Lüks Villada Seks! (3) (Tahsin 38 Y., Samsun)

Hanife sakin bir sesle konuşmaya başladı: “Senle telefonda konuştuktan sonra yanıma geldi. Gene sırnaşıp ellemeye çalıştı. Beni çok beğendiğini, çok güzel olduğumu, benimle birlikte olmak istediğini söyledi. İtiraz ettiğimde (İstersem seni zorla sikerim, hiçbir şey yapamazsın bana. Benim akıl hastanesinden 46’lı raporum var. Hem çok param, geniş çevrem var. Olan senle kocana olur. Ya dediğimi yaparsın, ya da hemen bugün kovarım sizi!) dedi…” deyince, “E ne oldu peki, sen ne dedin?” diye sordum. Vücudumdaki bütün kan çekilmişti sanki. Kalbim güm güm atıyordu.

Hanife duraklayarak, “Kendimi siktirmedim elbette!” dedi. “Siktirmedin de ne oldu, söylesene be!” dedim yine kollarından sıkıca tutup sarsarak. Ağlamaklı bir sesle, “Sikini ağzıma aldım…” dediğinde öfkeyle bir tokat attım suratına. Yatağın üstüne yüz üstü düştü. Daha fazla vurmak istesem de yapamadım. Yavaşça doğrulup kalktı.

Hanife’ye, “Tamam, bitti. Toparlan gidiyoruz hemen!” dediğimde, “Nereye gidiyoruz? Gidecek bir yerimiz mi var? Evimiz mi var bizim Tahsin? Senelerdir çadırlarda, barakalarda yatıp kalktık. 3 bavul eşyamızdan başka neyimiz var? Ablamın yanına gitsek ne kadar kalacağız orada? Seninkiler desen açlıktan nefesleri kokuyor. Bizim gidecek bir yerimiz yok Tahsin, anlasana… Çaresiziz biz, yerimiz yurdumuz yok. İş bulursak çalışıyoruz, bulamazsak ne olacak? Ekmek verenimiz var mı? Zengin dayımız mı var bizim?” dedi ağlaya ağlaya.

Dediklerinin hepsi doğruydu. Karı koca ikimiz de aç ve çıplaktık. Onca yıl ırgatlık yapmış ama bir ev bile alamamıştık. Onun bunun yanında sürünüp duruyorduk. Ne olacağımız da belli değildi. Bu iş bizim için şanstı, ama böyle bir şeyle yeniden karşılaşmak çok koydu. Senelerce çalıştığımız yerlerde iş sahipleri ya da kahyaların tehditleri, baskıları bizi yıldırmıştı. Başa çıkabilmek için Hanife kendini ellemelerine izin vermişti. Şimdi gene aynı şeyle karşılaşıyorduk. Üstelik adam ellemekle yetinmeyip sikmek istiyordu Hanife’yi.

Hanife, “Ben bir yere gitmiyorum, sen gitmek istersen git!” dedi ayağa kalkıp. “Ne yani, adamın seni sikmesine izin mi vereceksin?” dediğimde, “Bu işi kaybetmemek için, değil amımı, her şeyimi veririm!” dedi. Gözleri ateş saçıyordu. İnatçı bir kadındı Hanife. Beni dinlemeyeceğini biliyordum. “Sen orospuluğa meraklısın güzelim, işi kaybetmek falan bahane!” dedikten sonra çıktım odadan.

Merdivenlerden hızla indim. Bahçeye çıkıp en uca kadar gittim. Oturdum, sırtımı bahçe duvarına dayayıp bir sigara yaktım. Sinirimden birkaç sigarayı üst üste içtim. Sakin kalmak istesem de yapamıyordum. İçki içip sarhoş olmak istedim. Ama yakınlarda içki alabileceğim bir yer yoktu. Her şeye lanet ettim.

Derken ileriden Meliha Hanımın bana doğru geldiğini gördüm. Kalktım, üstümü başımı toplarken yanıma geldi. Aynı kıyafetleri vardı üstünde. “Baktım ama ön tarafta yoktun. Bir şey mi oldu, bir şeye mi kızdın?” diye sorunca, “Yok, Hanife ile tartıştık biraz…” dedim. Gülerek, “Olur evliliklerde, boş ver üzülme!” dedi. Bana doğru birkaç adım daha atıp, “Giymemişsin gömleği?” dedi gülümseyerek. Yaşadıklarımın arasında gömleği çoktan unutmuştum. “Çalışırken kirlenmesin diye giymedim…” dedim yalandan. “Olsun, kirlensin, yenisini alırız. Senden daha mı kıymetli!” dedi nazikçe. Kocası karımı sikmek istiyor kendisi de bana yazılıyordu. Garip bir durumdu bu. Kocasının niyetinden haberi var mıydı acaba?

“Şimdi ne yapacaksın?” diye sordu. “Şu otlar büyümüş, biraz onları temizleyeyim…” dediğimde, “İyi olur. Ama acelesi var mı? Sonra yapsan olmaz mı?” dedi. Kadının imalı bakışları vardı. Bu bakışları ve ses tonuyla bir şeyler anlatmaya çalışıyordu sanki. Benden bir adım atmamı bekliyordu. Ama cesaret edemiyordum. Meliha Hanım benden daha cesur çıktı. “Şöyle gelsene!” diyerek villanın arka tarafındaki kısma doğru yürüdü. Küçük deponun önüne kadar gitti, ben de peşinden gidiyordum.

Deponun kapısı açıktı, içeriye göz gezdirdikten sonra, “Gel!” dedi eliyle işaret ederek. Heyecanlandığım zamanlarda olduğu gibi kalbim güm güm atmaya başladı. Yanına gittiğimde içeri girdi. Öylece durduğumu görünce, “Girsene, ne bekliyorsun?” dedi elini uzatıp. İçeri girdim. Malzemelerin bir kısmı bahçede olduğundan içerisi boş kalmıştı. Kapıdan ve pencere boşluğundan vuran ışığın etkisiyle loş bir aydınlık vardı depoda.

Ellerimi tutup yanağımdan öptü yavaşça. “Senden hoşlandığımı görmüyor musun?” dedi fısıltıyla. Ne yapacağımı, söyleyeceğimi bilemedim. Meliha Hanım yeniden yanağımı öptükten sonra, “Kocan görürse ne olacak?” dedim. “Yatıyor o şimdi, görmez. Evden dışarı çıktığı yok zaten, korkma!” dedi sakince. Gene yanağıma öpücük kondururken, “Öyle durma, yoksa benden hoşlanmadın mı?” dedi. “Şey, hoşlandım, ama ne bileyim. Yani senin gibi bir kadının benimle ne işi olur ki?” dedim.

Sözlerim pek hoşuna gitmedi. “Neyim varmış benim?” dedi, alınmış gibiydi. “Kapalı, namazında niyazında evli bir kadınsın. Kocanı aldatmış oluyorsun. Şu an benimle burada olman bile günah değil mi?” dediğimde sinirlenip, “Sen de amma korkak çıktın!” dedi öfkeyle. Kapıdan çıkacağı anda bileğinden yakaladım sıkıca ve kendime çektim. Belinden tutup, pembe, etli dudaklarına yumuldum hemen. Meliha Hanım önce tepki gösterir gibi kendini geri çekmeye çalıştı, ama sonra uzun zamandır böyle bir anı bekliyormuş gibi ellerini sırtıma atıp sarıldı sıkı sıkı. Öpmelerime aynı şekilde karşılık verirken gözlerini kapatmış ufaktan inliyordu.

Öpüşmemizin ardından, “Çok zamanımız yok, şu kapıyı kapat hadi!” dedi. Demir kapıyı yavaşça kapattım. Duvarın tavanla birleştiği yerde pencere boşluğu vardı, oradan küçük bir ışık huzmesi giriyordu içeriye. Deponun lambası yoktu. Oradan giren ışıkla yetinmek durumundaydık, ama saniyeler içinde gözlerimiz karanlığa alıştı.

Siyah bol pardesüsünün altına soktu ellerini. Beyaz külotunu sıyırıp çıkardı ayaklarından. Sırtını benden yana döndü. Salondaki şömine için üzerinde odun kırılan büyük ağaç kütüğüne koydu ellerini ve domaldı. Arkasında duruyordum. “Hadisene, ne bekliyorsun?” dedi acelesi varmış gibi. Pardesüsünü altındaki eteğiyle birlikte sıyırdım beline. Yarı karanlık yarı aydınlık deponun içini Meliha Hanımın bembeyaz kalçaları ve götü bir fener gibi aydınlattı. Karımdan uzun ve yapılıydı, vücudu da dolgundu.

Daha depoya girdiğimiz andan itibaren sertleşmeye başlayan yarağım bu manzara karşısında demir gibi oldu. Hızlıca kot pantolonumu ve külotumu çıkardım ayaklarımdan. Sertleşen yarağımı tükürükleyip Meliha Hanımın göt yarığına sürttüm. O an boşalacak gibi oldum. Karım hayatımdaki ilk ve tek kadın olmuştu, evlendiğimde bakir bir erkektim. Sonrasında da başka bir kadınla ilişkim olmamıştı. Ama şimdi Meliha Hanım hemen önümde domalmış haldeydi.

Amını bulmaya çalıştım kısa bir süre. Meliha Hanım da götünü sağa sola oynatıp bacaklarını biraz daha ayırdı iki yana. Sonunda amının dudaklarını yarağımın kafasında hissettim. Derin bir iç geçirdim, dudaklarımı ısırdım. Karımınkinden sonra ilk defa bir am sikecektim. Yarağım yavaş yavaş girdi içine. Amı derin ve sımsıcaktı, ilginç şekilde kaygan ve ıslaktı. Meliha Hanım kendini çoktan sikişmeye hazırlamıştı anlaşılan. Yarağım dibine kadar girdi içine. Gözlerimi kapadığımda Meliha Hanımın derinlerden gelen fısıltılı inlemesi benimkine eşlik etti.

Amında yavaşça çalışmaya başladım. Göt yanaklarından tutuyordum sıkıca. Pardesü ve eteğini biraz daha sıyırdım yukarı. Yarağım her seferinde daha da derinlere giriyor, amının içinde kayboluyordu sanki. Hızlanmaya başladığımda Meliha Hanımdan ufak ufak iniltiler çıkmaya başlamıştı. Başını sağa sola oynatıp bana bakmaya çalışıyordu sanki. Kaygan amı yarağımı kolayca içine alıyordu. Meliha Hanım da tıpkı karım gibi çocuk doğurmamıştı. Amı dardı. Yarağım amının etten duvarlarına sürtünüyordu, ikimiz de çok zevk alıyorduk.

Daha da hızlanıp pompalamaya başladım. Karımla sikiştiğim zamanlardaki gibi güçlü ve yoğun ‘Şop şop şop!’ sesleri küçük deponun içinde ses patlamaları yaratmaya başlamıştı bu sırada. Meliha Hanım ellerini dayadığı ağaç kütüğünden sıkıca tutunuyordu. Bu pozisyonda başı aşağıda kaldığı için zaman zaman rahatsız olup yukarı kaldırıyordu başını. İkimiz de inliyorduk. İlk defa karımınkinden farklı bir am sikiyordum. Harika bir duyguydu bu.

Karımla sikişirken kendimi kontrol edebiliyordum, ama Meliha Hanımın amında çalışırken zorlanıyordum bunu yapmakta. O nedenle boşalacak gibi olduğumda geri çektim kendimi, amından çıktım. Meliha Hanım hemen, “Niye çıktın, boşaldın mı?” diye sorunca, “Yok, kendimi tutmak için çıktım!” dedim. Heyecandan nefes nefese kalmıştım. Kalbim kim bilir dakikada kaç atıyordu o sırada. Meliha Hanım da doğruldu bu sırada. “Benim de başım ağrıdı böyle!” dedi.

Uzun beyaz yüzü terlemiş gibiydi. Bu kez de sağ ayağını ağaç kütüğünün üstüne koyup ellerini duvara koydu. Arkasına geçtim. Pardesü ve eteği engel oluyordu, “Şunları çıkartsana!” dediğimde, “Yap böyle, bir şey olmaz!” dedi. Pardesü ve eteğini kaldırdım. Sol ayağı yerde sağ ayağı kütüğün üstündeydi. Amını bu şekilde sunuyordu şimdi de. Yarağımı soktum alta doğru, duvardaki sağ elini alta atıp yarağımı kavradı. Amına sokmama yardımcı oldu. Yarağım yeniden amına girdiğinde elini duvara dayadı tekrar. Bu şekilde sikmeye başladım. Daha güçlü pompalıyordum.

Kocası karımı sikmek istemiş, bunu yapamamışsa da yarağını ağzına vermişti. Şimdiyse ben onun karısını küçük deponun içinde sikiyordum. Ne tarafından bakılsa garip bir durumdu, ama fazlasıyla zevkliydi. Meliha Hanım az önceki gibi inlemeye başlamıştı. Bir rüyada mıyım diye kendi kendime sordum, ama gerçekti her şeyiyle. Meliha Hanımın yanan amcığı yarağımı içine alıyordu boydan boya. Boşalmaya adım adım yaklaşıyordum.

Her şey iyi gidiyordu, ama birden deponun kapısı açıldığında ikimiz de neye uğradığımızı şaşırdık. Numan Bey karşımızda duruyordu. Meliha Hanım, “Numan!” diye küçük bir çığlık atarken ben çıkardım yarağımı amından. Numan Bey kapıyı tutmaya devam ediyordu, içeri girmek gibi bir niyeti yoktu. Anlamsız, garip bir şekilde hem bana hem karısına bakıyordu. Yarağım önümde sallanıp duruyordu. Meliha Hanım çoktan doğrulmuş, toparlanmıştı.

Sonunda Numan Bey, “Çık dışarı!” dedi karısına. Meliha Hanım yerde duran beyaz külotunu giymeden kıvırıp pardesünün cebine attı. Depodan çıkınca Numan Bey kapıyı sertçe kapattı. İçerde tek başıma kalmış, olayın şoku içindeydim. Adam karısını sikerken basmıştı beni, ama tek kelime etmemişti. Karısına bile sadece, “Çık dışarı!” demişti. Numan Bey gerçekten 46’lı biriydi anlaşılan, normal biri değildi.

Giyinip dışarı çıktım. Yarağım olayın şokuyla sönmüş, nerdeyse içe kaçmıştı. Ancak o noktaya geldikten sonra boşalmamak taşaklarımı ağrıttı. Bahçe kapısından mutfağa girdim. Hanife yemek hazırlıyordu. “Ne oldu, neyin var?” diye sordu. Olaydan haberi yoktu demek ki. “Neredeler?” diye sorduğumda, “Ne bileyim, şöyle şu taraftan geçip gittiler az önce!” dedi bahçeyi göstererek. Yavaş adımlarla yukarı çıktım. Yatak odalarının kapıları kapalıydı. İçerden fısıltılı konuşmalar geliyordu sadece. Nasıl bir yere gelmiştik böyle. Anlayamıyordum.

Yukarıya çıkıp banyoya girdim. Bir an önce boşalmam gerekiyordu. Soyunup 31 çekmeye başladım. Meliha Hanımı düşünerek boşalmam uzun sürmedi, hatta yarağım bile tam sertleşmemişti. Onun amına akması gereken döllerim giderden akıp gitti. Suyu açıp yıkandım, kurulanıp giyindim. Allak bullak bir haldeydim. Boşalmak bile üstümdeki gerginliği azaltmamıştı.

Kapıyı açtığımda karımı karşımda buldum. “Ne oldu be, neyin var?” dedi yine. “Yok bir şeyim, banyo yaptım, ne oldu?” dedim heyecanla. Karım başındaki siyah türbanının uçlarını çekiştirip, “Şey, Numan Bey seninle konuşmak istiyormuş!” dediğinde şaşırdım. “Niye, ne oldu?” dedim. “Ben ne bileyim, in aşağı konuş, yatak odasında seni bekliyormuş!” dedi. “Meliha Hanım nerde peki?” diye sorunca, “Kocasının yanında, nerde olacak!” dedi kızmış gibi.

Kendisi aşağı inerken bir süre daha orada kaldım. Derin derin birkaç nefes alıp indim basamakları. Yatak odasının kapısı kapalıydı. Ne olacaktı içerde? Adam beni çekip vuracak mıydı, yoksa siktirin gidin mi diyecekti? Meliha Hanımın yüzü nasıldı acaba? O neler hissediyordu?

Ne olacaksa olsun diyerek bildiğim birkaç duayı okuduktan sonra kapıya tıklayıp içeri girdim…

[Tahsin]

Karım değişti…

Altı yıllık evliyim ve karımı çok seviyorum. İşim gereği belirli aralıklarla evimden ve Gül’den uzak kalıyor, Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde hasret dolu günler geçiriyorum. Eşimle deliler gibi sevişerek evlendik. Doğrusunu söylemek gerekirse karım Gül seks yaptığım ilk kadındır.

Onunla fakülteye dayanan, uzunca süren bir arkadaşlığımız vardı. Fakültede okuduğumuz yıllarda başlayan dostluğumuz, zaman içinde tutkulu bir aşka dönüşünce, Gül o güzel cinselliğini, dar kutusunu çekinmeden bana vermişti. Peşi sıra da evlenip öğrencilikle aile sorumluluğunu bir arada götürmeye çalışmıştık.

Ancak eşim bir süre sonra öğrenimini yarım bırakarak evle ilgilenmeye başladı. Dediğim gibi ben sık sık iş seyahatlerine çıkmaya başlayınca eşim Gül buna tepki göstermiş, zaman içerisinde de olayı kabullenip ses çıkarmaz olmuştu. İlk tepkisinin aksine, hiç tepki göstermemesi beni şaşırttı açıkçası…

Gerçekten de üzülmek, surat asıp huzursuz olmak bir yana, adeta sevinir olmuş, iş gezisine çıkmamı sabırsızlıkla bekler bir hava takınmaya başlamıştı. Önceleri buna bir mana verememiştim, ama bir iş dönüşü eşimi salonda çırılçıplak oturur bulunca daha değişik şeyler düşünmeye başladım. Üstelik salonda yoğun bir sigara kokusu vardı.

Hoş beşten sonra, bir sigara yakmak için sehpadaki pakete uzandığımda kül tablasında rujlu izmaritlerin yanı sıra rujsuz ve ayrı marka izmaritleri görünce birden eşimin beni aldattığından şüphelenmeye başladım. “Aldatılma” gibi bir düşünce anlık da olsa beynimden geçince inanamadığım bir şey oldu.

Penisim olanca çabukluğu ile dikilip sertleşti ve pantolonumu zorlayıp adeta fermuarı parçalarcasına eşimin deliğine girmek için çırpınmaya başladı. Nefesimin tutulduğunu, soluk almakta güçlük çektiğimi fark eden eşimin meraklı gözleri önüme takıldı.

Hatırı sayılır büyüklüğe erişen kabarıklığı görünce gülümsedi, çırılçıplak, yumuşak, bembeyaz bedeniyle kıvırarak yanıma geldi… Bacaklarının, kalçalarının dolgunluğu artmış, kıçı daha da yuvarlaklaşmış, memeleri daha bir dikleşmiş, daha bir sertleşmişti sanki… Yüzündeki sevimli ama seksi ifade karşısında bir an boşalacağımı sandım. Onun başka biriyle sikiştiği düşüncesi beni bir anda tahrik etmiş, onun ateşli kıvraklığı karşısında penisimi kontrol edemez olmuştum.

Karım cilvelenerek, kıçını oynatarak, memelerini sallayarak kucağıma oturdu… Bir süre kıçıyla penisime basınç yapıp, oturup kalkmaya başladı. Peşi sıra iri götünü daireler çizerek çevirmeye başladı. Sanki kumaşın altındaki irileşen sikimi yaptığı büyülü bir seks dansı ile nemli, küçük deliğine çekecek, pantolonumu parçalayan aletim yuvasına giren bir piston gibi, gürültüler, çılgın sesler çıkararak deliğine kendi kendine yerleşiverecekti…

Beni deli etmeye çalışır bir edayla kıçını dönerek kucağıma yeniden yerleşti… Kıçındaki mor çürükleri, o güzel yuvarlakları sıkan, beyazlıkları morartan parmak izlerini görünce, aldatılmak düşüncesine kesinlikle inanmaya başladım.

Bu düşünce beni daha da tahrik etmişti. Dikkatlice bakınca belinde, memelerinin yanında, omuz başında ve sağ kalçasında da iri birer çürük daha görünce bu güzel, diri bedeni bu hale getiren şahsı ve elleri şiddetle kıskanmaya başladım…

Belli ki eşim yokluğumda birisiyle sikişmiş, benim aniden eve dönmem karşısında giyinmeye bile vakit bulamadan, morarmış, terli, çırılçıplak vücudu ile ve evdeki hiçbir izi yok edemeden kalakalmıştı. Kime vermişti bilmiyorum ama, sikiştiği kişi ile ateşli bir birleşme yaşamışlar, hoyratça sevişmişler, erkeği onun bedenini acımasızca hırpalamıştı.

Sanırım erkeğin bedeni de çürüklerle, tırnak çizikleriyle dolmuştu. Eşimin ne kadar ateşli birleştiğini, orgazma doğru nasıl kendini kaybedip çırpınmaya, debelenmeye başladığını, şuursuzca çığlıklar atıp, bas bas bağırdığını bildiğim için, adamın nasıl zevk aldığını, eşimin bacaklarının arasına nasıl fışkırttığını, neden onu böylesine hırpaladığını tahmin etmem hiç de zor değildi…

Gül, orgazm öncesi heyecanı doruklara yükselirken ne dediğini bilmez bir halde sesler çıkartır, aldığı zevki, çıkardığı sesler ve çığlıklarla benimle paylaşırdı… Arkası bana dönük, ata biner gibi kucağımda oturur ve kıçını sağa sola kıvırırken attığı feryatları belleğimde canlanıverdi.

“Oh! Daha… Daha…”

“Derine sok… Dibine kadar…”

“Ah, çıkma… Hayır, çıkartma…”

“Tanrım, deliriyorum, Tanrım…”

“Kalbim duracak, dur yavaşla biraz… Yapma… Oh”

“Beni bırakma… Evet, evet…”

“Hayır, dur yapma… Hayır…”

“Kıçımdan, evet kıçımdan… İşte tam oradan…”

“Sok hadi, sok durma…”

Gül kıçını çevirmesini hızlandırınca elimi beş adet parmağın morarttığı el izine atıp, ayı yerden olanca gücümle sıkmaya başladım. Yumuşak kıçı, beyaz cildi avcumda ezilip, uzadı. Zevkle karışık derin bir “Oh” çekti… Onun çığlıkları yeniden hayalimde sıralanmaya başladı.

“Yapma. Canımı yakıyorsun”

“Canım yanıyor, biraz krem sür lütfen…”

“İçimden hiç çıkma, asla ayrılma…”

“Oh, içime fışkırt…”

“Tanrım, içime fışkırıyor, evet… Evet…”

“Seni emmek istiyorum…”

“Emzirt bana…”

“Hayır, sakın çekme… Senin sütünü istiyorum…”

Eşimin morarmış, dolgun, etli bedeninin sıcaklığı, kıçının aletime yaptığı basınç, beni aldattığı adamla çiftleşmesinin hayalleri, sikiş anılarımız bir araya gelince, doruktaki heyecanım yerini manyak bir orgazma, dizginlenemez bir fışkırmaya bırakıverdi aniden… Ne olduğunu anlamadan ve asla böylesine bir orgazm yaşadığımı hatırlamadan pantolonuma attırmaya başlamıştım.

Eşim kucağımdan inip aralık bacaklarımın önünde diz çöktü ve kıpkırmızı, şehvetten gerginleşmiş bir yüzle pantolonumdan dışarı sızan bellerimi yalamaya, emip yutmaya başladı. Öyle bir arzu ile, öyle bir iştahla yutuyordu ki, yeniden direk gibi oldum, sikimin bütün damarları yeniden kabardı, aletim iri bir balon gibi şişiverdi…

Gül bu kabarıklığı dişliyor, kumaşla birlikte ağzına almaya çalışıyor, ucunu bulup, sızan beyaz sperm parçacıklarını diliyle titreterek yalıyordu… Yeniden boşalabilirdim ama bu sefer spermlerimi içine fışkırtmak, sütümü sıcak deliğinin içine sağmak istiyordum.

Eşim, hızla ıslak kumaşım fermuarını aralayıp, iki eliyle kavradığı yapış yapış sikimi dışarıya çıkardı ve sağ eliyle dibinden sıkıp şişirdiği ucunu dudaklarının arasına yerleştirdi. Bir an duralayıp gözlerini yüzüme dikti ve sikimin dibini daha yüksek bir basınçla sıkıp, son haddine kadar şişirdi. Sikim avurtlarına basınç yapmaya, ağız boşluğunda ezilip, içine sığmaz hale gelmeye başladı.

Beklemediğim bir hamle ile, müthiş bir vakumla penisimi ağzının içine doğru çekti. Koca yarak büyük bir hızla ağzına, boğazına doğru kayıverdi. Eşim mırıltılı sesler çıkarmaya başlayınca, boğazına dayandığımı anlamıştım, ama bir iki vakum daha yapınca boğazının darlığının sikimi lastik gibi sardığını hissettim.

Şu anda kasık tüylerime kadar onun ağzına girmiştim… Birkaç saniye öyle tuttu ve derhal ağzından dışarıya çıkarttı, gözleri irileşmiş, zorlanma nedeniyle yaşarmıştı. Birkaç derin soluktan sonra yeniden ağzına soktu ve dibine kadar yutuverdi. Sanki gerçekten de yutmaya, kopartmaya çalışıyordu…

Dört beş sokup çıkartmadan sonra boşalacağımı anladım ve bir terslik olmaması için daha içeriye almasına izin vermedim… Gül de olacakları anlamış, üç-dört santimlik ucunu emmeye, kemirmeye başlamıştı… İkinci defa boşalıyordum. Eğer birkaç kez daha dilini, dudağını ya da parmağını değdirirse güçlü bir volkan patlaması gibi fışkıracaktım.

Anlaşılan o da bunu arzu ediyor olmalı ki, dudaklarını büyük bir “O” yaparak aralayabildiği kadar araladı. İki elini yumruk yaparak kavradığı sikimi deliler gibi aşağı yukarı çekiştirip, sütümü sağmaya başladı. Sikim ellerinin arasında kocaman olup titremeye başlayınca, ağlamaklı bir yüz ifadesiyle, pembeleşen yüzünü buruşturarak,

“Tanrım, fışkıracak… Geliyor… Geliyor!” diye bağırdı.

Gerçekten de ayak parmaklarımın uçları sızlayarak, iliklerim çekilerek, sikim tir tir titreyerek ağzına fışkırmaya başladım. İlk iri ve bembeyaz damla tam isabetle ağız boşluğunda kayboldu. İkincisi de yerini bulunca dudağını kapatıp yutkundu. Bu sırada diğer damlalar kapalı, pembe dudaklarına yapışıp çenesine doğru akmaya başladı.

Sersemlemiş bir halde, onun da orgazm olduğunu anladım. Tüm vücudu titriyor, her yeri kasılıyordu. Zangırdayan ellerini halsizce sikime uzatıp ucunu dudaklarının arasına yerleştirdi, sıkıca kapatıp ağzına hapsetti… Şimdi fışkıran damlalar, beller ağzına boşalıyor, oradan boğazına akıyordu.

Öylesine bir iştah ve çabuklukla emiyordu ki, beni kurutacağını sandım. Yaptığı her vakumda avurtları çöküyor, adeta iki yanağı birleşiyordu. Daha fazla dayanamadım, her yer kararmaya başladı. Koltuğa doğru yıkıldım…

O haftayı evden çıkmadan geçirdik. Pazartesi günü yeni bir iş seyahati bahanesiyle evden ayrıldım. Amacım ben uzaklaşınca neler olacağını görmekti. Gözden ırak, sote bir yere saklanıp evi gözlemeye başladım.

Az sonra karım dışarıya çıktı. Giyinmiş, süslenmişti. Arabasına bindi ve şehrin dış mahallelerine doğru yola koyuldu. Hemen uzaktan izlemeye başladım. Bir inşaatın önünde durup beklemeye başladı. Merak etmiştim ama uzun sürmedi.

İri kıyım bir amele inşaatın dış kapısında belirdi ve acele adımlarla arabaya yöneldi, ön kapıyı açıp eşimin yanına oturdu. Kendi arabamı onlardan biraz uzaktaki çalıların arkasına çekmiş, onları rahatça görebileceğim şekilde park etmiştim.

Karım adamın kucağına doğru eğildi, adam da geriye doğru yaslandı. Çevrede bu inşaattan başka bir yaşam belirtisi yoktu… Adam inlemeye, acı ile yüzünü buruşturmaya başlayınca emildiğini anladım, Gül adamın sikini emiyordu. Amele geriye doğru yay gibi kıvrıldı, vücudunun kasıldığı buradan belli oluyordu. Sonra ellerini sağa sola savurmaya başladı, belli ki eşim onunkini getirmiş, ağzına boşaltıyordu.

Amele rahatlayınca karım doğruldu, kağıt mendile dudaklarını sildi, aynaya bakarak saçlarını düzeltti. Bu sırada adam arabadan inip inşaata girmişti. Biraz sonra, amele peşi sıra, daha çirkince ama daha iri kıyım bir tiple birlikte dışarı çıktı ve aynı şekilde karımın yanına oturdu.

Titreyerek olanları izliyor, müthiş bir arzu duyuyordum. Yaşadığım sürece tahrik olamayacağım kadar tahrik olmuştum… Adam karımın kucağına doğru eğilirken karım, bacaklarını karnına doğru çekti, kıçını yükseltip, kadınlığını iyice açtı. Bacaklarını da aralamıştı.

Adam yüzünü karımın bacak arasına yerleştirip yalamaya başladı. Karımın çırpınmaları ve çığlıkları hemen boşalmaya başladığını gösteriyordu ama adam karımı fazla yalamadı. Zorlukla kucağına alıp, am, göt, bacak, kalça meydanda inşaata soktu.

Hemen açık pencerelerden birine yöneldim. Fırsatını bulup içeri girmeli, onları seyretmeliydim. Bereket bu fırsatı da buldum. Karımı henüz tamamlanmamış bir odaya sokmuşlar, üzerindekileri çıkartıyorlardı.

Eşim zevkten, heyecandan perişan görünüyor, ayakta zor duruyordu. Zangır zangır titreyen bacaklarına sarılıp düşmesini engellediler… Gül, sevgili karım, iki amelenin yüzünü okşuyor, “Sevgilim, sevgilim” diyerek inliyordu. İki amele tarafından sikilmeyi beklerken heyecanını yenemiyor, onun bu hali beni de heyecanlandırıyordu.

Hiç eşiniz sizi aldattı mı, hiç eşiniz gözlerinizin önünde başkaları tarafından sikildi mi, bilmiyorum ama böyle bir sahne, kıskançlık, öfke gibi duyguların yanında erkeği müthiş etkileyebiliyor, duyamayacağı heyecanları da yaşatıyor…

Gül’ün önüne ve arkasına çöken iki amele, onun göt deliğini ve amını yalarken attığı çığlıkları, boş duvarlarda yankı bulan haykırışları, sikimi taşa çevirdi, çimentodan bir kalıba döndürmeye yetti de arttı bile.

Özellikle göt deliğini yalayan adam, karımın kıçını resmen yiyor, deliğinin içine başını sokmaya çalışıyordu. İyice büzdüğü dudaklarıyla anüsünü içine çekiyor, emmenin basıncıyla küçük büzük lastik gibi uzuyor, tükürükten ve kendi oluşturduğu ter, salgı arası sıvıdan pırıl pırıl parlıyordu. Amele dişleri ile küçük ısırıklar atmaya başlayınca geri kaçıracağını sandığım kıçını,

“Ah, evet… Parçala sevgilim, evet… Evet…” diye geriye, adamın ağzına yaslayıverdi.

Onu kıçından sikmek için ne kadar uğraşmıştım, aylarca bana götünü teslim etmemişti, ama şimdi hiç tanımadığı bir adama sunuyor, bana vermediği tavırlarla ona veriyordu.

Önündeki amele yalamayı kesip, amının dudakları ile oynamaya, parmaklarını deliğe sokup çıkartmaya başladığı zaman karım kapıp koyuverdi. Yırtınıyor, tecavüze uğrayan yeni yetme bir kız çocuğu gibi bar bar bağırıyor, çırpınıp kıvranıyor, zevkten ağlıyordu.

Önündeki amelenin üzerine atılıp sikini yakaladı ve adamı sikinden çekip kaldırarak, iriliği anlatılmaz yarağı önüne sokmaya çalıştı. Yarak deliğe girmekte zorlanıyor, karım dibinden tuttuğu siki içine doğru çektikçe, ittirdikçe, adam da iki elini kullanarak onun amını lastik top gibi açmaya, girmeyi kolaylaştırmaya çalışıyordu.

Ucu girmişti ki, karım sarılmaya başladı, yeniden bağırmaya, yırtınmaya başlayınca orgazmın daha şiddetli olduğunu anladım ve elimi sikime attım… Adam da karımın deliğine tam sokamadan haykırarak boşalmaya, fışkırmaya başladı.

İkisi de boşalırken birleşmeye çalışıyor, karım onu kıçından tutup kendine çekerken, amele karımın mengene gibi sıktığı ince belini bırakmıyor, onun vücudunu kendi vücuduna yapıştırıyordu. Eşimin güzel memeleri amelenin kıllı göğsünde ezilirken, adamınki de içeri giremiyor, yay gibi bükülüp, fışkırmaya devam ediyordu. Muhallebi gibi beyaz renkli yoğun spermler, damla damla karımın amından aşağı süzülüyor, adamın sikinden kasıklarına doğru akıyordu.

Bu müthiş bir şeydi, oraya koşup onlara katılmak, akan belleri elimle alıp tadına bakmak, karıma tattırmak, kalanını da onun yumuşak bedenine yaymak istiyor, bunu yapabilmek için çıldırıyordum. Adam boşaldığı halde, karım onu bırakmıyor, hala sikine yükleniyor, lastik cop gibi bükülen aleti almaya çalışıyordu…

Arkadaki amele akan bellerle kremlediği göt deliğine girmeye çalışırken daha fazla dayanamayıp, elime aldığım sikimi titreterek sağmaya başladım, bir-iki çekişten sonra duvarlara doğru attırırken karım götüne giren yarağın zevk ve acısıyla yere düşmemek için önündeki diğer ameleye sarılıyordu…

Biraz sonra ikisi de haykırarak boşaldılar. Karım adamlara teşekkür edip toparlanmaya başladığında ben de apar topar arabama geri dönmüştüm. Bir süre oturup olan biteni kafamın içinde tarttım.

Karımın iki amele tarafından sikilirken aldığı müthiş zevk gözümün önünden gitmiyordu. Ve benim onları seyrederken yaşadıklarım… Daha olayın ilk kokusunu aldığımda geçirdiğim büyük şok, bembeyaz tenindeki çürük izlerini görünce nasıl istemsizce, çılgın gibi tahrik olduğum…

Yerimden kalkıp arabamın kapılarını kilitledim, karımın arabasına gittim hızla… Yanında durup karımın çıkmasını bekledim. Fazla beklememe gerek kalmadı, yanında iki sikicisiyle beraber dışarıya çıktı karım… İkisinin de dudaklarına birer öpücük kondurup arabaya yöneldiğinde beni gördü. Donup kaldı. Gözleri şaşkınlıktan faltaşı gibi açılmıştı.

“Sen? Ne… Ne işin var burada senin?” diye kekeledi o şaşkınlıkla… Kollarımı açıp sevgili karıma sarıldım sımsıkı… Kabarmış önümü karımın kasıklarına bastırıp ne hissettiğimi ona anlatmaya çalıştım. Olabildiğince yumuşak, güleç bir yüzle,

“Senin ne işin varsa benim de nedenim aynı karıcığım…” dedim. “Hadi geç arka koltuğa da evimize gidelim.” Karım şaşkınlığı tavan yapmış, robot gibi arabasının kapısına yönelirken bizi merakla izleyen iki ameleye döndüm,

“Beyler, şaşırdınız biliyorum ama, hadi hep beraber bizim eve gidelim. Karımla inşaat işlerinizi bitirirken ben de size bakayım, öğreneyim.” dedim.

Hala birbirlerine ve bana bakıp duruyorlardı. Güvensizlik vardı yüzlerinde, soru işaretleriyle doluydu yüzleri… Cüzdanımı çıkarıp bir kaç tane yüzlük çıkardım,

“Yevmiyeleriniz peşin, merak etmeyin. Korkmanıza gerek yok, bana güvenin. Hadi siz de arka koltuğa, karımın iki yanına geçin bakayım.”

Onlar işi anlamış, karımın iki yanına geçip otururken ben de şoför koltuğuna oturup arabayı çalıştırdım. Daha hareket etmeden ikiz aynasından baktığımda karımı aralarına almışlar, biri memelerine, biri bacaklarına dalmışlardı…

Karımla dikiz aynasında gözgöze geldik. Göz kırptım ona… Gaza basarken amelenin biri pos bıyıklarıyla karımın körpe dudaklarına yumuldu. Anlaşılan eve kadar zor dayanacaktı bu azgın herifler…
ALINTIDIR…

Can, yanında ikimizin de tanımadığı orta yaşlı bir herifle karşımıza çıktığında; İstanbul’un o popüler gece klüplerinden birinde, kafalarımız oldukça iyi, oturuyorduk. Neredeyse beş yılllık bir aradan sonra Türkiye’ye gelince, gazetelerden adını bildiğimiz bu yere gelmiş ve biraz eğlenmek istemiştik. Barın dip tarafında, iki taburelik küçük bir yer vardı. Oranın boş olduğunu görünce hemen kapmış ve çevremizi seyretmeye başlamıştık.

Karım bayağı mutluydu. Gülüyor, eğleniyor, biraz da çevredekilerle dalga geçiyordu. Çeşitli Avrupa ülkelerinde geçirdiğimiz o beş yıllık süre içinde, bir çok yeni tip çıkmıştı piyasaya.

Derken kalabalık arasında Can’ı gördüm. O da beni görmüştü hemen. Doğruca yanımıza geldi. Tabii, o adam da gelmişti. Öpüştük Can’la. Aslında karımla yalnızca göz aşinalıkları vardı. Ama Can onu da öptü. Sonra da yanındaki yabancıyla tanıştırdı bizi. Adı Hakkı’ydı ve söylediğine göre reklam fotoğrafçılığı yapıyordu. Uzun boylu ve kumral Can’ın aksine, ortadan da biraz kısa, saçları ve kısa sakalları iyice kırlaşmış biriydi. Kaynatmaya başladık.

Başka boş tabure olmadığı için, Can’la Hakkı, yanımızda ayakta duruyorlardı. Ben Can’la konuşurken, Hakkı da karımla meşgul olmaya başlamıştı. Kısa bir süre sonra onun karıma büyük bir ilgi gösterdiğini farkettim. Hem hızlı hızlı bir şeyler anlatıyor, hem de karımı tepeden tırnağa inceliyordu. Aslında pek haksız sayılmazdı tabii. En iyisi, size burada biraz karımdan söz edeyim.

Karım, yani Şule 30 yaşında, uzun boylu, uzun bacaklı, ince ve nefis vücutlu bir kadın. Ayrıca çok da güzel ama, onun asıl özelliği, güzelliğinden çok çekiciliğiyle dikkati çeken biri olması. Açık kumral ve dalgalı saçları omuzlarına kadar iniyor. Şehvetli ağzı ve ilginç ışıklar saçan gözleri, yüzünü büsbütün güzelleştiriyor. Memeleri küçük, karnı hafifçe çıkık, beli incecik ve kalçaları dolgun ve yusyuvarlak. Ama bunlar yalnızca dış görüntüsü tabii. Bir de değişik, onu büsbütün çekici kılan özellikleri var. Bu özelliklerin en belirgini de, zaman zaman sınırları zorlayan ve onu hep etkisi altında tutan teşhircilik tutkusu. Doğaldır ki, tüm giyim felsefesi de, bu tutkuya uygun biçimde kurulu. Altı yılllık evliliğimiz süresince, onun bir tek kez bile sutyen taktığını görmedim. Kilot ise Şule için yalnız kanama dönemlerinde zorunlu olarak kullanılması gereken bir giysi. Bütün bu özelliklere; bir de bütün giysilerinin, güzelliklerini gizlemekten çok göstermek amacıyla seçilmiş şeyler olduğunu eklemek gerekiyor.

O gece de karım, hakkındaki tüm bu tanımlamalara uygun bir haldeydi. Üstündeki giysiyi, aslında “sade” sözcüğüyla tanımlamak en doğrusuydu ama, yine de, görenin gözlerini yuvasından fırlatacak türden bir şeydi bu. İnce ve kaygan, siyah üstüne küçük beyaz benekleri olan bir kumaştan yapılmıştı. Üst kısmı karımın vücuduna iyice yapışıyordu. Dekoltesi de, neredeyse göbeğine kadardı. Kolsuz olduğu için, kollarıyla omuzlarını da meydanda bırakıyordu. Eteği ise oldukça bol ve alabildiğine kısaydı. Böyle bar taburesinde bacak bacak üstüne atıp oturduğunda, neredeyse kalçalarına kadar sıyrılıyordu. Ayaklarında da; yüksek topuklu, dekolte ayakkabılar vardı. Memelerinin dekolteden görünen kısımlarıyla kumaşın altından birer düğme gibi belli olan başları, sutyeni olmadığının hemen anlaşılmasına yol açıyordu. Eteğinin altında kıçının çıplak olduğunu ise gerçi başkaları görmüyordu ama, ben gayet iyi biliyordum.

Muhabbet koyulaştıkça içki bardakları da peşpeşe devriliyordu tabii. Zaten iyi olan kafalarımız, iyice dumanlanmaya başlamıştı. Sonra Hakkı, yakınlarda olan evine gitmemizi teklif etti. Anlattığına göre, hem stüdyo hem de ev olarak kullandığı bir teras katı vardı. Hep birlikte kalkıp bir taksiye atladık.

Gerçekten hoş bir yerdi Hakkı’nın evi. Yüksek bir apartmanın terasının tam ortasında inşa edilmiş bir eve benziyordu. Bütün odalardan alabildiğine geniş terasa çıkılabiliyordu. Biri stüdyo haline getirilmiş iki büyük salonu, iki yatak odası, geniş bir mutfağı ile banyosu vardı. Salondaki geniş koltuklara oturduk. Hakkı salonun dip tarafındaki barın arkasına gitmiş ve hepimize içki hazırlamaya koyulmuştu. Normal olarak ona dikkat etmemem gerekiyordu ama, kaçamak hareketleri ilgimi çektiği için, çaktırmadan yaptıklarını izlemeye başlamıştım. Tezgahın üstüne önce üç bardak koymuştu. Ellerini tekrar tezgahın altına götürdüğünü ve birşeyler yaptığını farketmiştim. Sanki elindeki bir şeyi sallıyor gibiydi. Sonra bir dördüncü bardağı çıkarıp ötekilerin yanına ve sol başa yerleştirdiğini gördüm. Birden o bardağın içine bir şeyler koyduğu kuşkusuna kapılmıştım.

Bir yandan da, onu seyrettiğimi anlamasını istemiyordum. Gidip mutfaktan bir kova buz getirdi. Önce buzları attı bardaklara, sonra da viski doldurdu. Kuşkulu bardağı sağ eline, bir diğerini de sol eline alıp bize doğru geldi. Sol elindeki bardağı bana, sağ elindekini de, Can’la konuşmakta karıma verdi. Sonra gidip öbür iki bardağı da aldı ve birini Can’a verip, diğeri elinde, koltuklardan birine oturdu. Şimdi sırf dikkat kesilmiştim. Karımın bardağına viski dışında bir şeyler koyduğundan emindim artık. İçimden gidip bara bakmak geliyordu ama, sabretmeye çalışıyordum. Nasıl olsa bir fırsat geçerdi elime.

Hakkı’nın yerine oturduğu andan itibaren gözlerini karımndan ayırmadığını farketmekten geri kalmamıştım. Yine bacak bacak üstüne atmıştı Şule. Böylece, seyrine doyum olmayacak nefis bir manzara sergiliyordu. Arasıra konuşmasını destekleyen hareketler yaparken hafifçe öne eğildiğinde de, memeleri, yarıyarıya ortaya çıkıyordu. Hakkı da, bunların hiç birini kaçırmıyor, karımı gözleriyle yiyordu sanki.

Hakkı’nın yerinden kalkıp içeri gittiğini gördüğümde, beklediğim fırsatı elime geçirdim. Bardağımı elime alıp, sanki buz eklemek istiyormuşum gibi barın arkasına gittim. Hemen yanımda, mutfağa açılan küçük bir pencere vardı ve Hakkı’nın orada birşeyler yaptığını duyabiliyordum. Çaktırmadan tezgahın altına bakındım. Gözlerim, bardakların yan tarafında, geriye doğru itilmiş küçük şişeyi yakalayıverdi. Can’ın da yerinden kalkıp içeriye gittiğini görünce, elimi uzatıp şişeyi aldım. Gerçekten minik bir şişeydi bu ve üstünde “Spanish Fly” yazıyordu. Birden her şeyi anlamıştım. Hakkı, karımı azdırmak için afrodizyak vermişti ona.

Sonra mutfaktan gelen sesler dikkatimi çekti. Hakkı’yla Can alçak sesle bir şeyler konuşuyorlardı. Elimde bulduğum minik şişe, dikkatle dinlemeye başladım. Doğrusu sırf merak kesilmiştim.

– “Ulan ne biçim karı be…” diyordu Hakkı, “Hani ilik gibi derler ya…”

– “Güzel, değil mi..?”

– “Güzel de laf mı..? İlik gibi dedim ya… Her yeri am, karının. Baktıkça sikim kalkıyor…”

– “Ne adamsın be…”

– “Ne adamı var mı şimdi bunun… O götün güzelliğine baksana… Üstelik bir de açıyor orospu… Valla sikemezsem deliririm…”

– “Olur mu yav..? Kocası var…”

– “Kocasını boşver canım…”

– “Nasıl boş vereyim yani… Herif burada…”

– “Ne yani..? Sen sikmek istemez miydin..?”

– “Tabii ki isterdim… Ama nasıl yapıcaz ki..?”

– “Sandığın kadar zor değil oğlum… Sen bana bırak bu işleri…”

– “Lan manyaklık etme… Nasıl sikeceksin karıyı kocasının yanında..?”

– “Orasına karışma… Sen sikmek istiyor musun onu söyle bana…”

– “İstiyorum tabii deli misin..? Yıllardır istiyorum zaten de, bir türlü denk getiremiyorum işte…”

– “Tamam o zaman… Önce ben sikerim, sonra sen… Sonra da, istersen beraber sikeriz…”

– “Sen uçuyorsun valla…”

– “Ne uçması oğlum..? Karının amı yanıyor amı… Vermek için içi gidiyordur şimdi…”

– “Tabii, senin yakışıklılığına tav oldu değil mi..?”

– “Oğlum sen hakkaten safsın be… Karının içkisine ilacı dayadım… Görmüyor musun, yerinde duramıyor…”

– “Sen şeytanın tekisin… Peki kocası ne olacak..?”

– “Onu da; içkiyle bayıltırız nasıl olsa…”

Konuşmaları bitmek üzereydi. Elimdeki şişeyi aldığım yere koyup, yakalanmadan bardan uzaklaştım ve gidip yerime oturdum. Duyduklarım ve bulduğum afrodizyak şişesi beni serseme çevirmişti. Hakkı’yla yeni tanışmıştık. Can’a söylerken duyduğum kadarıyla da, herif daha ilk görüşte karımın içine düşmüş ve onu sikmeyi kafaya koymuştu. Bizi eve davet etmesinin ardında yatan nedenin bu olduğunu, artık biliyordum. Kafasından geçenleri gerçekleştirebilmek için de, daha oturur oturmaz, karıma afrodizyaklı içki vermişti. Onu böylece azdırıp, beni de sarhoş edip bayılttıktan sonrasıyla ilgili niyetlerini de, Can’a açık açık söylemişti zaten. Üstelik bu yetmiyormuş gibi, Can da karımı sikmek niyetindeydi.

Doğrusu, iyi yere dükkan açmıştık.

Bütün bu olanlar son derece garipti tabii. Ama, aynı anda daha da garip bir bir şey dikkatimi çekmişti. O da hiç kızmamış olmamdı. Normal olarak içimi doldurması gereken öfke ortada yoktu. Onun yerine, son derece tahrik olduğumu hissediyor ve şaşırıyordum. Şaşmayacak gibi değildi zaten. Herifler karımı sikmeye niyetlenip, bunun için planlar yapıyordu ve benim tepkim ise, sikimin kalkması olmuştu.

Karşımda oturan Şule’ye baktım. İçkisi bitmek üzereydi ve anladığım kadarıyla afrodizyak etkisini göstermeye başlamıştı bile. Yanaklarının hafifçe kızardığını, gözlerinin parlamaya başladığını görebiliyordum. Eteği de, sanki başta olduğundan daha fazla sıyrılmış gibiydi. Bacaklarının güzelliği, Hakkı’yı anlamama yardımcı oluyordu. Gerçekten de sik kaldırıcı bir manzara sergiliyordu karım. Fazla düşünmeme zaman kalmadan, Can’la Hakkı salona geri döndüler.

Hakkı artık en küçük bir hareketini bile kaçırmadan Şule’yi izliyordu. Böylece ortala ilginç bir durum çıkmış oluyordu. Can’la Hakkı’nın üstünde, planlarıyla ilgili bir gerilim vardı. Ben onların niyetini bildiğim için gerilim içindeydim. Şule ise bütün bu gelişmelerin dışında kalmıştı. Hiç bir şeyden haberi yoktu ve hem akşam boyu içtiği viskilerden kaynaklanan kafa iyiliğiyle, keyfi son derece yerinde, oturuyordu. Afrodizyak da üzerindeki etkisini göstermeye başlamış olmalıydı. Eskisi kadar sakin görünmüyor, yerinde kıpırdanıp duruyordu. En hareketlenen yeri de bacaklarıydı. Bu yüzden eteği artık iyice sıyrılmıştı.

İçkisi bittiğinde, Hakkı yerinden fırlayıp bardağı onun elinden neredeyse kaptı. Bu arada benim içkim de bitmişti. İkimizin bardaklarıyla yeniden barın arkasına dolandı ve Şule’nin bardağını yine tezgahın altına indirdi. Herif karımın yeteri derecede azmamış olduğunu düşünüyor olmalıydı. Onu uyandırmamak için, bakışlarımı yeniden Can’a çevirdim. Galiba en iyisi, olayları kendi akışına bırakmaktı. Neler olabileceğini merak etmeye başlamıştım.

Hakkı viski bardağını elime verdiğinde, neredeyse tepeleme doldurmuş olduğunu gördüm. Adamın niyeti, benden biran önce kurtulmaktı. Ama, benim içkiye ne kadar dayanaklı olduğumu bilmiyordu tabii. Sesimi çıkarmadan, koca bir yudum aldım visk**en. Sonra da karımın viskisini dudaklarına götürüşünü ve içişini izledim. Gerçekte içtiğinin ne olduğunu bilse, ne düşünürdü acaba?

Bir süre sonra Şule içkisini de yarılamıştı. Bu arada afrodizyak da, etkisini iyice göstermeye başlamış ve artık yerinde duramaz olmuştu. Birara eğilip ayakkaplarını çözdü ve çıkardı. Sonra da koltukta yan dönüp, bacaklarını koltuğun kol dayama yerinin üstünden sarkıttı. Şimdi eteği daha da sıyrılmıştı tabii. Üçümüz de, çıplak kalçasını görebiliyorduk. Üstelik böyle otururken vücudu iyice büküldüğü için; giysisinin ön kısmı da oyunlar oynamaya başlamış, memelerinden biri, neredeyse ucuna kadar meydana çıkmıştı. Hakkı’nın da, Can’ın da gözlerinin parladığını görebiliyordum.

Çaktırmadan Hakkı’yı incelemeye başladım. Can’a mutfakta, “karıya baktıkça sikim kalkıyor” derken yalan söylememişti. Gerçi bacak bacak üstüne atıp biraz gizlemişti ama, yine de, pantolonun önünde kocaman bir kabarıklık meydana geldiğini görebiliyordum. Sonra Can’ın sikinin de kalkmış olduğunu farkettim. Bu durum; daha da tahrik olmama yol açarak, beni iyice şaşırttı. Sanki benliğimin derinliklerinde hep gizli kalmış bir şeyler ortaya çıkıyordu. Başka türlü bir açıklama bulamıyordum. Öyle ya, iki erkek karımı sikmeyi kafalarına koymuştu ve ben bunu biliyordum. Uygun zamanın gelmesini beklerlerken de, kalkmış sikleriyle onu seyrediyorlardı. Şule de peşpeşe devirdiği afrodizyaklı iki bardak visk**en sonra, güzelliklerini büyük bir umursamazlıkla sergilemeye başlamıştı. Benim bütün bunlara tepkim ise tahrik olmak ve sikimin kalkması oluyordu.

Hakkı yerinden kalkıp Şule’ye doğru yürüdüğünde, düşüncelerim dağıldı. Dikkatimi, yine onu izlemeye verdim. Çünkü niyetinin, onun boşalan bardağını almak olduğunu anlamıştım. Sırtı bana dönük olduğu için ben göremiyordum gerçi ama, Şule, Hakkı’nın pantolonundaki kocaman kabarıklığı mutlaka farketmiş olmalıydı. Dumanlı gözlerle oraya baktığını gördüğümde, yanılmadığımı anladım. Kendisi için kalkan siki görmüştü. Hakkı da, bilinçli bir biçimde yavaş hareket ediyor ve sanki kendini seyrettirmek istiyordu. Sonunda elinde bardakla bara yöneldiğinde, yine ustaca bir manevrayla kendini bana önden göstermeden geçip gitti. Onun bu işleri çok iyi bildiğini anladım ben de.

Bu sefer viskiye afrodizyak karıştırmaya gerek görmemişti. Ama barda epeyce oyalandı. Sikinin inmesini beklediğini biliyordum. Sonra Şule’nin içkisini getirip, benim daha tam boşalmamış bardağımı aldı. Öyle ya, sarhoş edilip devre dışı bırakılması gereken bendim. Karım ise kıvamına gelmiş gibi görünüyordu. Bu sefer de tepeleme doluydu bardağım. O an için yapabilecek tek şay vardı. O da; Can ve Hakkı’nın yaptığını yapıp, Şule’yi seyretmekti.

Doğrusunu söylemek gerekirse; gözlerimizin önündeki manzara, gerçekten de seyretmeye değerdi. Karım bizlere yan dönmüş, bacakları koltuğun kol dayama yerinin üstüne uzatmış otururken, dış tarafta kalan bacağını ötekinin üstüne atmıştı. Böylece çıplak kalçası daha çok görünür hale gelmişti. Gerçi Can’la Hakkı, onun kıçında külot olmadığından henüz emin olamamışlardı ama, iyice kuşkulanmışlardı herhalde. Bu yetmiyormuş gibi, sürekli olarak ayak parmaklarını oynatıp duruyordu. Üçümüz de başka tarafa bakamaz olmuştuk. Ama o, böyle oturmaktan sıkılmıştı galiba. Bacaklarını indirip, tekrar yüzünü bize döndü. Bunu yaparken bacakları iyice aralanmış ve kısa bin an için amının kılları ortaya çıkmıştı. İşte bu öldürücü darbeydi. Artık Can da Hakkı da, karımın kilotu olmadığını biliyordu.

Hızla düşünüyor, duygularımı inceliyor ve ne yapmak gerektiği konusunda bir karar vermeye çalışıyordum. Gözlerimin önünde, Can ve Hakkı’nın karımı nasıl sikeceklerinin resimleri uçuşmaya başlamıştı. Bunu son derece güçlü bir biçimde arzuladığımın farkındaydım. Peki nasıl olacaktı bu iş? Aklıma ilk gelen, Hakkı’nın istediği gibi sarhoş olup bayılmak ve böylece onlara aradıkları fırsatı vermekti. Ama olup bitecekleri mutlaka seyretmek de istiyordum. Üstelik karımın seyredildiğini, en azından şimdilik bilmemesi de gerekiyordu. Aksi halde kendini bırakamayacağından emindim. Her neyse, ilk yapmam gereken, bayılma nuramasıydı.

Bardağımda kalan viskiyi kafama dikip, peltekleştirmeye özen gösterdiğim bir dille Hakkı’ya “kendime bir içki daha alıp alamayacağımı” sordum. Bu onu öylesine mutlu etmişti ki, anlatamam. Bardan doldurduğum bardakla tekrar yerime oturduğumda, Şule, biraz daha yerinde duramaz hale gelmişti. Şimdi kalçalarını koltuğun ön tarafına getirip iyice arkasına yaslanmış durumda oturuyordu. Çıplak ayaklarının yalnızca parmak uçları yere değiyordu. Dizleri, bir karıştan fazla ayrıktı ve eteği alabildiğine sıyrılmıştı. Eteğin kumaşını bacaklarının arasına soktuğu için, amı görünmüyordu.

Beklenenin aksine, duyduğum heyecanın etkisinden olacak, cin gibi ayılmıştım sanki. Ama bunu kimse bilmiyordu. Aksine, Can da Hakkı da, artık düşmek üzere olduğumdan emin gibiydiler. Hakkı, Şule’nin tam karşısında oturuyordu. Artık beni fazla umursamadığı için de, ilginç şeyler yapmaya başlamıştı. Tıpkı karım gibi, o da kalçalarını koltuğun ön tarafına kaydırmış, arkaya iyice yaslanıp, yarı yatar duruma gelmişti. Bacakları alabildiğine aralıktı. Pantolonun önündeki kocaman kabarıklık, açıkça görülüyordu. Üstelik, sanki işi garantiye almak istiyormuş gibi, zaman zaman elini götürüp kalkmış sikini okşuyor ve bunu yapaken de, Şule’nin gözlerinin içine bakıyordu.

Karım da gözlerini, kendisi için kalktığını bildiği sikten alamıyordu bir türlü. Ağzı yarı aralıktı. Gözleri buğulanmıştı. Burun kanatlarının oynadığını görebiliyordum. Artık tam sikilecek kıvama gelmişti ve sikilmeyi son derece istediğini de belli ediyordu. Birden yerinden kalkması, üçümüzü de şaşırttı. Parmaklarının ucunda, kalçalarını çalkalayarak bara doğru yürümesini hep birlikte seyrettik. Barın arkasına geçip bardağını tezgahın üstüne koydu ve elini buz kovasına daldırdı. Aynı anda da Hakkı fırladı yerinden ve hızla onun yanına gitti. Şimdi ikisi de tezgahın arkasındaydılar ve Hakkı karıma yardım ediyormuş gibi görünüyordu.

Can da ben de onları dikkatle seyrediyorduk. Ama ikisinin de bize aldırdığı yoktu. Bizimle hiç ilgilenmiyorlardı sanki. Şule’nin iki eli de tezgahın üstündeydi. Bir eliyle bardağını tutmuştu, diğeriyle de buz kovasından aldığı buzları bardağa koyuyordu. Hakkı onun sol tarafındaydı. Sol eliyle viski şişesini tutmuştu. Sağ eli ise aşağıdaydı. Karıma biraz daha sokulduğunda, bir şeyler yapacağından kuşkulandım. Neredeyse aynı anda Şule’nin yüzünde garip bir ifade belirdi. Sarsıldığını ve alt dudağını ısırdığını gördüm. Hakkı’nın elini arkadan getirip eteğinin altına, bacaklarının arasına soktuğundan emindim. Doğrusu herifi alkışlamak gerekiyordu. Gerçekten son derece cesurdu.

Sonra karımın vücudu daha da şiddetle sarsıldı. Gözlerini kapamıştı. Bir eli bardağı kavramış, öbür eli buz kovasının içinde, donup kalmıştı sanki. Hakkı’nın amıyla oynadığını anlamamak için salak olmak gerekirdi. Sikimin çatlayacak hale geldiğini ve zonkladığını hissediyordum. Şule de son derece heyecanlanmış olmalıydı. Vücudunun görünen üst kısmına bakarak, alt kısmının kıvrılıp büküldüğünü anlayabiliyordum. Herif karımı parmağıyla sikiyordu düpedüz. O da bundan çok büyük bir zevk alıyordu. Zaman kavramını yitirdiğim için, öyle ne kadar kaldıklarının farkında değildim. Sonra Şule’nin vücudu hafif hafif sarsılmaya başladı. Beli geliyordu. İşler, kelimenin tam anlamıyla kontrolden çıkmıştı artık.

Kendini toparlayıp elinde bardağıyla tekrar yerine giderken, benimle gözgöze gelemedi karım. Ama oturuşuna bakılırsa, yaşadığından pişman olduğu söylenemezdi. Şimdi dizleri daha da aralık oturuyordu. Gerçi yine eteğin kumaşını bacaklarının arasına sokup kasıklarını örtmüştü ama, yalnızca ancak küçük bir kilotun örtebileceği kadar bir yer gizlenmiş durumdaydı. Buna karşılık, iki bacağının da iç tarafında, hafifçe parlayan bir ıslaklık olduğunu görebiliyordum. Hakkı ise hala barın arkasındaydı ve Can’a bakarak, pis pis sırıtıyordu. Sonra o da gelip yerine oturdu ve Şule’nin gözlerinin içine bakarak, sağ elinin işaret parmağını ağzına götürüp emmeye başladı. Gerçekten de ustaydı herif.

Artık işi fazla uzatmamak gerektiğinin farkındaydım. Ya karımı alıp oradan gidecektim, ya da kalıp onu sikmelerine izin verecektim. Mantığım gitmeyi, duygularım ise bir yolunu bulup, Hakkı’ya Can’a aradıkları fırsatı vermeyi ve onlar karımı sikerken seyretmeyi emrediyordu. Sonunda duygularım kazandı.

İyice sallanarak kalktım koltuktan. Sonra da Hakkı’ya, içerde biraz yatıp kendime gelebileceğim bir oda olup olmadığını sordum. O da, Can da çok sevinmişlerdi tabii. Bu arada Şule’nin de rahatladığını farkediyordum. Hakkı önüme düşüp beni, içerdeki küçük bir odaya götürdü. Kilitteki anahtarı görünce, deli gibi sevindim.

– “Ben uyuycam… Tamam mı..?” dedim iyice yayılan bir dille, “Kimse beni rahatsız etmesin bak haaa…”

Sonra da kapıyı kapatıp anahtarı çevirdim. Bir süre kapının önünde kaldı Hakkı. Hatta kapıyı açmayı bile denedi. Sonra uzaklaştığını duydum. Hemen terasa açılan kapıya yöneldim. Hiç gürültü çıkarmadan açıldı kapı. Ayakkabılarımı çıkarıp, terasın beton zemininde sessizce yürüyerek salonun pencerelerine doğru gittim. İnce tül perdeler, içeriyi olduğu gibi görmeme olanak veriyordu. Onların beni görmesi ise çok zordu. Ayrıca kimsenin bakacağını da sanmıyordum. En büyük avantajım, üstlerdeki üç küçük camın da açık olmasıydı. Bu sayede, her şeyi duyabilecektim.

Şule’nin oturduğu koltuk cama çok yakındı. Bulunduğum yerle arasında yalnızca iki metre kadar mesafe vardı. Onu yandan seyrediyordum. O kadar hızlı gelmiştim ki, Hakkı daha yeni giriyordu salona. Hiç duraklamadan, karımın oturduğu koltuğa doğru yürüdü ve önünde yere diz çöktü. Elini uzatıp karımın bacağının iç tarafını okşamaya başladı.

– “Can…” dedi sorda da, “Sen biraz stüdyoya gitsene…”

Ona bakmamıştı bile. Gözleri karımın bacaklarının arasına dikiliydi. Şule de, gözlerini ondan ayıramıyordu. Hakkı öteki elini de götürüp bacaklarını iyice birbirinden ayırdığında, koltukta biraz daha öne kayıp, kalçalarını iyice kenara getirdi yalnızca. Şimdi eteği neredeyse beline kadar sıyrılmıştı. Hakkı, az önce parmağını soktuğu o güzelim amın şimdi tam içine bakıyordu. Sonra başı, karımın kasıklarına gömülüverdi.

– “Ohhhhh…” diye inledi Şule.

Ayaklarının yerden kesildiğini ve havalanıp Hakkı’nın omuzlarına yerleştiğini gördüm. Daha iyi yalanmak için, kendini tabak gibi açmıştı şimdi. Bir elini uzatıp parmaklarını Hakkı’nın saçları arasına geçirirken, öbür eli de memelerini okşamaya başlamıştı. O kadar çok heyecanlanmıştım ki, neredeyse belim gelecekti. Gözlerimin önündeki manzara o kadar güzeldi ki, kelimelerle anlatılması mümkün değilmiş gibi geliyordu bana. Karım kendinden geçmiş gibiydi. Afrodizyak etkisiyle saatlerden beri alev alev yanmakta olan amının içine giren dil, onu mestetmişti. Sonra tüm vücudu sarsılmaya başladı. Beli geliyordu. Kendini tutamamıştı.

Şule’nin ne kadar güzel sikiştiğini, sikilmeyi ne kadar sevdiğini, benim kadar iyi bilen olamazdı. Şimdiye kadar yaptıklarına bakarak, Hakkı’nın da hızlı bir sikici olduğu yargısına varıyordum. İkisi biraraya geldiklerinde, ortaya seyrine doyum olmayacak bir sikiş çıkacağınan emindim. Gördüklerim de, bu düşüncemin yanlış olmadığını belli ediyordu.

Karım yine çırpınmaya başlamıştı. Hakkı dilini çok ustaca kullanıyor olmalıydı. Yıllardır yalamaya doyamadığım o güzelim amın, şimdi onun ağzının altında nasıl açıldığını görür gibiydim. Birden derin bir “Iımmmmmhhhhh” çıktı Şule’nin ağzından. Tük vücudu sarsılıyor, tekrar beli geliyordu.

Sonra Hakkı’nın durduğunu ve başını karımın bacakları arasından çıkardığını gördüm. Birden ayağa kalktı ve pantolonunu çözmeye başladı. Akıl almayacak kadar kısa bir süre sonra belden aşağısı çıplak kalmıştı. Gözlerimi sikinden alamıyordum. Beklediğimden, sandığımdan çok daha büyüktü. Tıpkı sahibinin çıplak bacakları gibi, onun da neredeyse her tarafı kıllarla kaplıydı. Şule’nin gözleri de o noktada kitlenip kalmıştı sanki. Büyülenmiş gibi, biraz sonra içine girecek olan bu allameyi seyrediyordu. Elini götürüp, amını okşamaya başladı. Bulunduğum yerden göremiyordum ama; parmaklarının altındaki amın, tıpkı susamış bir ağız gibi açılmış, içine girecek siki sabırsızlıkla beklemekte olduğundan emindim.

Hakkı da acele ediyordu zaten. Yeniden karıma sokuldu ve bacaklarını dizlerinin arkalarından tutarak kaldırdı, sonra da göğsüne doğru bastırıp, onu adeta ikiye katladı. Kendi de, dizlerini biraz büküp iyice sokuldu ona. Siki, az sonra içine gireceği o güzelim amın dudaklarına sürünmeye başlamıştı bile. Birden Şule’nin elini uzattığını ve parmaklarının Hakkı’nın sikinin çevresine dolandığını gördüm.

– “Hadi sok artık n’olursun…” dedi, yalvaran bir sesle, “Ohhhh sok bana hadi…”

– “Sikilmek mi istiyorsun..?”

– “Ohhh evet… Ohhhh sikilmek istiyorum… Hadi sok n’olursun…”

– “Kocan içerde sızdı, biliyorsun değil mi… O baygın yatıyor ve sen sikilmek istiyorsun, öyle mi..?”

– “Ohhh evet… Beni sikmeni istiyorum anlıyor musun..? Saatlerce kalkmış sikini seyrettirdin bana… Şimdi onu yemek istiyorum… Hadi geçir bana… Gel hadi sik beni… Sik beni… Ohhhh sik beni n’olur…

Birden dibine kadar geçirdi Hakkı. Koltukta neredeyse ikiye katladığı karımın üstüne çökmüş, onu altına alıp ezmişti. Sonra pompalamaya başladı. Tam bir fırlamaydı doğrusu. Dediğini yapmıştı işte. Şule’yi sikiyordu. Üstelik onu bir de yalvarttırmıştı.

Olduğum yerde çömelmiş, nefes bile almadan seyrediyordum. Bulunduğum yerden, Hakkı’nın o kocaman sikinin karımın amına girip çıkışını, en ince ayrıntısına kadar görüyordum. Şule’nin amının dudakları, içindeki sikin çevresine sımsıkı sarılmıştı. Müthiş bir manzaraydı bu. Ben de, yüzlerce kez sikmiştim o amı. Fakat sikimin girip çıkışını böylesine yakından izlememe, elbetteki imkan olmamıştı. Başka bir yere bakamıyordum sanki.

Uzun ve sert hareketle sikiyordu Hakkı. Geri çekildiğinde siki neredeyse ucuna kadar çıkıyor, sonra bir hamlede dibine kadar geçiriyor ve taşakları karımın o güzelim götüne yapışıyordu. O da iyice tahrik olmuştu tabii. Bütün akşam boyunca Şule’nin içine düşmüş ve siki neredeyse hiç inmemişti. Fazla dayanabileceğini sanmıyordum. Hareketlerinin giderek hızlanması da, haksız olmadığımı belli ediyordu zaten. Bu arada ben de kendimi zor tutuyordum doğrusu. Sanki o koltuğun üstünde karımı siken Hakkı değil de benmişim gibi hissediyordum kendimi. Tarifi imkansız bir duygunun pençesindeydim. Heyecandan titreyen parmaklarımla pantolonumun fermuarını indirdim ve zonklamakta olan sikimi dışarı çıkardım. Belim geldiğinde, çamaşırlarımın berbat olmasını istemiyordum.

Karımın yüzü iyice çarpılmıştı artık. Duyduğu zevk, onu kendinden geçirmişti sanki. İki eliyle, Hakkı’nın, bacaklarını göğsüne doğru bastıran ellerini bileklerinden kavramıştı. Kalçaları kıvranıyor, içine girip çıkan sikin altında adeta dansediyordu. İnlemeleri, artık küçük birer çığlığa dönüşmüştü. Belinin gelmek üzere olduğunu görebiliyordum. Sonra Hakkı’nın ağzından ulumaya benzer bir ses çıktı. Bir anda dibine kadar geçirmişti karıma. Kalçalarının titrediğini görüyordum. Bu titremeler, tıpkı bir elektrik akımı gibi Şule’ye de geçiverdi. O ikiye katlanmış haliyle, koltukta çırpınıyordu karım.

Aynı anda, ikisinin de beli geliyordu.

Ben de bunu bekliyordum sanki. Belim terasın betonuna fışkırmaya başladı. Elimi bile değmemiştim sikime. Ama kendimi daha fazla da tutamamıştım işte. Tek yapabildiğim, duyduğum büyük zevkin verdiği duyguların, dudaklarımdan naralar halinde dışarı taşmasını önlemeye çalışmaktı.

Kendimi topladığımda, yeniden içeriye baktım. Hakkı sikini karımın amından çıkarmış ve geri çekilmişti. O kocaman siki, biraz inmiş gibiydi. Karım ise koltuğun üstünde, mestolmuş bir halde kendini toplamaya çalışıyordu. Bu ilk sikişin ne Hakkı’ya, ne de Şule’ye yetmediği belliydi. Yalnızca nefeslenmek için durmuş gibiydiler. Bunun farkına varmak, daha kendime tam gelememişken, yeniden heyecanlanmama neden oluyordu.

İlk hareket karımdan geldi. Doğrulup, elini Hakkı’nın sikine uzattığını gördüm. Parmakları, biraz önce amına girip çıkan, tohumlarını rahminin ağzına fışkırtmış, yarı inik o koca sikin çevresine dolandı. Sonra; hafif hafif, sanki incitmekten korkar gibi okşamaya başladı. Gözleri yine yarı kapalıydı. Yüzüne, sikilmek istediği zamanlarda hakim olan o anlatılmaz ifade, yine gelip yerleşmişti. Onca afrodizyaktan sonra, yalnızca bir kere sikilmekle yetinmesine olanak olmadığı belliydi.

Sikinde dolaşan parmaklar, Hakkı’nın üstünde beklenen etkiyi yaratmakta gecikmemişti tabii. Büyük bir hızla huylanıyordu. Bir anda, yeniden dimdik ve kocaman olmuştu siki. Biraz daha sokuldu karıma. Aklını başından alan sikin böyle yakınına gelmesi, Şule’yi daha da heyecanlandırmış gibiydi. Koltukta kıpırdanıp duruyordu. Sonra iyice doğrulup, o da Hakkı’ya sokuldu biraz. Şimdi herifin kocaman siki, neredeyse karımın yüzüne deyiyordu. Nefes bile almadan olup bitenleri izliyordum. Büyülenmiş gibi Şule’nin ağzını açışını ve o güzelim dudaklarının Hakkı’nın sikinin koca bir mantara benzeyen başına kapanışını seyrettim. Az önce amına girip çıkan, içinde tohumlarını fışkırtan sik, şimdi ağzındaydı karımın.

Şule’nin; alev alev yanan, kıpır kıpır diliyle insanın aklını başından alan, o çıldırtıcı ağzını çok iyi biliyordum. Yüzlerce kez, sikimin o ağzın içinde eridiğini hissederek mestolmuştum. Şimdi ise benim yerimde Hakkı vardı. Sikim yeniden taş gibi sertleşmişti. Hiç bir şeyi kaçırmamaya çalışarak seyretmeyi sürdürüyordum.

Karımın başı sürekli oynuyor, Hakkı’nın sikini ağzının derinliklerine alıp çıkarıyordu. Herifin yüzünde, ne kadar zevk almakta olduğunu açıkça belli eden bir ifade vardı. Başı hafifçe arkaya devrilmiş, gözlerini yarı kapatmıştı. İki eli, birer pençe gibi Şule’nin omuzlarını kavramıştı. Sonra kalçalarını ileri geri oynatmaya başladı. Artık sikini karımın ağzına sokup çıkarıyor, onu ağzından adeta sikiyordu. Manzara müthişti.

Sonra gözlerim salonun kapısında farkettiğim kıpırdanmaya takıldı. Can çaktırmadan gelmiş, tıpkı benim gibi, onları seyrediyordu. Aramızdaki mesafe yüzünden yüzünü tam göremiyordum ama, onun da son derece tahrik olduğundan emindim. Karımı sikmek için sırasını beklerken, seyretme fırsatını da kaçırmak istemiyordu anlaşılan.

Bu arada Hakkı’nın hareketleri giderek hızlanmış, sikini Şule’nin ağzına hırsla sokup çıkarmaya başlamıştı. Karımın gözleri kapalıydı. Yüzünde zevkten erimiş olduğunu açıkça gösteren bir ifade vardı. İki eliyle koltuğun kenarlarını sımsıkı kavramış, kendini alabildiğine bırakmıştı. Herif onu ağzından sikiyor, o da büyük bir teslimiyetle veriyordu. Burnundan çıkan mırıldanma ve inlemeler, bundan ne kadar çok hoşlandığını açıkça belli ediyordu.

Hakkı’nın ağzından hırıltılar çıkmaya başlamıştı. Belini getirmek üzere olduğu belliydi. Kalçalarının hareketleri giderek hızlanıyor, siki her bastırışında, karımın ağzına biraz daha çok giriyordu.

– “Ohhh ağzın am gibi…” dedi hırıldayan bir sesle. “Hadi iyice em bakayım sikimi… İyice em… Ohh şimdi fışkırtacağım ağzına… Gırtlağına fışkırtacağım şimdi… Ohh hadi yut tohumlarımı orospu… Yut tohumlarımı…”

Kalçalarının titrediğini görebiliyordum. Sonra vücudu da kasılmaya başladı. Aynı anda karımın boğazı da oynamaya başlamıştı. Tanrım, herif gerçekten de ağzında fışkırtıyor, o da büyük bir iştahla hepsini yutuyordu. Aynı anda onun da bütün vücudu titremeye, sarsılmaya başlamıştı. Hakkı’nın tohumları midesine inerken, o da belini getiriyordu.

Aslında yine patlama noktasına gelmiştim ama, kendimi kontrol etmeye çalışıyordum. Seyredeceklerimin bu kadarla kalmayacağı kesindi. Doğrusunu söylemek gerekirse, Hakkı planını aynen uyguluyordu. En azından söylediklerinin ilkini yerine getirmiş ve karımı sikmişti. Şimdi Can’a verdiği “ona da siktirme” sözünü tutacağından kuşkum yoktu. Zaten Can da hazırdı buna. Öte yandan, Hakkı’nın işi şimdilik bitmiş gibi görünüyordu. Şule’nin ağzında patlattıktan sonra, karşısındaki koltuğa oturmuş dinleniyordu. O kocaman siki yarıyarıya inmişti. Sonra yerinden kalkıp, salondan çıktı.

Karım, hala koltukta oturuyordu. Eteği artık beline kadar sıvalı, bacakları alabildiğine açıktı. Sağ elinin parmakları ise amıyla oynuyordu. Tanrım, sikilmeye doymamış olduğu öylesine belliydi ki. Çok geçmeden geri döneceğini tahmin ettiği Hakkı’yı beklediğini anlıyordum.

Gözlerimi ayırmadan onu seyretmekte olduğum için, Can’ın salona girdiğini, ancak Şule’nin yüzünde beliren şaşkınlıktan anlayabildim. Gözlerimi kapıya çevirdiğimde gördüğüm manzara beni de şaşırttı. Çırıl çıplaktı Can. Adaleli ve güneş yanığı bir vücudu vardı ama, ne karım ne de ben, işin bu tarafıyla pek ilgilenmiyorduk. İkimizin de dikkati, çelik bir yay gibi yukarıya kıvrık duran sikine yönelmişti.

Acele etmeden, karıma doğru yürüdü Can. Gözleriyle sanki onu yiyip bitiriyor gibiydi. Şule’yi “yıllardan beri sikmek istediğini” söylemişti Hakkı’ya. Şimdi yakalamıştı bu fırsatı işte. Karım, parmakları hala yeni sikilmiş amında, dudakları yarı aralık ve yüzünde içindeki sikilme isteğini açıkça ortaya koyan bir ifade ile onu bekliyordu. Can iyice yaklaştığında, birden kalkıverdi koltuktan. Sonra arkasını Can’a dönüp, dizlerinin üstünde, yeniden çıktı koltuğa. Ellerini koltuğun arkalığına dayamış, kıçını dışarı çıkarmış, belini bükmüştü.

Yeni bir siki içine almak için hazır bekliyordu.

Fazla bekletmedi Can onu. Arkadan sokulup sikini önünde açılmış bekleyen o güzelim amın dudakları arasına yerleştirdi ve bir anda dibine kadar geçirdi karıma. Şule’nin gözleri kaymıştı. Hiç itiraz etmeden, kendini ikinci bir adama siktiriyordu. İtiraz etmek ne kelime, zevkten bayıldığını görebiliyordum. Can da zevkten uçmuştu tabii. İki eliyle karımı belinden kavramış, gözleri yarı kapalı, hırsla sikiyordu. Birden belini getirmeye başladı. Vücudu sarsılıyor, kıçının yanakları titriyordu. Bütün gece heyecanla bu anın gelmesini beklemiş, üstelik, Hakkı karımı sikerken seyretmişti. Bunun onu daha da tahrik etmiş olduğu kesindi. Kendini tutamamıştı işte. Tohumlarını Şule’nin amına dolduruyordu.

İçindeki sikin fışkırdığını hissetmek de, karıma yetmişti tabii. Vücudunun dalga dalga sarsılıp çırpındığını, adeta kendinden geçerek belini getirdiğini görebiliyordum.

Durulmalarını elbetteki beklemiyordum ama, Can’ın sanki hiç bir şey olmamış gibi karımı sikmeyi sürdürdüğünü görünce, yine de şaşırdım. Yoksa Hakkı ona da mı afrodizyak vermişti acaba?

Şule’nin yüzü bana dönüktü. Zevkten kaymış gözleriyle, hiç bir yere bakmıyor gibiydi. Beni aklına bile getirmediğinden emindim. Normal halinde bile sikilmekten ne kadar hoşlandığını bildiğimden, şimdi bir de afrodizyak etkisindeyken ne hale geldiğini tahmin edebiliyordum. Dünyadan kopmuş gibiydi. O anda içine girip çıkan sikten başka hiç bir şeye ilgi duymadığı belliydi.

Can, başını arkaya atmış, gözlerini kapamıştı. Ne kadar zevk aldığı yüzünden açıkça belli oluyordu. Durmadan pompalıyor, sikini, karımın artık iyice şişmiş ve içi tıkabasa bellerle dolmuş olması gereken amına sokup çıkarıyor, onu çıldırtıyordu. Manzara müthişti doğrusu. Seyretmeye doyamıyordum. Elimi sikime dokundurursam hemen patlayacağımın farkındaydım. Bunu mümkün olduğu kadar geciktirmek istiyordum. İçimden gelen bir ses, daha da müthiş şeyler seyredeceğimi söylüyordu sanki.

Daha bu düşünceler kafamın içinden tam geçemeden, Can’ın Şule’nin belindeki ellerinden birini çekip, hemen önündeki o yusyuvarlak kalçalara götürdüğünü gördüm. Önce birini avuçladı. Sonra da başparmağını aralarındaki yarığa sokuverdi. Karımın vücudunun elektrik çarpmış gibi titrediğini gördüm. Can’ın parmağı altındaki o küçük ve pembe göt deliğinin ne kadar duyarlı olduğunu benim kadar iyi bilen olamazdı. Onu kimbilir kaç kere yalamış, içine parmağımı, dilimi ve sonunda da sikimi sokmuştum. Kısacası o güzelim götü sikmeye bir türlü doyamamıştım. Şimdi ise orada bir başka erkeğin parmağı vardı.

Ama iş bununla kalmayacaktı tabii. Gerçi Can şimdilik yalnızca yoklama çekiyordu ama, karımın gösterdiği tepki nedeniyle, sikini bu iştah açıcı küçük deliğe de sokabileceğinden emin olmuştu bile. Bir taraftan da sikinin çevresine sımsıkı dolanmış olan amı sikmeyi sürdürüyordu. Sonra eli iyice haraketlendi. Artık başparmağını Şule’nin götüne sokup çıkarıyor olmalıydı.

Karım çıldırmış gibiydi. Kalçaları çalkalanıyor, dalgalanıyor, kıvranıyordu.

– “Ohhhh… Hadi götümden sik beni…” diye inlyedi birden. “Oh hadi götümden sik beni, n’olursun… Hadi götüme sok sikini…”

Can’ın o ana kadarki niyeti neydi, pek emin değildim ama, Şule’nin son sözleri, eğer varsa, kontrolü elinden kaçırmasına neden olmaya yetmişti. Kalçalarını geri çekerek, am suları ve bellerle sırısıl sıklam ıslanmış, pırıl pırıl parlayan sikini karımın amından çıkardığını gördüm. Sonra eliyle dibinden tutup, başını önündeki pembe göt deliğine dayayışını ve bastırmaya başlayışını, büyülenmiş gibi izledim. Yavaş yavaş giriyordu.

Şule’nin yüzü zevkten iyice çarpılmıştı. Yarı aralık gözlerle benim bulunduğum yere doğru bakıyordu. Ama hiçbir şey görmediğinden emindim. Can’ın kasıkları kalçalarına yapışıp, o çelik gibi sik tümüyle götüne gömüldüğünde, tüm vücudu sarsılmaya başladı. Ağzından küçük çığlıklar kaçırarak, kimbilir kaçıncı kez belini getiriyordu. Götü, Can’ın sikini bir mengene gibi sıkıştırmış olmalıydı. Sonra Can, karımın götünü sikmeye başladı. Yavaş ve uzun hareketlerle, sikini, o yumuşacık, ateş gibi yanan deliğe sokup çıkarıyor, sokup çıkarıyordu. Manzara, tek kelimeyle müthişti.

Belimin heran gelebileceğinin bilincinde ve bütün gücümle bunu geciktirmeye çalışarak, karımın sikilişini seyrediyordum. Sanki tepeden tırnağa, kocaman bir sik gibi hissediyordum kendimi. Tüm hayatım boyunca bu kadar çok tahrik olduğumu hatırlamıyordum. Bir taraftan da, Hakkı’nın mutfakta Can’a söylediği sözler kafamın içinde dansediyordu. Hakkı “karımı önce kendisinin sonra da Can’ın sikeceğini, en sonunda da birlikte sikebileceklerini” söylemişti. Şimdiye kadar seyrettiklerim, karımın gözlerimin önünde, ağzından, amından, götünden sikilmesi yetmezmiş gibi, şimdi de, büyük bir istekle bu sözlerin gerçekleşmesini bekliyor, umuyordum.

Bu arada Can da Şule’nin götünü sikmeyi sürdürüyordu. İki eliyle karımın ince belini sımsıkı kavramış, kalçalarının sert hareketleriyle ileri geri hareket ediyor, artık iyice kızarmış olan sikini sokup çıkarıyordu. Vücudunun adeleleri gerilip şişmişti. Onun da çok büyük bir zevk almakta olduğu açıkça belliydi. Gözlerimi biran için bile olsa onlardan ayıramadan, hiç bir ayrıntıyı kaçırmamaya çalışarak, büyülenmiş gibi seyrediyordum. Bu yüzden de, Hakkı’nın gelişini, hemen farkedemedim.

Tıpkı Can gibi, o da içerde soyunmuş, çırıl çıplak kalmıştı. O kocaman siki, yine kazık gibiydi. Sessizce gelip yanlarına sokuldu. Sonra da elini uzatıp, karımın sırtını okşamaya başladı. Şule’nin onun varlığından haberdar olması da, vücudunun üstünde dolaşan bu üçüncü el nedeniyle oldu. Başını çevirip Hakkı’ya baktığını gördüm. Sonra gözleri, o kocaman kıllı sike takıldı ve mümkünmüş gibi, daha da çok şehvet ve sabırsızlıkla parlamaya başladı. Tanrım, artık beklentim gerçekleşmek üzereydi. İkisi birlikte sikeceklerdi karımı.

Hakkı’nın da fazla sabırlı olmadığı kesindi. Koltuğun arka tarafına dolandı. Parmaklarını saçlarının arasına geçirip Şule’nin başını tuttu ve ona doğru sokuldu. O kocaman sik, şimdi karımın yüzüne değmeye başlamıştı. Büyük bir heyecanla, o öpmeye doyamadığım dudakların açıldığını gördüm. Hakkı biraz daha yaklaştı ve sikini biranda Şule’nin ağzına sokuverdi. Bu, karımın belinin bir kez daha gelmesi için yeterli olmuştu. Yine tüm vücudu sarsılıp dalgalanıyor, kalçaları sağa sola dansediyordu. Can hareketsiz kalmıştı. Siki, o küçük göt deliğinin içinde tekrar hapsolmuş olmalıydı.

Sonra duruldu karım. Aynı anda da, hem Can, hem de Hakkı pompalamaya başladılar. Biri götüne, öbürü ağzına sokup çıkarıyorlardı şimdi. Tıpkı Hakkı’nın söylediği gibi, önce ayrı ayrı sikmişlerdi karımı, şimdi de ikisi birden, iki taraftan sikiyorlardı. Artık kendimi tutmama olanak kalmamıştı. Elimi bile dokundurmadım sikime. Ama belim, birden fışkırmaya başladı. Başım dönüyor, gözlerim kararıyordu.

Yeniden içeriyi seyredebilecek kadar kendimi topladığımda gördüklerim yine müthişti. Can da, Hakkı da iyice hızlanmışlardı şimdi. Sikleri, birer piston gibi karımın götüne ve ağzına girip çıkıyordu. Şule ise kendini onlara bırakmış gibiydi. Gözleri sımsıkı kapalı, beli aşağı bükülmüş, kalçaları götüne girip çıkmakta olan sikin işini kolaylaştırmak için iyice havaya kalkmış, dudakları ağzına girip çıkmakta olan o kacaman kıllı sikin çevresine bir vantuz gibi yapışmış, sikiliyordu. Hem de ne sikiliyordu. İnlemeleri gerçi burnundan geliyordu ama, o kadar şiddetliydi ki, ben bile duyabiliyordum.

– “Ohhh, ağzın am gibi…” diye homurdandı Hakkı birden. “Ağzın am gibi orospu…”

Belini getirmek üzere olduğunun farkındaydım. Ama Can ondan çabuk davrandı. Birden dibine kadar geçirdi karımın götüne. Hayvani sesler çikarıyor, kalçaları kasılıyordu. Tanrım, belini Şule’nin o küçük götünün derinliklerine boşaltıyordu. Bir taraftan da, iki eliyle karımın dalgalanan, çırpınan vücudunu kontrol altında tutmaya çalışıyordu. Sonra Hakkı da getirmeye başladı.

Şule, gırtlağına fışkıran ilk salvoyla birlikte kontrolden çıkıverdi. Hakkı’nın kocaman siki biranda ağzından çıktı ve ikinci salvoyu yüzünün tam ortasına yedi. Bu onu daha da çıldırttı sanki. Öyle ki, Can da tutmayı beceremedi karımı. Bir anda onun siki de çıktı dışarı. Ama hala fışkırmaya devam ediyordu. Beyaz erkeklik sıvılarının havada geniş bir kavis çizip karımın o baştan çıkartıcı kalçalarına yağması öylesine tahrik edici bir manzaraydı ki, sikim yeniden taş gibi oluverdi bir anda.Sonra ayrıldılar. Can bir koltuğa, Hakkı bir koltuğa oturdu. Şule de oturduğu koltukta hafifçe yan dönüp, bacakları altında, adeta yığılıp kaldı.

Artık her şeyin bitmiş olması gerektiğini düşünüyordum. Öyle ya, Hakkı üç, Can da iki kere patlatmışlardı. Ama rekor tartışmasız karımdaydı. Tam sekiz kez çıkmıştı bulutların üstüne. Orada koltuğun üstünde, tüm yorgunluğu ve sikilmişliğiyle öylece otururken o kadar güzel, o kadar sikilesiydi ki, başımı döndürüyordu. O anda en çok istediğim, az öncesine kadar siklerin girip çıktığı, bellerin dolduğu amıyla götünü görebilmekti ama, oturuş biçimi buna izin vermiyordu. Şimdi yerinden kalkıp içeriye, beni uyuduğumu sandığı odaya gelse ve o birbirinden güzel deliklerini bana gösterse, bütün o vıcık vıcıklıklarıyla, sikilmişlikleriyle, bir kere de benim sikimin oralara girip çıkmasına olanak verse ne güzel olur diye düşünüyordum. En iyisi ses çıkarmadan ve görülmeden odaya geri dönmem olacaktı galiba.

On saniye sonra odaya geri dönmüş, pencereyi kapamış ve yatağın üstüne oturup Şule’yi beklemeye başlamıştım. Yaklaşık on dakika kadar da bekledim. Ama bir türlü gelmiyordu karım. Doğrusunu söylemek gerekirse merak etmeye başlamıştım yeniden. Sonunda dayanamadım ve tekrar terasa çıktım.

Salonda her şey, bıraktığım gibi değildi artık. Gerçi Hakkı ve Can, hala koltuklarda oturuyorlardı ama, Şule yerinde değildi. Koltuktan kalkmış, tam ortalık yere, yumuşak halının üzerine, sırtüstü yatmıştı. Bacaklarını alabildiğine açmış ve dizlerinden bükerek göğsüne doğru çekmişti. Tabak gibi açıktı yani. Sol elini kalçalarının altından geçirerek getirmiş, orta parmağını, az önce Can’ın sikinin girip çıktığı, tohumlarını fışkırttığı götüne sokmuştu. Sağ elini ise önden uzatmış, yine orta parmağını, işaret ve yüzük parmaklarıyla şişmiş dudaklarını iyice açtığı amına sokmuştu. Gözleri yarı kapalı, Hakkı ve Can’ın önünde, kendini parmaklarıyla sikiyordu karım. Hem amından, hem götünden.

Tanrım, hala sikilmeye doyamadığı belliydi. Hakkı’nın afrodizyakı onu öylesine etkilemişti ki, tam sekiz kez belini getirmesine rağmen, hala doymamıştı sikilmeye. Olduğum yerde donmuş kalmıştım. Biraz önce görmek istediğim iki delik de, vıcık vıcık olup iyice açılmış amı da, götü de gözlerimin önündeydi şimdi. Seyrine doyulmayacak bir manzaraydı bu.

Sonra akledip Hakkı’yla Can’a baktım. Onlar da büyülenmiş gibi seyrediyorlardı Şule’yi. Eze eze, amından, götünden, ağzından sikip yine de doyuramadıkları karımı, alev alev yanan gözlerle seyrediyorlardı. Can’ın siki bir kere daha kalkmış, dimdik olmuştu. Hakkı ise yarı kalkık sikini okşuyordu.

– “Sikilmek istiyorum…” dedi karım birden… “Ohhh daha çok sikilmek istiyorum… Hadi gelin sikin beni… Hadi gelip sikin beni n’olur… Ohhh hadi… Ohhh hadi n’olur..? Ohhh n’olur…?”

Can bir anda fırladı yerinden. Halının üstünde, Şule’nin yanına diz çöktü. Ama karım bakmıyordu bile ona. Gözleri hala kapalı, parmakları amıyla götüne hızla girip çıkıyor ve konuşmayı sürdürüyordu.

– “Hadi sikin beni… Ohhhh sik istiyorum… Siklerinizi istiyorum… Hadi sikin beni… İkiniz birden n’olur… Ohhh ikiniz birden sikin beni hadi… Ohhh sikilmek istiyorum… Hadi sikin beni… Hadi sikin… Ohhh hadi… Sikin beni…”

Bu kadarı Hakkı’ya da yetmiş, o kacaman siki, tekrar kazık gibi olmuştu. Hızla yerinden kalkıp, karımla Can’ın yanına geldi. Şimdi son derece ilginç bir manzara vardı gözlerimin önünde. Şule pozisyonunu hala değiştirmemişti. Parmakları hala iki taraftan içine girip çıkmayı sürdürüyordu. Yalnızca konuşmaktan vazgeçmiş gibiydi. Şimdi yalnızca inliyordu. Bir taraftan da, yanındaki iki erkeği algılamıştı tabii. Bunun onu daha da çok heyecanlandırdığını, içindeki sikilme isteğini daha da arttırıp dayanılmaz hale getirdiğini farkedebiliyordum. Sonra birden beli gelmeye başladı. Dokuzuncu kez belini getiriyor ve can çekişen bir hayvanınkine benzeyen sesler çıkarıyordu. Vücudu gevşeyiverdi aniden. Parmakları içinden çıktı. Bacaklarını indirdi.

Aynı anda da Hakkı girdi devreye. Karımın yanına uzandı önce. Sonra da onu tuttuğu gibi üstüne çekti. Kalçalarının bir an için havalandığını gördüm. Elinin yardımına bile gerek duymadan, o kocaman sikini Şule’nin amına sokuverdi. Tek bir harekette dibine kadar geçirmişti.

– “Ohh ne güzel soktun…” dedi karım, “Ohhh ne güzel soktun bana… Ama yetmedi ki… Bir sik daha istiyorum… Ohhh bir sik daha istiyorum… Götüm boş kaldı bak… Ohhh bir sik de götüme istiyorum…”

Kulaklarıma inanamıyordum. Hayal edebileceklerimin en çılgınını istiyordu karım. Hakkı’nın üstüne uzanmış, o kocaman sikini dibine kadar amına almış, götüne girecek ikinci sik için yalvarıyordu. Başım uğulduyordu artık. Kendimden geçmiş gibi, Can’ın doğruluşunu ve Şule’nin arkasına geçişini izledim. Sikini getirip karımın götüne dayadı. Sonra da hiç zorlanmadan sokmaya başladı. Bir anda kasıkları, önündeki o baş döndürücü kalçalara yapışıverdi. Şimdi iki sik birden vardı karımın içinde. Biri amına, öbürü götüne girmişti. Dibine kadar.

Çığlığa benzer bir ses çıktı Şule’nin ağzından. İki erkeğin arasına sıkışmış vücudunu sarsılmaya, çırpınmaya başladı. Yine beli geliyordu. Onuncu kez.

Sonra Hakkı’ya Can, karımı sikmeye başladılar. Biri amından, biri götünden sikiyordu. Sikleri birer piston gibi giriyor, çıkıyor, giriyor, çıkıyordu. Şule ise zevkten çıldırmış gibiydi. Durmadan belini getiriyordu artık. Durulmaları en çok 15-20 saniye sürüyor, sonra yine vücudunu titremeye başlıyor, beli yine geliyordu. Artık saymama da olanak kalmamıştı. Çılgın bir şeydi bu. Seyretmeye doyamıyordum. Bu çılgın akşamın başlamasından bu yana tahrik olmadığım kadar çok tahrik olmuştum. Karımın, gözlerimin önünde, benden yalnızca bir kaç metre uzakta, iki çıplak erkek vücudunun arasına sıkışmış, hem amından hem götünden sikilişini seyrediyor ve uçuyordum.

Hepimiz zaman kavramını yitirmiştik herhalde. Ya da en azından bana öyle geliyordu. Bu nedenle, Can’ın birden bağırması beni beklemediğim kadar şaşırttı. Garibim, sikini bir mengene gibi sıkıştırıp saran o kadife yumuşaklığındaki götün etkisine daha fazla dayanamamış olmalıydı. Belini getiriyor, tohumlarını karımın götünün derinliklerine boşaltıyordu yine.

– “Ohhh fışkırt…” diye inledi Şule,bilmem kaçıncı kez kendi de belini getirirken, “Ohhh fışkırt götüme hadi… Ohhh doldur içimi yavrum… Doldur karnımı… Immmmnnnnnhhhh…”

Hakkı ise aşağıdan pompalamayı, sikini karımın amına sokup çıkarmayı sürdürüyordu. Ne de olsa, Can’dan bir kere fazla getirmişti belini o. Bu nedenle de hala dayanıyordu.

Sonra Can Şule’nin arkasından uzaklaştı. Karımın götü, içinden çıkan siki sanki bırakmak istemiyor gibiydi. Ama bunu başaramadı tabii. Can’ın yarı inmiş siki içinden çıktığında ise ürperdiğini farkettim. Birden doğrulup, kendi de Hakkı’nın üstünden kalkıverdi. Bir eliyle Can’ın elini tutmuş, gitmesine izin vermiyordu. Sırtını Hakkı’ya dönüp tekrar üstene oturduğu gördüm. Bu arada öbür elini aşağı uzatıp herifin o koca sikini tutmuş ve mosmor başını getirip götüne dayamıştı. Kendini bıraktı ve Hakkı’nın siki, Şule’nin götüne gömülüverdi. Can’ın elini de bırakmamıştı, bütün bunlar olup biterken. Hakkı’nın kıllı taşakları amının dudaklarına yapıştığında ise Can’ı kendine çekmeye başladı. Ağzı açıldı ve dudakları, götünden daha yeni çıkmış o yarı inik sikin üstüne kapanıverdiler. Hırsla emmeye başladı. Aynı anda da kalçaları hareketlendiler. Şimdi bir taraftan Can’ın tohumlarını içine henüz fırkırtmış sikini emiyor, bir taraftan da götünü dolduran o koca sikin üstünde oturup kalkıyordu.

Tanrım, gerçekten doymayacak gibiydi karım. Kendini sikişin labirentlerinde kaybetmişti sanki. Geri dönmeye de hiç niyeti yokmuş gibi görünüyordu.

Can dinlenememiş, kendine gelememişti bile. Ama Şule’nin ağzı o yarı inik sikine öyle şeyler yapıyordu ki, kendini yeniden kaptırmıştı. Giderek daha çok kalkıyordu siki. Sonunda iki eliyle karımın başını tuttu ve sikini hırsla sokup çıkarmaya başladı. Bu doymak bilmeyen kadınının ağzını sikme sırası ondaydı artık.

Karımı bu sefer de, bir sik götünde, bir sik ağzındayken seyrediyordum. Tıpkı daha önce olduğu gibi. Tek fark, bu sefer siklerin yer değiştirmiş olmasıydı. Gözleri sımsıkı kapalıydı Şule’nin. Zevkten kendinden geçmişti. Hakkı’yla Can da, yine transa girmiş gibiydiler. Dünyadan kopmuş, karımı sikiyor, sikiyor, sikiyorlardı.

Şule birden durup, Can’ın sikini ağzından çıkardı. Hayran gözlerle, dibinden sımsıkı kavradığı siki seyretti bir süre. Sonra vücudunu geriye verdi ve ellerini Hakkı’nın iki tarafından yere dayadı. Bacaklarını iyice açıp, dizlerini karnına doğru çekti. Manzara müthişti. Herifin o kacaman siki, dibine kadar gömülmüştü götüne. Onun üstünde de, vıcık vıcık olmuş, susamış bir ağız gibi açılmış amı görünüyordu. İçine yeni bir sik almaya hazır, hatta bunun için yalvarır gibi duran o güzelim am, başımı döndürdü.

– “Hadi sok…” dedi zevkten ağdalanmış bir sesle, “Hadi gel amıma sok sikini… Çabuk ol n’olursun… Hadi gel sik beni… Ohhh hadi… Yine amımdan götümden sikin beni n’olur…”

Hırsla saldırdı Can. Bir anda üç vücut birbirine girmişti yine. Aynı anda da, karım yine peşpeşe belini getirmeye başlamıştı. İki sik birden yemek, aynı anda iki erkeğe birden sikilmek, bir sikin amına, diğerinin götüne girip çıkması, onu zevkten çıldırtıyordu. İp tam anlamıyla kopmuştu artık. Üçünün de hareketleri giderek hızlanıyor, sertleşiyordu. Sanki dövüşür gibiydiler. İnlemeleri, haykırmaları, tam anlamıyla birbirine karışmıştı.

Can ayakları yere basılı, öne doğru eğilmiş ve kollarını Şule’nin bacaklarının altından geçirerek, onu omuzlarından kavramıştı. Güçlü kollarıyla yarı havada tutuyordu karımı. Sikini de büyük bir hırsla amına sokup çıkarıyor, neredeyse öldüresiye sikiyordu onu. Hakkı ise üstünden karımın ağarlığının kalkmasıyla rahatlamış, iki eliyle onu leğen kemiklerinden kavramıştı. Kalçaları bir motor hızıyla yerden havalanıp geri dönüyor, o koca siki Şule’nin götüne dibine kadar giriyor, ucuna kadar çıkıyor, tekrar dibine kadar giriyordu.

Sonra karımın vücudu, şimdiye kadar hiç görmediğim bir biçimde sarsılmaya başladı. Öyle ki, onu tutabilmek için, Hakkı da, Can da durmak zornda kalmışlardı şimdi. Beli kıvrulup bükülüyor, kalçaları sert hareketlerle sağa sola, yukarı aşağı oynuyordu. Bu sefer çok büyük geliyordu beli. Çıldırmış gibiydi. Üstelik bir türlü de durulmuyordu. İçindeki siklere acayip şeyler yapıyor olmalıydı. Ne Hakkı’nın ne Can’ın buna dayanamayacaklarına emindim. Sorun hangisinin önce patlayacağıydı. Herhalde Hakkı ilk olacaktı.

Ama yanılttılar beni. Çünkü birlikte patladılar. Biri amının öbürü götünün derinliklerindeki iki sikin aynı anda fışkırmaya başlaması, karımı da bitirdi.

Çığlıklar atarak, yığılıp kaldı.

Bense tepeden tırnağa sik kesilmiş bir halde kalmıştım olduğum yerde. Bu sefer onlar getirmiş, ben getirmemiştim. Şikayetçi de değildim. Çünkü artık karımı sikmek istiyordum. Saatlerdir sikildiği her yerinden ben de sikmek istiyordum onu.

İçerdekiler hala halının üstünde yatıyorlardı. Hakkı altta, karım onun üstündeydi. Can ise hemen yanlarında uzanmıştı. Bu sefer onları bıkarıp içeri gitmeyecektim. Bunu karımın odaya gelmeye kalkışmasından sonra yapmaya kararlıydım. Gerçi bu sefer her şey gerçekten bitmiş gibiydi ama, yine de emin olmak, bir şeyler kaçırmamak istiyordum.

On dakika kadar öylece yattılar içerdekiler. Sonra Şule kımıldadı ilk olarak. Hakkı’nın üstünden inip yere, ikisinin arasına oturdu. Gözleri bir Hakkı’nın, bir Can’ın sikine takılıyordu. Ama artık ikisi de inmiş, süklüm püklüm olmuştu siklerin. Sahiplerinin de, hiç bir şeye aldıracak halleri yoktu. Karım ellerini uzatıp ikisinin de siklerini okşamaya başladığında, hafifçe kımıldandılar, o kadar.

– “Sikilmek istiyorum…” dedi karım, “Daha sikilmek istiyorum…”

Can’ın yanıtı, yalnızca derin bir inlemeydi. Hakkı ise sesini bile çıkarmamıştı.

– “Heyyy, duymuyor musunuz..? Sikilmek istiyorum dedim size… Hadi kalkın bir daha sikin beni… Ohhhhh çabuk olun… Sik istiyorum…. Daha çok sik istiyorum…”

– “Pezevenk kocanı denesene…” dedi Hakkı, “İçerde uyuyor kocan… Biz burada orospu karısını sikerken, kocan içerde uyuyor… Git uyandır onu… Git ona siktir artık kendini orospu… Hadi git kocana ver artık… Böyle taze sikilmiş halinde git, onu uyandır, amını, götünü, ağzını ona da siktir hadi…”

Tam bir rüya aleminde gibi, karımla birlikte ben de dinliyordum bu rezil herifin söylediklerini. Ve tıpkı karım gibi benim üstümde de müthiş bir etki yapıyor, beynime işliyordu bu sözler. Çünkü sonuçta doğru söylüyordu Hakkı. Beni içerde uyuyor sanıyordu. Ve bu süre içinde karımı sikmişlerdi. Tanrım, hem de nasıl sikmişlerdi. Ama sonunda işleri bitmişti onların da. Karım ise bol afrodizyak etkisindeydi hala. Doymamıştı sikilmeye.

Şule birden kalktı ayağa. Saçı başı iyice dağılmış, giysisi vücudunun orta kısmında toplanmıştı. Onlara bakmadan içeri yöneldiğini görünce, ben de yıldırım gibi odama döndüm. Pencereyi kapadım, kapının kilidini açtım ve yatağın üstüne uzandım. Aynı anda da karım girdi içeri. O kapıyı kaparken, ben de başucumdaki küçük lambayı yaktım.

Üstünü başını düzeltmek zahmetine bile katlanmamıştı Şule. Bacaklarının iç tarafları, am suları ve bellerle sırılsıklam ıslaktı. Hakkı yüzüne fışkırttığı sırada saçlarına gelen beller kurumuştu. Gözgöze geldik.

– “Sik beni sevgilim…” dedi yavaşça, “Canım sikilmek istiyor…”

Sonra yürüyüp yatağın üstüne sokuldu. Elleri uzanıp içeri sokmaya fırsat bulamadığım, dim dik sikimi okşamaya başladı. Ama fazla dayanamadı. Bacaklarını açıp üstüme oturdu ata biner gibi. Yattığım yerden amını görebiliyordum. Şişmiş dudakları iyece açık, içinden peltelenmeye yüz tutmuş beller sızan amı başımı dördürdü. Biraz doğruluşunu ve sikimi dibinden kayvayıp amının altına getirişini izledim. Bir anda oturdu sikimin üstüne. Alışık olmadığım kadar gevşemişti amı. Bir anda, taşaklarıma kadar aldı beni içine. Ellerini göğsüme dayamış, gözlerimin içine bakıyordu. Amından sızan beller ılık ılık taşaklarıma akıyordu. Zevkten çıldıracak noktaya geldiğimi hissediyordum.

– “Canım sikilmek istiyor…” dedi şehvet dolu bir sesle, “Canım sikilmek istiyor kocacım…”

– “Doymadın mı..?” dedim.

Birden donup kaldı karım. Hala gözgözeydik ama artık hareket etmiyordu. Sorumu anlamaya çalıştığının farkındaydım. Kalçalarımı yukarı doğru bastırıp, sikimi biraz daha kökledim gevşemiş amına. Bu, vücudunun elektriklenmesine neden oldu. Sonra yeniden hareketlendi. Kalçaları şimdi üstümde dansediyordu.

– “Doymadın mı…?” diye tekrarladım sorumu…

– “Biliyorsun…” dedi, “Neler olduğunu biliyorsun…”

– “Biliyorum…”

– “Ama nasıl..?”

– “Seyrettim…”

– “Her şeyi mi…?

– “Her şeyi, en ince ayrıntısına kadar hem de…”

– “Kızmadın mı..?”

– “Saçlamala, aksine çok hoşuma gitti…”

– “Doğru mu söylüyorsun..?”

– “Evet… Çok hoşuma gitti…”

– “Neler yaptılar bana sevgilim…”

– “Siktiler…”

– “Ah evet sevgilim, siktiler beni… Hem de ne biçim siktiler… Ahhh ikisi birden siktiler beni ve zevkten uçtuğumu sandım… İki sik birden yemek o kadar güzeldi ki… Bir sik amımda, bir sik götümde… Ohhh öyle güzeldi ki… Dünyadaki hiç bir şey bunun yerini tutamaz biliyor musun sevgilim… Hiç bir şey… Yine istiyor canım…”

Hem konuşuyor, hem sikişiyorduk. Elimi götürüp orta parmağımı götüne değidirdim. Vıcık vıcık ve alabildiğine açıktı o küçük delik. Parmağımı sanki içine çekti. Birden vücudu yine titremeye başladı. Bir kez daha geliyordu beli. Ben de fışkırmaya başladım.

– “Ohhh canım çok sikilmek istiyor sevcgilim…” dedi durulduğumuzda, “Canım çok sikilmek istiyor sevgilim… İki sik birden istiyorum hem de… Biri amıma, öbürü götüme…”

– “Hadi yine git içeri o zaman…”

– “Faydası olmaz ki… O sikler kalkmıyor artık… İkisini de boşalttım… Bir daha kalkmayacak kadar boşalttım ikisini de…”

Şimdi yatakta oturmuş, sırtını duvara dayamıştı. Bacaklarını iyice açıp dizlerini toplamıştı. Hem konuşuyor, hem de amını okşuyordu.

– “O zaman talihine küs…” dedim, “Kalkmıyorlarsa, sen de siksiz kalacaksın demektir…”

– “Niye..?” diye sordu gözlerimin içine bakarak, “Dünyadaki tek sikler onlar mı sevgilim… Hadi gel gidelim buradan… Sokağa çıkalım ve bana sik bulalım… Bir sik daha bulalım, ikiniz sikin beni… Ya da daha güzeli, iki sik birden bulalım, üçünüz birlikte sikin… Ohhhh o daha da güzel olur sevgilim… Amımdan, götümden, ağzımdan aynı anda sikersiniz beni… Ohhhh o çok daha güzel olur sevgilim…”

Saate baktım. Neredeyse dörde geliyordu. “Neden olmasın” diye düşündüm kendi kendime. Türkiye’deydik, İstanbul’daydık. Burada abazan erkekten bol ne vardı ki..?

– “Hadi kalk o zaman…” dedim karıma, “Ama önce biraz üstünü başını düzelt… Bakalım neler bekliyor bizi sokakta…”

Sevinçle fırladı yerinden. Giysisinin askılarını omuzlarına geçirdi. Eteklerini biraz düzeltti. Odadan çıktık birlikte. Salonda Hakkı ve Can sızıp kalmışlardı. Şule sessizce içeri girip ayakkaplarını buldu ve yanıma geldi. Sırtını duvara dayayıp onları giyerken, gözlerim bacaklarının iç taraflarına takıldı. Hala sırılsıklam ıslak ve yapış yapıştılar. Nereye baktığımı görmüştü.

– “Böyle daha güzel sevgilim…” dedi, “Her gören sikildiğimi anlar böyle olunca… Yeni sikler istediğimi, aradığımı da…”

Çok Güzel İğne Yaparım (Alıntı)

anlatmaya başlamadan önce kendimden bahsetsem iyi olacak. 196 boy, 85 kilo, açık kumralım. Pek kaslı değilsem de vücut yapım güzeldir. Kadınlara pek ilgim yok.

tıp fakültesinden mezun olduğumda, zorunlu hizmet için tayinim şu anda ismini vermek istemediğim bir batı anadolu kasabasına çıktı. bu durum benim de işime geliyordu, burası hem dinlenebileceğim, hem de TUS’ a rahatça hazırlanabileceğim bir yerdi, nitekim öyle de oldu.

Göreve başladığımda yaz mevsimiydi. İnsanlar genelde ağaçtan düşme vb sorunlarla geliyordu. Zaten yoğun olunan bir dönemdi, tek hemşire de iki hafta sonra doğum iznine ayrılınca işler hepten yoğunlaştı; ancak pek ciddi bir vaka gelmiyordu. Ben muayene yaptığım yerin üst katında kaldığım için bu yoğunluk beni pek zorlamıyordu.

Derken bir akşam üzeri, on yedi yaşındaki bir çocuk ağrı şikayetiyle geldi. Utku, bir yetmiş – bir yetmiş beş boylarında, esmer ve zayıf bir çocuktu. Aslında kasabaya ilk geldiğim günlerde kendisini sokakta görmüş ve beğenmiştim; ancak eşcinsel olduğuna pek ihtimal vermiyordum zira Utku maço tavırlı, erkeksi bir tipti. Onu daha da erkeksi gösteren kirli sakalları vardı, yaz mevsimi olduğu için sakallarını uzatabiliyordu.

İnce bacakları ve mavi parmak arası terlikleri beni kışkırtmıştı. Taşaklarımın karıncalandığını hissettim.

Utku’ ya kas gevşetici ve ağrı kesici iğne yapılması gerekiyordu; ancak hemşire izinde olduğu için iğneleri de ben yapıyordum. Kendisine ben ilacı hazırlarken yatağa yüz üstü uzanıp kalçasını açmasını söyledim.

İğneyi hazırlayıp yanına gittiğimde Utku şortunu tamamen indirmiş beni bekliyordu. İşte o an aklımdan başımdan gitti sandım. Utku’ nun tertemiz, yumuşacık, çok güzel bir götü vardı. İğneyi yapmak için elim götüne değip de sıcaklığını hissedince sikim hafifçe sertleşti. (İri denebilecek bir aletim var)

İlaç yakan bir ilaç olmamasına rağmen Utku yüksek bir sesle “Ah!” diye bağırdı. Ben de kendisini “geçmiş olsun” deyip evine yolladım.

Ertesi akşam, saat yedi-sekiz sularında evimin kapısı çalındı. Hava sıcak olduğundan o sırada kısa bir şort ve bir tişört giymekteydim.

Kapıyı açtığımda karşımda Utku’ yu buldum. Şikayetinin tekrarlandığını söylüyor ve bir iğne daha yapıp yapamayacağımı soruyordu. “Tamam,” deyip içeri aldım.

Koltuğun üzerinde eşyalar olduğu için içeriye, benim yatağıma uzanmasını söyledim. “Ayıp olmaz mı doktor abi?” diye sordu, ben de bir sorun olmayacağını ve bana ismimle (Bahadır) hitap edebileceğini söyledim.

İlacını hazırlayıp döndüğümde, tekrar şortunu tamamen indirmiş bir şekilde karşımdaydı. O güzel götü gördüğümde kokuyu alan benim alet bu defa tam yol dikildi. Ben yine de oğlana bir şey belli etmemeye çalışıyorum.

İğneyi yaptıktan sonra üstünü giyebileceğini söylediğimde “Acıyor” dedi. “Lan” dedim “ne kadar tatlı canınız var, altı üstü kas gevşetici.”

Fakat o “Acıyor,” diye tekrar etti ve elimi tuttuğu gibi deliğinin üstüne koydu.

Ben şaşkınlıkla “Oğlum napıyorsun?” diyebildim sadece. O ise fısıldayarak “Bahadır abi, lütfen” dedi.

Tamam, dedim, günah benden gitti. Yatağa oturmamla Utku’ nun kucağıma oturması bir oldu. Üzerindeki tişörtü de çıkardı ve çırçıplak kaldı. Ben götünü mıncıklayarak onu öpmeye başladım, o da acemi öpüşlerle bana karşılık veriyordu. (daha önce hiçbir şey yapmadığını daha sonra öğrendim.) Arada boynunu öpmem onu daha da azdırıyordu, dudaklarım boynuna değer değmez zevkten bağırmaya başlıyordu. Bu arada elim sürekli yumuşacık götündeydi.

Benim tişörtümü çıkardı ve göğüslerimi öperek aşağa inmeye başladı. Karnımı öperken elleri vücudumda geziniyor ve “Çok güzel, çok güzel” diye mırıldanıyordu.

Şortumu indirince gayri ihtiyari bir “oha” çıkıverdi ağzından. “büyükmüş.”

ben de güldüm ve neredeyse tek hamlede ağzına sokuverdim. başını tutup ileri geri yapıyor ve biraz önce dilimin dolaştığı o körpe ağzını sikiyordum. birkaç dakika geçmiş olmasına rağmen boşalmadım, utku da nefes almakta zorlanıyordu. ben de saksoyu yarıda kestim bu yüzden.

ufak tefek bir şey olduğu için kaldırmakta zorlanmıyordum. kaldırdığım gibi yatağa tekrar getirdim ve domaltıp deliğini yalamaya başladım. sabun kokusundan anladığıma göre yıkayıp gelmişti, besbelli her şeyi planlamıştı orospu… dilim deliğine girdikçe bağırıyor ve götünü sallıyordu, ben arada şaplak attıkça zevke geliyordu. biraz sonra deliği yumuşamış, zevkle açılıp kapanmaya başlamıştım.

“Daha önce yedin mi?” diye sorduğumda “Hayır,” dedi ama sert olmamı istiyormuş. Ben sokmaya kalktığımda kaçmaya çalıştıysa da omuzlarından yakaladığım gibi ittirmeye başladım. Debeleniyor, gitmek istiyordu. Benim bırakmaya niyetim yoktu; ama sikim de dar deliğine bir türlü girmiyordu.

Baktım böyle olmayacak, ben oturdum ve ona da sikimin üstüne oturmasını söyledim. Hırsından ağlıyordu. Böyle bir on beş dakika kadar uğraştık ve güç bela sikimin üzerine oturabildi. “Ulan,” dedim. “Şimdi sıçtım ağzına senin”.

Götünden kavradığım gibi yere yüzüstü yatırdım ve ben de üzerine uzandım. şimdi belimi her kaldırıp indirdiğimde bütün ağırlığımla utku’ nun üzerine yükleniyor ve oğlanı altımda eziyordum. çıkan şap şap sesleri, utku’ nun inlemelerine ve “daha hızlı” diye bağırışlarına karışıyor ve beni kudurtuyordu. ben de sikerken uzanıp onu öpüyordum. bir on dakika kadar sonra boşaldım, ama abazalıktan olsa gerek bu bana yetmemiş ve sikim inmemişti.

hiç ara vermeden utku’ yu tuttuğum gibi kaldırdım ve duvara dayayıp onu ayakta sikmeye başladım. bu arada vahşice yüzünü yalıyordum, utku ise artık zevkten delirmiş gibiydi. boşalmış olduğum için bu kez onu yarım saat kadar siktim. boşalmama yakın içinden çıktım ve zevkten titreyerek suratına attırdım. onun o erkeksi suratından süzülen döllerim beni yeniden azdırmıştı, ama ben de biraz yorulmuştum.

iş bitince utku beni öptü ve teşekkür etti. yüzünü yıkamak istediğini söyledi, ben de dinlenmek üzere oturma odasına geçtim ve koltuğa uzandım. beş dakika sonra, utku geri geldi. “abi, her şeyi yaptık ama bunu da yapmazsam gece gözüme uyku girmez,” dedi ve ayaklarımı öpmeye başladı. 45 numara ayaklarımı yalıyor, öpüyor yüzüne sürüyordu. Bu sırada ben de onun sikine dikkat ettim, bunca olaya rağmen kalkmamıştı. aslında iri taşakları ve büyük bir siki olduğu belliydi.

orada kaldığım süre boyunca utkuyu bol bol siktim. oğlanın en büyük fantezisi ayak yalamak ve ben işerken sikimi tutmaktı. ancak ne yaptımsa sikini kaldırmayı beceremedim, kendisi otuz bir çekerken falan kaldırabildiğini oysa benim yanımda utandığını söylüyordu. ömrümde gördüğüm en güzel oğlanlardan biriydi.

şu anda istanbul’ da bir üniversite hastahanesinde asistanım, utku istanbul’ a her gelişinde mutlaka bana uğrar, iğnesini vurulur 🙂

sen biliyorsun kim oldgunu

seninle tanısıyoruz, once nette sohbetlerle tanıyoruz birbirimizi. sonra telefonla konusmlar baslıyor, samimiyetimiz ve karsılıklı güvenimzi artıyor. ben görüşmek icin ısrar ediyorum.bir süre sonra kabul ediyorsun ama şartların var. kabul ediyorum hepsini. günü kararlştırıyoruz. ben evimde seni bekliyorum. gelmene yakın msg la geldim diyorsun. kapıyı aralık bırakıp yataga geciyorum cıplak ama gözlerim baglı. kapıdan giriyorsun. yatak odasına gelyorsun. sana bakmam konusmam yasak.üzerinde bir parddosu var ve icinde sadece tangan ve jartiyer. pardosuyu omuzlarından asagı bırakısının sesini duyuyorum.ve yataga yaksıtıgını anlıyorum topuklu ayakkabılarının sesinden. heyecandan ölmek üzereyim. yaklasıp vucudumda ellrini gezidiyyrsun. dudakların gogsume küçük öbücükler konduruyor. gogsumden asagı dgru bir elin diger elim bacaklarımdan yukarı dogru, ve sonunda o sertleşmiş sikimle bulusuyor ellerin. sımsıkı kavrıyorsun once alttan. bir elin gövdesinde bir elin taşaklarımı avculuyor. sonra alev alev yanan dudakların devreye giriyor. önce kafasına kücük opucukler konduruyorsun. sonra yavas yavas dudaklarının arasına alıtordun.delriyorum ama sesim cıkmıyor sadece heyecan ve zevkten inliyorum. sana dokunmam yasak ve kendimi zor tutuyorum. ates gibi dudakların dilin işini cok güzel yapıyor. herdefasında daha cok giriyor agzına sikim, ve her geri cekisinde kendini emerek yapıyorsun bunsanki pipetten birşeyler icer gibi emyorsun. elin tasaklarımı sıkıyor oksuyor. ve nihayet hepsi agzında, dilin hafif dısarda yapıyorsun bunu, bogazına kadar giriyor sikim. hayalimde bunu yaparken bir elinlede amını oksadıgın var. parmakladıgını düşünoyrum ve yanılmıyorum. am suyunla ıslanmıs parmagınla göt deligimi oksamaya baslıyorsun, sikimi daha şevkle alıyorsun agızna bunu yaprken, sen dokundukca götüm kasılıyor ve sikim şişiyor buna baglı olarak. bacaklrımı hafice geriye cekiyorum, dilin dikimin ucundan baslıyarak asagı dogru iniyor. taşaklarımda dolaşıyor bir süre, her noktasına degiyor dilinin ucu, delirmek üzreyim, yapıp yapmıyacagından emin degilim ama yapman icin icimden lavarıyorum, konusmam yasak. ve sonunda dilin yavs yavas asagı iniyor, taşaklarımın bitip göt deiligimin basldıgı o aralıkta simdi, hafice bstıyorusun orayı yalrken dilinle, sonra birden tam deligimde bir dil darbesi hissediyorum, sonra bir daha bir daha kısa aralıklarla dilin göt deligime doknuyor. her defasında birz daha uzun kalıyor orda. cıldırmak züreyim. artık inlemiyor resmen boguruyorum, içimden hadi diyorum hadi askım birz daha ama konusmam yasak. konsursam hemen gideceginden korkuyorum ve iliyorum kurallara karsı cıakrsam bunu yaparsın. sen insafsızca bunu istedigimi bile bile uzatyırsun son nokatyı koymayı. arada bir ceversinde dolanıtor dilin ama asla uzunca yalamıyorsun göt deilgimi. anlıyorum beni iyce delirmeye calsıyosun. tam artık yapmıycak dedigim anda dilin göt deligime dayanıyor ve ucu hafice giriyor icine. cıglıgabemzer bir ses cıkıyor agzımdan. elin sikimi sımsısık kavramıs durumda. bir yandan onu sıkıp bırakırken bir yandan dilin götümden sikiyor beni. aldıgım zevk taif edilemez boyutta. boşalmamak icin zor tutuyorum kendimi. bunu analmıs gibi sakın diyorsun sakın daha degil.dil,n gtümün icindeyken daha cok kasılıyor sanki dilini orda hapsetmek ister gibi. seni hayl ediyorum, hiç görmedigim biriyle sikişiyorum ve hayalimde bir sen var, cok sehvetli cok sıcak ve güzel bir kadın var hayalimde. ve o kadın diliyle sikiyor beni. yavasca dogruluyorsun. ne yaptıgını anlamay calsıyorum. elimi tutup amının üstüne getiroyrsun, tangan hala orda, oksamamı istedgini anlıyorum ve oksuyorum yavas yavas. tangan hafice ıslanmıs amının suyuyla. orta parmagımı tutup bastırıyorsun amına dogru tanganla beraber parmagımda giriyor amına ve asıl ıslaklıgı ozman hissediyorum. hafif bir inleme geliyor senden. sonra elimi tutup cekiyorsun, ne yapyırosun?? evet tanagnı cıkarıyorsun sanırım. allahım heyecandan ölmek üzeyim. bir anda yüzümde birsey hissediyorum ve kokuyu aldıgım anda anlıyorum tangan yüzümde. elimle tutup iyce bastıyorum burnuma ve o harika am kokunu daha cok icime cekiyorum. glen seslerden yataga cıktıgını anlıyorum, elin sikimi kavrıyor bir anda ve üstümdesin, tutup amına sürtmeye baslıyorsun. kafası bir anda ıslanıyor am suyunla. bir kac sürtmeden sonra duruyorsun ve yavasca kafasını amının dudaklar arasına yerleştiriyorsun. ve bir süre oylece bekliyorsun. ben tangandaki am kokunla sarhoş gbiyim. bir anda tüm agırlıgınla oturuyorsun sikimin üstüne ve taşaklarıma kadar alıyorsun icine.ve gene kısa bir süre oylece kalıyorsun. hafifce kalcalrını kıvırarak iyce yerleştiriyorsun sikimi amına. nefes alıslarınınhızlandıgını duyuyorum. yavsca yükselip tekrar aniden oturuyorsun yarragımın üstüne. ve bunu aralıklrı her defaında daha kısalarak tekrar tekrar yapıyorsun. delirmek üzreyim. hayatımın en güzel sikişmesini yaşıyorum ve bunu bana yaşatan güzelligi göremiyorum dokunamıyorum. hem büyük bir zevk hemde büyük bir işkence gibi. oyle hızlandıki oturup kalkmaların dayanılır gibi degil. bunu hissetmiş gibi duruyorsun aniden. hafifce geri kayırosun ve lerrimden tutup beni oturtuyorsun. ve o muhtesem memelrin tam yüzümde. basımı tutup bastıyorsun gögsune dogru. iki memenin arasındaki hafif ter kokunla karısmı vucut kokunu alıyorum. basımı hafice yana bastıyorsun ve meme ucun agzımda. önce dilimle ucuna doknuyyorum sonra emmeye baslıyorum , elimi kullanıp kullanmamakta kararsızım. ama aldrımyorum bu kdarına bile razıyım, memen agzımı dolduyor. sen hafice kalcalarını kıvırmaya baslıyorsun tekrar sikim amının icindeyken. ve kulgıma fısıldıyorsun birzda digerini em diye. hemen dinliyorum sözünü ve diger gogsunu emmeye yaşamay bslıyorum. ucunu hafice sısrıdıkca inliyorusn. ve elimi tutup diger gogsune getiiryorsun. şimdi birini ucunu dişlerimle digeririn cunu parmaklarım sıkıstırıyorum. kalcalrını kıvırman hızlanıyor gittikce. amın cok sıcak ve sımsıkı sarıyor skimi. kasılmalrın tüm amının sarmasını saglıyor sikimi. birden tiyorsun beni geriye. ellerini gogsume dayayıp hızlı hzılı sikiyorsun kendini yarragımla. biraz daha dayan sana süprizim var diyorsun inelyererk. öyle hızlısınki basım dönüyor zor dayanıyorum. ve sonuda derin bir nefes verişle beraber attgın hafif cglık ve bir an sikimin üzierinde ki rahat surusunla anlıyorum boşaldıgını, ve birden sütümden kalkığ iki elinde sikimi kavradıgım gibi deli gibi emmeye baslıyorsun, ve yavsca donup yeni sikilmiş ve suları dısarı sızmıs amını agzıma dayıyrosun. amının tadi öyle güzelki, hele terle karısık am koknun be agzınla yaptıkların beni cıldırtıyor. bi arn agzında cıkarıp hadi erkegim şimdi, akıt döllerini agzıma deyip tekrar emmeye baslıyosun. tüm bunlar bir kac sanye icinde olup bitiyor. ve ben deli gibi boşalıyorum. bögürerek, heryerim titreyek sarsıla sarsıla boşalyıorum. ben boşladıkca sen faha şevkle emiyorsun siikimi. cıkn seslerden döllerimin agzının kenarlardıan aktıgını anlıyorum. ve deli gibi emmye baslıyorsun. sanki icinde hiç döl bırakmamacasına emiyorsun ve bu beni deli ediyor. tirememem gecemek bilmiyor öyle delice bir boşalma ysıyorumki anlatılmaz.ve yavas yavas sakinlik baslıyor. yanıma uzanıyorsun. izinlisin sarıl bana diyorsun. sırtın bana dönük sarılyıroum. o muhetems kalcaların kasıkalrımda. ne kadar o halde kalkdım emin degilim. yavasca kalkıyorsun, elinle yüzümü oksuyorsun, yavasca giyindigini analıyorum. bu sende kalablir deyip tanganı elime veritorsun. ve bne oylece uzakasan topuk seslerini dinleyerek aldıgım zevkin tadını cıakryıorum

Dul Komşumuza Jigololuk Hizmetim!

Sеlamlar, ѕizе anlatacağım hikayе Liѕеdеn bеri dеvam еtmеktе. Adım Dеmir, yaşıtlarıma görе hер uzun boylu vе kalıрlı oldum. 1.92 boyunda, baѕkеtbol oynayan bir gеncim. Yakışıklı ѕayılabilcеk bir tiрim var, kızlarla da aram gayеt iyi. Özеlliklеdе Liѕеnin ilk yıllarında oldukça çaрkın bir еrgеn oldum, ѕinеmada ѕеvgililеrimlе hayvanlar gibi yiyişiр öрüşmеmizе rağmеn, kızlar daha ilеri gitmеdilеr. Bеn dе hiçbirini zorlamadım.

Üѕt katımızda, orta yaşlı, taş gibi kalçaları olan, gеrçеktеn hеr еrkеğin başını döndürеbilеcеk bir dul yaşıyordu, iѕmi Nurhan. Nurhan abla 40 yaşlarında olmaѕına rağmеn, vücudu gеrçеktеn еtkilеyiciydi. Bеn dе еtkilеniyordum tabiki, ama aѕla ѕaygıѕızlık еtmiyordum, zar zor olѕada o göğüѕlеrindеn vе kalçalarından bakışlarımı alıyordum. Tam bir Sеxy Maturе yani. Bir yaz günü, Nurhan ablayla markеttе karşılaştık, alışvеriş yaрmıştı. Evе kadar рoşеtlеri taşımaѕına yardım еttim, kaрıѕının önündе bıraktım. Elimе biraz рara ѕıkıştırıр, yanaklarımı öрtü vе tеşеkkür еtti. Sonra alt kata, еvimizе indim. Zili çaldım, annеmlеr еvdе yoktu. Naѕıl da ѕıkışmıştım, ama anahtarım yoktu vе annеmlеri bеklеyеcеk haldе dе dеğildim. Nurhan ablaya çıktım, durumu anlattım, WC’yi kullanmak için müѕadе iѕtеdim. Bеni içеri buyur еtti. Kеndiѕi dе duşa girmеk için hazırlanıyormuş, banyodaki WC’yi kullanabilеcеğimi ѕöylеdi

Banyoya girеr girmеz gözümе ilk çarрan, duşakabinin hеmеn yanında duran çamaşır makinеѕinin üzеrindеki dantеlli kırmızı Tanga-Sütyеn takımıydı. İşеrkеn tangaѕını еlimе alıр bakmaya başlamıştım. Nurhan ablayı o iç çamaşırlarıyla düşününcе, bеnim ufaklıkta harеkеtlеnmе olmuştu. Nеyѕе bеn işimi hallеdiр çıktım banyodan. Nurhan ablaya ѕеѕlеnеrеk tеşеkkür еttim vе gitmеk için dış kaрıya yönеldim. Nurhan Abla içеrdеn gеldi, “İѕtеrѕеn annеnlеr gеlеnе kadar ѕalonda bеklе, kaрıda kalma.” dеdi. Bеn rahatѕız еtmеk iѕtеmеdiğimi ѕöylеyеrеk çıkmak için ıѕrar еtѕеmdе, “Hadi ama utanma, gеç içеriyе!” diyеrеk bеni ѕalona bildiğiniz ѕürüklеdi. Bеndе fazla karşı koymadım, oturdum kanереyе. Nurhan Abla mutfağa gidiр çay koydu. “Nurhan abla bеn ѕеni mеşgul еtmеyеyim, işin varѕa yaр, bеn gidеyim.” dеdim. “Aaa nеrеyе? Bak çay da koydum, kеndi еvinmiş gibi otur. Bеn duşa girеcеm zatеn, 10-15 dakikaya çıkarım.” dеdi. “Tamam Nurhan abla.”dеdim, ama nеdеnѕе çok utanıyordum. Bana Tеlеvizyonu da açtı vе o güzеl kalçalarını kıvırta kıvırta banyoya girdi.

O duştaykеn bеn Tеlеvizyon ѕеyrеttim. Arada bir bizim еvi arıyordum, annеm gеldi mi diyе. Nеyѕе 15-20 dakika ѕonra Nurhan Abla duştan çıktı, реmbе bornozu içindе tam bir ѕеkѕ tanrıçaѕı gibiydi. “Yaa Dеmir, hava çok ѕıcak, yanında bornozla oturѕam olur mu, ѕеnin için ѕakıncaѕı var mı?” diyе ѕordu. “Tabi otur abla, buraѕı ѕеnin еvin, bеn artık gidеyim…” dеdim. Aѕlında aklımdan bin türlü şеytanlıklar gеçiyordu, ama ѕonuçta bеndеn kaç yaş büyüktü. “Yok tatlım ѕaçmalama, otur, bornozumdan rahatѕız olduyѕan üzеrimi giyinеbilirim.” dеdi. “Yok Nurhan abla, nе rahatѕızlığı…” dеdim. “Pеki!” dеyiр gеçti karşıma oturdu. Bеn kaçamak bakışlarla, bornozundan kıѕmеn görünеn bacaklarına vе göğüѕlеrinе bakıyordum, dayanamıyordum çünkü. Yarağım kazık gibi olmuştu vе рatlamak üzеrеydi. Şеytan diyordu ki, çıkar üѕtündеn bornozunu, şuracıkta bağırta bağırta bеcеr. Saldırmamak için zor tutuyordum kеndimi

Muhabbеt еtmеyе başladık, okul falan filan dеrkеn konu kızlara vе kızlarla ilişkilеrimе gеldi. Biraz muhabbеt еttiktеn ѕonra bеn artık rahat bırakmıştım kеndimi, nе var nе yok anlatıyordum. Nurhan abla, “Dеmir biliyor muѕun, yanlızlık çok zor…” diyе konuşmaya başlayınca, bеn anlamıştım artık olayın nеrеyе gidеcеğini. Bеndе hafiftеn yavşamaya başladım, “Anlıyorum Nurhan abla, üѕtеlik dulѕun, yalnızlık ѕеnin için çok daha zor olmalı…” dеdiğimdе artık ok yaydan çıkmıştı rеѕmеn. Nurhan abla, “Ahhh ah, onu gеl bana ѕor!” diyеrеk dеrin bir nеfеѕ aldı, bacak bacak üѕtünе attı. Bornozu kaѕıklarına kadar ѕıyrılmıştı, bеnim baldırlarına baktığımı farkеttiği haldе bornozunu örtmеmişti. Bеn artık iyicе kеndimdеn gеçtim vе acaba biraz daha fazlaѕını görеbilirmiyim diyе umutlanıyordum

Çayları doldurmak için hafifçе önе еğildiğindе göğüѕlеri nеrdеyѕе tamamеn görünеcеkti. Bakışlarımın göğüѕlеrinе odaklandığını farkеdiр, “Bak Dеmir, bir dul kadın için еn zor şеy еrkеkѕizliktir. Anlıyormuѕun? Sеninlе açık konuşmamı iѕtеr miѕin?” dеdi. Bеn ѕadеcе kafamı ѕallayabildim. “Bak hayatım, еrgеnliktе olduğunu biliyorum. Bu dönеmindе nе kadar azgın olduğunu da biliyorum. Bu kadar yürеkli bir şеkildе ѕöylеmеmin nеdеni, nе kadar zor durumda olduğumu anlaman için. İѕtеrѕеn burdan çıkıр gidеbilirѕin, ama lütfеn burda konuştuklarımız burda kalѕın. Bеn cinѕеl arzularımı tatmin еdеcеk bir еrkеk arıyorum. Eminim ѕеn dе kızlar hakkında böylе düşünüyorѕun. Eğеr iѕtеrѕеn birbirimizi tatmin еdеbiliriz. Burada olan burada kalır, ѕеn yinе kızlarla çıkmana dеvam еdеrѕin! Yеtеrincе açık konuştum mu?” dеdi.

Bu kadar açık ѕözlü olmaѕı o kadar şaşırttı ki bеni, rеѕmеn şoktaydım, еllеrim ayaklarım titriyordu hеyеcandan, “Nurhan abla dеliriyorum ѕеnin için!” diyеbildim ѕadеcе. “Bunu bildiğim için özеlliklе bu şеkildе açık ѕözlü konuşuyorum. Hiçbir şеy için zorlamıyorum ѕеni, ѕadеcе aradığım bеnim cinѕеl arzularımı tatmin еdеbilеcеk bir еrkеk. Bunu bir Jigolo ilе dе yaрabilirim, ama anla iştе, güvеn mеѕеlеѕi çok önеmli. Hеm Jigoloya vеrеcеğim рarayı ѕana vеririm! Anlaştık mı yakışıklım?” dеdi. Bеn aрışıр kalmıştım, hiçbir şеy diyеmiyordum, ѕadеcе kafamı ѕalladım. Ayağa kalktı, önümе dikiliр bornozunun kuşağını açtı. “Naѕıl, bеğеndin mi?” diyе ѕormaѕıyla, bеnim o kılѕız amına еlimi atmam bir oldu. “Bundan ѕonra bu еllеdiğin am hер ѕеnin, nеzaman iѕtеrѕеn gеliр ѕikеbilirѕin!” dеdi. Ayağa kalkıр, bir еlimi dе göğüѕlеrinе atarak dudaklarına yaрıştım, öрüşmеyе başladık. Öрüşеrеk yatakodaѕına doğru gidiyorduk.

Yatağa uzandık, еlim amında, dudaklarını öрmеyе dеvam еdiyordum. Yavaş yavaş boynunu еmmеyе başladığımda, amı vıcık vıcık ѕulanmıştı. Kulağının arkaѕını öрüр yalamaya başlayınca amının ѕuları iyicе artmıştı. Diğеr еlim tüm vücudunu gеziyordu. Bеn dе çırılçıрlak ѕoyundum. Artık tamamеn üѕtündеydim. Dilimlе yavaş yavaş göğüѕlеrinе doğru inmеyе başladım, göğüѕlеrinin ѕеrtlеşmiş uçlarını еmiyor, ıѕırıyordum. Hеr ıѕırışımda kaѕılıyor, zеvktеn gözlеri kayıyordu. Hiç konuşmuyorduk, ѕadеcе Nurhan ablanın inlеmеlеri duyuluyordu. Bir рarmağımı amına ѕoktum, amını рarmaklarkеn göğüѕlеrini еmiyordum. Göbеğini dе yalayarak artık amına indim. Amına gеlincе artık kaybеttim kеndimi, dilimi dudaklarının araѕında dolaştırıyordum, dil darbеlеri atıyordum. Nurhan abla zеvktеn çıdırmış gibi başını bir ѕağa bir ѕola atıyordu. Gözlеrinin içinе bakarak yaрıyordum bunu, gözlеri kaymıştı. Arada bir amından рarmağımı çıkarıр, amını kеşfеtmеyе çalışıyordum. Amının üѕt kıѕmını okşuyor, klitoriѕini ağzıma alıр еmiyordum. Bu onu kıѕa ѕürеdе orgazm еdiр boşaltmıştı. Amından akan ѕuları yalayıр yutuyordum, gariр bir tadı vardı.

Nurhan abla dеlirmiş gibi hırlayarak doğruldu vе bеni yatağa ѕırtüѕtü yatırıр yarağıma ѕarıldı. Sikimin ucundaki ѕıvıyı yayarak, yarağımı ağzına aldı. Öylе bir yalıyordu ki, “Çok özlеmişimmmm” diyеrеk yarağıma bildiğiniz ѕaldırıyordu. Arada bir çıkarıр ѕıvazlıyordu. Gözlеrimin içinе baka baka yaladıkça bеn dе kеndimdеn gеçiyordum. Taşaklarımı okşarkеn ağzıyla ѕikimdе ilеri gеri yaрıyordu. Bеn artık biran öncе amını ѕikmеk için ѕabırѕızlanıyordum. Nurhan abla bu iѕtеğimi anlamış olcak ki, hеmеn yatağa ѕırtüѕtü uzandı, bacaklarını kеndinе doğru çеkti vе “Hadi!” dеdi. Amı kabak gibi ortadaydı. Yarağımı tuttum, amının girişinе doğru hizaladım vе ѕürtmеyе başladım. Nurhan ablanın, “Sokk еrkеğim, koy amıma ѕikicim, doyur bеni!” laflarını duydukça müthiş tahrik oluyordum. Birazcık daha yalvarmaѕını iѕtiyordum, yarağımı ѕokmadan amının dudakları araѕında ѕürtüyordum. O da, “Sokkk! Sok hadi!” diyе bağırıyordu.

Birdеn yüklеndim vе dibinе kadar köklеdim. Köklеmеmlе birliktе çığlık atmaѕı bir oldu. Yıllardır tanıdığım Nurhan abla gitmiş, yеrinе rеѕmеn azgın bir fahişе gеlmiş gibiydi. Hızlı hızlı ѕokuр çıkarmaya başladım, bir еlimlе göğѕünü yoğururkеn, diğеr еlimlе dе boğazını tutuyordum. “Hızlı ѕik! Hızlı! Hızlı!” diyе bağırışlarıyla birliktе ikinci orgazmını yaşıyordu. Ama bu ѕеfеr boşalırkеn fеlakеt titriyor vе altımda kurbanlık koyun gibi kıvranıyordu. Bir an tеlaşlandım, üzеrindеn çеkildim vе ѕarѕıntıları gеçеnе kadar bеklеdim. Nurhan ablanın ѕarѕıntıları bittiğindе yığıldı kaldı artık. Bеn daha boşalmamıştım vе boşalmak iѕtiyordum. Nurhan abla ѕakinlеşincе yan döndü vе bеni arkaѕına çеkti, kaşık рoziѕyonuna gеçtik. Arkadan tеkrar o kılѕız şеftaliѕinе gömdüm yarağımı. Kulağının arkaѕına dil darbеlеri atarkеn, еllеrimlе dе göğüѕlеrini yoğuruyordum. Hızlı hızlı рomрalamaya başladım tеkrar, durmuyordum, dеlirmiş gibi ѕikiyordum Nurhan ablayı. En ѕonunda artık dayanamadım, amının dеrinliklеrinе bıraktım döllеrimi.

İkimiz dе yorulmuştuk, arkaѕından ѕarılmıştım vе harеkеtѕiz yatıyorduk. Döllеrim Nurhan ablanın amından çıkıyordu yavaş yavaş vе taşaklarıma akıyordu. Sikim amında küçülüр çıkınca Nurhan abla döndü vе dudaklarımdan öрtü, “Harikaydın aşkım! Sana bir ѕüрrizim daha var, ama nе biraz dinlеnеlim.” dеdi. “Tamam!” dеdim. Üzеrinе ѕabahlık gibi birşеy giydi, bеn dе külodumu giyiр ѕalona gittik. Sigaraѕını aldı bir tanе yaktı vе “Sеn içiyor muѕun?” dеdi. “Evеt içiyorum!” dеdim, bir ѕigara da bеn yaktım. Sigaralarımızı içеrkеn, еllеri vücudumdaydı, hеr yеrimi okşuyordu. Süрrizini mеrak еdiyordum, fakat nе olduğunu ѕormadım. Sigaralarımız bittiktеn ѕonra yarı kalkık ѕikimе yumularak еmmеyе başladı. Yarağımın tеkrar kazık gibi dikеlmеѕi uzun ѕürmеdi.

Bir ѕürе öрüştüktеn ѕonra, “Sürрrizimi mеrak еdiyorѕun dеğil mi!” diyеrеk önümе domaldı vе “Götümü ѕikmеk iѕtеrmiѕin еrkеğim?” dеdi. Domalık vaziyеttеykеn o götünün güzеlliğini görüncе dayanmadım, “İѕtеmеzmiyim!” diyеrеk yumuldum götünе. Göt dеliğini yalıyordum, hеmdе hiç iğrеnmеdеn. Farklı bir duyguydu, am yalamaktan daha farklıydı. Nurhan abla buѕеfеr daha farklı inliyordu. Nurhan ablaya, “İlk mi?” diyе ѕordum. “Hayır, rahat ol, göttеn yеmеyе alışığım bеn!” diyе cеvaр alınca, ѕikimi bolca tükürüklеyiр yavaşça götünün dеliğinе dayadım vе ittirmеyе başladım. Gеrçеktеndе hеmеn almıştı içinе. Sikimi götünе iyicе kanırtıр içindе biraz bеklеdiktеn ѕonra, ilеri gеri yaрmaya başladım. İlk tеcrübеm olmaѕına rağmеn, oldukça iyi gidiyordum. Anladığım kadarıyla Nurhan abla da bеndеn çok mеmnundu. Kalçalarına şaрlak atarak, hızlıca ѕikiyordum götünü. Arada bir tеmрomu dеğiştiriyor yavaşlıyordum, ѕonra tеkrar hızlanıyordum.

Nurhan abla da еlini amına atmış, amını рarmaklıyordu. Götü bana daha çok zеvk vеrmişti nеdеnѕе. Amından daha dar olduğundan olѕa gеrеk daha götünü ѕikmеk çok zеvk vеriyordu. Kalçalarına şaрlak ata ata, 10-15 dakika daha götünü ѕiktiktеn ѕonra boşalmak üzеrеydim. Sikimi çıkarıр bеlinе vе ѕırtına fışkırarak boşalmaya başladım. Ama naѕıl boşalıyordum, böğürüyordum rеѕmеn. Nurhan abla hеmеn döndü, “Sürрrizim hoşuna gitti mi еrkеğim?” diyеrеk ucundan halеn döl gеlеn ѕikimi ağzına aldı, iştahla yalıyordu. “Bitirdin bеni Nurhan abla!” diyе inliyordum. Sikim ağzında iyicе indiktеn ѕonra, yatağa yığıldım. Nurhan kalkıр duşa girdi, bеn uzanmış ѕigara içiyordum. Duşunu alıр bornozuyla gеldi yanıma yattı. Dudaklarımı öрüр bеni duşa göndеrdi. Bеn dе duşumu yaрtım, bеlimdе havluyla gеldim. Dudaklarına bir öрücük konduruр yanına yattım. Bеni övüyordu

“Dеmir, şunu bilmеni iѕtiyorum ki, ѕеninlе kеѕinliklе duyguѕal bir şеylеr yaşamamalıyız, birliktе olduk bitti. Burdan çıkıр gittiktеn ѕonra hеrşеy aramızda kalacak. Ancak aramızda kaldığı ѕürеcе tеkrar birliktе olabiliriz!” dеdi. “Tamam Nurhan abla!” dеdim. Bеn duştaykеn hazırlamış olduğu рarayı uzatarak, “Lütfеn bunu kabul еt!” dеdi. Almak iѕtеmеdim, “Nurhan abla, gеrçеktеn bugün hayatımın еn güzеl gününü gеçirttin bana, ama bu рarayı kabul еtmеk iѕtеmiyorum, bеn Jigolo dеğilim!”” dеdiyѕеmdе ıѕrar еtmеyе dеvam еdiyordu. En ѕonunda ıѕrarlarına dayanmadım, aldım рarayı. Üѕtümü giyiniр, еvе indim. Annеm çoktan gеlmiş, bana hеѕaр ѕoruyordu. Arkadaşlarla dışarda olduğumuzu ѕöylеdim, odama girdim hеmеn. Yatağa uzanmış, az öncе Nurhan ablayla ѕikişmеmizi vе aldığım рarayı düşünüyordum.

Nurhan ablayla haftada bir ѕikişmеyе başladık, hеr birliktе oluşumuzda bana рara vеriyordu. Rеѕmеn Jigoloѕu olmuştum kadının, ama halimdеn oldukça mеmnundum. Gidiyorum iѕtеdiğim gibi ѕikiyorum Nurhan ablayı, ѕonra aldığım рarayı kızlarla yiyordum. Açıkçaѕı hеrkеѕе bu şanѕ vurmaz, ama şanѕ bana güldü vе iyi dеğеrlеniriyorum :))
ALINTI

Annemle Grup (ALINTI)

Merhaba ben Can, başımdan geçen gerçek bir olayı anlatıp anlatmama konusunda tereddütte kaldım ama sonunda anlatmaya karar verdim. Annem biraz genç yaşta evlenmiş. Annemle babam ben 2 yaşındayken boşanmışlar. O günden beri annem bütün hayatını bana adadı. Annem eczacıdır. İşinde zamanla ilerledi villada falan oturmaya başladık sonra beni ilkokuldan beri hep özel okulda okuttu. Olaylar bundan 8 sene önce başladı. Annemden bahsetmek gerekirse bundan 8 sene önce annem Berrin, 32 yaşında yaşında 162 boyunda 55 kg ağırlığında beyaz tenli dolgun göğüs ve kalçalara sahip güzel bayandı. O zamanlar ben 8.sınıfa gidiyorum sınıfta Yusuf adında kardeş sayılabilecek kadar samimi olduğum arkadaşım vardı. Ayrıca yakışıklı ve zengindir. Yusuf her pazar bizim villaya gelip ders çalışırdık. Annem genelde evde biraz dekolteli elbise ve mini etek yada dar taytla dolaşır, Yusuf bize her pazar gelir ve gözü arasıra annemin kalçalarına kayardı ders çalışmamız bittiği zamanlarda Yusuf sürekli annemle muhabbet ederdi sürekli annemin güzelliğinden bahsedip ona güzel iltifatlar ederdi Annemde teşekkür ederim canım tatlım diye karşılık verip yanağından öperdi. Yusuf gerçekten haklıydı annem Berrin çok güzel bir kadın bana o zamanlar verse kesinlikle hayır demezdim oğlu olduğum için vermezdide. Özellikle kalçaları çok güzeldir yuvarlak olduğundan dar kotta ve taytta çok güzel gözüküyor. Yusuf bana sürekli annen çok güzel bir kadın nasıl sevgilisi olmaz diye sorardı bende evet sevgilisi yok dedim ve sana verse hayır demezsin dimi diye laf attım Yusufta emin ol hiç affetmezdim günlerce üzerinden kalkmazdım diye cevap verince şaşırdım o sıra sikinin kalktığını gördüm ve annem aklına mı geldi dedim o da evet dedi Berrincim bunu gördüğü zaman ne yapardı dedi ve sikini açtı penis büyütücü mü kullandı bilemem ama gerçekten büyük ve kalındı. Bu soru karşısında susmayı tercih ettim. Ve Yusuf bana dedi sen benim en iyi arkadaşım olduğun için annene sünmedim eğer izin verirsen anneni ayarlamak istiyorum dedi. Annem benim en değerli varlığım onu başka bir erkekle düşünemezdim.
Zaten annem şimdiye kadar hiçkimseyi kabul etmedi Yusufu da kabul etmez diye düşündüm ve izin veriyorum dedim ayarlayabilirsen sikersin ayarlayamazsan avucun yalarsın dedim o da tamam dedi. O günden sonra Yusuf anneme karşı daha da ilgi göstermeye başladı daha güzel sözler söyler arasıra hediyeler alıp onun öpücüğünü alırdı. Yusuf bizde olduğu zamanlar arasıra oyunlar falan da oynardık doğruluk-cesaretlik falan işte.
Bir keresinde bu oyunu oynarken Yusufla annem eşleşti ve Yusuf anneme sordu Berrin abla doğruluk mu cesaretlik mi diye annemde doğruluk canım diye cevap verdi ve Yusuf sordu; Berrin ablacım boşandığından beri hiç sevgilin oldu mu diye sordu annemde hayır canım olmadı dedi ve Yusuf gülümsedi sonrasında annemle ben eşleştik ve ben sordum annemde cesaretlik ve Yusufa göğüslerini ellet dedim başlangıçta duraksadı olur mu ki dedi bende sonuçta bu bir oyun dedim o an Yusuf annemin göğüsleri biraz okşadı ve penisinin kalktığını gördüm annemde gördü ve o da şaşırdı.
Akşam oldu ve annem yanıma gelerek Cancım, Yusufun penisi ne kadar büyük dedi ve bende hoşuna mı gitti dedim cevap vermedi. 15 gün sonra liselere giriş sınavına girdim ve uzun ve maratonlu dönem olduğu için çok yorulmuştum annem yanıma geldi ve canım hadi tatile gidelim dedi bende tamam dedim Antalyada 5 yıldızlı tatil köyüne 10-12 günlüğüne tatile gittik odamıza yerleştik ve annem beyaz bikinisini giydi hadi denize gidelim dedi ama önce sırtıma güneş yağı sür dedi ve bende tamam diyip sürmeye başladım gerçekten çok tatlı vücudu vardı yaşı 31 ama gerçekten pürüzsüz ve selülitsiz bembeyaz bir teni vardı o an Yusuf aklıma geldi ve kendi kendime acaba bu güzelliğe sahip olabilecek mi dedim. Neyse biz denize gittik annemle o gün çok güzel eğlendik ancak bir şey dikkatimi çekmişti 29-30 yaşlarında bir adam sürekli annemi kesiyordu başta annem bunu farketti ama sesini çıkarmadı.
Akşam oldu ve biz akşam yemeği için açık büfeye indik güzelce yemeklerimizi yedik ve aynı adam yine çaprazımıza oturdu ve annemi kesiyor annem ara sıra bakışlarıyla karşılık veriyordu. O ara ben anneme odadan telefonumu alıp geliyorum diyip masadan kalktım ve başka bir masaya geçip izlemeye başladım aradan 5 dk falan geçti adam masasından kalkıp annemden oturmak için izin istedi ve adam oturdu önce tanıştılar sonra konuşmaya başladılar bende hiçbirşey yokmuş gibi masaya tekrar döndüm ve annem adamla beni tanıştırdı adı adamın adı Kaan imiş. Kaan da yakışıklı karizma adam ve ben onları yalnız bırakmak için diskoya gidiyorum dedim ve onları yalnız bıraktım ve onları gizlice izlemeye başladım. Kaanla annem büfe restorantdan ayrıldılar ve sahile gittiler kaan annemin elini tuttu ve sahildeki masanın birine oturup konuşmaya başladılar ne konuşuyor bilemem ama annemin yüzü gülüyordu saat 11-12 oldu ve ben odaya gittim yarım saat sonra da annem geldi annem gerçekten mutluydu ve anneme sordum çok mu hoşlandım o da evet biraz hoşlandım dedi. Kaan 30 yaşında şirket sahibi ve tek başına tatile gelmiş dedi bizim iki oda sağımızda kalıyor dedi. Annemle biraz sohpet ettikten sonra uyuduk ve sabah oldu kahvaltıya indik kaanda bizle kahvaltı yaptı ve kahvaltıdan sonra annemle odamıza döndük ve annem ben denize gidiyorum dedi önce duş yaptı ve duştan çıkınca bende dondurma almaya gidiyorum diyip odadan çıktım ve kolidorun sonuna saklandım acaba sahiden denizede gidecek diye düşündüm aradan 10 dk geçti annem kapıyı açıp sağa sola baktı ve kapıyı kapatıp beyaz bikinisiyle 2 oda sağımıza gitti ve Kaan kapıyı açtı annemi öptü ve içeri aldı kapının kolunada rahatsız etmeyin yazısı astı bu durum karşısında ben şaşırmıştım. Odaların balkonları birbirine yakın olduğundan bizim odanın balkonunda Kaanın kaldığı odanın balkonuna geçtim perdeler kapalıydı balkonun kapısı aralıktı eğilip konuşmalarını annem Kaanın kucağında oturuyordu bir an annem telefonum odada şarzda kalmış fişini çekip geleyim dedi Kaan peki birtanem bende duşa giriyim dedi annem odaya Kaanda duşa girdi bende o ara odaya girip perdenin arkasına saklandım perdenin boyu uzun olduğu için beni göremezlerdi ve annem içeri girdi yatağa oturdu ve beklemeye başladı. Kaan duştan çıktı ve annemin yanına oturdu ve iltifatlar etmeye başladı ve annemle kaan dudak dudağa öpüşmeye başladılar ve kaan annemin sütyen bikinisinin iplerini çözüp çıkardı bembeyaz memeleri ortaya çıktı çok güzeldi ve ardından bikinisinin iplerini çözüp onuda çıkardı bembeyaz götü çok güzel duruyordu ve Kaan annemin o beyaz amını yalama başladı 5 dk falan yaladıktan sonra birazda memelerini somurdu. Ardında kaan havlusunu çıkarttı ve onunda büyük penisi vardı ve annem onu ağzına alıp sakso çekmeye başladı deli gibi yalıyordu ardından Kaan annemi köpek pozisyonuna aldı ve amına yavaşça girmeye başladı amı dar olduğundan biraz zorlandı ama zamanla hepsini içine almaya başladı annem kendinde geçecek kadar zevk alıyordu ve defalarca boşaldı sonra sonda bacak omuzda falan birçok pozisyon denediler ve kaan annemin ağzına boşaldı ve annem hepsini yuttu ikiside yatağa yığıldılar. Yarım saat sonra annem kalkıp bikinisini giydi ben odaya gidiyorum aşkım diyip tam kapıyı açacakken Kaan yataktan kalktı ve annemi tuttu çok güzelsin hayatım biraz daha diyip annemin bikinisini tekrar çıkartıp duvara yasladı ve amına tekrar girip çıkmaya başladı ve biryandan memelerini okşayıp boynundan öpüyordu ve Kaan tekrar dışarı boşaldıktan sonra annem bikinisini giyip bizim odaya gitti ve Kaanda duşa girdi o sıra bende balkondan balkona geçerek bizim odaya girdim annem duştaydı duştan çıktı ve uyudu. Kaan 5 gün daha tatil köyünde kaldı ve Kaan defalarca anneme çaktı. Ardından Kaan otelden ayrıldı. Günlerden çarşambaydı annemle tekrar otelin plajına gittik saat 5 civarıydı annem denize girelim mi tatlım dedi bende sağol anne sen gir ben odaya gidiyorum dedim ve havlumu aldım odaya gider gibi yapıp duşa kabinlerin oraya saklandım ve annem denize girdi yarım saat sonra yanına 27-28 yaşlarında 3 tane abi geldi ve annemle tanıştılar ve konuşmaya başladılar ne konuştuklarını bilemicem ama abilerin anneme iş attıkları kesindi. İçimden can oğlum yine olanlar olacak dedim bunlar kesin annemi siker dedim ve olacakları mutlaka bir şekilde izlemeliyim dedim gerçi annemi sikilirken izlemek hoşuma gitmezdi ama sonuçta hayat kendi hayatı istediğini yapmakta serbestti benim amacım anneme karşı saf görünerek onun daha rahat hareket etmesini sağlamaktı ama gerçekte cin gibiydim. Saat 7 ye doğru denizden çıktılar otele kadar konuşa konuşa geldiler ve birlikte asansöre binip katlara çıktılar annem 3. Katta indi abilerde 4. Katta indi. Karnım açtı hemen akşam yemeği için açık büfeye gidip karnımı doyurdum odaya çıkacakken annemle karşılaştım üzerinde sıfır kollu dar dekolteli pembe elbise altına mini kot etek giymiş ve güzel bir parfüm sıkmış çok seksi görünüyordu yemeğe gidelim tatlım dedi bende sağol anne ben yedim tiyatro salonuna gidiyorum dedim annem de tamam tatlım dedi. Annem yemeklerini alıp boş bir masaya oturdu ardında bizim abiler yemeklerini alıp annemin yanlarına oturdular. Sohpet koyu olmalıki annem sürekli gülüyordu garsonların birini çağırdım ve o 3 abiyi göstererek onları tanıyor musun dedim garson çocukta evet abi tanıyorum dün odalarına bira servis etmiştim öyle tanıştık dedi isimleri akabey, çınar ve cantekinmiş. Üçüde müteahhitlik ve emlak işleriyle uğraşıyorlarmış. Garson çocuğa teşekkür edip yolladım. Yemekler yendi akabey bir dilim yaş pasta alıp annemin önüne koydu ne konuştuklarını bilemicem ama annem büyük bir iştahla pastayı yedi. Ardından kalktılar ve biraz havuz civarında dolaştıktan sonra annemi otelin diskosuna götürdüler arkalarından gizlice bende girdim önce biralar ve içkiler içildi sonra hepsi sırayla annemle dans ettiler sonra Cantekin dışarıya çıktı sanırım telefonla konuşacaktı peşinden ben de çıktık telefondaki arkadışdı sanırım ve şu Cantekin şu sözleri söyledi; Kanka senin villa boşmuşdu elimize bir hatun düşürdük ki sorma senden ricam neredeysen gelsemde şu villanın anahtarını senden alsam dedi ve ardından tamam abi 15 dk sonra geliyorum diyip ordan ayrıldı. Sonra ben otelin çıkış kapısına gidip taksi istedim taksici geldi abi dedim işim çıktıda ne zaman biteceği belli olmaz dedim beni bekleyebilir misin dedim taksici önce işlerim aksar falan dedi sonra ben eline 150 lira verince tamam dedi burada beklerim dedi. Ardından ben tekrar diskoya geldim ve içeri girdim anlaşılan annemin kafa içkilerden hafif çakır keyf olmuştu. 20 dk sonra Cantekin geldi kaşgöz işareti yapıp gizlice anahtarı gösterdi ve akabey anneme bişeyler söylemeye başladı annem başta kararsız yüz ifadeleri sergiledi ve izin isteyip çantasından telefonunu çıkarıp dışarı çıktı sanırım beni arayacaktı bende hemen arka kapıdan çıktım ve dediğim gibi annem beni aradı tatlım dedi ne oldu inanamayacaksın dedi ben de ne oldu anne dedim üniversiteden eski kız arkadaşlarımla karşılaştım ve beni evlerine davete ettiler ben oraya gidiyorum birbirlerimizle biraz hasret giderelim dedi bende tamam anne dedim. Ardından dördü otoparka doğru yola çıktılar akabey anneme sarılıp yürümeye başladı annemle akabeye sarıldı ardından arabalara bindiler bende taksiye bindim taksiciye şu aracı takip eder misin dedim tamam dedi. Yaklaşık yarım saat falan yol aldık ve villa evine vardık ben taksiciye parasını verip yolladım. Dördü villaya girdi bende villanın bahçesine girdim acaba eve nasıl gizlice girebilirdim bahçede biraz tur attıktan sonra bodruma inen merdiven gördüm ve şansıma kapı açıktı hemen içeri girip gizlice yukarı çıktım abiler ve annem içkilerini yudumluyorlardı. Annemin kafa iyice çakır keyf oldu ama hala kendindeydi. Saat gecenin 2 si oldu. Akabey annemi alıp kucağına otutturdu ve öpüşmeye başladılar. Çınar ve Cantekin ise yavaşça soyunmaya başladılar. Ardından akabey annemin önce pembe buluzunu çınar ise annemin mini kot eteğini Cantekin ise annemin sütyenini çıkarıp memelerine yumuldu ve akabey ise annemin siyah seksi kilodunu çıkartıp amını yalamaya başladı biryandan Cantekin ise annemin beyaz poposunu okşuyordu. Sonra annemi domalttılar akabey koca sikini annemin ağzına verip sakso çektirmeye başladı Cantekin ise annemin göt deliğini yalamayıp pamağıyla genişletmeye çalışıyordu ardından Cantekin yere uzandı ve annemi tuttuğu gibi annemin amını sikine oturtup sikmeye başladı.
Cantekin ise önce sikini anneme sakso çektirip annemin arkasına geçip uzun aletini annemin götüne sokmaya başladı annemin götü Cantekin aletini almamak için ısrar ediyordu annem Cantekin hayır oradan yapma canım acıyor dedi akabey ellerini annemin ellerine kleyip annemin ellerini devre dışı bıraktı ve Cantekin biraz zor olsada sikini annemin götüne sokmayı başardı akabey alttan annemin amından pompalayıp ağzına gelen memelerini somururken Cantekin ise büyük bir zevkle annemin bakire götünden pompalayarak götünün bakireliğini bozuyordu. Çınar ise sikini annemin ağzına verip sakso çektiriydu. Annemi orospu gibi 3 tarafından sikiliyordu gibisini geçtim gerçekten orospuydu. Sabah 7 ye kadar annemi bir güzel sikip hepsi defalarca boşaldılar. Sonrasında akabey annemi kucaklayıp yukarıdaki odanın birine kapatıp aşağı indi ve oda kanepenin birine uzanıp uyumaya başladı ardından yukarı çıkıp annemin bulunduğu odaya girdim akabey sanırım annem bizden habersiz gitmesin diye elini arkadan kelepçeleyip gözünü bağlamıştı sanırım annemde uyuyordu aşağı indim abileri kontrol ettim hepsi uyuyordu sonrasında yukarıya çıkıp fırsat bu fırsat diyip şu orospuyu bende becereyim dedim kapıyı kapatıp kilitledim ardından soyunup annemin yanına geldim sikim taş gibi olmuştu annem yatakta yüz üstü yatıyordu bembeyaz götü kabak gibi ortadaydı önce sikimi annemin götünün arasına sürtmeye başladım sikim kaya gibi olduğundan deliğini tutturamıyordum ve annem biraz kendine geldi bu kadar yetmez mi ya dedi bende şiişşşttt dedip annemi kaldırıp amını sikime otutturdum amı biraz genişlediği için sikim rahatlıkla giriyordu acaip derecede zevk alıyordum 3 dk böyle gittikten sonra boşalacağımı anlayıp birde götünden sokayım dedim hafif domaltıp götünden girdim ve sanki cee gelmiş gibiydim bu daha zevkliydi annemin götüne boşalıp onu tekrar yatağa yatırdım birazda memelerini somurdum. Ardından giyinip çıktım karnım acıkmıştı mutfağa indim dolapta çörek varmış çörek yedikten çatı katına gidip gizli bölmede uyudum kalktığımda sessizce aşağıya inmeye başladım annemin kaldığı odadan zevk sesleri geliyordu annem yine sikiliyordu çaktırmadan bodrum kapısından çıkıp taksiye atlayıp otele döndüm akşam üştü ise çınarla Cantekin otele döndüler ama annemle akabey ortalıkta yoktu akşam oldu yemeğe indim tabi çınarla cantekinin oturduğu masanın yanına oturdum konuşmalarını dinlemeye başladım dün geceden konuşuyorlardı cantekin; reis bu hatunu birkaç gün bırakmaz hatun neydi öyle gerçekten şarap gibiydi o götüne hasta oldum. Suratına baksan sikmeye kıyamazsın o derece güzel hatun ama ne yapacaksın işte eline düşürünce affetmeden çatır çatır sikeceksin. Ellemede reis bu hatunu birkaç gün daha yesin dedi ve 5 gün daha annem ortalarda yoktu telefonuda kapalıydı ve sonunda annem 7.gün otele geldi ve hemen duşa girdi ve duştan sonra yatıp uyudu bende akşam yemeğini yedikten sonra sahile doğru bu üçünün oturduğunu gördüm bende yanlarındaki boş banka oturup konuşmalarını dinlemeye başladım akabey 7 gün boyunca anneme neler yaptığını hangi pozisyonlarda siktiğini anlatıyordu ve ardından sözlerine şöyle devam etti hatun bana hasta oldu varya ne dediysem hepsini yaptı ama 2 gün sonra gidiyormuş dedi neyse yarın bir kez daha sikerim diyip kalktılar ve bende odaya gittim annem sanki ölü gibi yatıyordu neyse ertesi gün oldu annemle kahvaltıya indik annem kusurabakma canım kızları nasıl özlediysem 7 gün su gibi akıp geçti şarz aletim olmadığı için sana haber veremedim kusurabakma canım dedi bende ne kusuru anne eğer mutlu olduysan sorun yok dedim annemde şu an çok mutluyum canım dedi. Yemeği yedik ve ben anneme tekne gezisine katılıcam sende katılırmısın dedim annem de yok canım biraz unum denize girerim dedi bende tamam diyip annemin yanından ayrıldım ve annem hemen telefona sarıldı herhalde akabeyi aradı ve annem yerinden kalkıp otele girdi bende peşinden takip ettim annem akabeyin odasına geldi akabey kapıyı açtığı gibi annem akabeyin dudaklarına yapıştı ve içeri girip kapıyı kapattılar. Bende tekne gezisine katıldım akşam 8 civarında geldim annem duştan yeni çıkmıştı. Ve böylikle tatilimizi tamamlayıp evimize döndük. Annem yediği yarrakların tadıyla daha da mutluydu ve benim girdiğim sınavın sonuçları açıklandı ve kazandığım okula arkadaşım Yusuf ile kaydımı yaptırdık ve yine aynı sınıfa düştük. Yusuf yine bize gelip annemle sohpet ve iltifat edip hediyeler alırdı. Ve ne olduysa bundan sonra olmaya başladı annemin işlettiği eczane 4 ay sonra iflas etti ve 296 bin tl borçlandı villamızı satsak bile ödeyemezdik annem çok üzgündü Yusuf bize gelip annemi teselli ederdi annemde Yusufun omzuna yatıp ağlardı çok çaresizdi. Ve 2 gün sonra Yusuf bana geldi seninle özel olarak konuşalım dedi bende tamam dedim ve Yusufla konuşmaya başladık bana dedi borcunuzu kapatabilirim dedi babam bana bankaya yüklü miktarda para yatırdı biliyorsun biz çok zenginiz dedi ama bir şartım olacak dedi ben de ne dedim, biliyorsun anneni çok arzuluyorum onun tüm borcunu kapatıp ona sahip olmak istiyorum dedi. Zaten Kaan ve 3 abi anneme tatil köyünde defalarca çaktı Yusuftan mı esirgicem diye düşünüp tamam dedim. Ama annemle senin konuşman lazım dedim o da tamam dedi. Akşam Yusuf bize geldi ve bende ağız oyunu yaparak niye geldim kardeşim bende bu akşam arkadaşta kalıcaktım dedim Anneme sordum anne bu gece arkadaşta kalabilir miyim diye sordum ve annemde tamam canım kalabilirsin dedi. Yusufta Berrin ablayla sohpet edip giderim dedi ben evden çıkar gibi yapıp dış kapıyı kapattım ve saklanıp konuşmalarını dinlemeye başladım. Yusuf annemi sürekli teselli ediyordu ara sıra da iltifat ediyordu ve Yusuf konuya başladı Berrin ablacım durumunu biliyorum bende çok üzgünüm istersen sana yardım edebilirim dedi. Annemde nasıl yardım edeceksin canım diye cevap verdi. Yusuf, berrincim biliyorsun biz çok zenginiz bankada bir sürü param istersen tüm borcunu kapabilirim dedi. Annem gülümsedi ve sahi mi diye Yusufun boynuna sarıldı sonrasında annem ne karşılığında peki dedi. Yusufta bunun karşılığında sana yıllarca sahip olacağım dedi. Annem duraksadı ve benden istediğin şey bana biraz tuhaf geldi. Yusufta neden peki dedi. Annemde sen Can’ın en samimi arkadışın Can’ın yüzüne nasıl bakarız dedi ve ayrıca benden küçüksün ben 32 yaşıma girdim sende daha 16 yaşındasın diye cevap verdi. Yusufta Can birşeyin farkına varmaz sen bana güven dedi ayrıca yaşında hiç önemi yok kimse de bunu bilmez seninle karı koca hayatı yaşarız dedi. Annemde biraz duraksadı ve teklifi kabul etti. Yusuf anneme hadi artık o güzel vücudunla tanışmak istiyorum hayatım dedi gece uzun hem Can bu akşam arkadaşında kalacak o bu gece eve gelmez dedi ve annemde tamam aşkım dedi birlikte ayağa kalktılar ve çatı katındaki odaya girdiler bende yandaki odaya girdim 2 oda arasında ufak bir cam bölme var oda karanlık olduğundan seyrettiğim fark edilmezdi. Annem Yusufun kucağına oturup öpüşmeye başladılar bu arada Yusuf annemin göğüslerini okşuyordu sonra Yusuf annemi ayağa kaldırıp onu soymaya başladı önce sıfır kollu siyah badisini sonra da siyah sütyenini çıkartıp beyaz memelerini somurmaya başladı sonda taytını ve altındaki g-stringini çıkartıp bembeyaz poposunu okşamaya başladı ve çok güzelsin dedi ve ardından yusufta soyundu ve koca aletini çıkarttı annemin gözleri birden açıldı ve çok büyük bu dedi sonda Yusuf annemi duvara yasladı göt deliğini yalamaya başladı ve sonra Yusuf iri penisini annemin götüne sokmaya başladı Yusuf penisiyle fazla zorlamıyordu sadece annemin göt deliğine bastırıyordu ve memelerini okşuyordu ve Yusuf anneme daha önce götünden yemişmişdin diye sordu annemde boşver sen dedi ve çok zevk alıyorum dedi sonra Yusuf penisini annemin poposundan çıkartıp annemin amını yalamaya başladı ve sonrada Yusuf penisini annemin ağzına verdi penisi uzun ve kalındı annem sakso çektinten sonra köpek pozisyonu aldı ve Yusuf annemin amına girmeye başladı başlangıçta biraz zorlandı ama zamanla amı genişledi Yusuf pompaladıkça annem zevkten inliyordu ve boşalıyordu. Yusuf anneme sabaha kadar çaktı ve ertesi gün Yusuf okula gelmedi ve verdiği sözü tutup annemin bütün borcunu kapattı. O günden beri annemle Yusuf süreli beraber oluyorlardı Zamanla annem tekrar eski neşesine kavuştu. Annem yusufun sözünden çıkmıyordu Yusuf ne derse annem tamam aşkım hayatım diyordu sonrasında her yaz annemle Yusuf birlikte tatile giderler. Neyse aradan tam 6 yıl geçti annem şu an 38 yaşında ve Yusuf annemi hala çatır çatır sikiyor hem amından hem götünden hatta bundan 2 yıl önce annem yusuftan hamile bile kaldı fakat aldırdılar. Annemin vücudu hiç eskimiyor sanki vücudu ilk günkü gibi bembeyaz poposu da o kadar sikilmesine rağmen hala taş gibi ve memeleri de o kadar somurulmasına rağmen hiç sarkmıyor hala dipdiri. Şu an annem Yusufla birlikte çok mutlu. Ben bu arada üniversiteyi dışarıda okuyorum annemi yusufa bıraktım gözüm arkada değil nasıl olsa neler olduğunu biliyorum. Ben de bu arada kız arkadaşımla beraber oluyorum.

(ALINTI) Otobüste Götümü Okşayan Yakışıklıya Evinde

Selam, ben Zeynep, 30 yaşında, 1.65 boyunda, 50 kilo civarında, esmer tenli, evli bir bayanım. Kocam bir fabrikada çalışıyor. Kocamı seviyorum, ama fabrikada yorulup eve geliyor ve hemen yatıp uyuyor. Haftada en fazla iki sefer ancak sikiyor, ona da sikmek denirse. En fazla 2-3 dakikada boşalıp, hemen arkasını dönüp yatıyor, ben de kendimle oynayıp boşalıyorum. Bir gün arkadaşım Jale bana oturmaya geldi. Jale de evliydi, ona derdimi anlattım. O da bana, “Kızım bul kendine sağlam bir sikici, siktir kendini!” dedi. “Ne yani, kocamı mı aldatayım?” dedim. Jale, “Kızım bu aldatmak sayılmaz ki, seninki kendini tatmin etmek sayılır! Kocan olacak herif adam gibi sikseydi seni! Ben bile kendimi siktiriyorum! Napayım, kocam doyurmuyor beni!” dedi. Şok olmuştum, “Ciddi ciddi kocandan başkasıyla mı yatıyorsun?” dedim. “Evet, hemde ne yatma, resmen parçalıyor amımı götümü, yarım saat sikmeden boşalmıyor!” dedi. “Yuh yani, Jale sen ne diyorsun? Beni yarım saat sikseler delirirdim herhalde!” dedim. Bu arada bu konuşmalar bile amımın sulanmasına yetmişti. Biraz daha konuştuktan sonra Jale gitti, ben de hemen yatak odasına gidip, amımı parmaklayarak boşaldım. Akşam kocam işten çıkıp geldi, yemeğini yeyip hemen yattı. Ben yine yarraksız öylece kalmıştım. Aradan bir hafta kadar geçmiş, Jale’nin söyledikleri kulağımda çınlıyordu. O gün anneme ziyarete gitmiştim, kocam da gece mesaisine gidecekti. Annemlerden geri dönerken otobüse bindim. Otobüs duraklarda durup yolcu aldıkça kalabalıklaşmaya başladı. Ben otobüsün en arkasında kalmıştım, ayakta öyle camdan dışarı boş boş bakıyordum. Birden kalçama bir el dokundu. Önce umursamadım, yanlışlıkla değmiştir diye düşündüm. Ama dokunmalar gitgide okşamaya dönüştü. Aslında dönüp müdahale etmem gerekiyordu, ama yapmadım, hoşuma gitmişti taciz edilmek. Götümü okşadıkça amım sulanmaya başladı. Kafamı çevirip baktığımda, arkamdaki 30 yaşlarında yakışıklı biriydi. Ona gülümsedim. Birden elimi tutup arkaya çekti. Ben ne yapacak diye düşünürken, elimi önüne götürdü. Hemen elimi çektim. Ama tekrar elimi tutup, pantolonun üzerinden yarrağını tutturdu. Biraz okşadım. Sonra yönümü ona döndüm, bir an göz göze geldik. Kararımı vermiştim, kendimi ona siktirecektim. Kulağıma doğru eğilip, “İnelim mi?” dedi. “Evet!” diye cevap verdim. İlk durakta indik, ama beni bir heyecan kaplamıştı, elim ayağım titriyordu. Elini uzattı, isminin Fevzi olduğunu söyledi. “Ben de Zeynep!” dedim. Ordan bir taksi çevirdi, taksiye binip yola çıktık, ama hiç konuşmuyorduk. Bir bayinin önünde taksiyi durdurdu, “Sen heyecanlısın, içecek birşeyler alayım!” diyerek indi, birşeyler alıp geldi. Fazla gitmeden bir apartmanın önünde durduk, taksiden inip apartmana girdik. Kendime hayret ediyordum, hiç tanımadığım bir adamın evine kendimi siktirmeye giriyordum. Eve girdiğimizde bekar evi olduğu belliydi, ortalık karma karışıktı. Odaya geçip oturdum. Fevzi de iki tane bardak alıp geldi. Poşetin içinden Votka ve enerji içeceği çıkarıp bardaklara doldurdu. Bana uzatıp, birkaç soru sordu, ben de cevapladım. Bu aradada Votkayı yudumluyordum. Bir bardak daha doldurup verdi, onu da içtikten sonra heyecanım gitmiş, heryerimi ateş basmaya başlamıştı. Fevzi elimdeki bardağı alıp kenarı koydu ve yanıma yaklaşıp, dudaklarımı öpmeye başladı. Ben de karşılık veriyordum. Badymin üzerinden göğüslerimi okşuyordu. Boynumu falan öperken, Badymi yukarı sıyırıp çıkarttı. Sonrada südyenimi çıkarıp, “Off şu göğüslere bak!” diyerek göğüslerimi öpmeye, yalamaya başladı. Ben de kafasını tutup, saçlarını okşuyordum. Bir yandan da kotumun düğmelerini açmıştı, sonra ayağa kalkıp kotumla külodumu sıyırıp çıkardı. Kendisi diz çöküp, beni koltuğa oturttu. Bacaklarımı ayırıp, başını bacakarama gömdü, iştahlı bir şekilde amımı yalıyordu. Ben artık zevkten inliyor ve kocamın ne zamandır amımı yalamadığını düşünüyordum. Fevzi sonra ayağa kalkıp, bir çırpıda kendi de soyundu. Yarrağına baktığımda oldukça kalın bir yarraktı. Önüme gelip dikildi, ben de hemen doğrulup yarrağını yalamaya başladım. Fevzi de saçlarımı okşuyordu. Sonra tutup beni kaldırdı, çekyatı açıp yatırdı, kendi de bacaklarımın arasına yerleşip üzerime uzandı ve dudaklarımı öpmeye başladı. Yarrağını amımda hissettiğimde öpmeyi bıraktı ve içime ittirmeye başladı. Nefesimi tutmuş halde Fevzi’nin gözlerine bakıyordum. Yarısını falan soktu ve “Off harika! Daracık amın varmış!” dedi ve birden yüklendi. O anda ben bir, “Ahhhhh!” çektim. Fevzi ise hemen sokup çıkarmaya başladı. İnlemeye başlamıştım, bir yandanda kocam gibi hemen boşalacak mı diye merak ediyordum. Fevzi bir yandan sikiyor, bir yandan da dudaklarımı, boynumu falan öpüyordu. Müthiş zevk alıyordum. Sonra içimden çıktı, pozisyon değiştirdik, kendi sırtüstü yattı, ben de yarrağının üzerine oturup zıplamaya başladım. Bir müddet sonra ben orgazm olup boşaldım. Ama hayatım boyunca böyle şiddetli boşalmamıştım. Yarrağın üzerinde oturup kalmıştım. Fevzi beni üzerinden indirip, hemen domalttı, arkadan amıma girip hızla sikmeye başladı. Daha yeni olduğum orgazmın etkisi geçmeden yeniden orgazm olmak üzereydim. “Hadi devam et, sik beni, harikasın Fevzi, becer beni!” gibi sözler söylüyordum. Ben boşalıp çekyatın üzerine yüzüstü uzandım, Fevzi de üzerime uzanıp halen pompalıyordu. Sonra beni yan yatırdı, tek bacağımı havaya kaldırıp, öbür bacağımın üstüne oturdu ve o pozisyonda amıma yarrağını gömüp sikmeye başladı. Ben resmen orgazm üstüne orgazm olup, zevk denizinde yüzüyordum. Bir müddet sonra bacağımı indirdi ve beni tekrar sırtüstü yatırıp bacak arama girdi, amıma girip o kadar süratli gidip gelmeye başladı ki, herhalde o da boşalmak üzereydi. Bacaklarımı beline doladım. “Sik beni aşkım, sik beni erkeğim!” diye inliyordum. Fevzi kasılarak içime döllerini fışkırtmaya başlamıştı. Aslında içime boşalmasını istemiyordum, ama aldığım zevkten söyleyemedim bunu ona. Fevzi’nin boşalması bitmiş, üzerime uzanmıştı, yarrağı halen içimdeydi ve sertliğinden birşey kaybetmemişti. Fevzi sonra doğrulup tekrar sokup çıkarmaya başladı. Ben şaşkın şaşkın bakarak, “Napıyorsun, boşalmadın mı sen?” dedim. Fevzi de, “Dur bakalım yavrum, daha yeni başladık!” diyerek dudaklarıma yapıştı, aynı zamanda da amıma pompalamaya devam etti. Hayran kalmıştım Fevzi’ye, kendi kendime (Keşke kocam da böyle sikseydi!) dedim. O gün aralıklarla Fevzi beni üç posta daha sikti. Gece eve taksiyle döndüğümde hemen geceliğimi giyip yatağa girdim. Yaşadığım müthiş geceyi düşünürken uyuyup kalmışım. Sabah kocam eve geldiğinde, ben yorgunluktan yerimden kalkamadım. Kocam pijamalarını giyip yatağa gelerek, “Ne oldu aşkım, neyin var?” diye sordu. Ben de rahatsız olduğumu söyledim. “Aman kendine dikkat et, şu aralar Grip salgını var ortalıkta!” diyerek yanıma yattı ve uykuya daldı. İçimden (Sen zaten başka birşey bilmezsin ki!) diyerek, ben de ona arkamı dönüp uyudum. Ama neyseki sikicimi bulmuştum, iki günde bir gidip her pozisyonda kendimi siktiriyorum.

(ALINTI) Dişçimi Kendi Koltuğunda Becerdim

Selam Geçen sene geçirdiğim çürümüş azıdişi çekim operasyonundan sonra sürekli dişim ağrıdı durdu. Bu ağrının nedeni olarak kulaktan duyma bilgilerle dişimin kökünün bir kısmının içeride kaldığını öğrendim ama aradan en az altı ay falan geçmeden doktora gitmek istemedim. Son gittiğimde zaten bir sürü sancım olmuştu o yüzden korktuğum için gitmek istemedim ama artık ağrılarıma dayanamadığım bir gün, yani geçen hafta bizim apartmanın dört beş apartman ötesinde ki diş doktorunun muayenehanesine gittim.
Daha önce devlet hastanesinde operasyon görmüştüm ve tekrar acı çekmemek için bu defa özele gittim. Daha önce hiç bu dişçiye gitmemiştim ve içeri girdiğimde, evli diş doktorumla tanıştığımda daha önce buraya gelmeyerek ne kadar büyük bir yanlış yaptığımı anladım. Kadın boy olarak biraz kısa, belki 1.60 boylarında ama şöyle bir yüz yüze geldiğinizde bakacağınız ilk yer o iri memeleri olur emin olun. Kocaman memelere sahip bir doktor, memelerinin yanı sıra götüde kocaman bir kadındı ve itiraf etmem gerek koca götlü kadınlar benim her zaman ilgi alanım olmuşlardır. İçeri girer girmez hemen merhaba diyerek beni oturma odasına aldı. Bir kaç dakika bekledikten sonra asistanı artık nereye gitmişse o geldi, birazda onunla hoşgeldin muhabbetlerine girdikten sonra sorunumu anlattım ve sıranın bana gelmesini beklemek üzere televizyonun karşısında beklemeye başladım. Doktor hanım ara ara beklediğim odanın önünden geçerek nere gidiyorsa bilmiyorum ama başka bir odaya geçiyordu.
O sıralarda gözüm sürekli doktorumun götünde ve memelerindeydi. Diş ağrımı bir anda unutmuştum inanır mısınız. Sanki diş için değilde kadını izelemek için gelmiştim oraya. Beş veya on dakika kadar bekledikten sonra ilgilendiği hastası ile işi bitince yanıma geldi, kapının önünden “buyrun sizi alabilirim” diyerek beni odasına götürdü. Kadının kalçalarını izlemekten afallamış bir şekilde ve orada bulunma nedenimi unutmuş bir şekilde onu takip ettim ve muayene için bana yolu göstererek önde önden gittiği kolduğun üzerine uzandım. Ağzımı açıp sorunlu dişimi, yani ağrıyan tarafı göstermeden önce haliyle bana şikayetimin ne olduğunu sordu. Bir anlığına ne diyeceğimi bilemedim ve gülümseyerek “neydi yaa, hmmm, unuttum inanın” dedim. Kadının dikkatini tam o anda çekmiştim. Ben unuttum deyince eline giydiği eldiveni giymeyi bırakarak bana doğru baktı ve gülümseyerek “o zaman biraz oturup hatırlamaya çalışalım” dedi. Hiç o gün olduğu kadar cesur bir erkek olmamışımdır buna emin olun.
O gün bana doktor hanım öyle değince “benim için hava hoş, sizinle oturacaksam saatlerce oturup düşünebilirim” dedim. Kadın bir anda suratını astı ve ona asıldığımı anlayınca aramıza biraz mesafe koydu. Suratını astığında bende fazla kızmaması için “yanlış anlamayın daha bir kaç ay önce gittiğim diş doktorum kendinden öyle soğutmuştu ki beni, koltuğundan kalktığımda diş doktorlarına karşı müthiş bir önyargı oluştu bende ama sizi görünce her doktorun aynı olmayacağını fark ettim, eliniz hafif gibi geliyor bana o yüzden öyle söyledim” dedim. Kadın tabi yemedi bunu ve yine ciddi bir şekilde “her neyse sorununuz aklınıza geldi mi” diye sordu. Bana karşı takındığı tavıra bir türlü alışamadım. Sorunumu söyledikten sonra tahmin ettiğimiz üzere diş kökümün çekilmediğini söyledi. Tabi bunu söylemek için önce film falan çekti ve filme bakarak söyledi. Sorundan kurtulmam için ise bana ertesi gün öğleden sonra gelmemi söyledi. İşin içine ameliyat girdiği için bir gün sonraya randevu vermişti.
Koltuktan kalkacağım sırada hala bana olan tavrı devam ettiği için tam odadan çıkarken odanın kapısını kapattım ve doktor hanıma dönerek “özür dilerim az önceki davranışımdan dolayı ama elimde değil çok güzelsiniz” dedim. Bana sürekli “tamam önemli değil” gibi şeyler söyleyerek olayı kapatmak istiyordu ama ben bunu içten söylemediğini biliyordum o yüzden “hayır önemli değil diyorsunuz ama yüzünüz hala asık, lüften affedin beni” diyerek yalvarmaya devam ettim. Sonunda o kadar çok ısırar ettim ki kadın “lanet olsun tamam” diyerek gülümsedi ve “yarın görüşürüz” diyerek elimi sıktı. Eve gittiğimde aklım hep o diş doktorundaydı, çıkarken kartını aldığımı hatırladığımda evli olduğunu bilmediğim için mesaj atarak tekrar özür dilemek istedim. Sekiz on mesajlık bir metin hazırlayarak sms olarak cep telefonuna gönderdim. Çok geçmeden bir iki dakika falan sonra karşılık geldi. Karşılık olarak sadece gülücük vardı ve altınada tekrar önemli değil yazmıştı.
İkinci attığım mesaj özür mesajından ziyade ona olan hayranlığım ile ilgiliydi. Mesajımda onun kadar güzel bir kadını daha önce görmediğimi, gözlerinin ne kadar güzel olduğunu, ne kadar tatlı biri olduğunu falan aklıma ne gelirse yazdım. Resmen kadına ilanı aşk ediyordum. Mesajlarımdan hiç birine ters karşılık vermedi. Yaklaşık sekiz on defa karşılıklı olarak mesajlaştık. Ben samimiyeti sms sayesinde oldukça ilerletmiştim. Ertesi gün olduğunda randevum gelmeden iki saat önce muayenehanesine gittim. Bu defa kapıyı asistanı açmıştı, içeri geçerek beklemeye başladım. Benden başka kimse yoktu, asistanı benim geldiğimi söylediğinde elinde ki hastayı bırakarak yanıma geldi ve “henüz randevumuza saatler var biliyorsunuz değil mi” dedi. Bende gülümseyerek “olsun sizi bir kaç saat daha önce görmek istedim o yüzden geldim ben” dedim. Gülümseyerek arkasını döndü ve tekrar hastasının yanına gitti yalnız odadan çıkarken başını şöyle bir çevirip gülümseyerek bir kaç saniye orada öyle bekleyip beni izledi.
Sonunda bir gecelik uğraştan sonra diş doktorumu biraz biraz yumuşatıyordum. Hastasıyla yarım saat kadar daha ilgilendikten sonra yanıma geldi ve karşımda duran koltuğa oturarak direk konuya girip “benden tam olarak ne bekliyorsun bilmiyorum ama ben evliyim” dedi. Bende hiç düşünmeden karşılık verip “önemli değil ben sizden çok hoşlandım, dün gece sabaha kadar uyuyamadım ne yapabilirim elimde değil” dedim. Halbuki sabaha kadar uyumama gibi birşey olmamıştı. Sadece yatarken yarım saat kadar doktorun orasını burasını düşünmüştüm ve muayenehanede sikiş fantazileri falan kurmuştum yalan yok :). Her neyse bir kaç dakika boyunca bekleme salonunda oturup sohbet ettik. Asistanı bir ara yanımıza gelerek doktor hanımdan izin alıp dışarı çıkmak istedi. Ben içten içe gitmesini istiyordum, gidip bizi baş başa bırakmasını. İstediğm gibide oldu, asistanı dışarı çıktığında artık muayenehanede koca götlü doktor ile baş başa kalmıştık. Tabi kocaman olan sadece götü değil söylediğim gibi hem koca götlü hemde koca memeli doktor demek daha yerinde olur :). Baş başa kaldığımızda düne göre daha samimiydik, daha keyifliydik ve birbirimize daha yumuşak davranıyorduk. Dün üzerinde beyaz önlüğü ve altında kumaş pantolonu vardı, bu gün ise altına dizlerinin üzerine kadar inen, yani mini etekten biraz uzun bir etek giymişti. Üzerinde yine beyaz önlüğü vardı ve önlüğün altında da beyaz bir gömlek vardı. Ara ara konuşurken gözlerim ister istemez gömleğin düğmelerini zorlayan memelerine kayıyordu. Bunu fark ettirmemek için elimden geleni yapsamda fark ettiğinde başını eğerek memelerine doğru baktı ve “neden sürekli oraya bakıp duruyorsun, yoksa düğmem mi açılmış” dedi. Hem gülümseme hemde biraz utanma ile “keşke, nerde o günler” dedim ve başımı önüme eğerek ne tepki verecek diye beklemeye başladım. Bir kaç saniye sadece gülümsedi, tabi bende kaçamak bakışlarla bakıp gülümsedim. Ardından bir anda, hiç beklemediğim bir anda “dün gece yatmadan önce en son düşündüklerin nelerdi, benim hakkımda neler düşündün” diye sordu.
Sanki onunla muayenehanede sex yapmayı hayal ettiğimi fark etmiş gibiydi. Önce “hiiç öyle sıradan şeyler” diye geçiştirmek istedim ama olmadı çünkü “hayır inanmıyorum, ne düşündüysen açıkça söyle” diyerek tekrar sordu. İkinci sorduğunda “biraz erotik şeyler düşündüm itiraf ediyorum” dedim. Bana “eminim muayene koltuğumun üzerinde bir kaç fantazin olmuştur” dedi. Sanki daha önce benim gibi bir çok erkekle tanışmış gibiydi, yani kendi ile ilgili yapılabilecek fantazilerin hepsini biliyordu kadın :). Bende “evet koltuk üzerinde de bir kaç fantazim oldu” dedim. Ayağa kalktı, elini uzattı ve elini tuttuğumda beni koltuğunun yanına götürüp “tam olarak neler düşündün hadi göster” dedi. Ben bir anda gelişen bu durum karşısında ne yapacağım diye düşünürken ve biraz çekingen davranırken birden kapı çaldı. Kalçalarını sağa sola sallayarak odadan çıkarken “hemen geliyorum, sen hazırlan” dedi ve kapıyı açtı. Gelen asistanıydı, içer girerken görmüştüm kapının aralığından.
Asistanına “gelen olursa salonda beklet” diyerek yanıma geldi ve kapıyı kapatıp kilitleyerek “evet nerede kalmıştık” dedi. Yapacaklarımı yapmaya başlamadan evvel “söylediğim gibi erotik şeylerdi” diyerek onu uyarmak istedim aslında, yani benden yapmamı istediği şey onu koltuğun üzerinde sikmekti, bunu ben biliyordum çünkü o tür hayallerim vardı ama doktor hanım belki daha normal şeyler bekliyor olabilirdi. Olayların biraz erotizme kaçacağını hatırlattıktan sonra ve ondan da “tamam olsun, ne hayal ettiysen yap” sözünü duyduktan sonra önce dudaklarına yapıştım. Bir kaç saniye öptükten sonra dudaklarını çekti ve “hadi ama bunu düşünmüş olamazsın, ne düşündüysen onu yap” diyerek geri çekildi. Anlamıştım ki doktor hanım sex için birşeyler yapmamı bekliyordu, beklentilerini karşıladım ve “tamam o zaman arkanı dön” diyerek arkasını döndürüp eteğini yukarı doğru sıyırdım. İç çamaşırı hemen karşıma geliverdi. Siyah kenarları dantelli bir külotu vardı.
Giydiği çorap jariyer çorabıydı ve onunda üst kısımları dantelliydi. Eteğini sıyırdıktan sonra külotunun üzerinden elimi attım ve amını okşayarak diğer elimle pantolonumun fermuarını açtım. Yarrağımı dışarı çıkarttığımda göz ucuyla yarrağıma doğru baktı ve “hmmm, hadi bakalım bekliyorum” dedi. İşte o anda evli diş doktorumu kendi koltuğunun üzerinde, yani dişçi koltuğunun üzerinde domalttım ve külotunu çıkartmak istedim ama “külotum dursun” diyerek çıkartmamı istemedi. Benim için sorun değildi zaten, bacağının birini koltuğun üzerine atarak külotunu kenara çektim ve amının deliğini açığa çıkarttım. Yarrağımın başını amına dayamamla “aahh” diye inlemesi bir oldu. Yarrağımın başı biraz kuru olduğu amına biraz sürttürdükten sonra geri çektim ve elime tükürüp yarrağımın başını ıslattım. Ardından ikinci kez amına dayadığımda bu defa yavaşça içeri girmeye başladım. Boyu kısa olsada koltuğun üzerine dizini dayadığı için amı biraz yukarı gelivermişti. İçine girmemle girip çıkmaya başlamam bir oldu.
Hızlı ve sert girişlerle kısa boylu seksi doktor hanımı ayakta sikmeye başladım. İçine girereken her girişimde biraz daha fazla ıslaklık hissediyordum. Amından akan beyaz zevk sıvısı yarrağımın dibine doğru gelmişti ve hatta külotunun üzeirne bile biraz biraz sıçramıştı. Kadın içine girmemle sesini kesmesi bir oldu. Normalde zevkten inlemesini beklerken o zevk aldıkça elini ağzına götürüyor ve parmalarını avcunun içinden ısırarak kendini sıkıyordu. Daha bir kaç dakika geçmişti ki artık boşalmak için fırsat kolluyordum. Aslında saatlerce sikmek isterdim ama hem onun zamanı yoktu hemde ben daha fazla dayanamıyordum. Doktor hanıma “dayanamıyorum” dediğimde artık benim git gellerimi beklemeden o götünü bana çarpmaya başladı. Ben bir süre sonra sabit durdum ve doktor hanımın götünü ileri geri hareket ettirerek yarrağımı içine almaya başladı. Zaten o andan sonra geri dönüşü yokru benim için. Bir dakika bile sürmedi bu pozisyon, sonunda yarrağımı çekerek içinden çıkarttım ve otuzbir çekerek koltuğun kenarına boşalmaya başladım.
Ben boşalırken sonuna doğru doktor hanım yarrağıma elini attı ve otuzbir çekmeye o devam etti. Eline aldığında bir kaç damla daha spermimim fışkırdı. Sonunda işim bittiğinde doktor hanım eline peçete alarak boşaldığım yerleri silip üzerini düzeltti ve “şimdi otur bakalım şuraya, ameliyata geçelim” diyerek bir kaç iğne yapıp işe koyuldu. Bundan sonrası tıbbi olaylar olduğu için anlatmıyorum ama bir kez daha ilişkiye girmek için sabırsızlıkla bekliyorum lakin o günden sonra fırsatını bulamadım. Bakalım sabırla bekleyiş içerisindeyim.

ARKADAŞIN KARISINI SİKE SİKE OROSPUM YAPTIM

Merhabalar. Adım Nahit, 32 yaşındayım. Yıllarca bir fabrikanın müdürlüğünü yaptıktan sonra, 7 yıldır tecil ettirdiğim askerliğimi yapmak için müracatta bulundum. Fabrikada tüm personel tarafından sevilen, sayılan, aynı zamanda çok otoriter biriydim. Fabrikanın yemekhaneden sorumlu aşçısı, Erkan isminde genç biriydi ve iki ay önce 17 yaşında bir kızla evlenmişti. Düğününe beni de davet etmiş, ben şehir dışında olduğum için düğünlerine gidememiş ve evlendiği kızı görememiştim, fakat çokta merak ediyordum. Bu arada erkan benden çok korkar, aynı zamanda çokta saygı gösterir, her zaman günlük menü dışında bana özel yemekler yapar, bazen de, “Müdürüm bir gün seninle kafaları çekelim, mezeler benden!” derdi. Ama bir türlü işlerimizin yoğunluğu nedeniyle fırsat bulamamıştık. Neyse günüm geldi işimden ayrıldım ve askere gittim.

Askerden geldikten sonra oturduğum apartmanın altında boş olan bir dükkanı kiraladım ve inşaat malzemeleri üzerine bir işyeri açtım. Aradan 6 ay kadar geçmişti, bir gün fabrikaya eski patronumu ziyaret için gittim. Fabrikada benim dönemimden çalışan hiç kimse kalmamış, bütün personel yenilenmiş, patron işleri baya bir küçültmüştü. Çalışanlara yemekhane sorumlusu Erkanı sordum, onun da işten ayrıldığını ve yemeklerin tabildottan geldiğini söylediler. 15 gün kadar sonra bir gün sabah dükkanın önüne bir sandalye atıp güneşlenirken, motorlu birisi önümden geçti ve Erkana çok benziyordu. Ama güneş gözlüğü taktığı için tam emin olamadım. Aynı kişi akşam üzeri tam ters istikamete doğru geçince, ben sabahları ve akşamları yola bakmaya başladım ve her gün geçiyordu. Birkaç gün sonra akşam geçerken ben bunu durdurdum, evet Erkandı. Beni görünce baya bir şaşırdı, “Oooo müdürüm!” deyip elime sarıldı. Dükkana davet ettim. Hoş beşten sonra, “Birkaç gündür görüyorum ama emin olamadım, her gün bu caddeden nereye gidiyorsun?” diye sordum. Yeni taşınmışlar, evi caddenin sonundaki varoş mahallesinde imiş ve başka bir fabrikada aşçı olarak çalışıyormuş…

Baya bir hasret giderdikten sonra, motoruna bindi, giderken de, “Müdürüm, ailecek te görüşelim, buralarda hiç çevremiz yok, herkes kendi halinde, bari sizinle gidip gelelim, hanımın ve çocuğun çok canı sıkılıyor!” dedi. Okeyleştik ve “İstediğiniz zaman buyurun gelin!” dedim. Akşam durumdan eşime de bahsettim. Bu arada ben 8 yıllık evliyim ve 4 yaşında bir çocuğum var. Erkanın da hemen bir çocuğu olmuş ve bir buçuk yaşına girmiş. Eşim, “Olabilir, eğer hanımı kafadengi birisi ise, benim de canım sıkılıyor aslında, benim içinde iyi olur.” dedi. Erkan birkaç gün sonra dükkanın önünden motorla geçtiğinde bu sefer arkasında başörtülü, pardesülü kapalı bir bir bayan ve kucağında bir çocuk vardı. Ofisimde olduğum için onlar beni görmedi, ama ben çok şaşırmıştım, karısının kapalı biri olabileceğini hiç düşünmemiştim ve ilk defa görüyordum, fakat çok hızlı geçtikleri için doğru dürüst görememiştim.

Cumartesi akşam üzeri Erkan dükkana uğradı ve “Müdürüm, müsaitseniz Pazar günü size gelmek istiyoruz?” dedi. Karıma telefon açıp müsait olup olmadığımızı sorduğumda, karım da, “Müsaitiz müsaitiz, buyursunlar gelsinler, hatta biraz erken gelsinler kahvaltıyı da birlikte yapalım!” dedi. Pazar günleri işyerini açmıyordum, Pazar sabah erkenden kalkıp unlu mamül fırınına giderek Simit, Poaça ve Börek aldım ve beklemeye başladık. Saat 10:00 gibi geldiler, kapıda karşıladık. İçeri geçtiler, “Hoşgeldin!” diyerek eşine elimi uzattım ve tokalaştık. Ama ne tokalaşma! Elleri ateş gibi yanıyordu! Samimi bir şekilde, “Ben Hayriye!” dedi. “Ben de Nahit!” dedim ve ekledim, “Bu arada siz hasta olacaksınız galiba, ateşiniz var!” dedim. Hayriye hafif gülümseyerek, “Yok, benim doğal halim bu!” dedi. Erkan da, “Müdürüm ben kışın soba kullanmıyorum, Hayriyenin teni çok sıcaktır!” dedi, gülüştük. Hayriye minyon tipli, hafif çukur gözlü, beyaz tenli, yüzü ve vücut yapısı süper güzel bir kadındı. Ona bakmaktan kendimi alamıyor, fakat göz göze gelmeye de korkuyordum.

Kahvaltı masasına geçtik. Hayriye çocuğu uyutmak için yan odaya geçti. Bu arada biz masaya oturunca, ona benim karşımdaki sandalye kaldı. 5-10 dakika sonra geldi ve karşıma oturdu. Derin bir kahvaltı sohbeti, yaz olduğu için balkon kapısı açık, güzel bir ortam, kakara kikiri 2 saat kadar masada kaldık. Hayriye kapalı olmasına rağmen çok hoş sohbet, biraz utangaç ama konuşkan birisiydi. Kahvaltıdan sonra biz balkonda koyu sohbete dalmışken, hanımlar bulaşık falan derken öğlen oldu ve hanımlar yanımıza gelerek pikniğe gitme teklifinde bulundular. Hazırlıklar yapıldı pikniğe gittik. Vaktimiz çok güzel ve eğlenceli geçiyor, bu arada samimiyetimiz artıyordu. Piknikte çay içerken Hayriye bana, “Nahit abi, Erkan 3 yıldır seni öyle anlatıyordu ki, merakımdan çatlamıştım!” dedi. Erkan da lafa girdi, “Ee o benim biricik müdürüm, bana çok babalık yaptı, ondan gördüğüm iyiliği babamdan görmedim ben, gerçi fabrikada yardım etmediği tek işçi yoktu, o fabrikadaki bütün işçilerin babasıydı!” dedi. Hayriye de, “Abi ne zaman bir durum olsa Erkan, şimdi Nahit müdürüm olacaktı ben bu hale düşmezdim diyor, seni anlata anlata bitiremiyor!” dedi. Bu arada eşim bir bana, bir Hayriyeye bakıyor, bir şeyler çözmeye çalışıyordu. Ben ise kötü duygulara girmemek için kendimi zorluyor, fakat Hayriyeden de gözümü alamıyordum. 19 – 20 yaşında, süper güzel bir hatun karşımda ve göz göze gelmemek için resmen kendimle savaşıyorum.

Akşam üzeri piknikten döndük, akşam yemeği falan derken saat 22:30 oldu. Herkes pikniğin de etkisiyle baya yorulmuştu. Bunlar, “Artık kalkalım…” dediler. Sabah gelirken minibüsle geldikleri için yine minibüsle gitmeleri gerekiyordu ben, “Olmaz, minibüsle göndermem, sizi ben bırakırım!” dedim. “Ya zahmet etme.” falan dediler. Ben de, “Hem evi de öğrenmiş olurum.” deyince itiraz etmediler. Eşime, “İstersen sen de gel.” dedim. Eşim, “Ben yorgunum, sen bırak gel.” dedi. Neyse ben bunları evlerine bıraktım. Arabadan inerlerken çocuk Erkanın kucağında idi. Vedalaşırken yine tokalaştık, ama Hayriyenin elleri yine ateş topu gibi yanıyor ve içimi fena yapıyordu. Elimi bırakmadan, “Nahit abi her şey için çok teşekkürler, çok güzel bir gündü, en kısa zamanda biz de sizi bekliyoruz!” dedi. Bu arada gözlerimin içine bakıyordu, durduğum yerde yarağım kazık gibi olmuş, yüzüm kızarmıştı. “Abi sen bana diyorsun ama sen hasta olacaksın, yüzün kıpkırmızı ve terliyorsun!” dedi. Ben de güneş çarpmış olabileceğini söyledim. Vedalaştık ve ben eve döndüm.

Eşim geceliğini giymiş yatmış, yatakta beni bekliyordu. Soyundum ve yatağa girdim. Biraz sohbet ettik, onları nasıl bulduğunu sordum. Çok beğendiğini, iyi insanlar olduğunu ve görüşebileceğimizi söyledikten sonra bana manalı manalı bakarak, “Umarım bu düşüncelerim yüzünden beni pişman etmezsin!” dedi. (Eşim çok kıskanç bir yapıya sahiptir). “Ne demek istiyorsun?” dedim. “Kız çok güzel ve sana da çok hayran kaldı!” dedi. “Ne alaka? Kocası anlatmış, o da merak etmiş, ne var bunda?” dedim. “Daha çok toy, sen yine de dikkat et!” dedi. “Abartıyorsun! Duymadın mı, bana Abi diyor, ayrıca kapalı birisi!” dedim. “Orası öyle, ama ne bileyim, o kadar güzel ki kıskanmamak elde değil!” dedi. Ben de, “Sen ondan güzelsin karıcığım!” diyerek dudaklarından öptüm ve amını avuçladım ve okşamaya başladım. Sonra karımın külodunu çıkardım, amını yalayıp, az önceki elin sıcaklığının ve konuşmalarında etkisinde kalarak kazık gibi olmuş yarağımı karımın amına geçirdim. Karım, “Offfffff, işte bu huyuna bayılıyorum senin, ne zaman aklımdan geçse yarağını amımda buluyorum!” diyor ve dudaklarını ısırıyordu…

Ben ise Hayriyeyi siktiğimi hayal ediyor, karıma köklüyordum. Karım zevke gelmiş çılgınlar gibi inliyor, “Ben bu yarağı kimseyle paylaşamam! Bu yarak bana ait! Sakın o karıyı sikeyim deme!” diyor, kendi kuşkularını dillendiriyordu. “Karıcığım merak etme, Hayriye karşımda soyunup bacaklarını ayırsa bile dönüp bakmam!” diyerek karımın amına pompalıyordum. Karım, “Ben seni bilmezmiyim? On senedir yediğim bu yarağı tanımazmıyım? Öyle bir fırsatı kaçırırmısın sen, bulduğun ilk fırsatta koyarsın kızın amına!” diyor, beni daha da azdırıyordu. 20 dakikadır karımı sikiyordum ve artık son noktaya yaklaşmıştım, hızla pompalıyor, “Merak etme aşkım, siksem bile bana senin kadar zevk veremez!” diyerek karımı rahatlatmaya çalışıyordum. Karım ise ikinci defa boşalıyor olmanın zevkiyle, “Sik kocacığım sik, bu yarağa helal olsun, bu yarak ne Hayriyeler hak ediyor! Offfff çıldırıyorum, pompala kocacığım, kökle amıma!” derken, korunmadığı için, yarağımı son bir hamleyle karımın amından çektim ve göbeğine boşaldım. Nefes nefese kalmış bir vaziyette üzerinde 2-3 dakika hareketsiz kaldım, sonra yanına uzandım. Karım dudağıma bir öpücük kondurarak, “Az önce söylediklerimi sakın ciddiye alıp ta kıza birşey yapayım deme haa! Sana belli olmaz, izin verdiğimi falan düşünürsün!” diyerek gülümsedi.

Aradan 3-4 gün geçmişti ama Hayriye bir türlü aklımdan çıkmıyor, resmen bütün gün düşüncemi işgal ediyordu. Ellerinin sıcaklığı aklıma geldikçe yarağım kalkıyor, elleri böyleyse acaba amı nasıldır bunun diye düşünmeden edemiyor, bir yandanda arkadaşımın karısı hakkında böyle düşünceler taşıdığım için kendime kızıyor, müthiş bir suçluluk duygusu yaşıyordum. Tam bir ikilem içindeydim. Bir akşam vakti tam dükkanı kapatmayı düşünüyordum ki, Hayriye caddenin karşı kaldırımından kucağında çocuk ile yavaş yavaş yürüyerek evlerinin ters istikametine doğru gidiyor ve sık sık arkasına dönüp bakıyordu. Hemen koşarak yanına gittim ve arkasından, “Hayriye?” dedim. Galiba sesimi tanıyamadığı için birden irkildi, beni görünce de biraz rahatladı. “Bu saatte böyle yaya nereye gidiyorsun? Hayır mı?” dedim. “Abi sorma ya, Erkan gece vardiyasında çalışıyor, işe gitti, ben de annemlere gidiyorum. Minibüsü beklemeyeyim, yavaş yavaş yürüyeyim dedim, ama hep dolu geçiyorlar, almadılar, buraya kadar geldim.” dedi. Ben de, “Yorulmuşsun, gel biraz dinlen, böyle olur mu, o kadar yol kucağında çocukla yürünür mü, gel hadi!” diyerek çocuğu kucağından alarak, biraz da emrivaki bir tavırla işyerime götürdüm…

Hayriye yorulmuş, kan ter içinde kalmıştı. Soğuk bir kola ikram ettim. “Abi ben almasaydım, geç oluyor, şimdi minibüsler nöbete düşerse çok geç kalırım!” dedi. Ben de, “Merak etme, seni bu saate minibüsle gödermem, ben bırakırım, rahat ol, al şunu iç, serinle biraz!” dedim. “Nahit abi zahmet etme, ben minibüsle giderim!” dedi. Ben kaşlarımı çatarak, “Seni bu saatte böyle göndermem, sonra Erkan duyarsa bana kırılmaz mı?” dedim. Hayriye de çaresiz, “Peki abi!” dedi ve kolayı aldı. Çocuk uyuyordu, koltuğa yatırmıştım. Sohbete başladık, tam karşımda oturuyor ve havadan sudan konuşuyorduk. Ben ise yine gözümü dikmiş öyle derinlere dalmıştım. Birkaç defa göz göze geldik. Ben hep gözümü kaçırıyordum ve sonuncuda kaçıramadım, bir an sessizlik oldu, 10-15 saniye gözgöze bakıştık. Bu defa o gözünü kaçırdı, ben hemen toparlanmaya çalıştım, ama bu arada masa altında benim yarak yine kazık gibi olmuştu. “Abi ne zaman kapatıyorsun?” dedi. Ben de, “5-10 dakikaya kadar kapatırım, gideriz!” dedim. Bu arada yukarıyı evi aradım ve bir işim olduğunu, bir yere kadar gidip geleceğimi ve merak etmemelerini söyledim.

Masanın altından yarağımı düzelttim, eğer anlarsa rezil olacağımı düşündüm ve sakinleşmek için birkaç dakika dikkatimi dağıttım, masadaki evrakları dosyaları falan toparladım. Sakinleşince de, “Hadi kalkalım!” deyip çocuğu kucakladım ve arabaya kadar ben götürdüm. Arabaya varınca çocuğu almasını, kapıları açacağımı söyledim. Çocuğu alırken ben biraz çekingen davrandım, ama o çok rahattı ve yanaştı, çocuğu sıkı tutabilmek için sarılarak alırken, benim kolumun birisi çocukla onun arasında kaldı ve pardüsünün üzerinden taş gibi göğüslerini ilk defa hissederken neredeyse kalp krizi geçirecektim. Kapıları açtım, arkaya binmek istedi. “Aşk olsun, bu da ne demek oluyor? Hakaret sayarım bunu!” deyince, “Ay abi özür dilerim, böyle düşüneceğini bilemedim!” dedi ve ön tarafa geçti. Neyse yola çıktık, bu arada hava iyice kararmıştı. Ben acele etmiyor, yolu uzattıkça uzatmaya çalışıyorum. Gideceğimiz yer normal trafikte yarım saatlik yoldu, ama akşam trafiği de işin içine girince baya bir uzadı. Trafik durunca, ben kucağındaki çocuğun yanağını okşamak bahanesiyle ona yanaşıyor, zaman zaman kazara olmuş gibi göğüslerine elimi sürtüyordum…

Çaktırmadan kalkmış yarağımı düzelttim ve konu açılsın diye, “Demek Erkan benden çok behsetti ha, öyle mi?” diye sordum. “Sorma Nahit abi, seni yere göğe sığdıramıyor, ben de merakımdan çatlıyordum.” dedi. “Eee merakın geçti mi? Nasıl, merak ettiğin kadar varmıymışım bari?” dediğimde, bir iki saniye sustu ve “Evet, çok iyi bir insansınız!” dedi. “Teşekkür ederim, sizde iyisiniz, Erkanı severim, çok saygılı çok efendi bir çocuk. Onla evli olğun için çok şanslısın! Eminim iyi bir kocadır!” diye zarf attım. Hayriye yine bir iki saniye sustuktan sonra, “Eh işte, öyledir…” dedi. “Ne demek şimdi bu? Nasıl eh işte? Evliliğinizde sorun mu yaşıyorsunuz?” diye sordum. “Abi evlilik olur da sorun olmaz mı?” dedi. “Hayırdır, büyük bir sorun mu? Bak üzüldüm şimdi, oysa ben sizi çok mutlu görmüştüm.” dedim. “Yok, tabi ki mutluyuz, ama bizim de kendimize göre sorunlarımız var tabi, biraz özel sorunlar Nahit abi.” dedi.

“Bana güvenebilirsin, eğer paylaşmak istersen seni dinlerim ve elimden geldiğince de çözümü konusunda yardımcı olurum, ayrıca bende sır olarak kalır, bu konuda bana güvenebilirsin!” dedim. “Nahit abi sana güvenmesem bu kadarını da söylemezdim zaten, ama güvensem de daha fazlasını anlatmam doğru olmaz.” dedi. “Peki sen bilirsin!” deyip, torpidodan bir kartvizitimi çıkardım ve uzattım, “Eğer çok daralır da konuşmaya ihtiyaç duyarsan çağrı bırak, ben seni ararım!” dedim. Kartı aldı, “Tamam abi, ararım!” dedi. Bu arada yüzü değişmiş, hüzün, utanma, çekinme ve korku karışımı tuhaf bir ifade almış, gözlerini karşıya dikmiş anlamsızca yola bakıyordu. Bir kart daha çıkardım ve bir kalemle birlikte uzattım, “Buna da sizin numarayı yaz, bende de sizin numaranız bulunsun.” dedim. Numarasını yazdı ve uzattı. Baktım ev numarasını yazmış sadece, “Cep numaranı da yazsaydın.” dedim. “Ben cep telefonu kullanmıyorum, hep evde olduğum için ihtiyacım olmuyor.” dedi. “Peki tamam!” dedim.

Bu arada gideceğimiz yere varmıştık. Hayriyeye arabadan inmeden ona, “Sen kötü görünüyorsun, büyük bir sorununuz var galiba?” diye sordum. “Yok bir şey abi, sonra anlatırım!” dedi. “Tamam o zaman, yarın mutlaka telefonunu bekliyorum, anlatacaksın bana!” dedim. “Tamam! Erkan öğleden sonra saat 2:30 gibi evden çıkıyor, ozaman ararım.” dedi. “Tamam o zaman saat 2:30 dan sonra telefonunu bekliyorum, mutlaka ara bak! Bu arada sen geri nasıl döneceksin, saatte epeyce oldu?” diye sordum. “Ben bu gece burada kalacağım abi, kardeşimin düğün hazırlıkları var, yarın alışverişe çıkacağız, alışverişten sonra oradan direkt minibüsle dönerim eve. Abi çok teşekkür ederim, sana zahmet oldu bu geç saatte.” dedi. “Ne zahmeti canım, ne olacak ki, ne zaman arabalık bir durum olursa, gece gündüz farketmez, aramazsan gücenirim!” dedim ve tokalaşmak için elimi uzattım. Çocuğun başını dizine koydu ve tokalaştık. Eli elimde, “Yok bu sıcaklık normal bir şey değil!” diyerek gülümsedim. “Abi benim elim hep böyledir, pek tokalaşmam ama kimle tokalaşsam çocukluğumdan beri hep bunu söylüyorlar, demek ki sıcak kanlı birisiyim!” diyerek o da gülümsedi ve arabadan indi.

Hemen geri döndüm, ama içim içime sığmıyordu, eve nasıl vardım bilmiyorum. Gözümün önünden gitmiyordu, ertesi gün öğlene kadar bana bir yıl kadar uzun geldi. Saat 14:30 gibi çıktım dışarıya ve Erkanın geçmesini bekliyorum, ama geçmedi. Saat 15:30 oldu, ne Erkan geçti ne Hayriyeden telefon geldi, kafayı yiyordum. Masama geçip koltuğuma oturup gözlerimi saate diktim, kulağım telefonda. Saat 16:15 oldu halen telefon yok. Ne olursa olsun ben arayacaktım, eğer Erkan açarsa (Haftasonu müsaitseniz, ya siz gelin, yada biz gelelim) deyip bir şekilde olayı kapatacaktım. Kaldırdım telefonu, çevirdim numarayı, daha ilk çalışının ilk saniyesinde telefon açıldı…

“Alo.” dedim. Hayriyeden titrek ve kısık bir sesle cevap geldi, “Alo?” dedi. “Ben Nahit, Erkan evde mi?” diye sordum. “Yok Nahit abi, 14:30’da gitti o.” dedi. “Buradan geçmedi, kapıda bekledim ama göremedim?” dedim. “Abi motorla gitmedi, servisle gitti, normalde servis alıyor onu, ara sıra motorla gidiyor.” dedi. “Anladım. Hani arayacaktın, neden aramadın?” diye sordum. “Aramadım işte…” dedi. “Neden? Hani konuşacaktık?” diye sordum. Kısa bir sessizlik oldu, “Boşver Nahit abi, konuşmayalım!” dedi. “Hmmm. Pardon, sanırım aramakla ben yanlış yaptım. Ben konuşacağımızı, bana sıkıntılarını anlatacağını düşünmüştüm.” dedim. Yine kısa bir sessizlikten sonra, “Abi hangi sıfatla dinleyeceksin benim sorunlarımı, yani sana neden anlatayım, seninle neden konuşayım bunları?” dedi. “Dost olduğumuzu düşünüyordum ben.” dedim. “Tamam abi dostuz, ama aile dostuyuz, sorunlarımızla seni meşgul etmek istemem.” dedi.

“Sen bilirsin, ama akşam da dediğim gibi, eğer anlatmak, boşalmak istersen dinlerim ve anlattıklarını da bir sır olarak saklarım (burada boşalmak kelimesini özellikle kullanmıştım), her şeyi içine atmak sağlığına zarar verebilir, insanda bazen dışa vurma ihtiyacı doğar.” dedim. “Ya elbette konuşmaya ihtiyacım var, elbette birilerine anlatsam rahatlarım, ama bu neden siz olasınız? İşte benim kafamı karıştıran bu, yoksa birileriyle sıkıntımı paylaşmayı ben de isterim.” dedi. “Sen bilirsin, kime güveniyorsan onunla paylaşırsın, güvendiğin birisi varsa ona anlat, ama içinde tutma. Akşam bir ara çok kötü oldun, o halin aklımda kaldı, üzüldüğüm için aradım, onun için anlatmanı istedim, bana güvenebileceğini düşündüm.” dedim. “Güveniyorum…” dedi. “Güveniyorsan anlatırsın.” dedim. “Şimdi değil, ama belki daha sonra anlatırım.” dedi. “Peki ne zaman istersen anlatabilirsin, bilesin ki ben dinlemeye hazırım!” dedim. “Tamam abi bunu bilmek içimi rahatlattı.” dedi.

“Seni tutmayayım, eğer işin varsa kapatabiliriz.” dedim. “Yoo işim yok, çocuk uyuyor zaten.” dedi. “İyi, benim de canım sıkılıyordu, sakıncası yoksa öylesine sohbet edelim.” dedim. “Sakıncası yok…” dedi. “Alışverişi yaptınız mı?” diye sordum. “Evet yaptık, çok güzel şeyler aldık.” dedi. “Senin güzel şeylere ihtiyacın yok ki.” dedim. “Bana değil, kardeşime aldık… (Biraz sessizlik oldu) Hem benim neden güzel şeylere ihtiyacım olmasın ki?” diye sordu. Sustum, terledim ve titremeye başladım. Titrek bir sesle, “Sen zaten çok güzelsin, extra güzel bir şeye ihtiyacın yok!” dedim. Yine kısa bir sessizlik ten sonra, “Ciddi ben güzelmiyim?” diye sordu. “Hemde çok!” dedim. “İltifatın için teşekkür ederim, bunu duymak çok güzel!” dedi. Hayriyenin bu sözleri bana cesaret vermişti, artık balık oltaya geliyordu, “İltifat değil, gerçekten çok güzelsin, hatta hayatımda gördüğüm en güzel kadınsın!” dedim. “Yok artık, o kadar da abartmayın lütfen!” dedi. “Abartmıyorum!” dedim. “Nerem güzel ki?” diye sordu. “Yüzünden başka nereni gördüm ki?” deyince gülüştük…

“Beni güzel bulmana sevindim Nahit abi!” dedi. “Sorununuz bu mu yoksa, Erkan seni güzel bulmuyor mu?” diye sordum. “Yok, o da güzel olduğumu söyler ara sıra.” dedi. “Hmmm, tutturamadım!” dedim. “Abi sonunda konuşturacaksın beni, bizim sorunumuz sağlık sorunu!” dedi. “Nasıl yani, sağlık derken? Yoksa hastamısın? Demiştim sana bu sıcaklık normal değil diye.” dedim. “Yok abi, sorun Erkanda, bende değil!” dedi. “Öylemiiii? Peki nesi var? Hemen tedavi ettirelim, ağır bir hastalığı falan mı var? Doktora gittiniz mi?” diye sordum. “Hayır gitmedik! Zaten sorun da bu! Doktora gitmemesi!” dedi. “Nasıl yani? Niye gitmiyor ki?” dedim. “Gitmiyor işte!” dedi. “Ben götürürüm onu, sen hastalığını söyle bana!” dedim. “Gitmez abi! Utanıyor!” dedi. “Yahu sağlığın utanması mı olur, bu nasıl bir zihniyet, doktora gidilmez mi, nesi var bunun? Verem mi? Kanser mi?” diye sordum. “Yok abi, öyle bir şey değil, erkekliği ile ilgili…” dedi.

İşte tuzağıma düşmüştü. Biraz sessizlik oldu. “Hmmm, sanırım anlıyorum, ama sağlık sağlıktır, ben öyle düşünürüm, eğer tedavisi olan bir rahatsızlıksa gitmeli doktora!” dedim. “Abi özür dilerim, ama bir şey soracağım, tamam ben sana güveniyorum, ama aynı zamanda da senden utanıyorum, biraz açık konuşsam ayıp olur mu?” dedi. “Ne ayıbı yaa! Sen ne saçmalıyorsun, ayıp falan olmaz, istediğin gibi konuş! Anlat şimdi, nedir sorun?” dedim. “Abi Erkanın erken boşalma sorunu var!” dedi. “Öylemi? Hmmm, anladıımm, peki ne kadar erken?” diye sordum. “Çok erken! Dakika bile sürmeden! Bir defasında içine bile giremeden 3 kere boşaldı, dördüncüde de içine girer girmez boşaldı ve o günde çocuk kaldı. Aslında gerdeği de o gün yapmış olduk, yani düğünden 2 ay sonra! Ara sıra söylüyorum doktora gidelim diye, doktora gideceğimize beni öldür diyor.” dedi.

“Hmmm, durum baya vahimmiş, senin adına nekadar üzüldüğümü bilemezsin!” dedim. “Nahit abi bana bunları anlattırıyorsun da, peki yengemle sizin sevişmeniz nekadar sürüyor? Ne sıklıkta yapıyorsunuz?” diye sorduğunda bir üst Level’e geçtiğimizin göstergesiydi bu soru. Zafer kazanma yolunda ilerliyordum. Konuşmanın bundan sonrasını iyi yönlendirebilirsem, Hayriyeyi kesin sikebilecektim. “Yengenle hemen hemen hergün sevişiriz ve 20-25 dakikadan tut da 1 saati geçer bazen!” dedim. Hayriyenin şaşkınlığını telefondan bile hissedebiliyordum, “Yok yaa? Okadar sürüyor mu abi? Okadar süre yengemle ne yapıyorsunuz?” diye sordu. “Vaktimiz kısıtlıysa hemen yengene girerim ve 20-25 dakika yaparım yengeni, fakat vaktimiz bol olduğunda, yarım saate yakın birbirimize Oral yaparız, 69 yaparız, Rus işi, Fransız işi yaparız, Amerikan işi yaparız, değişik Fantaziler yaparız, Dirty Talking yaparız, birbirimizi birer ikişer kez Orgazm ettikten sonra Finali Doggy veya Jokeyle yaparız!” dedim. (Bilerek bu kelimeleri seçmiştim!).

Hayriye, “Oral? 69? Dörti Tolkink? Jokey? Dogi? Rus işi…? Abi anlatacaksan Türkçe anlat da anlayayım!” dedi. “Oooo, pardon canım! Haklısın! Örneklelerle anlatsam daha iyi olur aslında, fakat biraz açık saçık olur, sakıncası var mı?” dedim. “Yoo, sakıncası yok, istediğin gibi anlat abi!” dedi. “Bak şimdi, sevişmeden önce, yani sikişmeden önce, ön sevişme denilen birşey var, 69 bunlara en güzel örnek. 69’u sana şöyle açıklayım: Mesela ben yatakta sırtüstü yatıyorum, sen de benim üzerime ters yatıyorsun, ben seninkini yalarken, sen de benimkini yalıyorsun. Bunları yaparken de Dirty Talking yapıyoruz, mesela, Yarrağımı iyi yala Orosopu! Taşaklarımı em amına koduğumun Kaltağı! Birazdan senin bu daracık amcığını sikip parçalayacam! Domaltıp, osurta osurta sikecem seni Fahişe! Yarak hastası azgın Orospu seni! diyorum. Sen de, Sik parçala amcığımı koca yaraklı sikicim, erkeğim, kökle amıma, geçir yarrağını! falan diyorsun!” dedim…

Hayriye belliki bu kadar da açık beklemiyordu, sesi kesilmiş, telefonda hızlı hızlı nefes alışını duyabiliyordum. Muhtemelen eli amına gitmişti. Gerçi benim de elim sikimdeydi. Birkaç saniye suskunluktan sonra Hayriye heycanla ve titrek bir sesle, “Eee, sonra…?” diye sorunca, bir üst Level’e daha geçmiş olduk ve anlatmaya devam ettim. Artık resmen telefonda sekse dökmüştüm işi, “Bak mesela, amın kıllı mı?” diye sordum. Hayriye burnundan soluyarak, heyecanla, “Yok değil, devam et lütfen!” dedi. “Ohhh, yani amın kaymak gibi, kaymak gibi amlara bayılırım! Amının dudaklarını ağzıma alıp sündürüyorum, emiyorum, amcığına dilini sokuyorum, götünün deliğini parmaklıyorum! Sen de yarağımı hızlı hızlı emiyor, aynı zamanda amını yüzüme bastıra bastıra sürtüyorsun. İkimiz de birbirimizin ağzına boşalıyoruz, ben senin amının sularını yalarken, sen de benim döllerimi yalayıp yutuyorsun!” deyince, Hayriye köpek gibi soluyarak, telefonda inlemeye başladı. Çok geçmeden, Hayriyeden “Ağıhhhh Ihhhhh…” diye bir inleme çıktı ve hiç birşey söylemeden telefonu kapatıverdi. Kesin Orgazm olmuştu ve utancından kapatmıştı telefonu. Bu arada ben de küloduma boşalmıştım!

Ertesi gün yine aynı vakitte aradım. Hemen açtı yine telefonu, “Alo?” dedi. “Alo benim, Nahit! Dün hata ettim galiba, özür dilemek ve vedalaşmak için arıyorum, söz birdaha aramayacam! Kendine iyi bak, bye!” dedim. Hayriye hemen, “Dur kapatma!” dedi. “Efendim canım?” dedim. “Eğer dünkü bir hataysa, bu sadece senin hatan değil, bunu ben de istedim! Bana kızma, dün çok tuhaf oldum, ondan kapattım telefonu! İlk defa kendimi gerçek bir kadın gibi hissettim, ne olur konuş benimle. Beni birdaha aramazsan, ot gibi yaşamaya mahkum olurum, hayatımda hiç heyecan kalmaz!” dedi. Hayriye tam istediğim kıvama gelmişti, biraz daha üstüne gitmeye karar verdim ve “Bak canım, bu yaptığımızın yanlış olduğunu ve de sonunun nereye varacağını sen de biliyorsun, en iyisi burda bitirelim bu işi!” dedim. Hayriye ağlamaklı bir ses tonuyla, “Bunu bana yapma! Eğer yalvarmamı istiyorsan yalvarırım! Ne yapmamı istersen yaparım, nasıl olmamı istiyorsan öyle olurum! Altına yatmaya bile hazırım! Orospun olurum! Kaltağın olurum! Yarağını yalarım, döllerini yutarım! Erkeğim benim, sikicim benim! Domalt sik beni! Geçir yarağını amıma! Götümü sik, parçala!” deyince, dünkü kaldığımız yerden telefon seksine devam ettik…

Yaklaşık bir hafta boyunca hergün telefonda seks yaptıktan sonra, arkadaşımın o kapalı ve utangaç karısı Hayriye, artık tam bir Orospu gibi olmuştu ve artık gerçekten sikilmek istiyordu. Ben de dayanamıyordum artık ve nezamandır yüzünü görmemiştim, “Yarın sabah işyerime uğrasana aşkım, seni çok özledim!” dedim. “Kocam evde, çıkamam!” dedi. “Karımdan yemek tarifi almaya gideceğini söylersin, 5 dakika görsem yeter!” dedim. “Tamam bakarız!” dedi. Ertesi sabah saat 08:45 gibi işyerime geldiğinde içim içime sığmıyor, çıldırıyorum. Hemen kapıyı kilitledim, pancurları indirdim ve yanına geçtim. Aman tanrım o ne güzellik! Hafif bir makyaj yapmış, başında desenli saten bir başörtüsü vardı. Pardesüsünü çıkardığında, üzerinde beyaz sıfır yaka bir badi, altında topuklarına kadar inen, tüm hatlarını belli eden, kırmızı dar bir etek. Direk yanına vardım, ellerimi uzattım, ellerimden tuttu. Koltukta oturuyordu, kendime doğru çekerek kaldırdım ve direk dudaklarına yapıştım…

Çılgınlar gibi öpüşüyoruz. “Aşkım gel arka odaya geçelim!” dedim, elinden tuttum, arkadaki küçük odada Çekyat vardı, hemen oraya girdik. “Dur yapma, yakalanırsak rezil oluruz!” dedi. “Aşkım ben o riski alacak kadar istiyorum seni! Ya sen?” dediğimde, eteğini kaldırdı külodunu sıyırdı, Çekyata yattı ve “Ben de kocamı ve çocuğumu evde bırakıp sabahın köründe karından yemek tarifi almak gibi sudan bahaneyle buraya gelecek kadar istiyorum! Hadi sik beni!” dedi. Hemen amına yumuldum, bir iki dil darbesi atmak için, fakat sanki hiç am yok, orada incecik bir çizgi varmış gibi duruyordu amcığı. Hayatımda siktiğim karının haddi hesabı yoktur, ama böylesini hiç görmemiştim, 3-4 cm uzunluğunda ince bir çizgi! Aşkım bu ne böyle?” dedim. “Ne var, ne oldu?” dedi. “Aşkım bence Erkanda sorun yok, bu amcığa giremeden boşalmak hastalık değil, kimse dayanamaz buna!” dedim…

Hayriye saçlarımdan tutup beni kendine doğru çekti, “Çok konuşma şimdi karın falan gelir, hadi aç şu amcığımı!” dedi. Benim yarak zaten akşamdan beri kazık vaziyette, o amcığı da görünce damarlar patlayacak hale geldi. Hemen kafasını bolca tükürükledim ve Hayriyenin amına aşağı yukarı sürtmeye başladım. Yarağımın kafasını amının dudaklarında hissedince, Hayriyenin gözleri kaydı, “Aşkım, ilk erkeğim sen olacaksın, çok özledim bu anı, hadi sevgilim, geçir artık bana!” dedi. “Aşkım sen doğum yapmadın mı? Bu amcık sanki hiç açılmamış gibi!” dedim. “Sezeryanla doğurdum! Zaten Erkan içine girdi bir defa bile git gel yapmadan patladı, amımın gördüğü yarak bu kadar! Şimdi sen patlat, hadi göster marifetini, Zifaf yaptır bana, acıt canımı!” diyerek habire üstüne çekiyordu. “Hazırmısın aşkım?” dedim. “Hazırım erkeğim! Hemde nasıl hazırım! Anladın mı şimdi elimdeki ateşin sebebini?” dedi.

Yüklendim! Sanki yarağımla çarşaf yırtıyorum, o kadar dar amcık! Zar zor yarısına kadar soktum, Hayriye kolunu ısırıyor, gözleri sım sıkı kapalı, sanki nefes almıyordu. Biraz bekledim, kollarını açtım, parmaklarımı parmaklarına geçirdim, “Gözlerini aç sevgilim!” dedim, açtı. Göz gözeyiz, nefeslerimiz birbirine karışıyor, “Hadi kökle erkeğim!” diye inliyor. Bir daha yüklendim ve artık dibindeydim. Gözü gözümde, dişlerini sıkıyor ve öyle bir bakışı vardı ki, gözlerinden birer damla yaş başörtüsüne doğru süzüldü. Sikimi yavaşça geri çektim, tekrar yüklendim. Birdaha, bir daha derken titremeye başladı. O tapılası güzellik altımdaydı ve ben onu sikiyordum, hemde göz göze, inanamıyordum. Saatlerce öyle kalabilirdim, fakat acele etmeliydim, vaktimiz çok dardı, başladım pompalamaya ve gözlerinin içine bakarak, “Aşkımsın! Sevgilimsin! Kadınımsın! Orospumsun! Fahişemsin!” diyordum…

Hayriye de, “Erkeğimsin! Sikicimsin! Vurucumsun! Hadi sik beni! Hadi kökle! Vur dibime! Ohhhh yedir yarrağını bana, hadi sik Erkanın karısını, hadi vur koçum, vur erkeğim, çatır çatır sik, doyur amımı! Ohhhh, ilk erkeğimsin! Kökle Orospuna! Kökle Fahişene! Hadi hadi sik beni! Sik arkadaşının karısını! Senin Orospunum hadi!” diyordu. Bir süre pompaladım ve Hayriye sara hastası gibi titreyerek Orgazm oldu ve “Ben bittim, hadi sen de boşal erkeğim!” dedi. “Korunuyormusun?” dedim. “Hayır, fakat patla amıma, fışkırt, dibimi dölle erkeğim!” deyince ben de öyle bir patladım ki, 15 yıldır böyle boşalmamıştım. 3-4 dk. içinden çıkmadan üzerinde yattım dudak dudağa. Sonra hemen kalktık toparlandık. Pancurları ve kapıyı açtım hem caddeye bakıyoruz hem konuşuyoruz. “Harikaydın aşkım, bana kadınlığımı tattırdın!” dedi. “Sen de öyle aşkım, o nasıl amcık öyle, neredeyse hiç olmayacakmış, resmen yarağımı acıttın!” dedim. “Bendeki amcık amcık da, siken yarak olmayınca amcık ne yapsın? Aşkım ben gideyim artık, kimseyi şüphelendirmeyelim!” dedi. “Tamam aşkım, yalnız bu sikişi ben saymıyorum! Bu akşam geleceğim, seni evinde doya doya sikeceğim, olur mu canım?” diye sordum. “Aşkım çok korkuyorum gören olur diye!” dedi. “Yok ben kimseye görünmeden gelirim aşkım. Saat tam 20:30 da sendeyim, tamam mı Hayriye?” dedim, “Tamam Nahit!” dedi, gitti.

Heyecanla akşamı beklemeye başladım. Akşam saat 20:30 da evinin önünden geçerken sokak kapısının açık olduğunu gördüm ve hemen içeri daldım. Kapıdan içeri girer girmez kapı arkamdan kapandı. Baktım kapıya sırtını dayamıs öyle bekliyordu. Evin ışıkları tamamen sönüktü, ancak sokak lambasının ışıkları pencereden sızıyor ve evin içini loş bir aydınlık kaplamıştı. Hemen kucağıma aldım ve odaya götürdüm hiç konuşmuyorduk. Öpmeye başladım. Yavaşça çömeldi ve gözlerimin içine bakarak fermuarımı açtı, yarağımı ağzına alarak öyle bir emmeye başladı ki, daha bir dakika olmamıştı, benim yarak beton gibi olmuştu bile. Ben de onu yalamak istiyordum, yarağımı iki eliyle kavradı, “Hayır ben bunu istiyorum hemen, sen sonra yalarsın, vaktimiz çok nasıl olsa!” dedi.

Hemen birbirimizi soyduk, yere uzandı, “Hadi koçum! Hadi benim hovardam! Göster şu erkekliğini! Yarağa doyur şu amcığımı!” dedi. Hiç beklemedim, hemen bacaklarının arasında yerimi aldım, yarağımı amının dudaklarında aşağı yukarı gezindirmeye başladım. Hayriye çıldırmıştı, kıvaranıyor, “Geçir kökle artık, ne olur dayanamıyorum, sok koca yaraklım, sok orospun olayım, sok artık!” diye yalvarıyordu. Öyle bir kökledim ki yarağımı, sanki kızgın bir taşın deliğine sokmuşum gibi acı duydum. Onun ise çığlıkları evin içini doldurdu. Gözleri hafif kaydı, bayılacak sandım. Derin derin nefes alıyordu. Ben yarağımı amından yavaşça geri çekip, çok sert bir şekilde tekrar yüklendim. Kısık bir sesle inliyor, boynumu ve kulaklarımı yalıyor, küçük ısırıklar konduruyordu. Ben hızlanmıştım, kısık kısık nefes alıyordu, “Vur erkeğim, dibime vur! Vur koçum! Sik, becer beni! Sen benim ilk erkeğimsin, yırt şu amımın yarak görmeyen yerlerini, yırt aşkım, kocacığım, koca yaraklı hovardam, sik parçala amımı koca yaraklım, sikemeyenin amını böyle sikerler, off dayanamıyorum, içimi yakıyorsun, pompala canım, hadiiiiii geçirrrrr aslanım!” dedikçe hayvanlaşmıştım…

Hayriye amının kaslarını sıkarak adeta yarağımı bırakmamacasına eziyordu. Amcığı gevşeyeceğine sanki dahada sıkılıyor, daralıyordu. Susmak bilmiyor, haykırıyordu, “Açım koca yaraklım, açım yarağa, açım sikilmeye! Of ne güzel sikiyorsun! Seni ilk gördüğümde amımdan akan suyu görseydin oracıkta Erkanın yanında tecavüz ederdin bana, Erkana da başımı tuttururdun!” dedi. “Tutarmıydı?” diye sordum. “Böyle siktiğini görse eminim beni kendisi siktirir sana, zaten tapıyor sana!” dedi. Bunları duyunca anladım ki, o hanım hanımcık, çıtı pıtı, kapalı kadının fantazi dünyası sınırsızmış, sikişirken konuşmak ve özellikle kocasını aşağılamaktan müthiş zevk alıyordu. Hemen ben de buna yardım etmeye başladım, “Senin o boynuzlu kocanın amına koyayım ben! Karısını siktiğimin pezevengi!” dedim.

“Oooohhh, eveeet, sik Erkanın karısını! Pezevenk kocamın sikemediği amına koyyy errkeğimmm. Sik, boynuzlat arkadaşını, Erkana boynuz taktır bana, sikicim sen ol, boynuzlu pezevengim o olsun, yırt amımı, yırt götümü, sana kendimi o pezevengin kucağında siktirmezsem bu yarrak bana haram olsun sikicim!” diye haykırıyordu. “Sen tam bir Orospuymuşsun, amına koyduğumun Kahpesi, amının ateşi vücuduna, eline vurmuş, anlasaydım ilk fırsatta zorla sikerdim seni, adi Fahişe!” dedim. “Evet tecavüz etmeliydin bana, zorla, bağırta bağırta, ağlata ağlata sikmeliydin, o gün arabanla dağa kaldırmalıydın beni!” dedi. “Sende bu Orospuluk varken seni daha öyle sikerim ki, o pezevenk kocanın boynuzları caddelere sığmaz, merak etme!” dedim. “Ooohhh sik erkeğim Erkanın karısının tazecik amcığını! Daha bu orospu kocasının taptığı bu arkadaşına neler verecek!” dedi. “Neler vereceksin?” dedim. “Amcığımı verecem!” dedi. “Onu zaten verdin amcık karı, dalga mı geçiyorsun, amına koyduğumun Orospusu seni!” dedim.

“Götümü de verecem, bakire el değmemiş götümün de sahibi sen olacaksın erkeğim!” dedi. “İşte bu güzel!” dedim. “Götümü de siktirecem sana, fakat önce şu doymamış amcığımı doyurmalısın, sik Nahitim! Sik erkeğim, hovardam benim! Oohhh! Kocam olacak o pezevengin boynuzları uzasın, arkadaşının altında amımı siktiriyorum, ohhhh! Hadi vur! Sakın durma! Oooof, aaaah dayanamıyorum, bana birşeyler oluyor, içim gidiyor, sakın durma, kökle birtanem, kökle! Ahhhh…” dedi ve titremeye başladı. Boşalmak üzereydi, zevk alması için yarağımı geri çektim, başının yarısına kadar çıkardım ve tekrar kökledim ve öyle bir bastırdım ki, dibinde bekledim ve boşaldığını hissettim. Ben ise hızımı daha alamamıştım, kendimi sıkıyor boşalmamak için direniyordum…

Yaklaşık 45 dakika sonra Hayriye dördüncü kez boşalırken, ben de patlamak üzereydim ve makina gibi hızlandım, “Geliyorum Orospu, nerene boşalayım?” dedim. Hemen bacaklarını sımsıkı belime, kollarını da boynuma doladı, gözlerimin içine bakıyor, sıktığı dişlerinin arasından, “İçime boşal koçum, içime boşal aslanım! Her yerim senin, istediğin yerime boşalabilirsin, ama önce şu Orospunun döle susamış taze amını döllerinle bir sula, arkadaşının sikemediği karısını dölle, bu am senin döllerine kurban olsun, hadi sikicim, hadi fışkırt amıma, fışkırt döllerini!” dedi. “Ya hamile kalırsan?” deyince, “Offff, hadiii, fışkıırrrrt aşkımm, bırak kendini, hadiii ak içimeee, ak amımaa, ohhh hadi sikicim, yolla döllerini hadiii, kalırsam sana hamile kalayım, senin çocuğunu doğurayım, hadiiii!” diye bağırdı. Öyle tahrik olmuştum ki, artık bu sözler üzerine o anda patladım! Ama ne patlayış, amının içi, en ücra köşesine kadar dolmuştu. Adeta kısa bir baygınlık geçirdi…

O gece Hayriyeyi defalarca siktim (Götten de siktim!) ve ilişkimiz 3 yıldır sürüyor. Her fırsatta amdan, götten, ağzından, neresi denk gelirse orasından çılgınca siktim. Şimdi benden hamile kalınca kocasına her şeyi anlatmış, kocası önce kızmış, ama sonra çaresiz olduğu için kabullenmiş…