklı oğlu tıpkı diğer gençler gibi dışarı çıkıp eğlenmiyordu. Dışarı çıksa kafasını dağıtır ve yeniden normal haline dönebilirdi. ‘hadi oğlum bir şeyler hazırladım sana, ye bunları’ desede tepki vermeyen, mehmet gözlerini televizyona dikmiş öylece duruyordu. Elindeki tabağı yatağın üzerine bıraktı. Öylece duran oğluna bakarken ‘neden böyle olmak zorunda? Neden konuşamıyoruz?’ diye düşündü. Küçük elini nazikçe oğlunun yanağına götürdü ve nazikçe yanağını okşadı. Mehmet istemiyorum der gibi annesinin elini ittirdi ve kafasını annesine çevirerek annesinin giymiş olduğu beyaz gömleğin altından fırlayacakmış gibi duran göğüslerine baktı. Annesi baktığından habersizdi. Bakmamakta iömkansızdı. İri göğüsleri beyaz gömlekten dışarı taşacak gibiydi. Gömleğin altına giydiği sutyenin kenarlarındaki danteller bile görünüyordu. Fatma ‘oğlum bir şey istiyor musnu?’ diye sordu yüzünde gülümsemeyle. Mehmetten sadece ‘haıyr.’ diye bir homurdanma duyuldu. Fatma yeniden oğluna yanaştı ve hafifçe dokundu. Sıcacık elleri mehmetin alnını okşadı. ‘bak ne güzel bir gün. Neden biraz dolşamıyoruz oğlum?’ diye sordu. Sessiz odada Mehmet dikkatini televizyona verdi. fatma oğluyla biraz aman geçirmek istemişti. Fatma oğlunun koluna sarıldı ‘oğlum, hadi biraz hava alalım’ diye yineledi ama cevap alamadı. Bir dakika kadar öylece kaldı ve ardından yavaşça kalktı ve odadan dışarı çıktı. Mutfağa giden Fatma bulaşıkları makinaya koyduktan sonra, masaya oturmuş kahvesini içiyordu. Bu arada banyodan gelen su sesini duydu. Mehmet sanırım kalkmış ve duş alıyordu. Fatam belki bir iki oğlunun odasında bir iki değişiklşik yaparsa davranışları da değişsebilridi. Fatma oturduğu yerden kalkıp mehmetin odasına gitti. Sadece basit bir iki değişiklik yapacaktı. Umarım yardımı olur diye içinden geçirdi.

Mümkün olduğu kadar sessizce odaya girdi. Mehnetin banyoda bulunduğu sürede neler olup bittiğini anlmasını istemiyordu. Fatma odaya bir baktı. Fazla bir zamanı olmadığını biliyordu. Hemen işe koyuldu. Önce dolabı düzenledi, kirlilerle temizleri ayırdı. Sonra televizyonun tozunu sildi. Mehmetin yatağını düzeltmeden önce kapıdan banyoya kulak kesildi. Mehmet hala duş alıyordu. Bu iyiydi hala vakti vardı. Elbise dolabından aldığı temiz çarşaf ve yastık kılıfını yatağın üzerine bıraktı. Sonra battaniyeyi kaldırıp yere bıraktı. Sonra mehmetin yastığı alıp kılıfı çıkarınca içinden yatağın üzerine düşen kırmızı bir külot gördü. Şaşkınlıkla ‘buda ne böyle’ diye kısık sesle çığlık attı. Yatağın üzerinde duran kırmızı külota yakından bakınca tanıdık geldi. Evet, bu kırmızı külot kendsine aitti. Dün çıkartıp kirli sepetine koymuştum. Öylece donmuş kalmıştı. Ne yapacağını bilmiyordu. Tam külotu eline almak için hareket ettiğinde sırada odanın kapısı açıldı. Mehmet odaya girmişti. Fatama kafasını mehmete çevirdi. Anne oğlu birşey söylemeden öylece kalakaldılar. Bir dakika kadar sonra Fatma sessizliği bozdu ve ‘şey, odanı temizleyecektim.’ Arkasını yatağa dönüp özür dilerken, mehmet üstü çıplak altına havlu ile sarmış mehmete bakıyordu. Birşeyler söylemeye çalışıyor ama kelimeler ağzından çıkmıyordu. Zorlukla ‘oğlum ben akşam yemeği hazırlayayım.’ diyerek odadan koşar adımlarla çıktı. Mehmet yatağa yürüdü ve yatağın üzerinde duran aneesinin kırmızı külotunu baktı. Sonra kendini yatağın üzerine attı ve üzerini battaniyeyle örttü. Bu arada Fatma mutfakta sağa sola yürüyordu. Kendi külotunu oğlunun yastığının altında bulmuştu. Kendi kendine ‘Fatma biliyorsun o külotla ne yaptığını’ dedi. mehmet annesinin külotuyla otuzbir çekiyordu. Annesinin külotunu kullanarak cinsel fantezilerini gerçekleştiriyordu. Fatmanın yüzü kızarmıştı. Bu arada mehmetin çıplak hali gözlerinin önüne geldi. Mehmet gençti, büyüyordu. Hormonları tavan yapıyordu. Seks yapmaya ihtiyacı vardı ve byndan dolayı kendini odasına kapatıp otuzbir çekiyordu. Fatma gözlerinin önüne oğlunun külotuyla otuzbir çekmesi canlandı. Her ne kadar annesi olsada bir kadındı. Genç bir adam için Oldukça seksi bir kadındı. Aklında düşüncelerle yemekten vazgeçip doğruca odasına gitti. Uyumak istiyordu, sadece aklındaki düşüncelerden kurtulmak için. Üzerini bile değiştirmeden Kendini yatağın üzerine bıraktı. Uykuya duyması uzun sürmedi. Bütün düşünceleri ve korkuları rüyasında kare kare geçmeye başladı. Fatma oğlunun odasının kapısnda dikiliyordu. Mehmet yatağaına uzanmış, kalkık sikine annesinin külotunu sarmış otuzbir çekiyordu. ‘mehmet hayır oğlum bunu yapma ben senin annenim’ diye yalvarıyordu. Mehmet ise annesine baktı ve ‘anne ama ben çok mutluyum’ diye cevapladı. Gözlerinden mutluluğu okunuyordu. Fatmanın yüzü yumuşamaya başlamıştı. Gözleri mehmetteydi. Mehmetin sikine sarılı olan Kırmızı yumuşak satenden külotının içinden sadece baş kısmı görünüyordu. Mehmet inliyordu ve boşalmaya yakındı. Sikine sarılı annesinin külotunu yukarı aşağı daha hızlı sikinin üzerinde hareket ettiriyordu. Gemç adam birden kasılmaya başladı ve siki birden patladı. Sikinin ucundan dölleri annesinin kırmızı külotuna akmaya başladı. fatmanın kırmız külotu oğlunun dölleriyle sırılsıklam olmuştu. Fatma önce bir adım attı, sonra bir adım daha, oğluna daha da yaklaştı. Mehmet zevkle annesinin külotuna boşalmıştı. Fatma birden elini oğlunun sikine uzattı. Oğlunun dölleriyle ıslanmış kırmızı külotunu kavradı ve yukarı aşağı okşamaya başladı. eli oğlunun dölünden dolayı ıslanmıştı. Ilıktı. ‘sorun değil bebeğim sorun değil’ diye fısıldadı.

Güneş pencereden süzülerek odayı ısıtıyordu. Fatma üzerine düşen güneş ışığıyla güneş banyosu yapıyordu. Gözlerini açtı. Fatmanın az önce gördüğü rüya hala aklındaydı. Sabah olmuştu tüm gece uyumuştu. Saatine bakınca işe gitme vakti geldiğini anladı. Yataktan kalktı ve doğruca banyoya gitti. Önce eteğini ardından gömleğini çıkardı. Sutyenini çıkarınca hala diri göğüsleri ortaya çıktı. Gördüğü rüyanında etkisiyle göğüs uçları fındık kadar büyümüştü. Elleriyle göğüslerinin üzerinde gezdirdi. Sonra külotunu çıkardı ve duşa girdi. Ilık su vücudundan aşağı süzülürken sağ elini yeni traşlanmış olan amına götürdü. Klitorisi kabarmıştı. Parmaklarını klitorsine götürdü ve okşamaya başladı. Zevk sularının kokusu nerdeyse sabun kokusunu bastırıyordu. Daha boşalmamıştı ama hemen vücudunu yıkayarak banyodan çıkıp odasına gittti. Elbise dolabının kapağını açtı. İç çmaşırlarını koyduğu çekmeyi açtı. Normalde işe giderken düz pamuklu külot giyerdi ama bugün bir değişiklik yapmaya karar verdi ve saten bir külotunu aldı. Kırmızı rekli, önü dantelli ve üzrinde siyah bir fiyonk vardı elini üzerinde gezdirince oldukşça seksi olduğunu hissetti. Üzerina sardığı havluyu yere bırakıtı ve saten külotunu giydi. Ardndan da külotun eşi olan sutyeni giydi. Her zaman ki giyindi. En son olarak başını sadece özel günlerde kullandığı pahalı ipek eşarbıyla örtttü. Oğlu mehmetin odasına gitti. Oğlunun hala uyuyup uyumadığını kontrol etmek istiyordu. sessizce kapıyı açınca mehmetin ahala uyuduğunu fark etti. Aslında oğluyla konuşmak istiyordu, çünkü konuşacakları önemli seyler vardı.

Fatma işe gitti. Kendini bugün çok iyi hissediyordu. Yoğun bir gündü ve Akşam çabuk olmuştu. Sonunda eve gelmişti. İlk olarak oğlunun ne durumda olduğunu görmek istiyordu. Mehmetin odasının kapısından, televizyona bakan oğlunu bir süre seğretti. Selamlaşma dışında ikisinide ağzından bir kelime çıkmamıştı. Fatma oğluyla yüzleşmek istese de yapamamıştı. Akşam yemeği hazırlamak için mutfağa girdi. Çorba pişerken, üzerini değiştirmek için odasına gitti. Giydiği uzun tek parça elbiseyi çıkardı. Aynanın karşısında, üzerinde saten külot ve sutyeniyle duruyordu. Başında hala çıkarmadığı ipek eşarp duruyordu. İri göğüsleri sutyenin içinden taşacak gibi duruyordu. Kendine baktı ve sutyenin kopçalarını arkadan açınca, büyük göğüsleri özgür kaldı. Ardından giydiği saten külotu çıkardı ve büyümüş olan göğüs uçlarını sertçe okaşamaya başladı. Elinde tuttuğu saten külot göğüslerine değdikçe zevkten inliyordu. Daha boşalmamıştı ama birden aklına ocakta pişen çorba geldi. Önce eşofmanını ve tişörtünü giydi. İçinde hiçbirsey yoktu. Külotunu eşofmanın cebine koydu. Ardından gülümseyerek beyaz tişörtünün altından fırlayacak iri göğüslerine baktı. Hala fındık büyüklüğündeki göğüs uçları nerdeyse tişörtü delip dışarı çıkacaktı.

Fatma hazırladığı çorbayı tepsinin içinde oğlunun odasına giderke, kirli sepetinin yanında durdu ve sepetin kapağını açıp cebindeki saten külotunu sepete bıraktı. Kapağı kaparken gülümsüyordu. Kapıyı açıp oğlunun odasına girdi. Mehmet yine yatağında uzanmış yatıyordu. Fatma yatağa uzandı ve tepsiyi oğluna uzattı. Mehmet annesine bakınca, gözleri annesinin beyaz tişörtün altından belli olan göğüs uçlarına takıldı. Fatma kikrdeyerek ‘iyi misin oğlum?’ diyerek eline mehmetin omzuna koydu. Mehmet cevap vermedi ama hala annesinin iri göğüslerine bakmayada devam ediyordu. Fatma elindeki tepsiyi sehpanın üzerine bıraktı ve nazikçe parmaklarıyla omzunu dürttü ve devam etti ‘tamam, buraya bıraktım. Ne zaman istersen yersin’ dedi. Ardından da yataktan kalktı ve kapıya yöneldi. Tam odadan çıkacakta ki mehmete bakarak ‘çamaşır sepetinde senin için özel bir şey var’ dedi ve odadan çıktı.

Fatma oldukça heyecanlanmıştı. Bacakları titriyordu. Az önce oğluna giydiği külotu onun için çamaşır sepetine bıraktığını söylemişti. O külotu alıp onunla otuzbir çekebileceğini ima etmişti. Ve bu fatmayı çok heyecanlandırmıştı ve tabiki de ürkütücü. Fatma koşar adımlarla yatak odasına gitti ve kendini yorganın altına attı. Fatma giydiği eşofmanı sıyırdı ve elini büyümeye başlayan amının dudaklarına götürdü. Parmakalarıyla amını okşamaya başladı. Islanmıştı. Nefes alış verişi sıklaşmıştı. İri göğüsleri inip inip kalkıyordu. Sonra parmaklarını amının içine doğru kaydırdı. Klitorisini okşuyordu. Boşalması yakındı. Zevkten inlerken, banyonun kapısının açıldığını fark etti. Evet oğlu dediğini yapmış çamaşır sepetini kontrol ediyordu.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *