Gençlik Maceralarım! (4)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Gençlik Maceralarım! (4)
Otele gittiğimde Akın yoktu, dayım bankoda oturuyordu. Yeni uyanmışa benziyordu. Lobide de kimsecikler yoktu. Dayım gecenin nasıl geçtiğini sordu. “İyi dayı, yengem güzel ağırladı beni!” dediğimde, “İyi iyi!” dedi başını sallayıp. Ona Açelya’nın gece vakti çıkıp sabah beşte geldiğini söylesem mi diye düşündüm ama sonra vazgeçtim. Dayım, “Selma ile birlikte odalara çıkarsınız, sen şimdi içeri git sana kahvaltı hazırlasın!” dedi saçımı okşayıp.

Mutfağa geçtim. Selma Hanım’ın üstünde dün pembe bir önlük vardı ama bu kez mavi bir kot pantolonla beyaz bir tişört vardı. Mavi kotu dayımın avuçladığı götünü açığa çıkartmış, sıkmıştı epeyce. İnce tişörtünün altındaki beyaz sutyeninin izleri görünüyordu. Siyah saçları sırtına iniyordu, sarı bir lastikle bağlamıştı saçlarını. Yengem ve kızlarıyla ilgili sorular sordu bana tost yaparken. Onları tanıdığı belliydi konuşmasından. Ancak yengemden pek hoşnut değilmiş gibi geldi bana. Ara sıra eğilip kalkıyor dolaptan veya tezgahtan bir şeyler alıyordu, o anlarda götü daha da büyür gibi oluyordu.

Birlikte kahvaltımızı yaptıktan sonra kendine bir sigara yakarken baktığımı gördü. “Al yak!” diyerek uzatınca, “Dayım görürse kızar!” dedim. “Kızmaz, dayın öyle bir adam değil, korkma, 10 yıldır tanıyorum onu, sen daha yeni tanıdın!” deyince uzanıp bir tane alıp yaktım.

Sigara faslı da bitince üst katlara çıkıp temizliğe girişmemizin zamanı gelmişti. Selma Hanım siyah büyük bir çöp poşetini verip, “En üst kattan başlayarak odaların çöplerini boşalt. Kapılara vurursun, ses gelmezse girersin içeri, çoğu sabahtan gidiyor ama akşamcı takımından uyuyanlar vardır hala. Ben de gelecem sonra, paspas çekip yatakları toplarım!” deyince, “Tamam!” diyerek en üst kata çıktım.

Koridorun sonundaki odanın kapısına vurdum birkaç sefer, ses gelmeyince de girdim içeri. Kimse yoktu, yatak bozulmuş haldeydi. Yoğun bir sigara dumanı kokuyordu oda. Camı açtım. Dün gördüğüm yataklara göre biraz daha temizdi yatak. Plastik çöp kutusunun içinde ve küçük masanın üstündeki küllükte epeyce izmarit vardı. Ayrıca esrara benzeyen bir sigara izmariti ile şırınga da vardı. Esrar çekip uyuşturucu kullanan biri kalmıştı odada anlaşılan. Boş bira şişelerinden hariç yarısı içilmiş bir viski şişesi de vardı. Viskiyi atıp atmamakta kararsız kaldım önce ama sonra küçük masanın üstüne koydum şişeyi.

Oradan çıkıp yandaki odanın kapısına tıkladım. Ses gelmeyince içeri girdim, ama yatakta bir adam yatıyordu. Yaşlı, hırıltılı ve zor nefes alıp veren adam bir an uyanır gibi olunca çıktım odadan.

Üçüncü odanın kapısına tıkladığımda, içerden, “Ne var?” diyen bir ses geldi. Kadın mı erkek mi olduğunu anlayamadığım bir sesti. “Şey, çöpleri alacaktım…” dediğimde, “Sonra alırsın, müsait değilim!” cevabı geldi.

Kattaki son odanın kapısına tıkladım, ses gelmediğinde içeri girdim. Yatakta bir adamla kadın yatıyordu. Adam uyumasına devam ederken kadın doğruldu, beyaz çarşaf sıyrılınca kadının devasa memeleri çıktı ortaya. Aynı anda da sert ve otoriter bir sesle, “Ne oluyor lan sabah sabah amına koyimm!” deyince korkudan kalbim şiddetle atmaya başladı. Kadın dediğim aslında travestiydi. “Şey çöpleri alacaktım…” dedim korka korka. İlk anda sert olan sesi bu sözümden sonra yumuşadı. “Amına koyim ne öyle tilki gibi giriyorsun içeri sessiz sessiz?” dediğinde yanında yatan adam da kalktı. Orta yaşlı, kır saçlı bir adamdı. Beni görünce elini kaldırıp, “Kim ulan bu, kimsin lan sen?” diye bağırdı.

Korkuyla, “Ben otel sahibinin yeğeniyim, yeni çalışmaya başladım…” dediğimde, travesti, “Ay sen Ümit Abinin yeğeni misin, söylesene hayatım!” dedi gülümseyerek. Ardından yanındaki adama dönüp, “Hadi lan siktir git sende, amcık, akşama kadar yanımda mı kalacaksın?” diye çıkıştı. Adam bana bağırırken travestinin bu çıkışı karşısında süt dökmüş kedi gibi oldu. “Çocuğun önünde ayıp oluyor ama!” deyince travesti daha da sinirlenip, “Bana bak, ben gösteririm şimdi ayıbı sana, hadi uza, hadi!” dedi. Kapıyı kapatıp dışarı çıktım. Korkudan ödüm patlamıştı.

Derken üçüncü odanın kapısı açıldı ve oradan da bir travesti çıktı. Bana müsait değilim diyen demek buydu. Üstünde siyah külotlu çorapla siyah bir sutyen vardı. 1,90’a yakın boyu olan dev gibi bir şeydi, koca memeleri sutyeninin altında şişmişti, uzun sarı saçları sırtına iniyordu. Bana bakıp, “Geç bakalım, al çöpleri!” derken hızlı adımlarla merdiven başındaki tuvalete gitti. Diğer odalara göre daha temiz ve tertipli gibi görünen bir odaydı burası, ama sigara izmaritleri ve boş içki şişeleri masanın üstünü tepeleme doldurmuştu.

Odadan çıkacakken travesti de geldi. “Adın ne senin?” dedi saçımı okşayarak. “Orkun, otel sahibinin yeğeniyim…” dediğimde, “Aa, Ümit abinin yeğeni misin, neyin oluyor senin, amcan mı?” diye sordu. “Yok, dayım…” dediğimde, “Vay Ümit Abi vay, böyle yakışıklı yeğeni olduğunu söylememişti hiç!” dedi gülümseyerek. Ardından da, “Bir ihtiyacın olursa uğra yanıma, çekinme, adım Buse!” dedi yanağımdan öperek.

Heyecandan tir tir titrerken çıktım dışarı. Bu sırada Selma Hanım elinde kova ve paspasla göründü. Dünkü pembe önlüğünü giymiş, başını da arkadan bağlamıştı. “Aldın mı çöpleri?” deyince, “Aldım, ama bazı odalar dolu…” dedim. “İyi neyse, sonra alırsın, sen aşağı in!” dedi karşılık olarak.

Dördüncü katın odaları boştu ama hepsi oldukça pisti. Odalarda içleri döllerle dolup taşan kondomlar, boş içki ve bira şişeleri, sigara ve esrar izmaritleri, kullanılmış şırıngalar vardı. Ne olduğunu bilmediğim boş hap kutuları da vardı ayrıca. Dayımın oteli batakhane gibi bir yerdi. Odalarda küçük plastik çöp kovaları olduğu halde kondomlar yerlerde geziyordu hep.

Üçüncü kata inerken aşağıdan dayımın sesi geldi, bana sesleniyordu. Hızlı adımlarla indim aşağı. Bankonun yanında yaşlıca bir adamla gencecik bir kız vardı. Kız ürkek ve çekingen gözlerle etrafa bakıyordu, en fazla benim yaşımda olmalıydı, belki benden bile küçüktü. Orta boylu ve zayıf, esmer tenli, sarı saçlıydı. Uzun, yere kadar inen çiçekli bir etekle uzun kollu gömlek vardı üstünde. Kız bu haliyle çingeneye benziyordu. Ayağında kırmızı terlikler vardı. Yaşlı adamsa dedesi gibi kalıyordu, sol kolunu kızın omzuna atmıştı. Sivri burunlu yumurta topuklu siyah ayakkabılar giymişti. Geriye taradığı saçlarını da boyatmış gibiydi. Görüntüsü güven vermeyen bir tipti adam.

Dayım anahtarı uzatıp, “Birinci kat 3 numara!” dediğinde anahtarı alıp, “Buyurun!” diyerek önlerine geçtim. Onlar arkamdan gelirken odanın kapısını açtım. Tek kişilik iki tane yatak vardı odada ve oda temizdi. Sabahın erken saatinde yaşlı bir adamla gencecik bir kızın sikişmesine sahne olacaktı oda. Kız odaya geçerken adam elime bozuk para verdi bir miktar, cimrinin biri çıkmıştı. Yeniden aşağı indim, dayım defteri kontrol ediyordu. Bana bakıp, “Bitti mi işlerin?” diye sordu, “Yok dayı, devam ediyorum…” dediğimde, “E ne duruyorsun o zaman, hadi yukarı marş marş!” dedi gülerek.

Üçüncü kata çıktım. İlk odaya girdim kapıya tıklamama rağmen ses gelmeyince. İçerisi boştu. Duvardaki birkaç çiviye kıyafetler asılmıştı. İki büyük bavul yatağın yanında duruyordu. Sanki odada uzun vadeli kalan birisi var gibiydi. Çöp niyetine pek bir şey de yoktu.

İkinci odanın kapısına tıkladım. “Gel!” diyen bir kadın sesinden sonra kapıyı açtım. Orta yaşlı bir kadın yatağın üstünde oturuyordu. Beni görünce, “Sen kimsin?” diye sordu. “Çöpleri alacaktım, otel sahibinin yeğeniyim ben…” dediğimde, ayağa kalkıp, “Öyle mi, ne güzel!” dedi. Dağınık siyah saçları omzuna dökülüyordu. Hırpani kılıklıydı, eski bir etekle sökük bir gömlek vardı üstünde.

“Amcana söyle borcumu en kısa zamanda ödeyeceğim…” deyince, “Amcam değil, dayım oluyor!” diyerek sözünü kestim. “Neyse işte, ha dayın ha amcan, Şehrazat Hanım en kısa zamanda verecekmiş parasını dersin!” diyerek yanıma gelip saçımı okşadı. Odası temiz sayılırdı, onun da birkaç kıyafeti duvardaki çivilere asılıydı. Yatağı gösterip, “Oturmak istemez misin?” deyince, “Yok, işleri halletmem lazım…” dedim, ancak Şehrazat Hanım, “Beş dakika dinlen, işler kaçmıyor ya!” dedi. Sonra da odanın açık duran kapısını kapatıp elimden tutarak yatağa oturttu, kendisi de yanıma oturdu.

40-45 yaşlarında vardı ama halen güzel bir kadındı. Feleğin çemberinden geçmiş denilen tiplerdendi. Elini saçımda gezdirirken, “Kocam iş için şehir dışına gitti, o gelince dayının parasını vereceğim, olur mu?” dedi gülümseyerek. “Tamam, söylerim…” dedim, tedirgin olmuştum kadının davranışlarından. “Ne yakışıklı şeysin sen!” dedi sonrasında. Kadının sözleri karşısında kalbim güm güm atmaya başladı. Sağ elimi iki elinin arasına alıp gömleğinin üstünden memesine götürdüğünde heyecanım son noktasına gelmişti.

Kadın birden, “Beni sikmek ister misin?” dediğinde, “Şey, benim gitmem lazım…” dedim ve elimi çekip ayağa kalktım. Yerinden kalkmadan elimi tuttu yine ve “Gidersin, acelen ne, otur şuraya!” dedi kızmış gibi. Hemen ardından da, “Kimsem yok, kocam şehir dışında, çok yalnızım, beni yalnız bırakma…” dediğinde, “Gitmem lazım!” dedim ve elimi hızla çekip odadan çıktım. Kapıyı kapattığımda Şehrazat Hanımın kahkahaları koridora kadar geliyordu. Kadın deli miydi ciddi miydi anlayamadım, belki de benimle alay etmişti.

Diğer odalar boştu, onların çöplerini aldıktan sonra ikinci kata indim. Koridorun sonundaki odanın kapısına tıkladım. Ses gelmeyince içeri girdim, ancak yatakta birisi yatıyordu, bir kadındı. Pek öyle otel müşterisine benzemiyordu, derin bir uykudaydı. Battaniyeye sarınmıştı sıkıca, yoğun bir sigara kokusu vardı odada, boş bira şişeleri de vardı birkaç tane. Yatağın karşısında küçük bir dolap vardı, kapağı açık dolabın içi kıyafetlerle tepeleme dolmuştu. Ben çalışırken kadın hiç uyanmadı, horlaya horlaya uyumasına devam etti.

Diğer odaları da temizledikten sonra birinci kata indim. Koridorda ilerlerken genç kızla adamın girdikleri odadan sesler geldiğini işittim. Etrafta kimsecikler yoktu o nedenle gözümü kapının deliğine dayadım. Anahtar delikte olduğundan içerisi görünmüyordu, ama kapının önünde olduğum için sesleri kolayca duyuyordum. Genç kızdan ıhlama ahlama sesleri geliyordu. “Yavaş, canım yanıyor, ufff, ayyy, ahhhh!” sözlerine, adamın, “Yavaş ol kız, oynama, dur hele güzelim!” sözleri karışıyordu. Arada sırada kızın adama küfür ettiğini de duyuyordum, ağzı bozuk biriydi kız, ama adam küfürlere yanıt vermiyordu.

Adam gencecik kızı sikerken ben de onları dinliyordum. Sikim sertleşmeye başlamıştı bile. O an, “Ne yapıyorsun lan sen orada?” diyen bir sesle irkildim. Başımı çevirip bakınca bir kadının merdivenin başındaki tuvaletin önünde durmuş bana baktığını gördüm. “Şey, ben, odaları temizliyordum…” dedim doğrulup. Kadın üstüme doğru geldikçe ben de korkudan geri geri gidiyordum. “Utanmıyor musun kapıları dinlemeye?” dedi elleri belinde. Dik dik bakıyordu bana. 3 numaralı kapının önüne gelmişti bu sırada.

İçerden kızın canının acısıyla çıkardığı sesler gelirken birden kapıya yumruk attı, “Kesin lan sesinizi, amınıza koyarım sizin!” dedi öfkeyle. Kadının bu sözüyle ne kızın inlemesi kaldı ne de adamın konuşması, sesler bir anda kesilmişti. Yanımdan geçerken göğsüme vurup, “Çekil sen de şöyle!” diyerek beni itti geriye. 4 numaralı odaya girdi, kapıyı açık bırakmıştı. Yatağa oturduğunu gördüm. Bana seslenip, “Ne duruyorsun orada, gelsene!” deyince içeri girdim.

Sessizce bir süre baktı bana. Çiçekli ve dizlerine gelen bir etekle kısa kollu göğsü açık bir bluz vardı üstünde. Bluzun altında sutyen yoktu ve şişkin meme uçları açık mavi bluzun altında belli oluyordu. “Ne o lan, sikişenleri dikizleyip 31 mi çekiyorsun?” dedi sertçe. Gözlerinin altı morarmıştı, sert sözlerine karşın bakışları boş gibiydi. Battaniyeyi kaldırıp altına girerken beyaz kalçası göründü, “Ne yapacaksan yap, çöpleri al. Ama eşyalarıma dokunma yakarım seni!” dedi. Sırtını döndü bana.

Ben de çöpleri alıp çıktım. Çöp torbası epeyce dolmuştu. Elimle içine bastırırken 3 numaranın kapısı açıldı ve adam çıktı. Bana hiç bakmadan ceketini giyinip hızlı adımlarla merdivenlere yöneldi. Odanın kapısı açık kalmıştı. Başımı uzatıp bakınca kızın yatakta sırtüstü çırılçıplak yattığını gördüm. Beni fark edince, “Hişşş, yakışıklı gelsene!” dedi. Korktum, ne yapacağımı bilemedim. Ancak yeniden, “Hişşş, gelsene!” dediğinde ürkek adımlarla odaya girdim.

Kızın dimdik ve küçük memeleri, kasıklarının arasında ince bir çizgiden ibaret amı vardı. Kollarını kaldırıp, “Sigaran var mı?” diye sordu. Başımı sallayınca, “Versene!” dedi gülerek. Sigaramı çorabımın içinde saklıyordum, hem ezilip büzülmesin, hem de dayım görmesin diye. Kızın bakışları altında sigaramı çıkarıp bir tane verdim, sonra da çakmağımla yaktım. Kız karşımda anadan doğma haldeydi ama hiç çekinmeden duruyordu. Yattığı yerde sigarasını içerken, “Adın ne senin?” diye sordu bu sefer. “Orkun!” dediğimde, “Anlamı ne, hiç duymadım daha önce?” dedi sigaranın dumanını yüzüme üfleyerek.

Sorusuna cevap vermedim. Kızın çıplak vücudunda geziyordu gözlerim. Sikim sertleşmişti, kot pantolonumun altından belli olacak da kıza rezil olacağım diye korkuyordum, ama engel de olamıyordum. Kız bu kez, “Paran var mı?” diye sordu. Başımı evet anlamında sallayınca da, “10 milyonun var mı peki?” dedi. Ben yine başımı salladığımda bacaklarını ayırıp, “10 milyona veriyorum, sen de ister misin?” dedi.

O an kalbim hem heyecandan hem de korkudan küt küt atmaya başladı. Kızın açık açık böyle konuşması karşısında donakalmıştım. Kız orospuydu, ama böyle pat diye söylemesi beni şaşırtmıştı. İnce, narin vücudu yüzü gibi esmerdi. Külot ve sutyen izi pek yok gibiydi. Çıkardığı kıyafetleri yatağın ucundaydı. Sigarasından derin bir nefes çekip yüzüme üfledikten sonra, “İster misin, kapıyı kapat hadi!” dedi.

Ne yapacağımı bilemedim önce, dayım aşağıdaydı, Selma Hanım ise üst katlarda temizlik yapıyordu. Kız bacaklarını aralamış, minik amını bana sergiliyordu. Az önce yaşlı adamın siktiği daracık amını şimdi de benim sikmem için göz kırpıp duruyor, kur yapıyordu. Elimdeki çöp torbasını yatağın kenarına koydum, kapıyı kapattım. Böyle bir fırsatı kaçırmak istemiyordum. Dün siktiğim olgun Aysun Hanım’dan sonra gencecik bir kızın tadına bakacaktım…

[Orkun]

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *