Ne İstediğini Biliyorum.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Ne İstediğini Biliyorum.
Seyrettiğim eski bir dizinin bir sahnesinde, karakterler motosiklet ile bir yol ayrımına ulaşıyor, burada erkek karakter tabelaları göstererek, “başka dünyaların tam şu anda il sınırındayız, bir adım sadece.” diyordu. Hayatım boyunca tanıştığım kadınlara karşı hep böyle bir duygu hissettim. Benim için başka bir dünyaydılar ve ben adım atmak üzere olduğum dünyanın koşullarına göre hareket ediyordum. Her şey kendine has bir biçimde gelişiyordu. Bir kadına yaklaşıp böylesine içsel bir şey hissedince, karşıdaki kadın da zincirlerini kırma yönünde daha hevesli oluyor. Bu yüzden yeni bir dünya keşfetmeyi hep sevdim, bu yüzden her kadında yeni bir dünyaya adım atmanın verdiği heyecanla iz bırakan hikayeler yaşamak istedim. Bu hisler içime her zaman yoğun düşmüyor ama fırtınanın yaklaştığını hissettiğimde, fırtınanın içine kendimi atmaktan hep zevk aldım.

O akşam da böyle hisler içinde internete girdim ve henüz bilmediğim bir dünyaya adım atmak üzere keşfe çıktım. Onunla match olduk ve konuşmaya başladık. Chat yapanların yakından bileceği üzere, birisiyle sohbetin saracağını ilk birkaç diyalogdan anlama yeteneğine ben de çoktan kavuşmuştum. Onunla mesajlaştığım ilk birkaç saniye içinde, o dünyanın kapısında olduğumu hissettim. Sürecin nereye varacağını merak ediyordum. Yoğun bir duygu akışı içinde konuşmaya devam ediyorduk. Daha kırk dakika bile olmamıştı konuşmaya başlayalı ama bir çekim alanının içindeydik. Bu sırada onun yazmasını beklerken dişlerimi fırçalamak için yerimden kalktım. Döndüğümde, çekip gittiğimi düşünerek tedirgin olduğunu söyledi. Sohbetimizin bir noktasında bana acı eşiğinin yüksek olduğundan bahsetmişti. “Bir yere kaybolmadım merak etme, sandıktan kırbacımı çıkarmak zaman aldı” diye şakayla karışık yanıt verdim. Ancak o, bu cümlemin üstünde durmaya başladı ve gerçekten kırbacım olup olmadığını merak ettiğini söyledi. Ben de kendisine, “bunun yanıtını ancak uslu bir kız olursan alabilirsin” diye dönüş yaptım. Bir anda kendimi tam da içinde olmak istediğim hissiyatın ortasında buldum. Anlamıştım, nasıl olduğunu anlatmak zor; ama anlamıştım. Boyun eğecekti. Kırbaç diyalogundan sonra hakimiyet arzusu bünyeme dolmaya başlamıştı. Ve bu aşamadan sonra ondan sadece “senin kölen olmak istiyorum” sözünü duymak istiyordum. Daha konuşalı bir saat olmamıştı ve ben tam olarak istediğimi ve onun da istediğini hissettiğim şeyi anlamıştım.

“Uslu bir kız olmak için ne yapmalıyım?” diye sordu. Git gide hem cinsel hem de karakter açısından sertleştiğimi hissederek, “yanıtını bildiğin sorular sorma bir daha bana” dedim. “Benim bildiğim yanıtla seninki arasında fark olabilir, söyle ne yapmalıyım?” dedi. “Bana boyun eğeceksin” dedim. “Nasıl?” diye sordu. “Her anlamda söz dinleyeceksin, şu anda neler olabileceğinin farkında değilsin. İhtimaller dünyası heyecan vericidir” dedim. “Bir kere boyun eğdiğinde, tamamen bana ait olacaksın, kölem olacaksın” diye ekledim. Başka bir şey söylemedim. Bir süre öylece kaldık, o da bir şey yazmadı. Biliyordum ki fikrini olumsuz anlamda değiştirecek şeyler söylememi, kafasını karıştıracak şeyler dememi bekliyordu. Oysa sözlerim netti, hislerim netti, hisleri netti; kırbacımın hiddetini götünde hissetmek istiyordu. Bir süre sonra yazdı, “tamam” dedi, “seninim, kölenim, seni daha görmedim bile ama sana teslim oluyorum.” dedi. Hiç şaşırmamıştım gerçekten, bu his bizi öylesine sarmıştı ki başka bir dünyaya aitti bu içinde olduğumuz heyecan. “Pekala” dedim. “Bana bir daha asla ben yazmadan mesaj yazmayacaksın, bir kelime dahi yazsan her şey son bulur. Şimdi çıkıyorum ve ben ne zaman istersem benimle tekrar o zaman iletişimde olacaksın.” Ve o gece ona hiçbir şey yazmadım. Ertesi günde de bir şey yazmadım. Tam sekiz gün hiçbir şekilde iletişime geçmedim, o da yazmadı bana. İyice kudurmasını arzu ediyordum, gerçekten farklı bir şeyin içinde olduğunu, gerçekten efendisi olan adamın efendi olduğunu hissettirmeyi dilemiştim. Bu sessizlik, ona bunu hissettirdiğimin kanıtıydı.

Bir gün iş yerindeyken zamanın geldiğini düşündüm. Ona sadece “vakti geldi!” diye mesaj yazdım. Anında, bekletmeden dönüş yaptı: “heyecandan titriyorum, ne olacak şimdi?” Yine aynı sertlikle yanıt verdim, “ilk meeting’imizi yapacağız, ancak bu sıradan, garantici bir meeting olmayacak. Kölem olduğunu sana iliklerine kadar hissettireceğim. Şöyle olacak, bana adresini konum olarak atacaksın, kapının anahtarını paspasın altına bırakacaksın, odana girip kapısını kapatacak ve çıplak şekilde yerde diz çökerek benim odana girmemi bekleyeceksin.” Ben de heyecandan titremeye başlamıştım, iş yerinde masanın altında erkekliğimin sertleştiğini, pantolonumu zorladığını hissediyordum. Bir süre dönüş yapmadı, ben de yazmadım bir şey. Otuz dakika sonra yazdı, “korkuyorum, bu çok fazla…” diye. Ben de ona korkunun tam da olması gereken bir duygu olduğundan bahsettim. “Köleler, efendilerinden korkmalı zaten. Bu iyi bir şey. Sana ‘korkunu yen’ gibi klişe cümleler kurmayacağım, ‘korkunu kabul et ve daha da içine gir’ diyebilirim ancak.” Bir süre sonra “tamam” dedi. Önce konumunu attı, Göktürk’te oturuyordu. Nasıl geleceğimi de anlattı, korsan taksiler varmış, bana numarasını verdi. Kaçta geleceğimi sordu, kaçta geleceğimi söyledim. İşten çıktım, korsan taksiyi çağırdım ve yola koyuldum. Göktürk yolu da gerçekten insanı başka bir dünyaya gidiyormuş hissettiren bir manzaraya sahipti. İstanbul kalabalığından uzaklaşıp tedirgin eden bir ormanın içine giriyormuş gibi… Tam da böyle hisler içindeydim. Beni nasıl bir evin, nasıl bir kadının beklediğini bilmiyordum. Sadece çantamda kırbacım vardı. Öğle arasında bir mağazaya gidip binici kırbacı almıştım. BDSM ile derinlemesine ilgilenenler bilir ki süslü erotik shop kırbaçları yerine asıl acıyı binici kırbacı ile yaşatabilirsiniz.

Taksi beni apartmanın önünde bıraktığında şaşırmaya çoktan başlamıştım. Apartman oldukça lükstü. Güvenliğe daire numarasını söyledim ve içeri girdim. Amerikan filmlerindeki gibi bir tasarımı vardı, aslında rezidanstı burası. Koridorda kapı kapı ilerleyip 32 no’lu odanın önüne geldim. Kendimi daha önce böylesine heyecanlı hissetmediğimi fark ettim. Erkekliğim daha koridorun başında mermer gibi sertleşmişti. Kapısının önünde heyecandan titriyordum, derin bir nefes aldım. Etrafa göz attım ve paspasın altından anahtarı aldım. Anahtarlık yoktu, tek bir anahtar koymuştu paspasın altına. Kapıyı açtım, sadece bir kere kilitlemişti. İçeri adımımı attım. Amerikan mutfak ve salon beni karşıladı. İki tane de oda kapısı vardı. Biri tuvalet kapısı olmalıydı birisi de onun içeride olduğu oda. Bir süre etrafa bakındım. Ev gerçekten de Amerikan filmlerindeki evler gibiydi, ben de Amerikan filminin içindeki başkarakterdim. İçerideki odada beni ne beklediğini bilmiyordum. Birkaç dakika daha bekledim kapıdan girmeden önce. Çantamdan kırbacımı çıkardım. Sessizce bekledim. Sonra kapısına gittim, önce kapısına tıklattım. İçeri girmeden birkaç saniye daha bekledim. Ve sonunda kapıyı açtım. Titreyen bir kadın gördüm. Heyecanının kokusu tüm odaya yayılmıştı. Hayatımda gördüğüm en büyük memelere sahipti. Yüzüme bakamıyordu. Hiçbir şey söylemeden bir süre kapıda ona bakarak bekledim. O da bir şey söylemedi, gerçekten de söz dinliyordu. Oyunu kuralına göre oynuyordu. Ona doğru yaklaştım, kırbacımı yavaşça memelerine dokundurdum önce, ardından yüzüne. Vücudunda gezdirdim. Daha sonra kırbaç ile çenesinden tutarak yüzünü yukarı doğru kaldırdım ve bana bakmasını istedim. Hala titriyordu. Diğer elimle gömleğimin altında kabaran erkekliğimi işaret ettim. Hiçbir şey söylemeden onun yüzüne doğru yaklaştım. Ve pantolonumdaki sertliği onun yüzüne yapıştırdım. Diğer elimle de saçlarından tutup pantolonum üstünden sertliğimi ona hissettirmek istedim. Ellerini arkada kenetlemişti. Daha sonra ellerini kırbacım ile çözerek kemerimi işaret ettim. Hala tek kelime etmemiştim, o da etmemişti. Bir kadını yaparken en çok seyretmekten keyif aldığım anın içindeydim, kemerimi çözdüğü anın içinde… Bu ana bayılıyordum, bir kadını kadın yapan, bir erkeği daha erkek yapan daha büyük bir an yoktu benim için. Parmakları ve ellerinin o estetik hareketler ile kemerimi titreyerek çözme anı hayranlık uyandırıyordu. Sonunda kemeri çözdü, pantolonumu indirdi ve ellerini yeniden arkada kenetledi. Sikim öylesine sertleşmişti ki bu sertliği onun yüzünden ayırmak istemiyordum. Bu defa canlı tenine yapıştırdım sikimi. Yüzünü döndürüp ağzına almak için hamle yapmaya çalışıyordu, ancak buna kırbacım ile izin vermiyordum. Tüm hakimiyetin bende olduğunu bilmesini istiyordum. Bu sırada hiç beklemediği anda sırtına öylesine bir kırbaç hamlesi vurdum ki çığlığı odayı doldurdu. Hiç beklemiyordu, öncesinde yavaş darbeler ile alıştırmamı beklerdi her normal insan gibi, ama ben tamamen acıyla yüz yüze kalmasını, acı ile hazzın doruğuna ulaşmasını istiyordum. Sırtında kırbacın izi kızararak belli oldu. Yüzünde hala acının izi vardı… Bu sırada kırbacı yatağın üstüne bıraktım, başını iki elimin arasına aldım ve sikimi ağzına verdim. Boğazına kadar doldurdum ağzının içini. Bu sırada yukarıya doğru, efendisine doğru öyle bir bakış attı ki gözleri zevkten kaymıştı resmen. Bu bakış, beni daha da azdırdı. Ayaklarımı hissetmiyordum sanki. Ağzıma aldığı sikim ile onu vücuduma yapıştırmıştım. Bir kadının boğazına dek inip onu nefessiz bırakmak için ağzını doldururken boğazını da sıkmak daha fazla hazza ulaşmasını, daha büyük heyecan ile tanışmasını sağlar. Tam da böyle yaptım. Bir yandan ağzını doldururken öte yandan onun boğazını sıkıyordum.. Bir süre dayanamadı ve kalçalarıma tırnaklarını geçirdi. Tam o sırada sikimi ağzından çıkardım ve ona tokat attım. Hiçbir şey demedi, ellerini arkasına kenetledi ve başını öne eğdi. Bu sırada bir süre uzak durdum ondan. Oysa devam etmemi istiyordu. Hala sesimi duymamıştı, kim olduğumu bilmiyordu. Sadece ağzına almak istiyordu. Dilini çıkarmasını işaret ettim. Tam dört parmağımla ağzına elimi sokmaya başladım. Kırbacı tekrar elime aldım. Onu ayağa kaldırıp domalmasını sağladım. Bu defa giderek sertleşerek kırbaç darbeleri vurmaya başladım. O gece bunu istemişti. O kadar sert şekilde vuruyordum ki götü kanayacaktı neredeyse. Her tarafını kızartmıştım. Her darbede öylesine hoş bir ses çıkarıyordu ki bu beni daha da cezbediyordu. Sonunda sesimi duymasını istedim. Onu sırt üstü yatırdım, yatağının üstüne çıktım. O yatağında uzanırken ben bir dev gibi ayaklarımın üstünde sertleşmiş sikimle yukarıdan onu izliyordum. Kendimi bir tanrı gibi hissediyordum. Onun da kölem olduğunu hissetmesini istiyordum. Bu pozisyon, böyle bir rol için idealdi. Yukarıdan aşağı doğru ona bakarken ilk kez konuştum, “ne istediğini biliyorum.” Gülümsedi. Deli gibi içine girmemi bekliyordu. Biraz önce götünü kırbaçlarken amından akan sular yatağı ıslatmıştı. Onun tepesinde bir elimle sikimi avuçlayarak ona bakıyordum. Elini uzatmak istedi taşaklarıma dokunmak için, onu kırbacımla engelledim. Sonra yataktan indim, onun tersine geçtim. Başını yatağın boşluğuna tersten indirdim ve sikimi ağzına doldurdum. Şimdi boğazındaki sertlik daha da net belli oluyordu. Bu sırada kırbaçlarımla memelerine yavaş yavaş vurmaya başladım. Kocamanlardı. Gerçekten kocamanlardı.

Bu anın hiç bitmesini istemiyordum, o da istemiyordu. İstediği tek şey bir an önce içine girmemdi. Ama ona gerçekten ders vermek istiyordum. Kontrolün tamamen bende olduğunu daha da iyi anlamasını istiyordum. Buraya onu sikmek için gelmediğimi, buraya onun efendisi olarak onu kölelikle tanıştırmak için geldiğimi bilmesini istiyordum. Onu doğrulttum ve yatağın köşesine oturttum. Dilini çıkarmasını istedim, beni o şekilde beklemesini istedim. Odanın kapısını kapattım ve diğer odaya geçtim. Üzerimi giyindim. Kendime çeki düzen verdim. Tekrar odasına geçtim, dili hala dışarıdaydı. Beni giyinmiş görünce şaşırdı. Hala konuşmasına izin vermemiştim, bir şey diyemedi. “İstediğini biliyorum” dedim, “ama buna bugün ulaşmayacaksın.” “Bugün köleliğinin sekizinci günü, meeting’imizin ilk günü. Daha iyi bir köle olduğunda o zaman istediğine kavuşacaksın. Şimdi gidiyorum. Uslu bir kız ol ve söz dinlemeye devam et.” Gözlerindeki heyecanı ve hayal kırıklığını görebiliyordum, oradan gitmemi istemiyordu. Ama bir şey diyemiyordu. Ancak bu, onun için de doğru adımdı. Bunu düşünmesini istiyordum, ne hissettiğinden ve ne istediğinden emin olmasını. İkinci meeting’imiz eğer istediğinin bu olduğundan emin olursa daha başka olacaktı. Ne istediğinden gerçekten emin olmasını istiyordum. Bunun için ona süre vermek istedim ve bu dünyanın kapısından dışarıya doğru adımımı attım. İçeride bir köle bıraktığımı ve daha iyi bir köle olmak için çabalamaya devam edeceğini biliyordum. Bu düşünce, beni daha da iyi bir efendi ve erkek olarak hissettiriyordu.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *